# TCMB, Finansal İstikrar Raporunu yayımlandı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/tcmb-finansal-istikrar-raporunu-yayimlandi-85330h/
- Yayımlanma: 2022-05-27T11:38:26+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Finansal İstikrar Raporu’nda, bankaların
kısa ve uzun vadeli likidite göstergelerindeki olumlu görünüm devam ederken, sektörün
likidite risklerini yönetebilecek güçlü tamponlara sahip olduğu vurgulanarak, “Bankacılık
sektörünün taşıdığı yabancı para (YP) pozisyon fazlası, kur şoklarına karşı koruma
sağlamaya devam etmektedir.” ifadesi kullanıldı.

TCMB’nin Mayıs 2022 dönemine ilişkin Finansal İstikrar Raporu, bankanın internet
sitesinde yayımlandı.

Raporda, Rusya-Ukrayna çatışması ve Çin’de artan vaka sayılarına karşı alınan karantina
önlemlerinin, küresel iktisadi faaliyet üzerinde aşağı yönlü risk oluşturduğu belirtilerek,
artan küresel gıda güvenliği belirsizlikleri ile emtia fiyatları ve taşımacılık 
maliyetlerindeki yüksek seviyelerin, küresel ölçekte enflasyonist baskıların sürmesine
neden olduğu vurgulandı.

Jeopolitik gerilimler, uluslararası yaptırımlar ve korumacı ticaret politikalarının
emtia fiyatları üzerindeki belirsizlikleri artırdığı aktarılan raporda, “Jeopolitik
gelişmelerin yanı sıra gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikası adımlarına
yönelik beklentilerin bir sonucu olarak gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy
akımları dalgalı bir seyir izlemektedir. Salgın sürecinde belirgin artan küresel
finansal borçluluk 2021 yılı ilk çeyreğinden itibaren azalış eğilimine girmiştir.”
denildi.

Raporda, geçen yıl genelinde iç ve dış talebin katkısıyla güçlü bir seyir izleyen
iktisadi faaliyetin, 2022’nin ilk çeyreğinde de bu seyrini koruduğuna işaret edilerek,
şunlar kaydedildi:

“Geçen yılın son çeyreğinde büyümenin temel belirleyicisi özel tüketim öncülüğünde
nihai yurt içi talep olmuş, net ihracatın büyümeye katkısı devam etmiştir. Hanehalkı
borçluluğu, iktisadi faaliyetin güçlü seyrinin de etkisiyle 2020 yılı 3. çeyreğinden
itibaren azalmış olup, seviye olarak gelişmekte olan ülkeler ortalamasının oldukça
altında bulunmaktadır. Öte yandan, borçlanmanın artan oranda sabit gelirli kesim
tarafından yapılması öngörülebilir nakit akışı oluşturarak finansal istikrarı desteklemektedir.
Hanehalkı finansal varlıklarındaki artış eğilimi, mevduat ve mevduat dışı finansal
varlıklardaki güçlü büyüme ile devam etmektedir. Bu dönemde, hanehalkının hisse 
senedi ve yatırım fonları gibi mevduat dışı TL finansal varlıklara yönelimi de dikkat
çekmektedir. Bu eğilimler finansal derinleşmeyi güçlendirici nitelikleri ile öne
çıkmaktadır.”

– “Firmaların karlılık performansı ilk çeyrekte arttı”

Raporda, reel sektörün finansal yükümlülüklerinin finansal varlıklara oranındaki
ılımlı seyir korunurken, firmaların likidite, karlılık ve borç ödeme göstergelerindeki
iyileşme eğiliminin güçlenerek devam ettiği dile getirildi.

Mevcut rapor döneminde kur, emtia ve enerji fiyatlarındaki yükselişle oluşan maliyet
yükünün, firmaların işletme sermayesi finansmanı ihtiyacını ve finansal yükümlülüklerini
artırdığından bahsedilen raporda, şu ifadelere yer verildi:

“Firma varlıkları kur artışından olumlu etkilenirken, güçlü iktisadi faaliyetle 
artan cirolar varlıkları desteklemiştir. Reel sektör yurt içinden kullandığı YP 
kredileri kapatmaya devam ederek kur riskini azaltma eğilimini korumuş ve toplam
kredilerdeki TL payı artmaya devam etmiştir. Firmaların yurt dışından sağladığı 
finansman güçlü şekilde devam etmiş, dış borçlar yüzde 100’ün üzerinde yenilenmiştir.
2021 yılı son çeyreğindeki kur gelişmeleri, üretim maliyetlerindeki artış ve enflasyonist
baskılar firmaların hazır değer tutma eğilimini artırırken, karlılıklarında bir 
miktar gerilemeyi beraberinde getirmiştir. Bu yılın ilk çeyreğinde ise kurdaki gerileme
ile hazır değerler ve nakit oranı bir miktar düşerken, firmaların karlılık performansı
güçlü iktisadi faaliyet, canlı ihracat ve stok yeniden değerlemeleriyle artmıştır.
2021’in son çeyreğinde kur kaynaklı finansman giderlerindeki artışla birlikte firmaların
yükselen finansman gideri karşılama oranı 2022’nin ilk çeyreğinde firma karlılıklarındaki
artışla iyileşmiştir.”

– “Kredilerin iktisadi faaliyetle buluşması büyük önem arz ediyor”

Raporda, 2022 itibarıyla hızlanan kredi büyümesinde TL firma kredisi kullandırımlarının
etkili olduğuna işaret edilerek, bireysel kredi büyümesinin, geçen yıl devreye alınan
makroihtiyati uygulamalar ve artan faiz oranları ile firma kredilerine kıyasla daha
ılımlı seyir izlediği vurgulandı.

Uzun dönemli eğilimlerine bakıldığında, ticari kredi kullanımının daha hızlı büyüdüğü,
bireysel kredi kullanımının ise yatay seyrettiği aktarılan raporda, “TL firma kredisi
büyümesinde yükselen emtia fiyatlarıyla artan işletme sermayesi ihtiyacı ve stok
finansmanındaki artış gibi faktörlerin de etkili olduğu değerlendirilirken kredilerin
yatırım, ihracat ve potansiyel büyümeyi destekleyecek şekilde iktisadi faaliyetle
buluşması büyük önem arz etmektedir. Alınan ilave makroihtiyati tedbirlerin de bu
yönde destekleyici katkı sunması beklenmektedir.” değerlendirmeleri yapıldı.

Raporda, kredilerin amacına uygun şekilde iktisadi faaliyetle buluşmasını temin 
etmek amacıyla güçlendirilen makroihtiyati çerçevenin etkilerinin yakından takip
edildiği bildirildi.

Liralaşma Stratejisi açısından kredilerin öneminden de bahsedilen raporda, şunlar
kaydedildi:

“Kredilerin sürdürülebilir fiyat istikrarı hedefiyle uyumlu bir oranda ve cari dengeyi
destekleyecek, verimliliği ve potansiyel üretimi artıracak şekilde uzun vadeli ve
Türk lirası cinsinden tahsis edilmesi TCMB tarafından kararlılıkla yürütülen Liralaşma
stratejisinin önemli bir unsurudur. 23 Nisan’da yapılan duyuruyla tarımsal krediler,
KOBİ kredileri, ihracat ve yatırım kredileri hariç firmalara kullandırılan TL kredilerdeki
büyüme nispetinde TL cinsi kredilerde zorunlu karşılık oranları artırılmıştır. Ayrıca
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunca 28 Nisan’da yapılan duyuru ile bahse
konu ticari kredilerde risk ağırlıkları artırılmıştır. TCMB kaynaklarından finansmanı
sağlanacak olan yatırım taahhütlü avans kredileriyle de uzun vadeli yatırımlar, 
verimli üretim alanları ve ithal ikameci faaliyetler teşvik edilerek kredilerin 
fiyat istikrarı ve finansal istikrara zarar vermeden amacına uygun şekilde kullandırılması
temin edilecektir.”

– “Bankalar, yurt dışı borçlara erişim kabiliyetini koruyor”

Raporda, bankacılık sektörü aktif kalitesindeki güçlü görünümün korunduğuna işaret
edildi.

TL kredi kullandırımlarındaki hızlı artış ve kur etkisi kaynaklı büyüyen kredi bakiyeleri
nedeniyle toplam tahsili gecikmiş alacak (TGA) oranının gerilediği aktarılan raporda,
kredi sınıflama esnekliklerinin kaldırılmasının TGA oranları üzerindeki etkisinin
de sınırlı olduğu dile getirildi.

Raporda, TGA tahsilatlarının TGA ilavelerine oranının güçlü seyretmeye devam ettiği
belirtilerek, “Kredilerin yakın izleme ve TGA’ya geçiş olasılıkları salgın öncesi
seviyelerinin gerisindeyken, bankaların ihtiyatlı karşılık ayırma politikasına devam
etmesi aktif kalitesi kaynaklı riskleri sınırlandırmaktadır. Yakın izlemedeki kredilerin
önemli bir kısmı gecikmesi olmayan kredilerden oluşmakta, bankalar ihtiyatlı bir
şekilde yapılandırdıkları kredileri yakın izleme sınıfı altında takip etmektedir.”
ifadeleri kullanıldı.

Bankaların kısa ve uzun vadeli likidite göstergelerindeki olumlu görünümün devam
ettiği vurgulanan raporda, şunlar kaydedildi:

“Sektörün likidite risklerini yönetebilecek güçlü tamponları bulunmaktadır. Bankaların
halihazırda yüksek olan YP likiditesine ilave olarak Kur Korumalı Mevduat (KKM) 
uygulamasının da katkısıyla TL likit aktiflerde görülen güçlü artış sektörün genel
likiditesini desteklemiştir. Bu dönemde küresel finansal koşullarda sıkılaşma ve
jeopolitik gelişmeler kaynaklı olarak bankaların dış borçlanma maliyetlerinde artış
gözlenmiştir. Artan maliyetlere rağmen vadesi gelen sendikasyon kredilerinin yüzde
100’ün üzerinde yenilenmesi bankaların yurt dışı borçlara erişim kabiliyetini koruduğunu
ima etmektedir. Bankaların likidite şoklarına karşı güçlü YP likidite tamponlarına
sahip olduğu görülürken, kısa vadeli YP dış borcun tamamı, YP swap alacakları dahil
YP likit varlıklarıyla karşılanabilecek düzeydedir.”

– “YP pozisyon fazlası taşıyan bankaların sayısı arttı”

Raporda, banka bilançolarında TL ve YP cinsi aktif ve pasifler arasındaki vade uyumsuzluğunun
belirgin ölçüde iyileştiği dile getirildi.

Kur korumalı mevduat ürünün katkısıyla pasiflerin ortalama vadesinin uzadığına işaret
edilen raporda, sabit faizli kredilerin vadeleri kısalırken değişken faizli kredi
ve menkul kıymetlerin aktifteki payının artmasının, faize duyarlı aktif ve pasif
arasındaki vade uyumsuzluğunu olumlu yönde etkilediği belirtildi.

Raporda, mevcut rapor döneminde uygulanan faiz şoku senaryosunda yüzde 10’un üzerinde
özkaynak kaybı yaşaması muhtemel bankanın bulunmadığı vurgulanarak, “Öte yandan,
bankacılık sektörünün taşıdığı YP pozisyon fazlası, kur şoklarına karşı koruma sağlamaya
devam etmektedir. Kur korumalı mevduat ürünlerinin bilançonun liralaşmasına katkısıyla
YP pozisyon fazlası taşıyan bankaların sayısında artış gözlenmiştir.” denildi.

Geçen yılın ikinci yarısından itibaren toparlanma eğiliminde olan bankacılık sektörü
karlılığının, son iki çeyrekte artışını sektör geneline yaygın şekilde güçlenerek
sürdürdüğü bilgisi verilerek, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

“Sektörün ilk çeyrek karlılığı yıllık bazda yüzde 30’un üzerinde özkaynak karlılığına
işaret etmektedir. Yılın ilk çeyreğindeki yüksek net faiz geliri ile önceki döneme
kıyasla gerileyen kredi karşılık giderleri karlılık artışında önemli rol oynamıştır.
Net faiz gelirlerindeki artışta ise çekirdek marjın yükselmesi, TL ticari krediler
kaynaklı kredi büyümesi ile Tüketici Fiyat Endeksi’ne (TÜFE) endeksli menkul değerlerin
katkısı etkilidir. Sektör karlılığındaki iyileşme, özkaynak kanalından sermaye yeterliliğini
desteklemektedir. Bankalar olası risklere karşı güçlü sermaye yapısını korumaktadır.
Bankacılık sektörünün halihazırda yasal sınırların üzerinde olan sermaye yeterlilik
oranları, düzenleme etkilerinden arındırıldığında dahi yasal sınırların üzerinde
kalmaya devam etmektedir. Öte yandan, Türk bankalarının yasal sermaye tamponlarının
üzerinde ilave sermayeye sahip oldukları görülmektedir. Sermaye tamponları bankaların
beklenmeyen kayıpları karşılayabilmesi ve stres dönemlerinde ekonominin ihtiyaç 
duyduğu finansmanın sürdürülmesi açısından önem arz etmektedir.”
