# Trump’ın İran Açıklamaları ve Borsa

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/trumpin-iran-aciklamalari-ve-borsa/
- Yayımlanma: 2026-07-08T21:41:00+03:00
- Yazar: Zeliha SARAÇ

Bugün Borsa İstanbul’da işler yolunda gitmedi. Güne umutlu bir başlangıç yapmıştık
ama Trump’ın Ankara’daki NATO zirvesinde yaptığı açıklamalar piyasaları ters yöne
çevirdi. Ateşkesin bittiğini söyledi, İran’a karşı sert askeri sinyaller verdi.

Hemen arkasından ABD’nin İran’a yönelik hava saldırıları yaptığı, İran’ın da karşılık
olarak Amerikan askeri hedeflerine füze attığı haberleri yayıldı. Bu gelişme global
risk algısını yükseltti ve bizim piyasamızda da satış dalgası başladı. BIST 100 
endeksi Gün içinde en düşük 14 bin 280 puana kadar indi. Yüksek açılış yapmıştık
ama öğleden sonra satışlar hızlandı, endeks kademeli olarak geriledi.

Bu rakamlar kulağa sadece teknik bir veri gibi gelebilir ama aslında çok daha fazlasını
anlatıyor. Yabancı yatırımcıların riskten kaçtığını, TL üzerinde baskının arttığını,
şirketlerin borçlanma maliyetinin yükselebileceğini gösteriyor. Bizim gibi ekonomilerde
jeopolitik bir kıvılcım hemen yangına dönüşebiliyor. Çünkü dış finansman ihtiyacımız
yüksek, portföy hareketleri hızlı. Bir haberle fonlar çıkabiliyor, bir haberle geri
dönebiliyor. Bugün çıkan taraf ağır bastı. Kur tarafında da yukarı yönlü hareketler
gözlendi, bu da ithalatçı şirketleri ve borçlu kesimleri olumsuz etkiliyor.

Trump’ın bu açıklaması neden bu kadar etkili oldu? Çünkü onun tarzı piyasalar tarafından
çok iyi tanınıyor. Doğrudan konuşuyor, beklenmedik hamleler yapıyor. Önceki döneminde
ticaret savaşları, gümrük vergileriyle dünya ekonomisini altüst etmişti. Bu sefer
konu farklı, İran ve askeri gerilim. Enerji koridorları, petrol fiyatları, bölgesel
güvenlik… Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı. İran’la yaşanan her gerilim, enerji
fiyatlarını yukarı itme potansiyeli taşıyor. Biz petrol ve doğalgaz ithal eden bir
ülkeyiz. Fiyatlar artarsa akaryakıt zamları kaçınılmaz olur. Bu da enflasyonun yeniden
alevlenmesi demek. Zaten zor bir mücadele veriyoruz, yeni bir yük daha binmiş oluyor.
Enflasyon verileri önümüzdeki aylarda bu etkinin izlerini taşıyabilir.

Biraz geriye gidelim. Benzer jeopolitik gerilimlerde piyasalar nasıl tepki vermişti?
2019 sonunda İranlı komutanın öldürülmesi sonrası global piyasalarda sert satışlar
olmuş, bizim borsamız da etkilenmişti. O dönemde de petrol fiyatları yükselmiş, 
TL değer kaybetmişti. Tarih tekerrür etmiyor ama benzer desenler çıkıyor ortaya.
Yatırımcılar riskten kaçıyor, güvenli liman arıyor. Ama her seferinde de bir toparlanma
dönemi geliyor eğer olaylar büyümezse. 2020 başındaki gerilimlerde de aynı döngüyü
görmüştük. Kısa vadeli panik, sonra sakinleşme. Bugün de aynı senaryonun tekrarı
gibi duruyor ama tırmanma ihtimali her zaman var.
Borsa İstanbul’da satışların nerelerde
yoğunlaştığına bakınca tablo netleşiyor.

Banka hisseleri ve büyük holdingler önde gitti. Neden bankalar? Çünkü belirsizlikte
kredi talebi düşer. Şirketler yeni yatırım yapmayı, bireyler yeni ev, araba kredisi
almayı erteliyor. Bankanın kârı da buna bağlı. Üstüne bir de kur oynaklığı eklenince
işler daha karmaşık hale geliyor. Bankaların döviz açık pozisyonları, takibe düşen
krediler konusunda endişeler artıyor. Yatırımcı da “bu ortamda banka hissesi tutmak
riskli” deyip çıkıyor. Kamu bankalarıyla özel bankalar arasında da fark var. Özel
bankalar genellikle kur riskine daha açık olabiliyor, bu yüzden bugün onlarda satış
daha belirgindi. Holdingler de benzer sebeplerle etkileniyor. Çoğu şirketin hem 
iç piyasaya hem ihracata bağlı işleri var, ikisi de bu belirsizlikten nasibini alıyor.

İhracatçı sanayi şirketleri de tedirgin. Yeni siparişler gelebilir mi, mevcut sözleşmelerde
sorun çıkar mı diye düşünüyorlar. Kur riski artınca hedging maliyetleri yükseliyor.
Otomotiv sektörü, beyaz eşya, makine gibi alanlarda çalışan şirketler hem iç talep
yavaşlamasından hem de ihracat pazarlarındaki belirsizlikten etkilenebilir. Tekstil
ve hazır giyim ihracatı da Avrupa ve Orta Doğu pazarlarındaki olası talep daralmasından
payını alabilir. Turizm tarafı da dolaylı etkilenebilir. Bölgeye yönelik seyahat
uyarısı çıkarsa, oteller, havayolları, restoranlar zorlanabilir. Tabii her sektör
aynı şiddette etkilenmiyor. Enerjiyle ilgili bazı şirketler veya savunma sanayi 
bağlantılı olanlar belki daha dirençli durdu ama genel hava satış ağırlıklıydı.

Altın fiyatlarına gelince, biraz şaşırtıcı bir görüntü çıktı. Normalde böyle jeopolitik
gerilimlerde insanlar güvenli liman arar, altın yükselir. Ama bugün ons altın hafif
geriledi, 4 bin dolar civarlarına indi. Gram altın da 6 bin liraya yaklaştı. Bunun
sebebi ne? Aynı anda ABD tahvil faizleri ve dolar endeksi güçlendi. Yatırımcı parayı
daha yüksek getiri sağlayan yere kaydırdı. Altın getiri sağlamadığı için talebi 
azaldı. Ama bu durum kalıcı değil. Eğer tansiyon düşmez, olaylar büyürse altın yeniden
yükselebilir. Kısa vadede faiz ve dolar baskısı ağır bastı. Gram altın tarafında
da benzer bir tablo vardı, Türk yatırımcı da bu ortamda altına yönelmek yerine likit
kalmayı tercih etti gibi duruyor.

Bu gelişmelerin Türk ekonomisine etkisini sadece bugünlük düşünmemek lazım. Kısa
vadede piyasalarda volatilite artar, yatırımcı temkinli davranır. Şirketler yeni
kararları erteler. Tüketim yavaşlayabilir. Orta vadede ise enerji fiyatları üzerinden
enflasyonist etki devreye girebilir. Benzin, motorin, doğalgaz faturaları kabardıkça
yaşam maliyeti artar. Bu da zaten yüksek seyreden enflasyon rakamlarını daha da 
zorlar. Sokaktaki vatandaş için ne ifade ediyor bu? Benzin 2-3 lira daha pahalı 
olursa aylık yakıt masrafı artar. Doğalgaz faturası kışın daha yüksek gelir. Market
alışverişinde fiyatlar yukarı çekilir. Ekonominin “makro” rakamları ile “mikro” 
hayat arasındaki bağlantı burada devreye giriyor. Piyasalar düşerken asıl etkilenen
genellikle dar gelirli kesim oluyor.

TCMB bu ortamda nasıl bir yol izler? Eğer rezervlerde yeterince güç varsa müdahale
edilebilir ama asıl önemli olan iletişim. “Durumu yakından takip ediyoruz” mesajı
piyasaları bir miktar rahatlatır. Faiz kararı da etkilenebilir. Önceki sinyallerde
indirim beklentisi varken, bu tür bir şokta “bekle gör” politikası daha ağır basabilir.
Çünkü enflasyon riski artıyor. Enflasyon tarafı en kritik konu bizim için. Petrol
fiyatı 5-10 dolar artsa bile bunun akaryakıta yansıması, oradan da gıda ve ulaştırma
kalemlerine sirayet etmesi zaman alıyor ama kaçınılmaz. TCMB’nin enflasyon tahminleri
bu yeni gelişmeyle revize edilebilir. Beklentiler bozulursa ücret-fiyat spirali 
daha da güçlenebilir. Bu yüzden sadece bugünlük satış değil, önümüzdeki ayların 
enflasyon verileri de izlenecek.

Yatırımcılar bugün ne yapmalı? Öncelikle panik yapmamak lazım. Duygusal kararlar
genellikle zarar getirir. Portföyü gözden geçirmek, gerçekten inanılan şirketlere
bakmak önemli. Uzun vadeli düşünenler için bu tür düşüşler birikim fırsatına dönüşebilir
ama acele etmeden, şirketlerin borçluluk durumuna, nakit akışına, sektör dinamiklerine
bakarak hareket etmekte fayda var. Kısa vadeli trade yapanlar için risk yönetimi
kuralları hayati. Stop seviyeleri, pozisyon büyüklükleri, kaldıraç kullanımı… Bunlar
olmadan bu ortamda ayakta kalmak zor. Bugün gibi günlerde en çok zorlananlar küçük
tasarruf sahipleri oluyor. Borsa fonları, emeklilik fonları, hisse senetleri… Hepsi
değer kaybedince moral bozuluyor. Ama tarihsel olarak bakarsak, jeopolitik şoklar
genellikle kısa vadeli oluyor. Tansiyon düşmezse tabii durum değişir. O yüzden takip
etmek, sakin kalmak ve uzun vadeli planlara sadık kalmak en mantıklısı.

Bir de şunu unutmayalım. Bu tür olaylar bize ekonomimizin ne kadar dış gelişmelere
açık olduğunu bir kez daha gösteriyor. Yapısal sorunlarımızı çözmek, üretkenliği
artırmak, cari açığı yönetmek, TL’ye güveni tesis etmek… Bunlar yapılmadan her jeopolitik
rüzgar bizi sarsmaya devam eder. Bugün yaşanan satış baskısı Trump’ın açıklamalarından
kaynaklandı. Yabancı yatırımcı güvenini artırmak, enflasyonu kalıcı olarak düşürmek,
ekonomiyi daha dirençli hale getirmek… Bunlar olmadan benzer şoklar tekrar tekrar
yaşanır. Global olarak bakarsak, Wall Street’te de benzer bir hava vardı muhtemelen.
Dow ve Nasdaq’ta satışlar görüldü. Gelişen piyasalar endeksi de baskı altında. Brezilya,
Güney Afrika, Endonezya gibi ülkelerde de benzer hareketler oldu. Çünkü para “güvenli
liman” olarak ABD Doları’na ve tahvillere akıyor. Bu da bizim gibi ülkelerin para
birimlerini zayıflatıyor.

Gelecek günlerde izlenecek birkaç başlık var. İran ve ABD arasındaki gelişmelerin
seyri, petrol fiyatlarındaki hareket, Fed’in ve TCMB’nin yapacağı açıklamalar, yabancı
fon akımları… Bunlar piyasaların yönünü çizecek. Eğer diplomasi devreye girer, tansiyon
kontrol altına alınırsa Borsa toparlanabilir. Yoksa yeni destek seviyeleri test 
edilebilir. Bugün 14 bin 280 civarı kritik bir nokta olarak izlendi. Altına inilirse
satışlar derinleşebilir. Trump’ın açıklamaları sadece bugün için değil, önümüzdeki
haftalar için de bir belirsizlik yarattı. Eğer olaylar büyürse yaz sonu ve sonbahar
için volatilite yüksek kalır. Enerji fiyatları, enflasyon, kur… Hepsi birbirini 
etkiler. Politikaların ve diplomatik adımların piyasaları rahatlatacak yönde olması
önemli.

Aslında piyasalar her zaman bir hikaye üzerine fiyatlanır. Bugün o hikaye Trump’ın
İran’la ilgili açıklamaları ve askeri gerilimin tırmanmasıydı. Yarın başka bir şey
olabilir. Önemli olan bu hikayelerin arkasındaki gerçek ekonomik dinamikleri, şirketlerin
durumunu, makro dengeleri görebilmek. Bizim için de bu gün hem bir uyarı hem de 
bir fırsat niteliğindeydi. Uyarı çünkü dış şoklara karşı hazırlıklı olmanın önemini
hatırlattı. Fırsat çünkü bu tür dönemlerde sağlam şirketleri uygun fiyattan alma
şansı doğabiliyor. Uzun vadeli yatırımcı için strateji ne olmalı? Öncelikle Sektör
seçimi önemli. İç talebe dayalı, borçluluğu düşük, nakit gücü yüksek şirketler bu
dönemlerde daha dirençli duruyor. İhracatçı ama güçlü bilançolu olanlar da tercih
edilebilir.

Son olarak şunu söylemek isterim. Piyasalar duygusal ama ekonomiler gerçeklerle 
ilerliyor. Bugün satış baskısı vardı, yarın belki alım gelebilir. Önemli olan bu
iniş çıkışların arasında şirketlerin, sektörlerin ve genel ekonominin sağlığını 
doğru okuyabilmek. Trump’ın sözleri bir kıvılcımdı, yangın olup olmayacağı ise önümüzdeki
günlere bağlı. Biz izlemeye ve analiz etmeye devam edeceğiz. Bu tarz gelişmeler 
bize şunu da öğretiyor: Ekonomide her şey birbirine bağlı. Jeopolitik bir hamle,
enerji fiyatını, oradan enflasyonu, oradan para politikasını, oradan da borsa performansını
etkiliyor. Zincirin her halkasını takip etmek lazım. Bugün yaşananlar da bu zincirin
bir parçasıydı
