# Türk Lirası neden hızla değer kaybediyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/turk-lirasi-neden-hizla-deger-kaybediyor-34697h/
- Yayımlanma: 2018-04-10T22:45:10+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Eski Hazine Müsteşarı, ekonomist Mahfi Eğilmez kişisel sitesinde Türk Lirası’nın
hızla değer kaybetmesini yazdı. İşte Eğilmez’in o yazısı:

“

Türk Lirası’nın değer kaybının siyasal istikrarsızlıktan, jeopolitik nedenlere, 
ekonomi politikasını oluşturan alt politika çelişkilerinden dış dünyada oluşan gelişmelere
kadar birçok nedeni var. Zaman içinde bu nedenlerden bazısı öne çıkıyor bazısı geride
kalıyor. Bugünlerde yaşanan hızlı değer kaybının temel nedeni dış politika tutarsızlığı.

Türkiye, son dönemde Suriye’de izlediği dış politika yaklaşımında önceki durumuyla
ciddi çelişkiler içine düşmüş bulunuyor ve o nedenle bocalayıp duruyor. Suriye meselesinde
iki cephe oluşmuş durumda. Bir tarafta ABD, İngiltere, Fransa, İsrail ve Suudi Arabistan
ve onlara destek veren Avrupa Birliği var. Diğer tarafta Rusya, İran ve Suriye var.
Çin, bu konuda taraf değil. Türkiye, NATO üyesi olmasına karşılık Rusya ve İran 
ile bir arada görünüyor, üçlü toplantılar düzenliyor. Buna karşılık tıpkı ABD gibi
Esad’ın karşısında yer alıyor. Oysa Rusya ve İran Esad’ı destekliyor. Rus Dışişleri
Bakanı Türkiye’nin Afrin’i Esad güçlerine devretmesi gerektiğini söylüyor. Türkiye,
tam anlamıyla iki arada bir derede bulunuyor.

Böyle olunca Rusya ve İran ile birlikte parası en çok değer kaybeden ülkeler arasında
yer alıyor.

“Eğer böyleyse o zaman politikalar arasında bir tutarsızlık, hatta bir çelişki var
demektir”

Türkiye’nin uyguladığı ekonomi politikası zaten çelişkiler, tutarsızlıklar içinde
görünüyor. Mevcut söyleme göre Türkiye ‘sıkı para politikası ve genişletici maliye
politikası’ izliyor. Sıkı para politikası söylemini nereden anlıyoruz? Bir kere 
Merkez Bankası ve hükümetin ortak enflasyon hedefi yüzde 5. Sonra Merkez Bankası
bu hedefe varmak için enflasyon hedeflemesi uyguluyor. Bunlar bize sıkı para politikası
söyleminin geçerliliğini gösteriyor. Genişletici maliye politikası söylemini nereden
anlıyoruz? Böyle bir söylem yok aslında ama alınan önlemler bize yüksek oranlı bir
büyümenin sağlanabilmesi için vergilerin hafifletildiği, harcamaların artırıldığı,
istihdamın teşvik edildiği yani kısacası maliye politikasının gevşetildiği bir görünüm
sunuyor. Bu durumda söylemler bize sıkı para politikasına karşılık genişletici maliye
politikası uygulandığını gösteriyor. Eğer böyleyse o zaman politikalar arasında 
bir tutarsızlık, hatta bir çelişki var demektir. Çünkü ekonomi politikasının bu 
iki farklı alt politikası birbiriyle farklı yollarda ilerliyor, para politikası 
enflasyonu önlemek için sıkı tutulurken, maliye politikası enflasyonu bir kenara
bırakmış büyüme oranını yükseltmeye çalışıyor.  

Bu söylemlere karşılık gerçek durum daha farklı bir görünüm sergiliyor. Merkez Bankası’nın
aksine söylemlerine karşılık para politikası sıkı değil. Bunu nereden anlıyoruz?
İlk olarak yüzde 5’lik hedefe karşılık yıllardır hedefin çok üzerinde yüksek enflasyon
oranları gerçekleşmesi söz konusu oluyor. Öte yandan piyasada gösterge faizin yüzde
15’e gelip dayandığı yerde Merkez Bankası geç likidite penceresi imkânının arkasına
saklanarak zor bela yüzde 12,75 oranında faiz uygulayabiliyor. Bir de bunların yanında
hükümetin faiz artırımı yapılmasını önleyen yaklaşımları, hatta talimatları var.
Bunların sonucunda Merkez Bankası aslında söylemlerinin tersine ister istemez genişletici
maliye politikasıyla uyumlu (İngilizcesi accomodative) bir para politikası uyguluyor.

Bu çelişkiler içinde bocalayan ekonomi politikasına bir de dış politika çelişkisi
eklenince Türk Lirası’nın değer kaybetmemesi mucize olurdu. Böyle bir durumda faiz
artırmanın ya da başka bir politika önlemi almanın da yararı olmaz. Esasen önlemi
piyasa alıyor: Gösterge faiz yüzde 14,55’e tırmanmış bulunuyor.

 

“
