# Türkiye’nin büyüme tahmininde yeni revizyonlar gelebilir

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/turkiyenin-buyume-tahmininde-yeni-revizyonlar-gelebilir-21508h/
- Yayımlanma: 2017-04-01T13:40:53+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

ABD’li yatırım bankacılığı devlerinden Goldman Sachs ve JPMorgan Chase’in, Türkiye’nin
bu yıla dair büyüme tahminlerini yükseltmesinin ardından diğer uluslararası kurumlardan
da benzer revizyonların gelmesi bekleniyor.  

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) açıkladığı Türkiye’nin 2016 yılına ilişkin büyüme
verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesinin ardından Goldman Sachs ve JPMorgan
Chase Türkiye’nin bu yıla dair büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize ettiklerini
açıkladı.

Türkiye’nin 2017 yılı büyüme tahminini Goldman Sachs yüzde 1,8’den yüzde 2,3’e, 
JPMorgan Chase ise yüzde 1,8’den yüzde 2,6’ya yükseltti.

Buna ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulunan Saxo Capital Strateji Uzmanı 
Cüneyt Paksoy, geçen yılın 3. çeyreğinde büyüme tarafında oluşan daralmanın bir 
anda 4. çeyrek ve 2016’nın tamamına dair beklentilerin aşağı yönlü revize edilerek
görece düşük kalmasına sebep olduğunu anımsatarak, “Ama ekonomi yönetimi tarafından
alınan seri önlemlerin desteğini de arkasına alan Türkiye ekonomisinin sahip olduğu
dinamizm bir kez daha pozitif anlamda sürpriz yaparak böylesi bir süreçte piyasada
morallerin tekrar düzelmesini sağlamış görünüyor.” diye konuştu.

Paksoy, genel beklentinin 4. çeyrek büyümesinin yüzde 1,9 olması yönünde iken, 2016’
nın son çeyreğinde yüzde 3,5, 2016’nın tamamında yüzde 2,9 büyüme rakamlarının gelmesinin
oldukça önemli bir pozitif gelişme olarak görülmesi gerektiğini, 3. çeyrek büyüme
verisinin de yüzde 1,8 düşüşten yüzde 1,3 düşüşe revize edilmesinin ayrıca önemli
olduğunu vurguladı.

Özellikle yapısal reform kararlılığının devam etmesi, atılan teşvik adımlarının 
bundan sonraki süreçte meyvesini daha net verecek olması, nisan ayı ortasındaki 
referandumdan sonra siyasi süreçte belirsizliğin hızla azalma ihtimali, ihracatta
yakalanan ivmenin devam etme olasılığı, TCMB’nin de kararlı adımları sonrası kur
ve faiz tarafında daha öngörülebilir ve nispeten düşük volatilite ortamının özellikle
yılın ikinci yarısından itibaren enflasyon tarafını da destekleme olasılığının 2017
ile ilgili büyüme tahminlerinin yukarı yönlü revize edilme sürecini destekleyecek
gibi durduğunu ifade eden Paksoy, şunları kaydetti:

“Nitekim Goldman Sachs ve JP Morgan gibi kurumlar gelen bu pozitif veriden sonra
şimdiden büyüme beklentilerini önemli ölçüde yukarı yönlü revize etmiş görünüyor.
Özellikle JP Morgan’ın hisse bazlı beklentilerini de içine alan bir başka değerlendirmesinde,‘
Dış makro ortam gelişmekte olan ülkeler için daha az zorlayıcı olmaya başladı. Türkiye’nin
makro görünümü iyileşiyor’ ve ‘Konjonktürel faktörler, mali teşvikler ve nisan ayında
yapılacak referandum sonrasında bastırılmış talebin çözülmesi büyüme destekleyecek.
Enflasyonun mayıs ayında zirve yapmasının ardından düşüşe geçmesi ve TL’nin istikrarlı
olması tahmin ediliyor’ ibarelerine yer vermesini önemli alt başlıklar olarak görüyoruz.

TCMB politikaları devamlı yükselen kur algısını normalleştirmeye devam ettikçe ve
kur-faiz tarafında normalleşme süreci devam ettikçe, hükümetin yapısal reform kararlılığı
sürdükçe ve canlandırmaya yönelik alınan tedbirler ve verilen teşvikler meyvesini
verdikçe, ihracatta yakalanan pozitif ivme global ekonomide yaşanacak olası iyileşmelere
bağlı olarak devam ettikçe, turizm tarafında son dönemde Rusya ile başlayan iyileşme
sinyalleri AB ile ilişkilerin de normale girmesi ihtimali ile güçlenme eğilimi taşıdıkça
büyüme tarafında yukarı yönlü yeni revizelerin gelmesi sürpriz olmayacaktır. Önümüzdeki
süreç realize olmaya başladıkça Varlık Fonunun etkisinin de büyüme tarafında pozitif
ek unsur olacağını düşünmeye devam ediyoruz.”

 Paksoy, 2016 yılı adına yüzde 2,5-3 bandı içinde bir senelik gerçekleşme bekledikleri
büyüme tarafında yüzde 2,9 ile bu hedefin realize olduğunu gördüklerini aktararak,“
Dediğimiz şartların pozitif seyrine bağlı olarak mevcut durumda 2017 yılı içinde
yüzde 2,5-4 aralığında bir büyüme gelmesini bekliyor olacağız.” dedi.

İçsel ya da dışsal yeni beklenmedik bir risk başlığı ile kur-faiz tarafında yeni
bir anomali oluşmadıkça, enflasyon tarafı yardım etmeye başladıkça, üretimle büyüme
hedefinden sapma olmadıkça ve mevcut riskler dengelendikçe artacak dış sermaye desteğinin
de yardımı ile büyüme tarafında gelişime açık bir manevra alanı oluşacağını anlatan
Paksoy, “Kredi derecelendirme kuruluşlarınında bu sürpriz pozitif büyüme verisinden
sonra Türkiye ekonomisine bakışlarında hak ettiğimiz şekilde olumlu bir normalleşme
yaşamasını bekliyor olacağız. Kısa vadede not artırımı zor gibi görünse de en azından
aşağı yönlü baskı azalacak ve bu iyileşme devam ettikçe yukarı yönlü değişim ihtimali
artmaya başlayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

 “Türkiye, 2017 yılı maçına yüzde 2,2 büyüme cepte başlıyor”

Ziraat Bankası Ekonomisti Bora Tamer Yılmaz, Türkiye’nin büyüme tahminlerindeki 
yukarı yönlü güncellemelerin iktisadi faaliyetin iç yüzünde, arka planında işleyen
dinamikleri yansıtmadığını ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:

“Aslında ekonomideki özellikle milli gelir hesabındaki pek çok çalışma dört işlem
aritmetiğe dayanır. ‘Carry-over’ milli gelir hesaplarında göz önünde bulundurulması
gereken bir kavramdır. ‘Carry-over’ bir ülkenin bir yıl içindeki büyüme performansının
bir sonraki yıla aktarımıdır. Sene içerisinde büyüme kaydedebilen ülkeler bir sonraki
yıla büyüme taşırlar. Türkiye, 2016 yılından 2017 yılına yüzde 2,2 büyüme taşıdı.
Yani bu sene ülkede herkes geçtiğimiz yıl kadar üretim gerçekleştirse ki Türkiye
gibi genç beşeri özelliklere sahip bir ülke için bu ekonomide ciddi bir kriz anlamına
gelir Türkiye yüzde 2,2 büyüyecek. Şu anda Türkiye, 2017 yılı maçına yüzde 2,2 büyüme
cepte başlıyor.

Sene içerisindeki büyümeler hep bu değerin üzerine çalışacak. Türkiye, bir çeyrekte
ortalama yüzde 1,1 büyür. Ortalama demek ‘beklenen değer’ demektir. Demek ki matematiksel
açıdan bu sene Türkiye’nin yalnızca beklenen değer kadar büyüyeceğin düşünürsek 
yüzde 5 büyümeye ulaşırız. Türkiye’nin çeşitli sebeplerle normalinin yarısı kadar
büyüyeceğini varsayarsak ki bu kolay kolay gerçekleşmez ülkenin 2017 yılını yüzde
3,5 büyüme ile kapatacağını söyleyebiliriz. Biz, bu sene için zorlukları da göz 
önünde bulundurarak yüzde 4 büyüme beklentisiyle çalışmaktayız. Tahminen önümüzdeki
bir yıllık süreçte büyüme verilerinin sürprizler yapacağını ve piyasanın da beklentilerini
ekonominin iç yüzü ortaya çıktıkça arka plan dinamiklerine yakınlaştıracağını söyleyebiliriz.”

 “Söz konusu rakamlar Türkiye ekonomisi potansiyelinin altında”

Gedik Yatırım Araştırma Uzmanı Erol Gürcan ise JP Morgan, Goldman Sachs ve Capital
Economics gibi uluslararası saygınlığı olan kurumlar tarafından arka arkaya gelen
yukarı yönlü revizyonların, yabancıların Türkiye ekonomisine bakışı açısından olumlu
bir gelişme olduğunu belirterek, “Önceki tahminlerin düşük seviyelerde kalmasının,
büyük ölçüde 2016 yılında üst üste yaşanan iç-dış negatif şoklarla birlikte 27 çeyreklik
kesintisiz büyüme performansının sekteye uğramasından ve mevcut siyasi-jeopolitik
risklerden kaynaklandığı söylemek mümkün.” ifadelerini kullandı.

2016 yılının ikinci yarısında ekonomiyi destekleme yönünde atılan adımların yılın
son çeyreğinden itibaren yavaş yavaş verilere yansımaya başladığını ve 2017 yılının
ilk çeyreği boyunca açıklanan öncü verilerin de ağırlıklı olarak toparlanma ivmesinin
bir miktar daha güçlendiğine işaret ettiğini aktaran Gürcan, şunları söyledi:

“Buna karşın, 2017 yılı büyüme tahminlerinde yukarı yönlü bir revizyon için 2016
büyüme rakamlarından teyit alma ihtiyacının hissedilmiş olması dikkati çekici. Bununla
birlikte, yapılan yukarı yönlü ayarlamalara rağmen 2017 yılı büyüme tahminlerinin
halen Türkiye ekonomisinin potansiyeline göre düşük seviyelerde kaldığı ve yapılan
açıklamaların satır aralarında temkinli mesajların verildiği görülüyor. Bunda, ekonomideki
konjonktürel zorluklara ek olarak Türkiye özelindeki siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin
etkili olduğu söylenebilir. İlerleyen süreçte, Türkiye ekonomisi açısından en kötünün
geride kaldığı algısının hem içeride hem de dışarıda yaygınlaşması ve mevcut belirsizliklerin
azalması halinde büyüme tahminlerinde yukarı yönlü revizyonların bir miktar daha
güçlenerek devam etmesi beklenebilir”

Gürcan, kısa vadede başka uluslararası kurumlardan da benzer revizyonların gelmesinin
mümkün olduğunu anlatarak, “Bu durum, not görünümü ve yabancı yatırımcı algısını
da destekleyebilir. Yakın dönemde özellikle bankalar tarafından yapılan yurt dışı
borçlanmalara gelen talebin de yabancıların Türkiye’ye olan ilgisinin kuvvetli bir
şekilde sürdüğüne işaret ediyor. Ancak, büyüme tahmini, not görünümü ve yabancı 
yatırımcı algısı açısından çok daha anlamlı iyileşmelerin yukarıda değindiğimiz 
belirsizliklerden biri veya birkaçının ortadan kalkmasıyla mümkün olacağını, mevcut
belirsizlikler sürdükçe çok radikal değişiklikler görülemeyeceğini düşünüyoruz. 
Her ne kadar 2016 yılı büyümesi yüzde 2,9 ile piyasa beklentilerini aşmış ve önemli
yabancı kurumlardan yukarı yönlü revizeler gelmiş olsa da söz konusu rakamların 
Türkiye ekonomisi potansiyelinin altında olduğunu göz ardı etmemekte fayda var.”
değerlendirmesinde bulundu. 
