# TCMB’yi eleştiren Erdoğan: Sabrımın sınırı var!

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/tcmbyi-elestiren-erdogan-sabrimin-siniri-var-39786h/
- Yayımlanma: 2018-09-14T14:22:35+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Dün son olarak Merkez
Bankası sürekli gündeme getirilen faiz artırımını da üstelik oldukça yüksek bir 
oranla gerçekleştirdi. Diyor ya bağımsızlık, hadi buyur bağımsızlık. Şimdi bakalım
bağımsızlığın neticesini göreceğiz. Şu an şahsen benim sabır safhamdır ve bu sabır

bir yere kadar. Çünkü biz sömürü manivelalarına eyvallah edemeyiz. Sadece bir kur
manivelasıyla bir ülke terbiye edilemez” dedi. 

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Genişletilmiş
İl Başkanları Toplantısı’na katıldı. AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleşen toplantıda
konuşan Erdoğan, Türkiye’nin 24 Haziran seçimlerini başarıyla geride bırakarak demokratik
olgunluğunu tüm dünyaya bir kez daha gösterdiğini vurgulayarak, “Milletimiz cumhurbaşkanlığında
şahsıma teveccüh göstererek Mecliste de partimizi 1’inci parti yaparak tercihini
bir kez daha istikrardan, güvenden, büyümeden, kalkınmadan yana kullanmıştır. Milletimize
layık olabilmek için hemen kabinemizi oluşturduk. 100 günlük eylem programımızı 
ilan ederek kolları sıvayarak işe başladık. Orta Vadeli Program’la ve 2019-2023 
stratejik planımızla ilgili hazırlıklarımızı son sürat devam ettirdik. Yeni yönetim
sistemimizin verdiği imkanları en iyi şekilde kullanarak hedeflerimize doğru adım
adım yürüme kararıyla yola koyulduk” ifadelerini kullandı. 

**“Dövizin Ağustos’ta bir anda 7 lira seviyesine kadar yükselmesi başlı başına bir
ekonomik suikast girişiminin delilidir” **

Seçim öncesi bir parça yükselen döviz kurunun makul bir seviyeye düşmesini veya 
en azından yatay seyre geçmesini beklediklerini ancak tam tersi bir durumla karşılaştıklarını
ifade eden Erdoğan, “Amerikan yönetiminin ülkemizle ilgili ardı ardına açıkladığı
olumsuz kararlar bahane edilerek Türkiye ekonomisini hedef alan alçak bir saldırı
ile karşı karşıya kaldık. Döviz kuru gece yarısı operasyonlarıyla ne ekonomik gerekçelerle
ne de mantıklı bir başka sebeple izah edilemeyecek şekilde yükseltildi. Açık konuşmak
gerekirse yılbaşında 3,8 olan, Mart başında yine bu durumu koruyan, Nisan başında
yaklaşık 4 olan, Mayıs başında 4,12 olan, Haziran’da seçimlerin ertesi günü 
4,6’
yı bulan döviz kurunun yükselişini buraya kadar anlayabilirdik. 

Seçim öncesinin belirsizlikleri sebebiyle böyle bir kıpırdanma olabilir diye baktık.
Buna karşılık daha sonraki gelişmeleri aynı hüsnüniyetle değerlendiremiyoruz. Temmuz
ayı boyunca da aynı seviyelerde seyreden dövizin Ağustos’ta bir anda 7 lira seviyesine
kadar yükselmesi başlı başına bir ekonomik suikast girişiminin delilidir. Ağustos
ayında bu ülkede ne siyasi istikrarsızlık yaşandı ne harp oldu ne afete maruz kalını
ne başka herhangi bir fevkaladelik görüldü. Amerikan yönetiminin ülkemizin egemenlik
haklarına açıkça saygısızlık olan taleplerine cevap vermedik diye böyle bir sonucun
ortaya çıkması meselenin tamamen siyasi olduğuna işaret ediyor” dedi. 

**“Şu an şahsen benim sabır safhamdır ve bu sabır bir yere kadar” **

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: 

“Her şeyden önce şunun bilinmesi lazım, Türkiye bir hukuk devletidir, bir kabile
devleti değildir. Türkiye’nin yaşadığı bu hadise dünyada artık hiçbir ülkenin siyasi
ve ekonomik güvenliğinin kalmadığının ifadesidir. Nitekim bu konuda Avrupa Birliği,
Çin, Rusya, Hindistan başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinden ciddi rahatsızlık
işaretleri gelmeye başladı. Ülkemize yönelik saldırı diğerlerinden çok daha sinsi
çok daha can sıkıcı çok daha kasıtlı bir şekilde gerçekleşti. İş ekonomi sınırlarını
aştı ve Türkiye’nin topyekun cezalandırılması boyutuna ulaştı. Ekonomi yönetimimiz
başta olmak üzere tüm kurumlarımızda elimizdeki araçları kullanarak bu saldırıyı
belirli bir noktada durdurduk. Bununla birlikte mücadelemiz her alanda amansız bir
şekilde sürüyor. Maruz kaldığımız saldırının manivelası kur gibi gözükse de asıl
kalıcı darbeleri enflasyon ve faizler konusunda alıyoruz. Bu sıkıntının çözümü için
ekonomi yönetimimiz kendi programını uyguluyor. Fakat şunu söylemem lazım, faizi
yöneticiler belirler ama enflasyonu yönetici belirlemez. Enflasyon faizin akışı 
ile oluşur. Bugüne kadar Merkez Bankası defalarca şu 16 yıllık başbakanlık ve cumhurbaşkanlığım
döneminde enflasyonu herkes açıklamıştır. Ama hiçbir kez enflasyon Merkez 
Bankasının
açıkladığı gibi gerçekleşmemiştir. Bakıyorsunuz yıl ortasında Merkez Bankası enflasyonu
tekrar revize ediyor. Üçüncü çeyrekte tekrar revize ediyor. Niye? Madem biliyorsun
bu işi, faizi belirlerken tutuyor da enflasyonu açıklarken niye tutmuyor? Bu gerçekleri
şimdi Ekim ayında da göreceğiz. Dün son olarak Merkez Bankası sürekli gündeme getirilen
faiz artırımını da üstelik oldukça yüksek bir oranla gerçekleştirdi. Diyor ya bağımsızlık,
hadi buyur bağımsızlık. Şimdi bakalım bağımsızlığın neticesini göreceğiz. Şu an 
şahsen benim sabır safhamdır ve bu sabır bir yere kadar. Çünkü biz sömürü manivelalarına
eyvallah edemeyiz. Sadece bir kur manivelasıyla bir ülke terbiye edilemez. Ben yatırımcıma
bakarım. Acaba benim yatırımcım yatırımlarını yapabiliyor mu? Finans kuruluşlarına
gittiği zaman acaba kapıdan onlara ‘buyurun gelin yapılandıralım’ diyorlar mı, yoksa
kusura bakma mı diyorlar. Şu ana kadar hiçbir zaman gelin bunu yapılandıralım diye
bir yaklaşım birkaç bankanın dışında yok. Böyle olunca bizim girişimcimiz, bizim
yatırımcımız istenilen performansı ortaya koyabiliyor mu, rekabet piyasasının içerisinde
yer alabiliyor mu? Alamadığı gibi üretim yapabiliyor mu?” 

**“Hazine ve Maliye Bakanlığımızın tüm birimleriyle bu kontrol mekanizmalarını çok
iyi çalıştırması lazım” **

“Bir ülkenin kalkınması üretim, üretim, üretimdir” diyen Erdoğan, “Üretim durduğu
anda çarklar işlemediği anda her şey durur. Finans kuruluşlarının işi ne? Bu üretim
çarkını döndürmektir. Şunu bileceğiz ki, tabi ki finans kuruluşlarına ihtiyacımız
var. Tabii ki onlarsız bir ekonomi düşünemeyiz. Ama şunu da bilmemiz lazım, finans
kuruluşlarının ayakta kalışı da özellikle bizim reel ekonominin, yatırımcının güçlü
olmasına bağlıdır. Onların ayakta kalışına bağlıdır. Biz o tulumbaya suyu koymamız
lazım ki tulumbadan su gelsin. Tulumbadan su gelmediği zaman susuz kalırsın” şeklinde
konuştu. 

Faiz meselesine bakışını defalarca paylaştığını anlatan Erdoğan, en son dün Türkiye
Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu Genel Kurulunda görüşlerini tekraren ifade ettiğini
belirtti. Erdoğan, “İşte buradan hemen şöyle gazı alan bastırıp gidiyor. Önüne gelen
bakıyorsun zam üstüne zam yapıyor. Faizle ilişkisi olsun olmasın o fırsatı yakalıyor
ya oradan giriyor. Onun için burada özellikle de Hazine ve Maliye Bakanlığımızın
tüm birimleriyle bu kontrol mekanizmalarını çok iyi çalıştırması lazım. İlgili bakanlıklarımızın
bu konuda bunu çok iyi çalıştırması lazım. Bu suistimalleri yapanlara da gereken
dersi vermemiz lazım .Yeter ki enflasyonu, döviz kurunu ve piyasa faizlerini 
kontrol
altına alabileceğimiz bir iklime kavuşabilelim. Gelişmeleri takip ediyoruz, bekleyip
göreceğiz” açıklamasında bulundu. 

**“Kim ki döviz talep ediyor hemen ilgili merciye bunlar şikayet edilmeli” **

Başka pek çok tedbiri de hayata geçirdiklerini aktaran Erdoğan, “Bunlardan biri 
de dün Resmi Gazete’de yayınlanan 85 numaralı Cumhurbaşkanlığı kararıdır. Bu kararla
menkul ve gayrimenkul alım, satım, kiralama hizmet ve eser sözleşmesi gibi tüm işlemlerde
ödeme yükümlülüklerinin artık kendi paramız ile yapılmasını zorunlu hale getirdik.
Artık Türk lirası yerli ve milli para. Kim ki döviz talep ediyor hemen ilgili merciye
bunlar şikayet edilmeli. Gereği neyse 
bunun gereğini yaparız. Burası Türkiye, Türkiye’de
de Türk lirası bu noktada geçerlidir. Uzun süredir şikayet konusu olan dövizle kira
ödemesi sorununu ortadan kaldırdık. Bunlar öyle işlemler yapıyor ki kirayı dövizle
alıyor personele Türk lirası ödüyor. Sen elektrik parasını dövizle mi ödüyorsun,
su parasını dövizle mi ödüyorsun? Hepsi TL ama gel gör kira dolar. Öyle 25 kuruşa
simit yok. Gereği neyse bu yapılacak. Kamuda tasarrufa yönelik çok önemli adımlarda
attık. Cari harcamalardan yatırımlara kadar her alanda kamu mali dengesine katkı
sağlayacak tedbirler aldık. Bakanlıklar birleşti bu vesileyle tabi 25-26 olan bakanlık
sayısı ile 16’ya düşünce şimdi elimizde ciddi manada binalarımız var Kirada olan
yerler vardı. Bütün bu kirada olan yerleri bakanlıklarımız artık oraları boşaltıyor
ve şimdi kendimize ait olan yerlere geçmek suretiyle bu ödediğimiz kiralardan da
kurtularak çok ciddi bir tasarrufa inşallah kamuda gitmiş oluyoruz. Kamu araçlarını
hem nitelik hem kullanımı bakımından onları da sınırlandırdık. Personel alımını 
da emekli olan personel sayısına yakın bir seviyeye çekiyoruz. Yatırımları da güncellemeye
aldık bitim noktasına gelenlerle bitmeye uzak olanlar sıralamasında ona göre yatırımlarımızı
inşallah planlayıp hızlandıracağız. Sıfırdan bir yatırım şu anda düşünmüyoruz. Olmazsa
olmaz fevkaladeliği olan yatırımlar olabilir ayrı bir konu. Ama bunun dışında başlayacağız
nereye kadar gelmiş yüzde 90’a kadar gelmiş bunu bitireceğiz, 80’e kadar gelmiş 
bitireceğiz, 70’e kadar gelmiş bunları bitireceğiz. Burada müteahhit firmalarımızı
da mağdur etmeyeceğiz. Tüm bakanlıklarımız bu ilke çerçevesinde ellerindeki yatırım
stoklarını gözden geçirecek öncelik sıralaması yaparak çalışmalarını yürütecek. 

Hazinemiz kamuya ilave gelir sağlayacak. Altın ve avro tahvilleriyle kira sertifikaları
gibi yeni araçlarını devreye soktu. Buradan tüm vatandaşlarımızı özellikle Avrupa’da
ve diğer ülkelerde yaşayan kardeşlerimizi bu imkanları değerlendirmeye davet ediyorum.
Yurt dışından alternatif kaynak geliştirme çalışmalarımızda tüm hızıyla sürüyor.
Ülkemizin bu süreci süratle geride bırakması için kamunun çabaları yanında özel 
sektörümüzün ve milletimizin desteğine de ihtiyacımız var” diye konuştu. 

**“Bu stokçuluk Türkiye’de benim normal esnafımı ne yapıyor, ciddi manada sıkıntıya
düşürüyor” **

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: 

“Her şeyden önce ihracat ve ithalatla uğraşmayan hiç kimsenin dövizle işi olmamalıdır.
Vatandaşlarıma sesleniyorum, lütfen paramıza paranıza güvenin. Tüm tasarrufların
dövizden Türk Lirasına ve kendi paramızla değer biçilen finans araçlarına yönlendirilmesi
gerekli. Yastık altı diye tabir edilen sistem dışı tasarrufların süratle 
bankalar,
faizsiz finans kuruluşları ve diğer yollarla ekonomiye kazandırılmasını bekliyoruz.
Özel sektörümüz üretimden ve yatırımdan asla vazgeçmemelidir. Hatta ihracata dönük
üretim ve yatırım için tam zamanıdır. Türkiye’ye döviz kuru üzerinden vurmak isteyenlere
cevabımızı kurun geldiği seviyenin avantajlarını ihracatımıza ve bununla bağlantılı
olarak üretime, istihdama yansıtarak bu cevabı vermeliyiz. Birileri fırsattan istifade
ile milletimizin kafasını bulandırmak moralini bozmak için bir sürü yalan yanlış
haber ortalığa yağıyor. Bu ara biliyorsunuz bol miktarda stokçular çıktı. Bu stokçulara
gereken cevabı gerek İçişleri Bakanlığımız gerek Hazine Maliye buralara verecek.
Buralara baskınlar yapmak suretiyle ‘sen stokçuluk mu yapıyorsun gel bakalım bunun
bedelini öde.’ Bunlara bunun fırsatını vermeyeceğiz. Çünkü bu stokçuluk Türkiye’de
benim normal esnafımı ne yapıyor ciddi manada sıkıntıya düşürüyor.” 
