# TCMB’nin faiz artırımları enflasyondaki yükselişi tersine çevirebilir mi?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/tcmbnin-faiz-artirimlari-enflasyondaki-yukselisi-tersine-cevirebilir-mi-102210h/
- Yayımlanma: 2023-09-22T08:36:09+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ([TCMB](https://www.tcmb.gov.tr)) dünkü toplantısında
politika [faiz](https://www.borsatek.com/kuresel-faiz-artirim-dongusu-sona-mi-eriyor-102197h)
ini 500 baz puan daha artırarak yüzde 30 seviyesine çekti. Karar öncesi piyasa beklentileri
oldukça geniş bir banda yayılmıştı. Bu durum para politikasının benimsediği duruşun
netlik kazanmamış olmasından kaynaklanıyordu. Dünkü karar, yolun bundan sonrasında
TCMB’nin daha agresif ve kararlı bir dezenflasyon politikasına geçtiğine dair beklentileri
güçlendirdi.

BBC’nin haberine göre faiz artışının büyüklüğü ve metindeki açıklamalar ışığında
edindiğim izlenim faiz artışlarına bir miktar daha devam edileceği ve politika faizinin
geldiği seviyelerde uzunca bir süre tutulacağı şeklinde.

Geçmişe dönüp baktığımızda Mayıs 2023 seçimleri sonrası para politikasında iki kademeli
bir düzeltme yaşadığımızı söyleyebiliriz.

Para politikasında birinci dönem: Haziran-Temmuz 2023

Birinci dönem, 3 Haziran’da ortodoks politikalara yakınlığı ile bilinen Mehmet Şimşek’in
Hazine ve Maliye Bakanlığına gelişi ile başladı. 9 Haziran’da Hafize Gaye Erkan’ın
TCMB Başkanı olarak atanması ile devam edip 27 Temmuz’daki enflasyon raporu toplantısına
kadar devam etti.

Göreve başlarken yüzde 73 seviyesinde bir enflasyon ve yüzde 8,5 seviyesinde bir
politika faizini devralan yeni ekipten umutlar büyüktü.

Kredibilitesi ciddi şekilde erozyona uğramış ve yeni bir sayfa açmaya niyetlenmiş
bir merkez bankası açısından ilk faiz kararı önemli bir sinyal değeri taşır. Bu 
nedenle ilk faiz artışının büyüklüğüne dair beklentiler minimum 1000 baz puandan
başladı ve 2000 baz puana kadar geniş bir yelpazeye yayıldı.

Gelgelelim ilk toplantısında sadece 650 baz puanlık bir faiz artırımına giden Merkez
Bankası sonraki toplantıda hızla vites küçültüp 250 baz puanlık bir faiz artışı 
ile yola devam etti. Bu sebeple, her ne kadar doğru yolda atılmış önemli adımlar
olsa da düşük dozda uygulanan ilacın son 1,5 yılın hasarına derman olamayacağı kısa
sürede ortaya çıktı.

Geçmiş dönemde kura yapılan yoğun müdahale geri çekildiği için kurdaki değer kaybı
daha da hızlandı ve yeni bir enflasyon dalgası yarattı. Bunların üzerine maaş ayarlamaları,
dolaylı vergiler ve akaryakıt zamları eklenince ironik bir şekilde faizler artarken
yıl sonu enflasyon beklentileri de yüzde 70’lere ulaştı.

Enflasyon görünümündeki bu hızlı kötüleşmeye karşılık Enflasyon Raporu toplantısında“
gerekli görülürse” ve “kademeli” faiz artışlarına gidileceğinin not edilmesi “elden
gelen bu kadar” mesajını vererek ileriye yönelik faiz artışı beklentilerini önemli
ölçüde sınırladı.

Para politikasında ikinci dönem: Ağustos 2023 sonrası

Piyasaları faiz artışlarının söneceğine hazırlayan Enflasyon Raporu toplantısından
bir gün sonra Para Politikası Kurulu’na (PPK) üç yeni üye atandı. Cevdet Akçay gibi
piyasa ve yabancı yatırımcılar nezdinde oldukça saygın bir yere sahip olan isimlerin
de yer aldığı yeni ekip ilk toplantısında 750 baz puanlık “jumbo” faiz artışı ile
piyasaları selamladı.

Dün gelen 500 baz puanlık ilave faiz artışı ile politika faizi yüzde 30’a yükselirken,
metinde 2024 için yıllık enflasyon hedefi olan yüzde 33’ün tutturulması konusunda
TCMB’nin “kararlı olduğu” ifadesi yer aldı.

Merkez Bankası yıl sonuna kadar bir faiz artışı daha yaparak politika faizini yüzde
35’e çekerse, koymuş olduğu enflasyon beklentisi üzerinden hesaplanan reel faiz 
pozitife geçecektir.

Peki faizlerde bu seviye, enflasyondaki yükseliş trendini tersine çevirmeye yeter
mi?

Amerikan Merkez Bankası’nın (Fed) iki gün önceki toplantısında benzer bir soru başkan
Jerome Powell’a soruldu.

Powell, politika faizinde zirvenin nerede olduğu ve hangi noktada faizlerin geldiği
seviyenin yeterli olduğuna ikna olacakları sorusuna aydınlatıcı bir cevap verdi.
Teknik bir hesaplama ile kesin bir rakam vermenin mümkün olmayacağına işaret ederek“
politikanın yeterince sıkılaştırıcı olup olmadığını ancak görerek anlarsınız” dedi.

Bu cevap şüphesiz TCMB için de geçerli. Politika faizi 2024 için telaffuz edilen
resmi enflasyon beklentisinin üzerine çekildikten sonra bu seviyenin yeterli olup
olmadığını beklenti yönetimindeki başarı belirleyecektir.

Birikimli faiz artışları, yüksek enflasyonun yarattığı yoksullaşma ile birleştiğinde(
şayet faizlerde prematüre bir indirim söz konusu olmazsa) talep enflasyonu önümüzdeki
altı ay içerisinde büyük ölçüde sönebilir.

Öte yandan, yüksek enflasyonun yarattığı yapışkanlığı yenmek ancak ve ancak bu süreçte
sıkı para politikasından taviz vermeyecek ve ikinci bir “Naci Ağbal” vakası yaşanmayacağına
piyasaları inandıracak bir Merkez Bankası ile mümkün olabilir.

Bu yolda yapılması gerekenler ise özetle şunları:

Ağustos itibarıyla başlayan şahin duruşun devamı

Merkez Bankası’nın enflasyon tahminlerinde kısa süre içinde sık revizyonlara gitmemesi(
Çünkü son üç ayda olduğu gibi enflasyon tahmininin yüzde 58’den yüzde 65’e doğru
çekilmesi Merkez Bankası’nın teknik kapasitesinin yetersiz olduğu ya da kasıtlı 
olarak ilk tahmininde enflasyonun olduğundan düşük gösterildiği izlenimi yaratıyor)

İletişimin güçlendirilerek daha şeffaf bir yol haritası sunulması ve hatalı yönlendirmelerden
kaçınılması (Örneğin “kademeli” faiz artışları dendikten sonra artış dozunun bir
anda yükselmesi bir taraftan piyasa fiyatlamalarında yanlış rehberliğe sebep olurken,
diğer taraftan da Merkez Bankası’nın çok da uzun soluklu plan yapamadığı izlenimi
veriyor)
