# Türkiye borç krizinin eşiğinde mi?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/turkiye-borc-krizinin-esiginde-mi-87824h/
- Yayımlanma: 2022-07-25T11:49:00+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Türkiye, döviz krizi ve [enflasyon](https://www.borsatek.com/almanyada-is-dunyasi-guveninde-resesyon-dususu-87821h)
un yarattığı ekonomik çalkantılarla boğuşurken son dönemde uzmanlar ülkenin risk
seviyesinin alarm verdiğini belirterek olası bir borç krizinin ülke ekonomisine 
büyük zararlar verebileceği görüşünü dillendirmeye başladı.

Türkiye’nin kredi iflas riskinin ([CDS](https://www.borsatek.com/turkiyenin-cdsi-900u-asti-bu-yukselis-ne-anlama-geliyor-87492h))
yükselmesi ve buna paralel olarak borçlanma maliyetlerinin artması, Türkiye’nin 
olası bir borç krizi riski içinde bulunup bulunmadığı konusunda soru işaretleri 
yarattı.

Kredi derecelendirme kuruluşlarının da Türkiye’nin finansal yükümlülüklerini yerine
getirme kabiliyeti ile ilgili görünümünü negatif seviyede tutması bu korkuyu tetikledi.

Peki Türkiye’nin dış borçları ile ilgili tablo ne durumda ve uzmanlar borç krizi
riskini nasıl değerlendiriyor?

Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi geçen haftalarda 900 puana yaklaştıktan sonra
geçen haftayı 840 puan civarında tamamladı. CDS, yani kredi risk primi, ülkelerin
ekonomik ve politik risk gelişmesine göre değişiyor.

CDS‘in 900 baz puana yaklaşması dış borçlanma maliyetini çift haneye getirirken,
borçlanma maliyetinin artması ödemeler dengesi krizi riskinin arttığına da işaret
ediyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre Türkiye’nin brüt dış borç stoku 31 Mart
itibarıyla 451,2 milyar dolar, net dış borç stokunun ise 231,4 milyar dolar olarak
açıkladı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, Türkiye’de vadesine 1 
yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan ‘kalan vadeye göre
kısa vadeli dış borç stoku’ mayıs ayı itibariyle 182,3 milyar dolarla rekor seviyelerde
seyretmeye devam etti.

Mayıs sonu itibarıyla, Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku, 2021 yıl sonuna göre
yüzde 10,6 oranında artışla 134,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Kamu sektörünün
kısa vadeli borcu ise 2021 yıl sonuna göre yüzde 9,5 oranında artarak 24,3 milyar
dolar arttı.

Türkiye’nin dış borçlara ilişkin görünümü bu şekilde gerçekleşirken ülkede daha 
önce yaşanan krizler de hafızalardaki yerlerini koruyor.

Türkiye’de Osmanlı Devleti’nin batmasında etkisi olan borç krizi Cumhuriyet döneminde
üç kere yaşandı. Yaşanan 3 borç krizinin de ardından siyasal iktidarlar değişti.
Türkiye’nin ilk borç krizi 1958 yılında Adnan Menderes hükümeti döneminde, ikinci
borç krizi 1978’de Süleyman Demirel hükümeti döneminde ve 2000’de Bülent Ecevit 
hükümeti döneminde yaşandı.

Borç krizlerinin yaşandığı yıllar aynı zamanda Türkiye’nin en büyük ekonomik krizleri
yaşadığı yıllar oldu. Türkiye tarihinde çok fazla ekonomik kriz yaşansa da bu ekonomik
krizlerin borç krizi ile birleştiği dönemlerin sonucunda faizler yükseldi ve ekonomi
daraldı. Son borç krizi sonrasında 2001’de Türkiye ekonomisi yüzde 9 küçüldü.

### En riskli 20. ülke Türkiye

Geçtiğimiz hafta Bloomberg’de yer alan bir analizde ise Türkiye’nin borç krizi riskinin
bulunduğu belirtildi.

Analizde gelişmekte olan ülkelerin çeyrek trilyon dolarlık borç yükü nedeniyle dünyanın
tarihi bir temerrüt zinciri riskiyle karşı karşıya olduğu belirtilirken Türkiye 
de riskli ülkeler arasında sıralandı. Bahsi geçen ülkeler sırasıyla El Salvador,
Gana, Tunus, Pakistan, Mısır oldu. Listenin 20. sırasındaysa Türkiye yer aldı.

### Kredi görünümleri negatif

Bununla birlikte kredi derecelendirme kuruluşları da Türkiye’nin finansal yükümlülüklerini
yerine getirme kabiliyetini ölçen notlarını düşük seviyelerde tutmaya devam etti.
Önceki hafta uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, yayımladığı
raporda Türkiye’nin kredi notunu B+’dan B’ye indirdiğini, görünümünü ise “negatif”
olarak teyit ettiğini açıkladı.

S&P son not güncellemesini Aralık 2021’de yapmıştı. S&P’ye göre, Türkiye’nin kredi
notu B+’da kalırken görünüm durağandan negatife döndü. Moody’s ise Eylül 2020’de
Türkiye’nin kredi notunu B1’den B2’ye düşürmüştü. Türkiye’nin kredi notu üç kuruluşa
göre de ‘çok spekülatif’ statüsünde bulunuyor.

Türkiye’nin kredi notları 2001 seviyelerine yakın bir yerde bulunurken ‘iflas’ dahil
9 kümenin bulunduğu notlandırma sisteminde Türkiye 6. kümede bulunuyor. Kuruluşların
notları ana olarak ‘yatırım yapılabilir’ ve ‘spekülatif’ diye ikiye ayrılıyor. Türkiye’nin
görünümü negatif olduğu için spekülatif olarak sınıflandırılıyor.

Türkiye’nin borçlarıyla ilgili görünüm kötüleşirken iktisatçılar da borç krizlerinin
yarattığı büyük risklere dikkat çekiyor. Uzmanlar ülkenin temerrüt riski içinde 
bulunup bulunmadığı konusunda farklı görüşte olsa da borçların ekonomiyi kırılgan
hâle getirdiği konusunda hemfikir.

### Borç krizi riski var mı?

Konu ile ilgili Sozcu.com.tr’ye değerlendirmelerde bulunan iktisatçı Prof. Dr. Hayri
Kozanoğlu Türkiye’nin çok uzak olmayan bir gelecekte dış borç ödeme kriziyle karşılaşma
olasılığının  yüksek olduğunu belirtti.

Türkiye’nin 1 yıl içerisinde çevrilmesi gereken 182 milyar dolar kısa vadeli borcu
olduğunu hatırlatan Kozanoğlu, “Bunun bir kısmı ticari krediler ve yabancıların 
döviz mevduatları. Bunları bir yana bıraksak dahi, 2022 sonuna kadar ödenmesi gereken
49,6, 2023’te ödenmesi gereken 50,6 milyar dolar fiili borç bulunuyor. Bunun 36 
milyar doları özel sektörün borcu” dedi.

Kozanoğlu ayrıca, “Cari açığın da 40 milyar dolara doğru gittiğini düşünürsek ciddi
bir döviz gereksinimi var. Geçmişte bu bir şekilde fonlanabiliyordu. Ancak bugün
başta ABD ve Avrupa faiz artışlarıyla dünyada hem bir ‘güvenli liman’ arayışı var
hem de getiriler yükselmiş durumda. O nedenle küresel ortam uygun değil” değerlendirmesinde
bulundu.

Kozanoğlu Türkiye’nin CDS priminin 840’a, ülkenin eurobondlarının (yurt dışına ihraç
edilen döviz cinsi tahvil) faizinin ise yüzde 11 civarına yükselmesinin borç maliyetlerini
artırdığını hatırlatarak, “O nedenle çok uzak olmayan bir gelecekte dış borç ödeme
kriziyle karşılaşma olasılığı oldukça yüksek görünüyor” dedi.

### ‘IMF seçeneği ülkeye bedel ödetir’

Türkiye’nin olası bir borç krizine girmesi durumunda neler olabileceğine ilişkin
senaryolara da değinen Kozanoğlu IMF seçeneğinin masaya gelebileceğini aktardı. 
Kozanoğlu Türkiye’nin daha önce borç krizleri nedeniyle IMF ile anlaşarak ciddi 
bedeller ödemek zorunda bırakıldığını belirtti.

Kozanoğlu, “Türkiye 1979-80,1994 ve 2001 ekonomik krizlerini hep bir döviz ve dış
borç krizi olarak yaşadı. Her defasında IMF kapısına gidilmek zorunda kalındı. IMF
fonlarıyla iflastan kurtulduysa da emekçilere ciddi bedeller ödeten, kamu varlıklarının
özelleştirilmesine yol açan, tarım kesimine destekleri budayan kemer sıkma önlemleri
uygulandı. Bunu da arzu etmiyorum, ancak aksi halde dış borçların servisinin olanaklı
olmadığını düşünüyorum” dedi.

Kozanoğlu, dış borçların yeniden takvimlendirilmesini içeren kamucu, halkçı bir 
programın uygulanması gerektiğini ancak ufukta AKP giderse bile böyle bir programı
uygulayacak bir alternatif görünmediğini belirtti.

İktisatçı Dr. Cem Oyvat ise yakın vadede Türkiye’nin temerrüt riski olmadığı görüşünde.

Türkiye’de toplam dış borcun milli gelire oranının da 2019-2020 yıllarına kıyasla
daha kötü olmadığını ve toplam dış borcunun GSYH’ye oranının 2000’lerin başındaki
duruma göre daha iyi olduğunu belirten Oyvat, “Yakın zamanda Türkiye’nin temerrüt
riski olduğunu düşünmüyorum” değerlendirmesinde bulundu. Ancak Oyvat, bu duruma 
rağmen borçların Türkiye ekonomisi için önemli bir problem olduğunu belirtti.

Oyvat şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ben yakın zamanda Türkiye’nin temerrüt riski olduğunu düşünmüyorum. Kamu sektörü
ve TCMB’nin toplam dış borcunun GSYH’ye oranı 2022’in 1.çeyreğine göre yüzde 26.7.
Bir karşılaştırma yaparsak 2000’lerin başında bu sayı yüzde 38’lerdeydi ve Türkiye
o dönemde temerrüde gitmedi. Tabii özel sektörün dış borçlarının bir kısmını devletin
üstlenmesi gibi bir risk var. Ama Türkiye’de toplam (özel+kamu) dış borcun milli
gelire oranı da 2019-2020 yıllarına kıyasla daha kötü değil.

### Borçlar Türkiye için büyük bir problem

Yerel para cinsinden olan borçlar (buna KKM’nin getireceği maliyeti de katabiliriz)
ise bir ülkeyi temerrüde zorlamaz. Ama bu demek değil ki, borçlar Türkiye için önemli
bir problem değil. Geçtiğimiz aylarda hazinenin ödeyeceği iç borç faizi anaparayı
geçti. Devletin daha yüksek faiz ödemesi, kamu kaynaklarının daha büyük bölümünün
rantiye kesimine aktarılması anlamına geliyor. Maalesef Türkiye’nin artan risk primi
de bu durumu kötüleştiriyor”

Önümüzdeki aylarda borçların dışında KKM’nin de devletin üzerindeki yükü artıracağını
belirten Oyvat, “Çünkü Türkiye’nin bunca kur şokuna rağmen hâlâ çok ciddi bir cari
açık verdiğini ve  Türkiye’ye anlamlı bir sermaye girişi olmadığını ve TCMB’nin 
rezervlerini tükettiğini düşünürsek, özellikle turizm gelirlerinin azalacağı sonbaharda
döviz kurunun ciddi bir oranda yukarı gideceğini görmemiz sürpriz olmaz” dedi.

Döviz kurundaki artışların Kur Korumalı Mevduat yolu ile, hazine ve TCMB’den varlıklı
kesime ciddi bir servet aktarılmasına yol açtığını belirten Oyvat son olarak, “Kamunun
borçlarının dışında, özel sektörün de kısa vadeli dış borç stoku Mayıs 2022’de, 
2021’in sona göre yüzde 10 artarak 80 milyar doların üzerine çıktı. Özel sektörün
artan kısa vadeli dış borç stoku da; firmaları kur şoklarına karşı daha kırılgan
hale getiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
