# Turkcell ve Koç Holding pay sırasında dolandırıcılık yapılmış

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/turkcell-ve-koc-holding-pay-sirasinda-dolandiricilik-yapilmis-20273h/
- Yayımlanma: 2017-02-24T19:48:17+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ ve Koç Holding AŞ’nin
pay piyasasında 22 Şubat’ta gerçekleştirilen ve medyada “tombul parmak hatası” olarak
yer alan işlemlerin incelenmesi sonucunda, “piyasa dolandırıcılığı tespit etti ve
üç kişi hakkında bazı yaptırımların uygulanmasına karar verdi.

SPK haftalık bültenine göre, Kurul, Turkcell ve Koç Holding pay piyasasında 22 Şubatta
gerçekleştirilen işlemlerin incelenmesi sonucunda, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107/
1 maddesinde sayılan fiilin işlendiğine dair makul şüphe bulunması nedeniyle, yatırımcıların
hak ve yararlarının korunmasını teminen, yapay piyasa oluşturmaya yönelik işlemlerin
engellenmesi amacıyla, Erdem Yağan, Mehmet Tosunoğlu ve Ahmet Kayhan isimli şahıslar
hakkında bazı tedbirlerin uygulanmasına karar verdi.

Buna göre söz konusu kişilerin Borsa İstanbul AŞ pay piyasasındaki işlemlerine ilişkin
olarak 27 Şubat tarihinden itibaren 3 ay süre ile, algoritmik emir üretim/iletim
sistemleri üzerinden işlem gerçekleştirmelerinin engellenmesine, brüt takas uygulanmasına,
açığa satış ve kredili menkul kıymet işlemleri gerçekleştirmelerinin yasaklanmasına
ve yatırım kuruluşlarının internet üzerinden emir kabul etmelerinin yasaklanmasına
karar verildi. 

**Kurul kararrı**

Kurul kararının tam metni şöyle:

“Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. (TCELL) ve Koç Holding A.Ş. (KCHOL) pay piyasasında
22.02.2017 tarihinde gerçekleştirilen işlemlerin incelenmesi sonucunda, 6362 sayılı
Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn)’nun 107/1 maddesinde sayılan fiilin işlendiğine dair
makul şüphe bulunması nedeniyle, SPKn’nun 1 inci maddesi çerçevesinde yatırımcıların
hak ve yararlarının korunmasını teminen, yapay piyasa oluşturmaya yönelik işlemlerin
engellenmesi amacıyla, SPKn’nun 101 inci maddesi ve 128 inci maddesinin birinci 
fıkrasının (a) bendi ile V-101.1 sayılı Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı
İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği’nin 18/1 maddesi kapsamında Erdem 
YAĞAN (MKK Sicil No: 12391516), Mehmet TOSUNOĞLU (MKK Sicil No: 12620509) ve Ahmet
KAYHAN (MKK Sicil No: 13224300) adlı şahısların Borsa İstanbul A.Ş. pay piyasasındaki
işlemlerine ilişkin olarak 27.02.2017 tarihinden itibaren 3 ay süre ile; 

i) Algoritmik emir üretim/iletim sistemleri üzerinden işlem gerçekleştirmelerinin
engellenmesini teminen gerekli tedbirlerin alınması hususunda yatırım kuruluşlarının
bilgilendirilmesine, 

ii) Brüt takas uygulanmasına, 

iii) Açığa satış ve kredili menkul kıymet işlemleri gerçekleştirmelerinin yasaklanmasına,

iv) Yatırım kuruluşlarının internet üzerinden emir kabul etmelerinin yasaklanmasına
karar verilmiştir.”

 

**İşlem Bazlı Piyasa Dolandırıcılığı Nedir? (SPKn md. 107/1)**

Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107/1 maddesi kısaca piyasa dolandırılıcığını kapsıyor.
SPK’nın resmi sayfasında bu madde ile ilgili açıklama şu şekilde:

SPKn’nun 107/1 maddesi hükmündeki suçun maddi unsuru “sermaye piyasası araçlarının
alım ve satımını yapmak, emir vermek, emir iptal etmek, emir değiştirmek veya hesap
hareketleri gerçekleştirmek” olarak yer almaktadır. Sermaye piyasası araçlarının
fiyatlarının belirlenmesinde arz ve talebin ekonomi kuralları çerçevesinde sağlıklı
biçimde oluşmasına engel olan herhangi bir alım ve/veya satım, emir verilmesi, verilen
emirlerin iptali, değiştirilmesi veya hesap hareketleri gerçekleştirilmesi piyasa
kuralları içerisinde ‘yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırıcı’ olarak nitelendirilebilir.
Söz konusu işlemlerin ‘elverişli’ olması, yani sermaye piyasası araçlarının fiyatlarında,
fiyat değişimlerinde, arz ve taleplerinde yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırabilecek
nitelikte bulunması gerekir. Alım ve satımın yapay veya hileli olması maddi unsurun
varlığını etkilemektedir. Kendinden kendine işlemler (wash sales) veya tarafların
işlemden önce anlaşarak aynı fiyat ve aynı miktardan, eş zamanlı olarak girdikleri
emirlerin karşılaşması sonucunda gerçekleşen işlemler, piyasa dolandırıcılığı için
kullanılan klasik yöntemler olmakla beraber, piyasayı dolandırmaya yönelik işlemler
bu yöntemler ile sınırlı değildir. Gerçekleşen işlemler, sayılan iki tipteki gibi
hileli olmadığı halde, madde hükmünde sayılan amaçlara yönelik olduğunda suçun maddi
unsuru yine oluşacaktır. Suçun maddi unsurunu tek başına yasal bir görüntüye sahip
olan ve fakat belirli bir amaç için koordineli olarak gerçekleştirildiklerinde piyasa
dolandırıcılığına neden olan alım ve satımlar, verilen emirler, iptal edilen emirler,
değiştirilen emirler veya gerçekleştirilen hesap hareketleri oluşturmaktadır.

Öte yandan, yalan ve yanlış izlenim uyandıran işlemlerin büyüklüğü konusunda bir
alt ve üst sınır söz konusu değildir. İlgili payın piyasasında kontrolü sağlayarak
fiyat hakimiyeti kurmaya yönelik bir piyasa dolandırıcılığı için gerekli miktar 
çok büyük olabileceği gibi, payın kapanış fiyatının belirlenmesi için borsadaki 
asgari işlem miktarı olan bir adetlik alış işlemleri de piyasanın dolandırılmasına
neden olabilecek niteliktedir.

İşlem bazlı piyasa dolandırıcılığı suçunun neticesi sermaye piyasası araçlarının
fiyatının etkilenmesi tehlikesidir. SPKn 107/1 hükmü, fiili bir “tehlike suçu” olarak
düzenlemek suretiyle sonucun gerçekleşmesini şart koşmamıştır. Tehlike suçlarında,
doğrudan doğruya bir zararın doğması gerekli olmayıp, suç konusu olarak tanımlanan
tehlikeli davranışlar cezalandırılmaktadır. Piyasa dolandırıcılığı suçunu da tehlike
suçu olarak tanımlayan yasa koyucunun amacı, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının,
fiyat değişimlerinin, arz ve taleplerinin yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandıracak
şekilde etkilenmesine yönelik işlem gerçekleştiren kişilerin cezalandırılmasıdır.
Suç bir tehlike suçu olmakla beraber, failin gerçekleştirdiği işlemler sonucu bir
menfaat sağlanması durumunda, SPKn’nun 107 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince“
bu suçtan dolayı verilecek olan adli para cezasının miktarı, suçun işlenmesi ile
elde edilen menfaatten az olamaz”. Söz konusu hükmün uygulanması açısından önemli
olan ve vurgulanması gereken diğer bir husus ise, failin mamelekinde (mal varlığında)
bir artışın meydana gelmesinin yanı sıra bir zarardan korunmanın da “menfaat” olarak
değerlendirilmesidir.

Bununla birlikte, SPKn’nun 107 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, “suçu işleyen
kişi pişmanlık göstererek, beş yüz bin Türk Lirasından az olmamak üzere, elde ettiği
veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katı miktarı kadar parayı, Hazineye;
soruşturma başlamadan önce ödemesi durumunda hakkında ceza hükmolunmaması, soruşturma
evresinde ödemesi durumunda verilecek cezanın yarı oranda indirilmesi ve kovuşturma
evresinde hüküm verilinceye kadar ödemesi durumunda verilecek cezada üçte bir oranında
indirime gidilmesi” hükme bağlanmıştır.
