# TCMB’nin Enflasyon Raporu ve yeni atamalar ne anlama geliyor?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/tcmbnin-enflasyon-raporu-ve-yeni-atamalar-ne-anlama-geliyor-100486h/
- Yayımlanma: 2023-07-31T08:28:51+03:00
- Yazar: Selim Soydan

[Merkez Bankası](https://www.tcmb.gov.tr), Hafize Gaye Erkan başkanlığında ilk [enflasyon](https://www.borsatek.com/euro-bolgesi-enflasyon-verileri-aciklandi-100166h)
raporu toplantısını 27 Temmuz’da yaptı. Uzunca bir süredir, özellikle de Eylül 2021
sonrası devreye giren yeni ekonomi modeli (YEM) döneminde, enflasyon raporları da
o dönemde “önemsizleştirilen” Merkez Bankası ile aynı kaderi paylaştı.

Enflasyonla “mücadelesini” faiz indirimleri ile yapan ve bu suretle de enflasyonu
rayından çıkaran bir Merkez Bankası’nın yayınladığı raporun piyasa uzmanları nezdinde
bir geçerliliği kalmadı.

İşte bu nedenle Başkan Erkan’la açılan yeni sayfanın nasıl bir zemine oturtulacağının
birinci ağızdan anlatılması açısından geçen haftaki basın toplantısı önemliydi.

Merkez Bankası sene sonu enflasyon tahminini yüzde 58’e yükseltti. Başkan Erkan,
enflasyonla mücadele için sıkı para politikası gerektiğini vurguladı.

Ancak enflasyonda böylesine güçlü bir artış beklenirken politika faizinin neden 
yüzde 17.5’de bırakıldığı sorularına tatmin edici açıklamalar veremedi. “Bütünsel
yaklaşım” gibi muğlak ve ikna edici olmayan kaçamak cevaplar geldi.

Faiz ve enflasyon arasındaki nedensellik sorusu ise tamamen cevapsız kaldı.

Her ne kadar kulağa “siyasal” bir cevap gibi gelse de aslında bu sorunun iktisat
literatüründeki cevabı net ve Cumhurbaşkanı’nın görüşüyle çelişiyor.

Erkan’ın sessiz kalması bir taraftan siyasi görüşe katılmadığını diğer yandan da
Merkez Bankası’nın bağımsız olmadığını teyit etti kanımca.

Edindiğim genel izlenimim şu şekilde: Başkan Erkan enflasyon probleminin farkında
olduğunu, enflasyonu nasıl düşürmek gerektiğini bildiğini, ancak kendisine verilen
politika alanının son derece sınırlı olduğunu ima ediyor. “Elden gelen bu kadar”
demek politik olarak doğru olmayacağı için de muğlak ifadelerle elini göstermekten
kaçınıyor.

Öte yandan bu kadar yetersiz faiz artışları ile enflasyonla mücadele edemeyeceğini
kendisi de bildiği için en azından enflasyon tahminini gerçekçi bir seviyede tutmak
istiyor.

28 Temmuz tarihinde YEM döneminde Para Politikası Kurulu’nda (PPK) yer alan ve bu
dönemde Merkez Bankası’nın aldığı faiz indirim kararlarını destekleyen üç başkan
yardımcısı görevden alındı.

Yerlerine içlerinde Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrencilik yıllarımdan danışman hocam
Cevdet Akçay’ın da olduğu üç saygın isim geldi.

Merkez Bankası’nın üzerindeki siyasi baskıyı bertaraf etmeye bu üç isim ne kadar
katkı verebilir emin değilim. Öte yandan amaç siyasi baskıya karşı durup, ciddi 
bir dezenflasyon programı uygulamak gibi de görünmüyor zaten.

### Peki o zaman yeni ekibin amacı ne?

Yeni Merkez Bankası kadrosunun esas amacının enflasyonu düşürmekten ziyade YEM döneminden
çıkışı sağlamak olduğunu düşünüyorum.

Bu çerçevede Merkez Bankası bir taraftan ılımlı faiz artışları ile döviz kuruna 
müdahaleyi kademeli olarak bırakacak, diğer taraftan regülasyon ve kısıtlamaları
kaldırarak piyasa koşullarını yeniden işler hale getirmeyi arzu edecektir.

Bu sayede kısa vadeli döviz girişi sağlayarak kuruyan döviz likiditesini bir parça
olsun yerine koymayı hedefleyecektir.

Merkez Bankası’nın misyonunu bu şekilde daha mütevazı olarak tanımladığımızda, yeni
ekibin bu sınırlı çerçevede başarılı olabileceğini düşünüyorum.

İlave olarak üçü de akademi ve araştırma tabanlı bu yeni üyelerin TCMB’de ciddi 
şekilde ihmal edilmiş araştırma birimini canlandırabileceğini, dağılmış kadroları
toparlayabileceğini ve yıllardır gitmeyi özlediğimiz konferansları ve araştırma 
tebliğlerini tekrar aktif hale getirebileceklerini düşünüyorum.

YEM’in 1,5 senede enflasyonda yarattığı devasa zararı ortadan kaldırmak, Eylül 2021
öncesindeki yüzde 20’li seviyeleri görebilmek ise ekibin birincil önceliği gibi 
durmuyor ve önümüzdeki 3-4 senelik dönemde de maalesef mümkün görünmüyor. Umarım
yanılıyorumdur.

### Kredibiliteyi artıracak adımlar

TCMB’nin yıpranmış kredibilitesini yeniden kazanmak için atması gereken kolay ve
zor adımlar var.

En kolay kazanımlar, gerçekçi tahminler koyarak ve atılacak adımlarla koyulan hedefler
arasında içsel tutarlılık sağlayarak mümkün.

Bu suretle piyasalar Merkez Bankası’nın kendileri ile aynı dili konuştuğuna ikna
olduklarında, bir sonraki aşamada beklentilerini oluştururken Merkez Bankası’nın
tahminlerini kerteriz almaya başlarlar.

Zor olan kazanımlar ise liyakatlı kadroların, atılması gerektiğini düşündükleri 
adımları korkmadan ve siyasi baskıya maruz kalmadan atılabilmesidir.

Enflasyon raporu şu kolay kazanımları hedeflemiş:

**1. Sene sonu tahminindeki 40 puana yakın güncelleme**

Bu kadar büyük bir revizyonu son üç aydaki sürpriz gelişmelerle açıklayamazsınız.
Nitekim Merkez Bankası da güncellemenin dörtte birinin “yaklaşım değişikliği” kaynaklı
olduğunu söylüyor.

Ben rapora yeni eklenmiş bu kalemi üstü kapalı bir şekilde “bir önceki ekibin olduğundan
düşük gösterdiği sene sonu tahminini biz daha gerçekçi seviyelere çekecek bir yaklaşımı
benimsedik” şeklinde yorumladım.

Bu revizyonun önemi nedir?

Bir merkez bankasının elindeki en önemli iki araçtan birisi politika faizi ise diğeri
iletişim gücüdür.

Sözüne güvenilir bir merkez bankası etkin iletişimle enflasyon beklentilerini kontrol
altına alabilir ve makul seviyelerde çıpalayabilir. Bunu başarabildiği sürece de
fazla faiz artışına gitmesine gerek kalmaz.

**2. Atılacağı tahmin edilen adımlar ve enflasyon tahmini arasındaki uyum**

Sıkı para politikası döngüsüne başlayan bir merkez bankası, şayet niyetinde ciddi
ise, bunu önden yüklemeli bir faiz artışı ile başlatmasının sinyal değeri büyük 
olur.

Bu suretle ileriye yönelik niyeti konusunda piyasaları ikna ederek daha yüklü faiz
artışlarına gerek kalmadan enflasyon beklentilerini kontrol altına almayı hedefler.
Sonradan gelecek faiz artışlarının dozu tipik olarak azalır.

Şayet bunu yapmaz ve faiz artışlarının dozunu giderek artırırsa o zaman piyasalar
merkez bankasının önceden öngöremediği bir problem olduğunu düşünerek kendi enflasyon
beklentilerini de yukarı çekerler. O yüzden kademeli faiz artışları tipik olarak
yüksek dozda başlar ve doz azaltarak devam eder.

Bu beklentiden yola çıkarak TCMB’nin en ağır silahını baştan çektiğini ve bunun 
da iki toplantıda toplam 9 puanlık bir faiz artışı olduğunu düşünürsek sene sonuna
kadar toplam 2-3 puan gibi minimal bir faiz artışı beklemek gerçekçi olabilir.

Bu şartlar altında sene sonu enflasyon tahmininin bugünkü seviyesinin yaklaşık 20
puan üzerine çıkarılması “yapılması gerekeni bilsek de elimizde bu kadar alan var”
demenin bir başka türlüsü olup, hedef ve araç arasındaki tutarlılık boyutu nedeni
ile olumlu karşılanabilir.
