# Türk Telekom Üst Yöneticisi Doany’den önemli açıklama

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/turk-telekom-ust-yoneticisi-doanyden-onemli-aciklama-36635h/
- Yayımlanma: 2018-05-26T17:20:00+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Türk Telekom Üst Yöneticisi Doany, fiber altyapının ortak kullanımı için “Türk usulü”
yeni bir model geliştirdiklerini belirterek “Herkesin kazançlı çıktığı bu modelin
sektörümüze büyük fayda getireceğine inanıyorum” dedi. 

Türk Telekom CEO’su Paul Doany, yaptığı açıklamada, Başbakan Binali Yıldırım ile
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın katıldığı törenle Sabit
Elektronik Haberleşme Altyapısının Kiralanması Protokolü imzalandığını hatırlatarak,
protokolle fiber altyapının ortak kullanım yolunun açıldığını söyledi. 

Altyapının ortak kullanımı için “Türk usulü” yeni bir model geliştirdiklerini belirten
Doany, her bir operatörün ayrı ayrı kendi ağlarını kurmalarının çok yüksek maliyet
getireceğini ifade etti. 

Türk Telekom’un 262 bin kilometre uzunluk ile Türkiye’nin en yaygın fiber altyapısına
ve 16,8 milyonluk fiber hane kapsamasına sahip şirketi olduğunu anımsatan Doany,
şöyle konuştu: 

“Türk Telekom olarak bugüne kadar her konuda olduğu gibi sabit erişim altyapısının
paylaşımı konusunda da sektörün ve ülkemizin menfaatleri doğrultusunda hareket ettik,
ediyoruz. Sadece sabit altyapı konusunda değil, mobil altyapının paylaşımı konusunda
da yalnızca kulelere odaklanan pasif paylaşım modeli yerine aktif paylaşım modellerini
geliştiriyoruz. Geliştirdiğimiz bu Türk usulü paylaşım modeli ile tüm operatörler
olarak hem mevcut sabit erişim altyapısını en verimli şekilde kullanacağız hem de
son derece verimli bir yolla yeni altyapı yatırımlarının yapılmasını ve ülkeye kazandırılmasını
sağlayacağız.” 

“Aslında sunduğumuz çözüm sayesinde günün sonunda Türkiye kazanmış olacak.” diyen
Doany, şöyle devam etti: 

“Böylece hem tüm operatörler Türk Telekom’un altyapısını kiralayabilecek, ekstra
istedikleri sabit hat altyapısı için yatırım harcamasına katkıda bulunacak, mükerrer
yatırımın önü kesilecek ve altyapısı eksik olan bölgelere de fiber götürülmüş olacak.
Yine çok önemli bir husus da mevcut İmtiyaz ve Mobil Lisans Anlaşmaları çerçevesinde
bu altyapının günün sonunda devlete ait oluyor olması. Müşterilere daha fazla genişbant
seçeneğinin sunulmasına ön ayak olan bu modelle bir yandan da geleceğin altyapısı
fiberin tüm ülkede yaygınlığı artacak. Herkesin kazançlı çıktığı ama en kazançlı
olanın vatandaş ve devlet olduğu bu modelin sektörümüze büyük fayda getireceğine
inanıyorum.” 

**Mobil ağ baz istasyonunda aktif paylaşım modeli **

Doany, mobil altyapının paylaşımı konusuna da değinerek, bugüne kadar Vodafone Türkiye
ile baz istasyonlarında aktif paylaşım modelini uyguladıklarını söyledi. Doany, “
Model aslında oldukça basit. Avea ve Vodafone’un toplam 4000 paylaşımlı kulesi var.
Bizden kullandıkları her kuleye karşılık bizim de onların kulesinden istifade etme
hakkımız var. Artık bunu aktif paylaşım modeline evireceğiz, diğer bir ifade ile
pasif kısmı yani salt kuleyi değil de bir baz istasyonunun iki operatör tarafından
kullanıldığı – frekans spektrumunun, baz istasyonunun ve fiziksel alanın (kule ya
da çatı) paylaşıldığı – bir modele geçeceğiz.” diye konuştu. 

Baz istasyonlarının bulunduğu kulelerin paylaşımı modelinin, Türkiye’deki Mobil 
Lisanslama Anlaşmalarına uygun olduğuna işaret eden Doany, “Bu model ilk defa Türkiye’de
kullanılacak. Zaten Türkiye’de, imtiyaz çerçevesi gereği altyapının devlete iade
edilmesi sebebiyle sabit hat altyapısı konusunda bahsettiğim gibi Türk usulü bir
çözüme ihtiyaç var. Dünyada kullanılan modellere baktığımızda, onlarda da bazı zorlukların
ve mükerrer yatırım sıkıntılarının yaşandığını görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

**“Görüntü kirliliği ortadan kalkacak” **

Bilişim sektörüne ilişkin yatırımların, kamu için çok değerli olmasının yanı sıra
ortak kullanım çözümleri ile görüntü kirliliğinin de ortadan kaldırılacağının altını
çizen Doany, şunları kaydetti: 

“Bu modelle artık binalarda daha fazla baz istasyonu görmeyeceğiz, daha az kule 
göreceğiz. Bu sadece Türkiye’de uygulanacak. Mevcut altyapıya rağmen yeniden bir
altyapı kurmaktansa, mevcuda ek yaparak çözüm üretiyoruz. Bu da daha az kazı yapılmasını
sağlıyor. Bu bayındırlık ve konfor açısından da değerli. Altyapı devletin olacak
ve Türkiye kazanacak. Operatörler, daha az yatırım yaparak daha düşük maliyetlerle
daha verimli sonuçlar alacaklar, daha büyük hizmetler verebilecekler. Daha kısa 
sürede şirketler hedeflerine ulaşmış olacak. Türkiye’nin telekomünikasyon sektöründeki
dönüşümü hızlanacak, daha hızlı gelişecek.”
