# Türkiye’nin 2050’ye kadar ‘karbonsuz ekonomiye’ geçebilir

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/turkiyenin-2050ye-kadar-karbonsuz-ekonomiye-gecebilir-73602h/
- Yayımlanma: 2021-10-27T16:25:25+03:00
- Yazar: Selim Soydan

“Net sıfır emisyon” hedefine ulaşmak için izlenmesi gereken yolu bilimsel verilerile
ortaya koyan ilk araştırma olduğu söylenen “Türkiye’nin Karbonsuzlaşma Yol Haritası:
2050’de Net Sıfır”, bugün internet üzerinden yapılan bir etkinlikle kamuoyuna duyuruldu.

BBC Türkçe’nin haberine göre toplantıda konuşan İPM İklim Değişikliği Çalışmaları
Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, Türkiye’nin 2015’te sunduğu ve karbon salımını ne kadar
kısıtlayacağını açıkladığı Ulusal Katkı Beyanı’nın Paris İklim Anlaşması’ndaki hedeflerle
uyumlu olmadığını ve hazırladıkları raporun bu alanda bilimsel tartışmaları tetiklemeyi
hedeflediğini söyledi.

Karbonsuzlaşmanın anahtarının elektrik üretiminde güneş ve rüzgarın payını artırmaktan
geçtiği açıklandı.

Temel olarak Türkiye’nin 2018’deki elektrik üretimi, ulaşım, binalar, sanayi ve 
diğer sektörlerin karbon salımını alan araştırmacılar, bunun önlem alınmadığı durumda
2050’ye kadar ne kadar artabileceğini hesapladıktan sonra (baz senaryo), bunun nasıl
sıfıra çekilebileceği üzerine çalıştı (net sıfır senaryosu). 

Baz Senaryo’da Türkiye’nin toplam karbondioksit emisyonunun 2050 yılında, 2018’e
kadar yüzde 66 artarak 700 milyon tona çıkacağı öngörülüyor.

Toplam sera gazı emisyonlarının ise 890 milyon ton olacağı tahmin ediliyor.

“Net sıfır emisyon” politikası için gerekli adımların atılması durumunda ise 2030’
a kadar enerji tüketimi kaynaklı karbondioksit emisyonlarının yüzde 37, ekonomi 
genelindeki karbondioksit emisyonları ise 2030’a kadar yüzde 32 azaltılabilir.

Bu, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’e sunduğu Ulusal Katkı Beyanı’ndaki senaryolardan
çok daha düşük bir miktara denk geliyor.

Türkiye 2015’te sunduğu Ulusal Katkı Beyanı’ndaki baz senaryoda 2030’a kadar toplam
sera gazı salımının 1,17 milyar tona çıkacağını hesaplamış ve bundan yüzde 21’lik
bir indirim yaparak 929 milyon tona düşüreceğini açıklamıştı.

Bu artış senaryosu gerçeklerin çok üzerinde olduğu gerekçesiyle iklim hareketi ve
uluslararası kuruluşlar tarafından eleştiriliyordu.

## **Güneş ve rüzgar enerjisinde hızlı bir artış mümkün**

Ümit Şahin, Türkiye’de hidroelektrik dışındaki yenilenebilir kaynakların kurulu 
güçteki payının 2018’de yüzde 17 olduğunu, bunu 2030’da yüzde 50’ye, 2050’de de 
yüzde 77’ye çıkarmanın mümkün olduğunu söylüyor. 

Şahin’e göre Türkiye 2030’a kadar her yıl ortalama 3 GW güneş ve 2,5 GW rüzgar enerjisi
santrali yaparak 2030’da ikisinin toplam kurulu gücünü 35 GW’a çıkarabilir.

Şahin, ulaşım sektöründeki karbon salımını azaltmanın ise karayolu taşımacılığından
demiryolu taşımacılığına geçiş ve karayolunda da benzinli araçlardan elektrikli 
araçlara geçiş sayesinde gerçekleşebileceğini belirtiyor.

Ulaşım sektöründeki emisyonların dörtte üçü karayolu yük taşımacılığından kaynaklanıyor.

IPM, sektör olarak emisyonlardaki en hızlı azalmanın binalarda gerçekleşebileceğini
vurguluyor. 

## **Isı pompası: 2030’da kömüre, 2040’ta doğal gaza veda**

Bunun için 2030’dan itibaren binalarda ısınma amaçlı kömür ve sıvı yakıt kullanımının
bırakılması; bunun bir kısmının doğal gaz ile, büyük kısmının ise elektrikle çalışan
ısı pompalarıyla ikame edilmesi gerekiyor.

Binalarda doğal gaz kullanımının 2040’a kadar sonlandırılmasının mümkün olduğunu
belirten IPM, yeşil hidrojenin de 2035’ten itibaren ısınma için kullanılabileceğini
aktarıyor.

Sanayideki karbon salımının azaltılması için ise enerji verimliliğinin artırılması,
elektrifikasyon, yeni teknolojilerin kullanılması gibi yolların mümkün olduğu belirtiliyor.
