# Türk dizileri halka açılsa yatırımcıları ne kazanır

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/turk-dizileri-halka-acilsa-yatirimcilari-ne-kazanir-22599h/
- Yayımlanma: 2017-05-02T08:31:36+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Himmet Karadağ, “Prestij projeleri satmak için çalışıyoruz. Popüler diziler ve köprüler
dahil, onların getirisini yatırımcıyla paylaşabileceğimiz modelleri çalışıyoruz”
açıklamasında bulundu.

Henüz detayları belirli olmasa da ilk olarak TRT’de yayınlanan Diriliş Ertuğrul 
ve birkaç dizi ile görüştüklerini duyuran Karadağ, modeli kısaca şöyle anlatıyor:

“Bizim satmamız için diyelim ki 40 bölüm bir hacim olması lazım. Diyelim ki A dizisi
2 yıllığına 40 bölümlük diziyi, kanalla bölüm başına 2 milyon liraya anlaşıyor.

“2 yıllık hibrit bono gibi düşünelim; 80 milyon lira. Onun indirilmiş nakit akımı,
yüzde 50’sini satsak, 40 milyon liralık büyüklük yapıyor. Onu alan yatırımcı vade
sonunda, bir, o sabit getiriyi alacak; iki, belki reyting veya yurt dışı satışa 
duyarlı bir gelir dilimi de koyacağız.”

Karadağ en son Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada ise en çok izlenen yarışma programlarından
Survivor’ın da Borsa İstanbul’a açılması için Acun Ilıcalı ile görüşeceklerini belirtti.

Hedef 1 milyar dolar

Yapımları Latin Amerika’dan Orta Doğu’ya dünyanın dört bir yanında ilgi çeken Türkiye,
satış yaptığı ülke sayısı açısından ABD’den sonra dünyanın en büyük dizi ihracatçısı
konumunda.

2016 yılının sonunda Türk dizi sektörünün yıllık satış geliri 350 milyon dolara 
ulaştı.
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Soylu ise 2023 sonuna
kadar bu rakamın 1 milyar dolar olmasını hedeflediklerini söylüyor.

Peki dizilerin Borsa İstanbul’a açılması, yapım şirketlerinin dizileri fonlamasına
yardımcı olur mu; yerli ve yabancı yatırımcının ilgisini çeker mi?

Global Menkul Değerler Kıdemli Strateji Müdürü Gökhan Uskuay, konuşulan modeli açıklarken
öncelikli olarak bunun bir hisse senedi olmadığına dikkat çekiyor.

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Uskuay, modelin özünü bir yapımcının diziyi
hayata geçirmek için ihtiyaç duyduğu sermayeyi ihraç edeceği “yapılandırılmış bono”
ile edinmesi olarak anlatıyor:

“Dizi yapımcısı belirli bir özkaynak, sponsor geliri ve kredi ile bir diziyi (yapımı)
gerçekleştiriyorsa, yapımcı bankadan dizi için çekilen banka kredi finansmanı yerine
iskontolu bonoyu halka arz ederek finansman sağlayabilir.

“Başkan’ın açıklamalarına bakarsak başarı bonuslarının vade sonunda bono getirisine
eklenebileceğini görüyoruz. AB grubu yada tüm izleyici grubuna bağlı olarak elde
edeceği gelirin bir kısmı verilebilir.”

‘Netflix bu yüzden kuruldu’

Dünyada buna benzer 10 farklı model olduğunu söyleyen Gökhan Uskuay, çoğunun kazançlı
bir şekilde sonuçlanmadığını belirtiyor.

Uskuay, bu projeleri sigortalayacak ve yatırım yapacak yatırım bankalarını bulmanın
zor olduğunu, borçlanma maliyetlerinin yüksek olduğunu vurguluyor.

“ABD gibi Hollywood’un olduğu bir ülkede bile geçmiş tecrübeler nedeniyle bu finansman
modelleri için dolar bazlı yüzde 25-30 borçlanma maliyetleri var” diyen Uskuay’a
göre Netflix’in doğma sebebi bile bu.

Çünkü internette film ve dizi izleme sitesi olan Netflix, abone sistemi ile yeni
film ve dizilere finansman sağlayabiliyor.

**‘Getiri açısından cazip olmayabilir’**

Gökhan Uskuay’a göre birçok yapımcı için bu model yeni dizilerini fonlama imkanı
yaratsa da, yüksek sigorta maliyetlerinin ve beklenmedik masrafların eklenmesiyle
yatırımcıya yüksek getiri sağlamayabilir.

Uskuay, diğer yatırımlar ile kıyaslandığında bu tarz bir bononun tercih edilmeyebileceğini,“
Mevduat getirisi aylık yüzde 13-14 iken, özel sektör ve kira sertifikaları ile devlet
tahvili yüzde 5 üzerinden ihraç edilirken bu tür bonoların getiri ve fiyatlama nedeniyle
ilgili çekeceğini düşünmüyorum” diyerek özetliyor.

‘Daha çok sinema sektörüne yarayabilir’

Yapımcı Ergün Erdem ise bir dizinin fonlanmasının daha fikir aşamasında zorluklarla
karşılaştığını, Türkiye’de sadece güçlü şirketlerin yapımları hayata geçirebildiğini
anlatıyor.

“Aslında dizi ve sinema yapımcıları kendilerini fonlamanın türlü yollarını buldular
şimdiye kadar. Yani halka ya da yatırımcıya açık olmayan daha küçük ‘borsa’larda
işlem gördü yıllardır yapımlar” diyen Erdem, yapımcı, kanal, reklamcı ve izleyici
ekseninde bir dizinin fonlanması için bugün geçerli olan finansal modeli şu şekilde
açıklıyor:
“Ortada iyi bir fikir vardır, kanal alıp yayınlamak ister ama fonlamak
istemez. Ancak reklam gelirleri kanallar için günümüz dünyasındaki tek gelir kalemi
olduğundan iyi fikri alır, dünya çapındaki büyük reklamcıların (genellikle medya
planlama ajansıdır) fonlamasını ister, karşılığında reklamverenler için kullanılabilecek
reklam envanteri sağlar. Bu envanter ajans için normal koşullarda alınabilecek değerden
daha ucuzdur ve böylece ajans daha çok kazanmanın yolunu bulur.”

Ergün Erdem, böylece kanalın para vermeden iyi bir fikri fonladığını, yapımcının
ise ön fon bulabildiğini belirtiyor.

Toplam ulusal kanal sayısı ve dizi yayın zamanı göz önünde bulundurulduğunda Borsa
İstanbul’a açılma şansı bile verilse yayın imkanı bulan yapım sayısının aynı kalacağını
belirten Erdem’e göre bu fikir, dizi sektöründen daha çok sinema sektörüne yararlı
olabilir.

‘Game of Thrones’un karşısına çıkmalısınız’

Elektrik Elektronik ve Hizmet İhracatçıları Birliği’nin (TET) verilerine göre 2016
yılında en çok ihracat geliri elde eden diziler Paramparça, Güllerin Savaşı ve Kara
Sevda oldu.

Bu dizilerden Paramparça ile Muhteşem Yüzyıl, Çalıkuşu ve Binbir Gece gibi dizilerin
yurt dışına satışını yürüten Global Agency şirketinin Mali İşler Başkanı (CFO) Mert
Uzkan, bu modelin işe yarayabilmesi için rakamsal derinliğin sağlanması gerektiğini,
markalaşma açısından ise çok iyi olacağını söylüyor.

Mert Uzkan, böyle bir modelin Türk dizilerini yurt dışına satış açısından ise daha
cazip bir hale getireceğini düşünmüyor.

Uzkan’a göre bu ancak Türk dizileri Game of Thrones (Taht Oyunları) gibi yapımların
karşısına çıkacak kadar bir gelir elde ettiği zaman olabilir:

“Böyle bir etki Türkiye’nin Game of Thrones karşısında bir gelir elde ettiği ve 
bölüm başı fiyatların 1 milyon doların, 1,5 milyon doların üstüne çıktığı noktada
belki mümkün olabilir.

Türk dizilerine rakamsal anlamda baktığımız zaman 200 milyon dolar, 250 milyon dolar
bir büyüklükten bahsediyoruz, dizilerin satışına fazla bir etki sağlamayacaktır.”

Uzkan, yurt dışı satışı açısından etki yaratmak isteniyorsa ciddi anlamda bir maddi
derinliğin olması gerektiğini vurguluyor.

‘Markalaşma açısından müthiş’

Diğer yandan Mert Uzkan’a göre bu model markalaşma açısından “müthiş” bir sistem
olabilir:

“Diyelim ki Muhteşem Yüzyıl borsaya açıldı; birçok yere satılmış bir dizi ama öyle
olmadığını düşünelim. Potansiyeli olan bir dizi olduğunu düşündüğümüzde bu olay 
çok ses getirebilir.

Bu dizinin patlayacağına inanıyorsunuz, hem yatırımcı nezdinde dikkat çekebilirsiniz
hem de girilemeyen ülkelerde bir reklamı olur.”

‘Manipülasyona açık bir enstrüman’

Henüz çekilmemiş yapımlar için ise yalnızca çok iyi bir oyuncu kadrosuyla, bilinen
bir yapımcının duyurduğu dizinin ihraç ettiği tahvilin ilgi çekebileceğini vurgulayan
Uzkan, yine de baştan bunun yatırımcı için riskli olabileceğini aktarıyor.

Bölüm sayısı ve bölüm başına gelirin derin olmaması takdirinde tahvilin çok fazla
yatırımcıya ulaşamayacağını ifade eden Uzkan’a göre dizilerin devamına reyting ile
karar verilmesi de sıkıntılı.

Uzkan, reyting sisteminin tartışmalı olduğuna dikkati çekerek ‘borsa gibi tamamen
regülasyona bağlı bir ortamda bu modelin manipülasyona açık bir enstrüman’ olduğunu
söyleyerek, reyting düştüğü anda yatırımcının diziden çekilebileceğini söylüyor.(
BBC Türkçe)
