# Ticaret Savaşı’nın kazananı kapitalist ABD değil, sosyalist Çin olacak

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/ticaret-savasinin-kazanani-kapitalist-abd-degil-sosyalist-cin-olacak-45840h/
- Yayımlanma: 2019-06-16T16:02:33+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

ABD ile Çin arasında devam eden Ticaret Savaşı’nın bir yılını yorumlayan ABD’li 
gazeteci Jeff Brown, Çin’in ekonomik yükselişinin ‘engellenemez’ olduğunu söyledi
ve “Ticaret Savaşı’nın kazananı kapitalist ABD değil, sosyalist Çin olacak” dedi.

ABD ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında geçen yılın Temmuz ayında ‘resmen’ başlayan
Ticaret Savaşı birinci yılını doldurmak üzere. 

Şimdiye kadar savaşın net bir ‘kazananı’ olmasa da, Donald Trump başkanlığında ABD,
Çin’e yönelik yaptırımlarına devam edeceğini ısrarla vurguluyor. Çin yönetimi ise,
en başından itibaren ‘Ticaret Savaşı’nın bir kazananının olmayacağını’ savundu.

Öte yandan Çin, ‘Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ başta olmak üzere, ülkenin dünya çapında
gerçekleştirdiği çıkışlara ve kazandığı başarılara karşı başlattığı herkes tarafından
kabul edilen bu savaşı ‘istemediğini’ söylese de, bundan kaçınmayacağını da defalarca
ilan etti.

ABD başta olmak üzere ‘batı dünyası’, küresel çapta öne çıkan bu ‘yeni süper gücü’
pek çok alanda hedef almış durumda. Ticaret Savaşı ile birlikte, ABD’nin çeşitli
düzlemlerde bir ‘taraf’ haline geldiği diğer başlıklar da kritik önemde. 

**YENİ DÜNYA REKABETİ: ÇİN – ABD**

Ticaret Savaşı, Güney Çin Denizi gerilimi, Uygur ayrılıkçılığı, Çin’in Afrika yatırımlarına
yöneltilen suçlamalar, Kuşak ve Yol İnisiyatifi gibi başlıklardan oluşan bu gerilim
noktaları, uluslararası alanda yeni dönemin ‘büyük rekabetinin’ Çin Komünist Partisi
yönetimindeki Çin ile Trump ABD’si arasında yaşanacağını gösteriyor. 

Bir diğer deyişle, savaş Asya – Pasifik bölgesine kayıyor. 

ABD ile Çin arasında patlak veren bu savaşın en sıcak cephesi olan Ticaret Savaşı’nın
bir yıllık bilançosunu, Çin’de yaşayan Amerikalı gazeteci Jeff J. Brown ile konuştuk.

**‘SAVAŞ SONRASI DÜNYA DÜZENİNİN BİR YANSIMASI’**

“Küresel medyanın yüzde 99’u, devam eden Ticaret Savaşı’nın asıl önemli kısmını 
kaçırıyor” diyen Brown, Çin ile Batı dünyası arasındaki gerilimin ‘Savaş sonrası
Dünya düzeninin iki tarafının bir tezahürü’ olduğu görüşünde. 

Brown’a göre bu saflaşmanın bir tarafını emperyalist sömürgeciliği savunan, ABD 
başta olmak üzere NATO, Avustralya, Yeni Zelanda, İsrail gibi ülkeler oluşturuyor.
Brown, bu ülkeleri ‘Eurangloland’ ifadeleriyle tanımladı ve ekledi:

“Bu ittifak yüzyıllar boyunca bir takım değişikliklerden geçti ve son olarak Batı’nın
derin devlet oligarşileri tarafından kontrol edilen küresel kapitalizme dönüştü.”

**‘BATI KARŞITI CEPHE ÇİN İLE RUSYA’NIN ÖNDERLİĞİNDE’**

“Diğer taraf ise Çin ve Rusya önderliğinde şekillendi” diyen Brown, bu tarafta yer
alan ülkelerin ise Kuzey Kore, İran, Suriye, Venezüella, Küba, Nikaragua, Bolivya,
Eritre ve Latin Amerika için Bolivarcı İttifak (ALBA) ülkelerinden oluştuğunu söyledi.

Brown ayrıca, ABD ve NATO’nun karşısındaki tarafın esas kuvvetlerinin Çin, Rusya
ve İran’dan oluştuğunu vurgulayarak bu 3 ülkenin askeri ve ekonomik kuvvetleri göz
önünde bulundurulduğunda, dünya çapındaki saflaşma için “Global çapta bir Rocky 
filmi izlemek gibi” ifadelerini kullandı.

**‘İKİ ÜLKE ARASINDA DEĞİL, SİSTEMLER ARASINDA BİR SAVAŞ’**

Batı ‘oligarklarının’ içerisinde bulunduğu ekonomik ve siyasi kriz sonucunda umutsuzluk
içinde bulunduklarını söyleyen Brown, devam etmekte olan Ticaret Savaşı’nın iki 
ülke arasındaki bir gerilimden ziyade ‘sistemler arası’ bir savaşın sonucu olduğunu
vurguladı ve “Dünyanın bütün kaynaklarını ve insanlarını yönetmeyi başarana kadar
durmayacaklar, çünkü bu küresel kapitalizmin nihai hedefidir” ifadelerini kullandı.

**‘DENGEDE TUTUN, BAĞIMLI HALE GETİRİN’**

Amerikalı yazar, Ticaret Savaşı’nın bugünü ve geleceğiyle ilgili olarak ise şu yorumlarda
bulundu: 

“Tarihsel bağlamda ele aldığımızda, Donald Trump, kabadayı gibi Çin’e saldıran bir
megalomanyağa benziyor. Ancak konunun özü bu değil. Trump’ın dünyada karışıklık 
ve kaos yaratması için bizzat ABD derin devleti tarafından başkanlığa getirildiğini
düşünüyorum. Trump örneği üzerinden yaratılan ‘aşırıcılık’, aynı zamanda batılı 
müttefikleri dengede tutmak için de kullanılan bir unsur.’ Onları dengede tutun,
bağımlı hale getirin ve özellikle sağda politik aşırıcılık yaratın.’ 

**‘AVRUPA’YI ACINASI BİR HALE GETİRDİ’**

Bu taktik Brezilya’da, Arjantin’de ve Ekvador’da tuttu ve Avrupa’yı acınası, zayıf
bir hale getirdi. Ancak bu hamle Çin, Rusya, İran ve Venezüella’da kesinlikle başarısız
oldu ve bu ülkelerin direnişiyle karşılaştı. 

**‘TİCARET SAVAŞI’NDA KİMİN ÖNE ÇIKACAĞI AÇIK’**

Çin, uzun vadeli sosyalist planlaması, büyük çaplı devlet mülkiyeti sistemi ve devasa
üretimiyle hali hazırda dünyanın ikinci büyük ve en hızlı büyüyen birinci ekonomisi.
Bu sebeple, bu Ticaret Savaşı’nda kimin öne çıkacağı açıktır: neoliberal-kapitalist
ABD değil, komünist-sosyalist Çin.”

**‘HUAWEI’NİN EN ÖNEMLİ AVANTAJI, KOMÜNİST PARTİ ÜYESİ CEO’SU’**

ABD tarafından arka arkaya alınan sert yaptırım kararlarıyla Ticaret Savaşı’nın 
en önemli cephelerinden biri haline gelen Huawei ile ilgili de konuşan Brown, Çinli
telekomünikasyon devinin ‘Batının sosyalist kabusu’ olduğunu söyledi:

“Huawei’nin dünya çapında giriştiği rekabette en önemli avantajı şirketinin büyüklüğü
değil, Komünist Parti üyesi ve yurtsever bir CEO’ya sahip olmasıdır.”

**ÇİN’E AVANTAJ SAĞLAYAN EN ÖNEMLİ UNSUR**

Brown’a göre ayrıca, batı Huawei karşısında ‘adil bir savaşta asla kazanamayacak
ve büyük bir yenilgiye uğrayacak.’ Zira Huawei gibi Çin’in dünya çapında iş yapan
şirketlerinin ve ülkenin diğer ekonomik kalkınma hamlelerinin Çin Komünist Partisi’nin
2049 hedefinin bir parçası olması, tam devlet kontrolü ve yönlendirmesi düşünüldüğünde
Çinli şirketleri serbest piyasa kurallarıyla ilerleyen dünya ekonomisinde öne çıkaran
en önemli unsur.

**BUNDAN SONRA NE OLACAK?**

Çin’i böylesi bir yaptırımlar sistemiyle durdurmanın imkansız olduğunu vurgulayan
Brown, ‘sağcı ve dengesiz liderlerce yönetilen’ Batı’nın yapabileceği tek şeyin “
Baba Pekin’in uykuya dalmasını beklemek” olduğu görüşünde. 

Brown’a göre, Çin’in ticaret yaptığı -ve yapmayı planladığı- ülkelere tam bir ‘kazan-
kazan’ formülüyle gidiyor oluşu, emperyalist-kapitalist sistemin istediği son şey.
Çünkü bu durum, küresel ekonomi üzerindeki batı egemenliğini sarsmakla kalmıyor,
Komünist Parti tarafından yönetilen devasa bir ekonominin ‘dünyanın yeni süper gücü’
olmasının da önünü açıyor. 

**‘BUNU KABULLENİN’**

Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ni de bu bağlamda değerlendiren Brown, “Türkiye, (Osmanlı)
Avrupa ve Afrika, Çin ile yüzyıllar boyunca kazan-kazan ilişkisi içerisinde bulundu.
Çin’in günümüzde yaptığı şey ise bu tarihsel İpek Yolu’nun 21. yüzyıl teknolojisiyle
yeniden canlandırılmasından ibaret. Batının yapacağı en iyi şey ise, bu projeye 
dahil olmak” dedi ve Ticaret Savaşı’nda Çin’in yenilmesini bekleyenler için “Öyle
bir şey kesinlikle olmayacak, bunu kabullenin” ifadelerini kullandı.(sputnik)
