# Tsunami İstanbul için kaçınılmaz gibi!

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/tsunami-istanbul-icin-kacinilmaz-gibi-47513h/
- Yayımlanma: 2019-09-25T17:28:21+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Şükrü Ersoy, Marmara çevresinde
her 50 yılda bir 7’den büyük deprem olduğunu belirterek, “Marmara Denizi’nde bir
depremi konuşuyorsak, tsunamiyi de beraber konuşuruz. ‘İç denizidir, göl gibidir,
tsunami olmaz’, bu yanlış. Barajda bile çok ciddi tsunamiye benzer olaylar var. 
Tsunami, Marmara için de Türkiye kıyıları için de bir gerçek” dedi.

Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği bölümü öğretim görevlisi
Prof. Dr. Şükrü Ersoy, Karabük İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ve Karabük Üniversitesi
işbirliğiyle düzenlenen ‘Afetler Üzerine Bilim ve Mühendislik Uygulamaları’ konulu
sempozyuma katıldı. ‘Gelecekte insanoğlunu hangi tehlikeler bekliyor’ başlığı adı
altında konuşma yapan Ersoy, Türkiye’de her yıl 24 bin depremin olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Ersoy, “Her ay 2 bin tane deprem var. 4’ten büyük olanlar ise 130 civarında.
Bunun üstüne de çıkabiliyor. Bu istatistik içerisinde bir sürü falcı var Türkiye’de.
Bizi de sürekli taciz eden böyle karıncacılar, bulutçular, rüyasında görenler, akredite
olmak için yapmayacakları şeyler yok. Bu kadar istatistik içerisinde siz depremi
önceden bilebilir misiniz? Bilirsiniz. Atın bir tane. Ay içerisinde zaten bir sürü
deprem var. Bir tanesine mutlaka denk gelirsiniz. Dolayısıyla bu tür şeylere pek
tevessül etmemek gerekir” açıklamasında bulundu.

**“O deprem bizim için kaygı vericiydi”**

İstanbul’da meydana gelen depremin kaygı verici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ersoy,“
Marmara Denizi içerisinde Kuzey Anadolu fayının bir parçası İzmit Körfezi’nden geliyor.
Diğer taraftan Tekirdağ çukurundan Saros Körfezi’ne doğru hareket ediyor. Biz burada
neyi biliyoruz? 1912’de bir deprem var. Bir ucu Tekirdağ’ın içerisinde ve bir de
1999’da Kocaeli ve Düzce depremleri oldu. Bir ucu İzmit Körfezi içerisinde. Deprem
bilgimiz bize şunu söyler; Kırılan yer uzun süre bir daha kırılmaz. Çünkü gerilim
boşalmıştır. Ama her iki ucunda gerilim vardır. Şimdi gerilimler nerede? İzmit Körfezi’nin
ucunda bir gerilim var. Tekirdağ çukurunun ucunda bir gerilim var. Ve Saros’da bir
gerilim var. Fakat Tekirdağ çukurunun ucunda dün deprem oldu. O deprem bizim için
kaygı vericiydi. 4.6 büyüklüğünde, öncü mü bilemeyiz? Depremi önceden bilme şansımız
yok. Sadece izleyerek bazı yorumlar yapabiliriz” diye konuştu.

**“Marmara’daki bir deprem ülkemizin milli güvenlik sorunudur”**

Prof. Dr. Şükrü Ersoy, olası depremle ilgili 4 senaryo olduğunu ifade ederek, konuşmasını
şöyle sürdürdü: “Peki bundan sonra ne olacak? Burada mutlaka deprem olacak. Ne tür
deprem olacak? 4 tane büyük senaryo var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu konuda
yabancılarla birlikte yaptığı senaryoya göre 4 tane senaryo var. En büyüğü de 7.7
büyüklüğündeki deprem olabilir. Bu geçmişte oldu. 1509’da böyle 7.7 büyüklüğünde
bir deprem var. Dolayısıyla Marmara’yı niye önemsiyoruz? Karabük’ün, Hakkari’nin,
Konya’nın insanı, İstanbul’dan daha mı az kıymetli? Hayır. İstanbul ve Marmara çevresinde
26 milyon insan yaşıyor. 6 milyon konut var, sanayi orada. Dolayısıyla Marmara’daki
bir deprem, ülkemizin milli güvenlik sorunudur. Yönetilmesi zor olan bir şehir. 
Çünkü çok sayıda insan ölecek, ama geriye kalan 2 milyon insana her gün bakacaksınız,
yedireceksiniz, hastalığa bakacaksınız ve güvenliğini sağlayacaksınız. Bu büyük 
bir iş, kolay bir iş değil. Dolayısıyla Marmara’daki bir deprem, ülkemizin milli
güvenlik sorunudur. Bu anlamda dikkate alınması gerekir.”

**“Eski tsunami izleri bulduk”**

Tsunami konusuna değinen Prof. Dr. Şükrü Ersoy, şöyle konuştu: “Marmara çevresinde
her 50 yılda bir 7’den büyük bir deprem oluyor. Güneyinde, içinde ya da çevresinde
7 büyüklüğünde bir deprem oluyor. Şimdi Marmara Denizi’nde bir depremi konuşuyorsak,
tsunamiyi de beraber konuşuruz. ‘İç denizidir, göl gibidir, tsunami olmaz’, bu yanlış.
Barajda bile çok ciddi tsunamiye benzer olaylar var. Tsunami, Marmara için de, Türkiye
kıyıları için de bir gerçek. 2011’deki Japonya’daki beklenmeyen bir tsunamiydi. 
2 kıtanın sürtündüğü yerdeki kısım kırıldığı için bunu pek tahmin edemiyorlardı.
Dolayısıyla büyük bir deprem ve tsunami yarattı. Ve tsunami her zaman cepheden gelir.
Burada çoğu yerde kıyı boyu akıntıları şeklinde geldiği için kıyıyı süpürüp gitti,
can kayıpları büyük oldu. Ve aynı zamanda nükleer santrali zarar gördü. Türkiye 
kıyılarına baktığımızda da büyün kıyıları için 150’ye yakın tsunami var, 25’i Marmara’nın
içerisinde. Ben de tsunami çalışanlarından bir tanesiyim. Uluslararası ekiple birlikte
tüm kıyıları kazdık. Marmara kıyılarını da kazdık. Potansiyel eski tsunami izleri
bulduk. Lütfen bu konuda Marmara’da tsunami olabileceğine bize güvenin.”

**“Bu depremin öncü olduğunu söylemek spekülatif olur”**

Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükrü Ersoy, sempozyumun ardından
gazetecilerin sorularını yanıtladı. Ersoy, Marmara’da meydana gelen 4,6 büyüklüğündeki
depreme değinerek, “Bu depremin çok sığ derinliklerde olması nedeniyle Marmara çevresinde
özellikle İstanbul’da çok hissedildi. Kritik olan şu ki; 4,6 büyüklüğündeki bu deprem
Marmara Denizi içerisinden geçen deprem Kuzey Anadolu Fayı’nın üzerinde oldu. Kaygılarımız
ondandı. Çünkü gelecekte büyük bir deprem bekliyoruz ve bu 7’den büyük olacak. Bu
4,6 büyüklüğündeki depremde bu beklediğimiz bölgede olduğu zaman endişelerimiz arttı
tabii. Vatandaşlar da hissettikleri için korktular. Ama bu depremin öncü olduğunu
söylemek spekülatif olur. Çünkü ana şokun yaşanmasından sonra bunların öncü olduğunu
fark edebiliriz. Aksi takdirde bu depremleri sadece izleyeceğiz. Eğer bağımsız tek
bir depremse zaten artçıları da birkaç gün içerisinde küçülerek devam edecek ve 
sönümlenecek. Bize verdiği mesaj şu; gelecek büyük depremler ayrı tartışılabilir
ama Marmara Denizi içerisindeki Kuzey Anadolu Fayı’nın çok aktif olduğu, canlı olduğu,
dinamik olduğu gelecek depremlere de hazırlandığının hatta bir ayak sesi olduğunun
mesajı bu. Bunu böyle almak gerekiyor” dedi.

Ersoy, Marmara Denizi’nde 7’den büyük deprem beklendiğini belirterek, konuşmasını
şöyle sürdürdü:

“Bazen şöyle yanlış mesajlar oluyor; Bu 4,6 büyüklüğündeki deprem gelecek büyük 
bir depremin enerjisini aldı mı? Böyle bir şey doğru değil. Yani binlerce kat daha
fazla enerjiye sahip olan 7’den büyük bir depremin ancak atıyorum 20-30 binde bir
enerjisini almıştır ki bu enerjisi tükendi anlamı taşımaz. Dolayısıyla gelecekte
10 yıl içerisinde Marmara Denizi’nde 7’den büyük bir depremi bekliyoruz. Ulusal 
kurumlarımız AFAD, İstanbul Büyükşehir Belediyesi bunların senaryolarını yapmış 
durumda. Ve bu depremle birlikte tsunami tehlikesi de var. Gelecekte ikisini beraber
arz etmekte lüzum görüyorum. Bu deprem bugün de olabilir 10 yıl içinde olabilir.”

**“10 yıl içerisinde kuvvetli bir depremin olması kuvvetli muhtemel”**

Ersoy, 10 yıl içerisinde büyük bir deprem olmasının kuvvetli muhtemel olduğunu belirterek,“
Depremi dünyada hiç kimse bilemiyor. Ama bizim yaptığımız şu; deprem karakterini
iyi bildiğiniz zaman onların dönüşüm tekrarlanma aralıklarını bilebilirsiniz ve 
bir kestirim yapabilirsiniz. Böyle bir kestirimi Marmara Denizi için yaptığımızda
1999’da şöyle demiştik; 30 yıl içerisinde yüzde 65 olasılıkla 7’den büyük bir deprem
Marmara içinde meydana gelebilir. Ve bu verilen sürenin 20 yılı geçti, geriye 10
yıl gibi bir süre kaldı. 10 yıl içerisinde böyle büyük bir depremin olması, yaşanması
kuvvetli muhtemel. Bu depremi önceden bilmek değil. Bu istatistik hesaplarına göre
depremin karakterini bilerek ortaya koyduğumuz bir tablodur” dedi.

**“Deniz altı heyelanları tsunamiye yol açabilir”**

Marmara bölgesinde tsunami olabileceğini ifaden eden Ersoy, şöyle konuştu:

“Marmara Denizi’nde bir tsunami olabilir mi? Olabilir. Normal şartlar altında Kuzey
Anadolu Fayı yanal hareket eden bir fay. Dolayısıyla yanal hareket eden bir fayda
tsunami olmaz. Mutlaka deniz tabanında düşey bir hareket olması gerekir. Fakat şunu
unutmamak gerekiyor; Marmara Denizi içerisinde 3 tane bin metreyi aşan çukur var.
Bu çukurların yamaçlarında çamurlar var. Eğer deprem bu çamurları silkelerse büyük
deniz altı heyelanları oluşabilir. Bunlarda tsunamiye yol açabilir. Çünkü tsunaminin
tek kaynağı depremler değil aynı zamanda deniz altı heyelanlarıdır. Elbette Pasifik’teki
gibi yüksek bir tsunami olmaz. Ama tsunaminin öldüreceği dalga yüksekliği 1 metre.
1 metrenin kıyılardan içeriye 100 metre girip geri çekilmesi demek kıyılardaki bütün
araçların denize çekilmesi demektir. Bu bile çok ciddi zararlar verebilir. Kıyılardaki
yapılara da çok ciddi zarar vereceğini biliyoruz.”
