# TÜBA Müsilaj Değerlendirme Raporu açıklandı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/tuba-musilaj-degerlendirme-raporu-aciklandi-64942h/
- Yayımlanma: 2021-06-04T17:57:10+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), halk arasında “deniz salyası” olarak bilinen 
ve özellikle Marmara Denizi’nde görülen müsilaj sorununun çözülebilmesi için bu 
denizi çevreleyen tüm alanlarda ve Trakya’nın Karadeniz’e drene olan bölgelerinde
kent, sanayi ve tarım kaynaklı besin yüklerinin azaltılmasına yönelik hızlı ve etkin
önlemler alınması gerektiğini bildirdi.

TÜBA’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, son dönemde sahillerde, özellikle Marmara
Denizi’nde büyük ölçekte gözlenen müsilajın görsel, ekolojik ve ticari anlamda olumsuz
etkilerinin kamuoyunda gündem oluşturması nedeniyle “Deniz Salyası Eylem Planı Değerlendirme
Toplantısı” gerçekleştirildi.

TÜBA ve TÜBA Genç Akademi üyelerinin katıldığı toplantıda deniz canlılığı, sağlık
ve ekonomi gibi farklı alanlar için risk oluşturan deniz salyasının nedenleri, olası
tedbirleri, kalıcı çözüm önerileri hakkında önemli sonuçlar ortaya konuldu.

Toplantıda ileri sürülen görüşler doğrultusunda hazırlanan değerlendirme raporunda
müsilaj, “deniz ürünleri avcılığını ve tür çeşitliliğini olumsuz etkileyen çevre
ve tüm canlılar üzerinde sorunlara yol açan bir olgu” olarak tanımlandı.

Söz konusu raporda, sorunun boyutlarına ilişkin şu tespitlerde bulunuldu:

“Müsilajın temel sebebinin Marmara Denizi’ne deniz ekosisteminin taşıma kapasitesinin
çok üstünde ulaşan kent, sanayi ve tarım kaynaklı besin yükü ve beraberinde gözlenen
aşırı biyolojik üretim olduğu düşünülmektedir. Bu aşırı besin yükü müsilaj gibi 
çevresel krizlerin yanında Marmara Denizi’nde oksijen azlığı ve ekosistem yıkımı
gibi kronik sorunlara da sebep olmaktadır.

Marmara, Türkiye’nin nüfus yoğunluğu ve ekonomik faaliyetler açısından ilk sırada
gelen bölgesidir. Hızlı nüfus artışı, kentlerin atık su ve atık yükü ile kirleticilerin
miktarını artırmaktadır. Atık su arıtma tesislerinin yetersizliği müsilaj ve benzeri
sorunların görülme sıklığını artırmaktadır.

Müsilaj gibi kirlenmeler sadece kısa vadeli değil uzun vadeli çözümler isteyen sorunlardır.
Müsilajın deniz yüzeyi ve tabanına etkileri ayrı bir başlık olarak ele alınmalıdır.
Bu sebeple kirlilik ile mücadelenin mevcut sorunları çözmenin yanında soruna uzun
vadede kalıcı çözümler de içermesi gerekmektedir.

Yapılan araştırmalar, mevsimsel olarak müsilaj oranlarının artıp azalabileceğini
ve bu oluşumun çevresel faktörler ile iklim değişiminden kolayca etkilenebileceğini
göstermektedir.

Marmara Denizi’nin yüzeyinde ve derin sularındaki yoğun mukus oluşumları, fitoplanktonların
ani çoğalmaları ve metabolik salgılarının neden olduğu müsilaj kümeleri oluşumuna
sebep olmaktadır.

Müsilajın varlığı ve uzun süre kalıcı olması oluşturduğu ekonomik zararları da artırmaktadır.
Özellikle av sezonunda balıkçılık sektörünü kimi dönemlerde yüzde 80’lere varan 
oranlarda olumsuz etkileyebilmektedir.”

### Sorunun çözümüne yönelik öneriler

Raporda müsilaj sorununu çözümüne ilişkin, “Marmara Denizi’ni çevreleyen tüm alanlarda
ve Trakya’nın Karadeniz’e drene olan bölgelerinde kent, sanayi ve tarım kaynaklı
besin yüklerinin azaltılması için hızlı ve etkin önlemler alınmalıdır.” ifadesi 
kullanıldı.

Marmara Denizi’yle komşu olan ve deniz ile etkileşimi bulunan (Tuna Havzası gibi)
ülkelerin de sorunun çözümüne katılımlarının ve desteklerinin talep edilmesi gerektiği
belirtilen raporda, diğer çözüm önerileri ise özet olarak şöyle sıralandı:

“Müsilaj ile mücadelenin sadece sucul ekosistem ve çevre açısından değil aynı zamanda
ekonomik ve toplumsal boyutları da dahil olmak üzere disiplinler arası değerlendirilmesine
gereksinim vardır; bu sorun ilgili farklı bilim disiplinlerinin katkısı ile tartışılarak,
kısa ve uzun vadeli çözüm önerileri belirlenerek acil eylem planı olarak uygulamaya
konulmalıdır.

Müsilajın küresel, ulusal ve bölgesel ekonomik etkileri çevre kirliliği hasarı başta
olmak üzere biyolojik çeşitlilik, deniz ürünleri üretimi, balıkçılık faaliyetleri
ve istihdam, turizm sektörüne yönelik yaygın olumsuz etkilerini de içerecek şekilde
deniz ve çevre ekonomistleri tarafından çok boyutlu analizlere gereksinim bulunmaktadır.

Müsilajın ekonomik, sosyal ve psikolojik etkileşimleri göz önünde bulundurularak
üreticilerin ve tüketicilerin çevre bilincinin/farkındalığının artırılmasında mülki
idare ve yerel yönetimlerin iş birliği önemlidir. Acil eylem planı çerçevesinde 
alınan tedbirlerin uygulanmasının takibi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından
sağlanmalıdır.

Mevcut atık su arıtma tesislerinde proses ve kapasite yeterliliği sağlanmalıdır.
Atık sularını merkezi kentsel atık arıtma tesisi havzasındaki atık su kanal şebekesine
deşarj eden organize sanayi bölgeleri ve tekil sanayi tesislerinin etkin izleme 
ve denetimleri ile öncelikli ve tehlikeli maddeleri belediye kanal şebekesine deşarj
etmeleri önlenmelidir.

İstanbul Boğazı Karadeniz girişi ile Çanakkale Boğazı Marmara çıkışı arasında, özellikle
kıyı ve geçiş suları başta olmak üzere, su kolonunda aylık bazda sürekli su kalitesi
izlemesi yapılarak fizikokimyasal durum ve biyoçeşitliliğin takibi gereklidir.”
