# Türkiye’den AB’ye vize resti

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/turkiyeden-abye-vize-resti-6478h/
- Yayımlanma: 2015-05-22T10:42:00+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Türkiye İş Kadınları Derneği (TİKAD) üyeleriyle Conrad Otel’de bir araya gelen Bozkır,
kadınların, dünya nüfusunun yarısını oluşturduğunu ancak sosyal ve siyasi yaşamda
hak ettiği yeri henüz alamadığını söyledi. Bozkır, bunun için çok önemli hamlelerin
yapılması, kaybedilmiş alanların tekrar kazanılması gerektiğini anlattı.

Erkeklerin dizayn ettiği bir dünyada kadınların bir anlamda o dizayn edilmiş şekillere
kendilerini uydurmak zorunda kalır gibi bir tablo içine düştüğünü belirten Bozkır,
kotalar, fermuar sistemi gibi birtakım yöntemlerle kadın-erkek eşitliğinin sağlanabileceğinin
düşünüldüğünü ifade etti.

Volkan Bozkır, kadının hiçbir şekilde kotaya veya bu tür sistemlere ihtiyacı olmadığını
dile getirdi. Siyasette kadının rolünün önemli olduğunu vurgulayan Bozkır, “Kadının
haklarını ve konumunu güçlendirdiği yer; siyasettir. Meclis’te geçtiğimiz dönemde
79 milletvekili vardı, inşallah bu seçimlerde daha fazla kadın milletvekilinin yer
alması mümkün olacak” diye konuştu.

Bozkır, özellikle kadına karşı şiddet konusunda ortak hareket edilmesi gerektiğini
kaydetti.

**Heybeliada ruhban okulunun durumu**

Bakan Bozkır, kameraların dışarı çıkarılmasının ardından TİKAD üyelerinin sorularını
yanıtladı.
Avukat Kezban Hatemi, Yunanistan Parlamentosu’ndan Atina’da cami yapılması
için karar çıktığını hatırlatarak, Türk Hükümeti’nin bu konuda nasıl bir hazırlık
yaptığını, ayrıca Heybeliada Ruhban Okulu’nun durumunu sordu.

Heybeliada Ruhban Okulu’nun Anayasa Mahkemesi’nin 1971 yılında aldığı karar sonucunda
kapatıldığını anımsatan Bozkır, okulu açmak için uzun zamandır çeşitli çabaların
sarf edildiğini anlattı. Bakan Bozkır, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Heybeliada Ruhban Okulu, önemli bir yapı. Bunu açmak için bir anlamda Yunanistan
ile bizim arzu ettiğimiz bazı hususların gerçekleşmesini şart koştuk. Atina’da iki
cami var. Biri müze haline gelmiş, biri çökmek üzere. Bunların restorasyonu… Batı
Trakya’daki Türklere aynı şekilde müftünün tayin yerine seçilme hakkının verilmesi
ve oradaki insanların huzurunun artırılması gibi birçok talebimiz oldu. Yunanistan
aslında uzun zamandır bu talepleri yerine getirmedi. Bugünlerde cami restorasyonlarıyla
ilgili adımları atacaklar. Bunun sonucunda biz de Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması
konusunu değerlendireceğiz ve olumlu olarak değerlendireceğiz. Bizim bakımımızdan
bir sıkıntı yok. Bunu açarız ama açtıktan sonra buraya eğitilecek ruhban nasıl gelecek?
Birçok başka sorun var içinde. Ama sembolik olarak bunun açılması tabiatıyla önemli
olur. Sanıyorum Türk Hükümeti’nin de açma konusunda bir sıkıntısı yok.”

**TTIP’in ülke ekonomisine etkileri**

Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan da Bakan Bozkır’a, ABD ve Avrupa ülkeleri arasında
2018’de hayata geçirilmesi planlanan Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklıg?ı’na(
TTIP) Türkiye’nin hazır olup olmadığı sorusunu yöneltti.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Bozkır, TTIP’in önemli bir proje olduğunu, uzun zamandır
dünyada eksikliği hissedilen vizyon dolu yeni bir yapıya gidildiğini söyledi.

Dünyada ekonomik iş birliği ve serbest ticarete giden ciddi bir adım atıldığını,
Türkiye’nin mutlaka içinde olması gerektiğini ifade ederek, şunları aktardı:

“Türkiye bakımından bizi sıkıntıya sokabilecek TTIP anlaşmasından ziyade, Gümrük
Birliği Anlaşması’nda vaktiyle imzalanırken bir maddenin unutulmuş olması veya gerçekleştirilememesi.
Gümrük Birliği’ne üye olmadan dahil olan tek ülkeyiz. TTIP yürürlüğe girdiği takdirde,
ABD’de üretilen bütün mallar Türkiye’ye gümrüksüz girecek, otomatik olarak Gümrük
Birliği Anlaşması’ndan dolayı. Bizim ürünlerimiz de oraya aynı şekilde sıfır gümrükle
girmeyecek. Bir sürü hesaplama var. Biri Milli Gelir’in binde 3’üne tekabül edecek
bir rakam deniliyor. O da 3 kusür milyar dolar ilk başta. Bu ticari boyutu. İş kaybı,
ekonomik kayıplar giderek yığılacağı için belki 5-10 senelik dönemde 50 milyar dolara
yükselebilecek bir zarardan bahsediliyor.”

İlk başta bu anlaşmanın bir parçası olma politikasını izlediklerini, AB Bakanı olduğunda
bunun pek gerçekleştirilebileceğini düşünmediğini dile getiren Bozkır, “İşi kolaylaştırmak
lazım diye dedik ki; TTIP Anlaşması’na bir madde konulsun ve ‘TTIP yürürlüğe girdiğinde
Gümrük Birliği ülkelerinde uygulanır’ maddesi. Gayet kolay bir madde ve kimseyi 
rahatsız etmiyor. TTIP imzalandığında Türkiye piyasalarını sıfır gümrükle açıyor
ama ABD piyasalarına da sıfır gümrükle giriyor. Bu aşağı yukarı kabul gördü” dedi.

Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncelleşmesinin söz konusu olduğunu anlatan Bozkır,
şunları kaydetti:

“Şu andaki Gümrük Birliği Anlaşması’nda tarım, hizmetler ve kamu alımları yok. Bunları
dahil ederek Gümrük Birliği Anlaşması’nı güncelleştireceğiz. Güncelleştirme gerçekleştiği
takdirde ticaretimiz 300 milyar dolara çıkacak. 300 milyar dolarlık ticaret hacmi,
herkesin ağzının sularını akıtan çok önemli bir rakam. Türkiye’ye de büyük yarar
sağlayacak. Tarımı çok iyi müzakere edeceğiz. Hizmetler ve kamu alımlarında bizim
rekabet gücümüz çok fazla. Bununla ilgili komisyonun müzakere yetkisi almasını bekliyoruz.
Önümüzdeki sene bu başlayacak. Buraya bir madde koydurttuk. Yani AB bir üçüncü ülke
anlaşması imzaladığında, otomatik olarak bunun Türkiye’ye uygulanır hale gelmesi.
Eğer biz güncelleştirmeyi daha önce bitirirsek, TTIP imzalandığında zaten bu anlaşma
bu şekilde yeniden düzenlenmiş olacağı için otomatik olarak Türkiye’ye uygulanacak.”

**Vizelerin kaldırılması**

Vizelerin kaldırılması konusuna da değinen Bakan Bozkır, vizelerin 1980 askeri darbesinin
Türkiye’ye hediyesi olduğunu ve o yıllardan beri vize sorunuyla uğraşıldığını söyledi.

Bozkır, vizenin kaldırılmasını Geri Kabul Anlaşması’na bağladıklarını anlatarak,
şu bilgileri verdi:

“Bizim için vizelerin kaldırılması ne kadar önemliyse, Geri Kabul Anlaşması da AB
için önemli. Ben diyorum ki; vizeyi kaldırmazsanız, Geri Kabul Anlaşması’nı feshedeceğiz.
Hakikaten feshedeceğiz, şakası yok. Vizeler niye kalkmıyor? Diyorlar ki; ‘Kapıları
açarsak ilk gün 10 milyon, sonra 5 milyon, daha sonra 25 milyon Türk Avrupa’ya gelir.
Avrupa piyasaları istila eder.’ Böyle bir korku var. Gidip ne yapacağız orada, iş
yok güç yok. İkinci bir nedeni de bu vize harçları büyükelçilikler için büyük gelir.
Ama inşallah vize kalkacak. Vizeler de kalkarsa geriye kalıyor müzakere süreci. 
Yavaş gidiyor gibi görünüyor ama yavaş gitmiyor.”

**“AB’nin Hristiyan birliği olma lüksü”**

AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, Kıbrıs sorununun bu sene çözüleceğini 
ve bunu sonucunda bloke edilmiş 14 faslın bir anda açılır hale geleceğini söyledi.

AB’nin uzun zamandır kafasını kuma gömdüğü için terörizm ve radikalizmle yaklaşan
tehlikeyle yüz yüze kaldığını ifade eden Bozkır, “AB, ‘Ben Hristiyan kulübüyüm’ 
diye kuruldu aslında. AB’nin Hristiyan birliği olma lüksü yok artık. Çünkü Avrupa’da
7-8 milyon Müslüman yaşıyor. Radikalizm, islamofobi ve ırkçılıkla mücadele, kendine
kapanarak değil, kendini aşarak, genişleterek, yeni renkler ve dinler katarak olabilir.
Bunu sağlayabilecek yegane ülke; Türkiye. Yıllardır diyoruz ki, terörist teröristtir.
Ama göz yumdular” dedi.

**Çözüm süreci**

Kezban Hatemi, İngiltere Prensi Charles’in, büyük amcasını öldüren IRA’nın siyasi
kanadı Sinn Fein’in lideri Gerry Adams ile el sıkıştığını hatırlatarak,
“Biz sizce
ne zaman bitireceğiz bunu?” diye sordu.Bakan Bozkır, Türkiye’deki Çözüm Süreci ile
İrlanda’daki terörün ortadan kaldırılması sürecinin aynı modeliteler içinde yürüdüğünü
belirtti.

İngiltere’de, siyasi parti ile terör örgütünün masada hep bir arada tutulduğunu 
anlatan Bozkır, şöyle devam etti:

“Bir sürü sıkıntılar oldu. Londra’da patlamalar oldu, insanlar öldü ama parti ile
terör örgütünü masada tuttular. Biz de aynı şeyi yapıyoruz aslında. Ama henüz o 
aşamaya gelmedik. Charles el sıkışabilir ama Charles’in el sıkıştığı terör örgütü,
silahlarını betona gömdü. Önemli olan silah bırakmanın herkesin kabul edeceği bir
şeye gelmesi. Hem silah olacak hem terör faaliyeti olacak hem de Barış Süreci’nden
bahsedeceğiz. Ondan sıkıntı var. ‘El sıkışmıyor’ demek de doğru olmaz, günü gelir
bu süreç tamamlanır. Bütün Türk vatandaşları bunu benimserler, herkes bununla geleceğe
bakmayı hedefler o zaman el de sıkışılır.” 
