# Türkiye’de reklama yatırım yok

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/turkiyede-reklama-yatirim-yok-22879h/
- Yayımlanma: 2017-05-09T11:59:17+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Reklamverenler Derneği (RVD) Başkanı Ahmet Pura, Türkiye’deki reklam yatırımlarının,
yıllık 2.1 milyar dolar olduğunu belirterek “Bu rakam dünya ile kıyaslandığında 
çok düşük. 8.5 milyon nüfuslu İsrail’in reklam yatırımları 5.4 milyar dolar, İsveç’in
nüfusu 10 milyon iken reklam yatırımları 3.2 milyar dolar. Türkiye’de gidilecek 
çok yol, yapılacak çok iş var. 2.1 milyar dolarlık rakamın en az 5 milyar dolara
çıkması gerekiyor” dedi.

Türkiye’de reklamın önemini, etkinliğini, verimliliğini, bilincini anlatmak ve artırmak,
reklamla ilgili tüm süreçlerde reklamverenlerin haklarını korumak amacıyla 1992 
yılında kurulan Reklamverenler Derneği (RVD), bu yıl 25’inci yılını kutluyor. RVD
Başkanı Ahmet Pura, derneğin 25’inci kuruluş yılına yönelik yaptığı açıklamada RVD’nin

geçmişi, geleceği ve hedefleri hakkında önemli bilgiler verdi. Dünya reklam yatırımları
içinde Türkiye’nin payının binde 4 ile (2.1 milyar dolar) oldukça düşük bir seviyede
seyrettiğini belirterek, bu oranın yüzde 1’ler seviyesine yükselmesi gerektiğini
belirtti. 

**DÜNYADAN ALDIĞIMIZ PAY BİNDE 4**

Konuyla ilgili dünyadan örnekler veren Pura “8.5 milyon nüfuslu İsrail’in reklam
yatırımları 5.4 milyar dolar, İsveç’in nüfusu 10 milyon, reklam yatırımları 3.2 
milyar dolar. 80 milyon nüfuslu Türkiye’nin ise 2.1 milyar dolar. Buradan gördüğümüz
akılcı, verimli ve destekli bir reklam sektörünün başarılı sonuç alacağıdır. Bu 
gerekçeyle yüzde 1’i hedef almalıyız diyoruz” diye konuştu. Türkiye reklam pazarının
büyümesi için gerekli koşulları 5 ana madde ile sıralayan Pura “Ölçümlenebilme becerileri,
şeffaf ve güvenli ortam, sağlıklı bir ekonomik yapı, denetim organlarının net kriterleri,
sektörel güç birliği… Bunlar, Türkiye’deki reklam pazarının dünyadan aldığı payı
yüzde 1’e çıkarabilmesi için olmazsa olmaz kriterler” 
dedi. 

**DİJİTALDE VE TÜM MECRALARDA ŞEFFAFLIK GEREKİYOR **

Dijital mecra ölçümlemelerine de değinen Pura şunları söyledi: “Dijital tarafta 
bir takım sorunlar yaşanıyor. Reklamveren verdiği reklamın istediği kitleye ulaşıp
ulaşamadığını kontrol edemiyor. Örneğin, bir reklamın tıklanma oranının ne kadarı
insan, ne kadarı robot, bu ölçülemiyor. Hiçbir reklamveren, gerçek bir insan tarafından
görülmeyen veya bir robot tarafından tıklanan bir reklam için ödeme yapmak istemiyor..”
RVD olarak, bünyelerinde kurulan Dijital Yürütme Kurulu’nun, WFA ve IAB Türkiye 
ile dijital dolandırıcılık konusunda müşterek çalışmalar yaptığını belirten Pura“
Dijital mecranın sağlıklı büyümesi adına bu işbirliğinin sadece ülkemiz için değil,
dünya için de bir örnek olacağını düşünüyoruz” dedi.

Önümüzdeki dönemde sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirecek bir İletişim ve
Reklam Federasyonu için görüşmelere başlanacağını da belirten Ahmet Pura “Nerede
el sıkışıyor, birbirinize dokunuyor, inanıyorsanız, orada hep bir başarı oluyor.
Koşarken arkanıza bakmadığınız vakit rekor kırıyorsunuz, arkanıza baktığınız takdirde
de 
takılıp yarışı bırakıyorsunuz. Kurulmasını arzu ettiğimiz İletişim ve Reklam
Federasyonu’nun önemli işlevlerinden biri de bu birliktelik olacaktır.” dedi.

Reklamverenler Derneği’nin 25 yılının gurur duyulacak başarılarla dolu olduğunu 
ifade eden Pura sözlerine şöyle devam etti “Bu başarıda geçmiş dönem yönetim kurullarının,
geçmiş başkanların çok büyük katkısı olduğuna inanıyoruz. Biz bugün bu görevleri
yapıyorsak, 5 dönem de yurt dışından (WFA) davet almışsak, altyapının sağlamlığından
almışızdır. Bizim görevimiz bayrağı daha da ileriye götürmektir. Bayrağı kendi becerilerimiz
dahilinde götürebileceğimiz en iyi yere götürdük. Ama nefesimiz kesilmeden yeni 
kanların o bayrağı daha 
yükseklere taşıması gerekiyor. Kaldı ki, reklamveren demek,
reklamın hakiki sahibi demek. Bütün diğer paydaşlara ve sivil toplum örgütlerine
örnek olmak mecburiyetindeyiz. Reklamverenler Derneği’nin hata yapmaya, yavaşlamaya,
heyecansız kalmaya hakkı yoktur. O anlamda, 50’inci yılda da aynı başarılardan bahsediyor
oluruz  bunun için de heyecanımızı ve aynı duruşumuzu sürdürmemiz gerekiyor. Sorumluluklarımızı
da aynı güçle taşıyor olmamız, inancımızın yüksek olması gerekiyor.”  
