# Türkiye’nin dijital dönüşüm endeksi geriledi

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/turkiyenin-dijital-donusum-endeksi-geriledi-96203h/
- Yayımlanma: 2023-03-18T08:23:45+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Bilişim Sanayicileri Derneği’nin ([TÜBİSAD](https://tubisad.org.tr/)) hazırladığı
Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Endeksi Raporu’nun 2022 sonuçları, Türkiye’nin dijital
dönüşümde 2019 yılından itibaren bir ilerleme kaydettiğini ancak 2022 itibariyle
dijital dönüşümün göreceli olarak duraksadığını gösteriyor.

Dijital Dönüşüm Endeksi 2019-2021 yılları için beş üzerinden sırasıyla 2,94, 3,06,
3,21 ile artan endeks oranı 2022 yılında yüzde 2,8 düşüşle 3.12’ye geriledi. Endeks
değerlemesi 5 üzerinden yapılmakta olup, değerler 139 ülkenin verileri birlikte 
kullanılarak hesaplanmakta.

Bloomberg HT için sorularımızı yanıtlayan TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Levent 
Kızıltan, endekse ilişkin “Endeks verilerine bakıldığında, Türkiye’nin [dijital dönüşüm](https://www.borsatek.com/ulusal-bilisim-kurultayinda-dijital-donusum-ele-alinacak-30095h)
için kapasitesinin uygun olduğunu ve 2019 yılından beri bu doğrultuda bir ilerleme
kaydettiğini söyleyebiliriz.Ancak 2022 itibariyle dijital dönüşümün göreceli
olarak duraksadığını gördük. 2022 yılında, endeksi oluşturan dört alt bileşenin
de (Ekosistem, Yeterlilik, Kullanım ve Dönüşüm) endeks puanının düştüğü
görülmektedir. 2021 yılında Türkiye’nin dijitalleşme notunu aşağı çeken en
önemli bileşen “Ekosistem” bileşeni iken, 2022 yılında Türkiye’nin dijitalleşme
notunu aşağı çeken en önemli bileşenin “Dönüşüm” olduğu ortaya çıktı.
Türkiye’nin dijitalleşme notunu yukarı iten bileşen ise “Yeterlilik” bileşenidir”
dedi.

### TÜBİSAD Kızıltan “Dijital dönüşüm süreci dünya genelinde ivmelenirken Türkiye’de yavaşladı”

Kızıltan, dijital dönüşümü hızlandırma konusunda yapılması gerekenleri “Genel değerlendirme
yapacak olursak, dijital dönüşüm endeksinde 2022 itibarıyla gözlemlenen gerilemenin
muhtemel iki nedeni var. Birincisi, yaklaşık bir yıldan fazla süredir Türkiye 
ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu makro istikrarsızlık ve yatırım ortamının
bozulması ve ikincisi ise dijital dönüşüm sürecinin dünyada ivmelenme gösterirken
Türkiye’de yavaşlamış olmasıdır. Bunun çözümüne gelince detaylı fakat detaylı
olduğu kadar da doğru politikalarla oldukça kolaylaşabilecek adımlar atılması gerekiyor,
kamu, özel sektör ve akademi iş birliğinde ortak hedefe koşmak önemli” şeklinde 
özetledi.

TÜBİSAD olarak hızlanan dijitalleşme trendlerinin Türkiye için getirebileceği
fırsatları yakalayabilmesi, bu fırsatları birçok alanda değere dönüştürebilmesi
için çalışmalarını sürdürdüklerini söyleyen TÜBİSAD YKB. Kızıltan “AR-GE ve Teknoloji
Geliştirme Bölgeleri’nde (TGB) uzaktan çalışma şartlarının iyileştirilmesi,
Türkiye genelinin Teknoloji Coğrafyası olarak sayılması, bireylerin özellikle
de nitelikli genç insan kaynağının sertifikalandırılması, teşviklerden faydalandırılması
için çalışmaların hızlandırılması gerekiyor, hepimize de sorumluluklar düşüyor.
Orta gelir tuzağından çıkmanın da en etkili yollarından biri olduğunu söyleyebiliriz”
dedi.

### “Finansmana erişim ve yüksek vergiler bilgi iletişim sektörünün gelişimini kısıtlayıcı faktörler”

Türkiye’de, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörü’nün (BİTS) gelişimini kısıtlayan
faktörler arasında yer alan finansmana erişim sorunları, yüksek vergi yükleri ve
Bilgi ve İletişim Teknolojileri’ni (BİT) kullanma maliyetlerinin yüksekliği 2022
yılına damgasını vuran makroekonomik gelişmelerin etkisine işaret etmekte.

Rapora göre, ankete yanıt veren şirketlerin yarısından fazlasına göre döviz kurundaki
artış beklendiği üzere satışlar, yatırımlar, ithalat, istihdam, karlılık ve verimlilikte
düşüşe yol açtı. TL’nin değer kaybetmesi ihracat artışını getirmediği gibi borçlanmada
artışa neden oldu. Enflasyondaki artışın etkileri de benzer bir durum oluşturmuştur.
Ankete yanıt veren şirketlerin yarısından fazlasına göre bu artış ithalat, satışlar,
ihracat, yatırımlar, karlılık, verimlilik ve istihdamda azalışa, borçlanma da ise
artışa yol açtı.

### “Nitelikli işgücü teminindeki sıkıntılar bilgi ve iletişim teknolojilerini olumsuz etkilemekte”

Türkiye’de, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörü’nün (BİTS) gelişimini kısıtlayan
faktörler itibarıyla geçmiş yıllardaki eğilimlerin genelde devam ettiği görülmektedir.
Rapora göre, Türkiye’de Bilgi ve İletişim Sektörü’nün (BİTS) gelişimini kısıtlayan
başlıca faktör daha önceki yıllarda olduğu gibi nitelikli işgücü temininde karşılaşılan
güçlüklerdir. Ancak nitelikli işgücü temini sorunu daha önceki yıllarda bir azalma
eğilimi gösterirken 2022 yılında bu sorunda bir sıçrama yaşanmıştır.
Rapor sonuçlarına
göre, TL’deki değer kaybı, beyin göçünü hızlandırıyorBir başka kısıtlayıcı faktör
olarak görülen esnek istihdam düzenlemeleri de nitelikli işgücü temini sorununun
bir başka boyutunu oluşturmakta. Nitelikli işgücü temini sorunu, TL’nin değer kaybının
başta yazılım uzmanları olmak üzere sektöre ilişkin uzmanlıklarda görülen beyin 
göçü üzerindeki hızlandırıcı etkisiyle birlikte yorumlanmalıdır. Nitekim, katılımcıların
en çok ihtiyaç duyduğu bilişim sektörü yetkinlikleri arasında başta gelen yazılım
uzmanları olarak öne çıkıyor.

### “Pandeminin dijitalleşmede ki olumlu etkisi devam etmekte”

Bu sene ankete eklenen sorularla dijitalleşmenin şirketlerin çalışma biçimleri üzerindeki
etkilerinde koronavirüs pandemisinin yol açtığı değişim değerlendirilmiştir. Buna
göre koronavirüs pandemisinin dijitalleşme eğilimlerinde çok net bir hızlandırıcı
etki yaptığı ve bu etkinin kalıcı olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, anket sonuçları
küresel değer zincirlerindeki değişimin henüz şirketler üzerinde beklendiği kadar
olumlu bir etki yaratmamış olduğunu ortaya koydu.

### Rapora göre, yüksek enflasyon ve TL.’deki değer kaybı dijital dönüşümde beklenen hızlanmayı ötelemekte

Anket katılımcılarının verdiği yanıtlar Türkiye ekonomisinde 2023 yılında da makroekonomik
istikrarsızlığın devam etmesinin mümkün olduğunu göstermektedir. Bu koşullar **altında**
Türkiye için çok önemli olan dijital dönüşümde arzulanan hızlanmanın bir sonraki
yıla ertelenmesi söz konusu olabilecektir. Raporun sonuçlarına göre, Türkiye’nin
makroekonomik istikrarsızlık koşullarının ekonominin dijital dönüşümünü aşağı çektiği
görülmekte. Yüksek enflasyon ve değer kaybeden TL, dijital dönüşüm için gereken 
altyapı ve becerilerdeki kısıtların aşılması için gereken koşulları zorlaştırmakta.

Diğer ülkelerin dijital dönüşüm ivmesini korumasının da etkisiyle Türkiye bu süreçte
geri düşmektedir.

### “Türkiye’de STEM alanından yüksek öğretim mezunlarının sayısı azalıyor”

Okur-yazarlık ve okullaşma oranlarına göre özellikle bilgi toplumu ve dijital dönüşümün
gerektirdiği beceriler açısından çok daha önemli bir eğitim göstergesi ise STEM (
bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) alanında yüksek öğretim mezunları istatistiği.

2020 yılı itibariyle, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında, her 1000 kişide,
20-29 yaş aralığında STEM alanındaki yükseköğretim mezunları sayısının en yüksek
olduğu ülkeler, Singapur, Almanya ve Hindistan.

STEM alanında yüksek öğretim mezunlarının en düşük olduğu ülkeler ise Brezilya, 
Türkiye ve Güney Afrika. STEM mezunlarının oranının en yüksek olduğu beş ülkede 
oran daha da yükselirken, en düşük olduğu üç ülkede ise düştü.

2020 yılında her 1000 kişide, 20-29 yaş aralığında STEM alanındaki yükseköğretim
mezunları sayısı Türkiye’de 15,21. Bu rakam 2018 yılına göre her 1000 kişide beş
kişilik bir düşüş olduğu anlamına gelmekte. Zira bu oran 2018 yılında 19,44 olarak
kaydedilmişti.

### Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörü’nde 5G, veri yönetimi ve yapay zeka teknolojilerinin etkili olması bekleniyor

Raporda Türkiye’deki dijital dönüşümün geleceğine dair öneriler de yer alıyor. Sektör
üzerinde etkili olacak teknolojiler bulut bilişim, 5G ve ötesi bağlantı teknolojileri,
yapay zekâ, büyük veri, siber güvenlik ve blok zinciri teknolojileri olarak karşımıza
çıkıyor.

Dijital dönüşüm politikalarının en önemli başlıklarından biri de veri politikaları.
Yapay zekaya dayalı uygulama alanlarının artacağı, bulut bilişime yatırımın önceliğini
sürdüreceği, siber güvenlik ve mevcut sistemlerin modernizasyonu gibi alanların 
öncelik kazanacağı öngörülüyor. Veri üretiminde görülen üstel artış, ülkeler tarafından
yürürlüğe koyulan düzenlemelerle siber güvenlik ve veri gizliliğinin önemi daha 
da artıracak. 2023 ve sonrasında üçüncü parti risk değerlendirmeleri ve risk yönetimi
uygulamalarının şirketlerin odağında olması beklentiler arasında. Yakın gelecekte
potansiyel tehditlerle mücadele amaçlı modeller ve yatırımlar artacak.

### “Nitelikli beyin göçünü azaltıcı politikalar kamu ve özel sektör işbirliği ile oluşturulmalı”

2022 Türkiye Dijital Dönüşüm Endeksi Raporu’na göre sektör fark etmeksizin tüm şirketlerin
yetkin personellerini mutlu edecek, özellikle beyin göçünü engelleyecek stratejiler
uygulaması gerekmekte. Beyin göçünün önüne geçmek ve gençlere daha iyi koşullar 
oluşturmak için kamu ve özel sektör stratejik iş birliği yapmalıdır. Dijital ekonomi
stratejileri ve politikalarını yönlendiren bir yönetişim modeli oluşturulmalı. Bu
modelde kamu, bir sektör oyuncusu gibi değil, ekosistemin destekleyicisi olarak 
konumlanmalı.

### “KOBİ’lere dijitalleşme süreçlerinde destek sağlanmalı”

Raporun sonuçlarına göre, dijital dönüşümün gereklilikleri ve süreçleri konusunda
KOBİ’lerin bilgilendirilmesi gerekiyor. KOBİ’lere geleneksel iş yapış biçimlerini
değiştirmeleri, dijitalleşmeleri için destek verilmeli. KOBİ’lerin ölçek ekonomisinden
yararlanabilmesi için gerekli iş modellerinin geliştirilmesi gerekiyor. KOBİ’lerin
ihtiyaç duyduğu bilgi ve finansmana erişim sıkıntılarının giderilmesi, iletişim 
dünyasındaki yerlerini güçlendirecek 5G ya da fiber yatırımların hızlanması önem
taşıyor.

### “AR-GE harcamaları patente dönüşürse, verimlilik sağlanmış olur”

AR-GE harcamalarını tek başına yenilikçiliğin bir göstergesi olarak tanımlamak doğru
olmasa da patent başvuru sayısıyla birlikte değerlendirildiğinde bir ülkedeki yenilikçiliğe
ve yenilik faaliyetlerinin verimliğine dair yorum yapılmasına imkan sağlamakta.

Yenilik ve Yatırım Ortamının bir diğer önemli göstergesi PCT (Patent İşbirliği Anlaşması)
kapsamındaki patent başvuru istatistikleri. AR-GE harcamaları bir girdi ise, patent
başvuruları da bir çıktı olarak görüldüğünden AR-GE harcamalarının verimliliği olarak
yorumlanabilir.

Raporun sonuçlarına göre, 2021 yılı için Türkiye’de her bir milyon kişi başına düşen
patent başvurusu sayısı 21,5. Gelişmekte ve gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında bu
rakamın oldukça düşük olduğu görülüyor. Öte yandan, bir önceki yıl ile kıyaslandığında
patent sayısında (20,22) oldukça sınırlı bir yükseliş olduğu da gözlendi.

### “Japonya’nın kişi başına patent başvuru sayısı, Türkiye’nin yaklaşık 17 katı”

Bir milyon kişi başına patent başvuru sayısının en yüksek olduğu ülkeler Japonya,
Güney Kore ve Finlandiya, en düşük olduğu ülkeler ise Brezilya, Hindistan ve Meksika’dır.
Singapur’un özellikle 2020’de çok ciddi bir atılım yaptığı dikkati çekmektedir. 
Singapur kadar olmasa da Güney Kore ve Finlandiya’da da hızlı artışlar görülmüştür.
Benzer şekilde, İrlanda ve İsrail’de de patent başvuru sayısı hızlı bir şekilde 
artmıştır.

Bir milyon kişi başına patent başvuru sayısı en yüksek ülke olan Japonya’nın kişi
başına patent başvuru sayısı (399,9) Türkiye’nin yaklaşık 17 katı.

### Türkiye’de alınan patentlerin yüzde 13’ü bilgi iletişim sektöründe iken G.Kore’de bu oran yüzde 50

2022 Yenilik ve Yatırım Ortamını dijital dönüşüm açısından doğru bir şekilde yorumlayabilmek
için, patent başvurularının hangi sektörlerden yapıldığı da büyük önem arz etmekte.
Bu nedenle, milyon kişi başına düşen patent başvurularını değerlendirirken, bilgi
toplumuna geçişte en önemli sektör Bilgi ve İletişim Teknolojileri sektörü alanında
yapılan patent başvurularını ayrıca ele alınyor.

BİT alanında kişi başına patent başvuru sayıları yüksek olan ülkeler, gelişmiş ülkeler
arasında yer alıyor. Bu alanda da en yüksek performansa sahip ülkeler Güney Kore,
Japonya ve Finlandiya, en düşük performansa sahip ülkeler ise Hindistan, Brezilya
ve Meksika.

Türkiye’nin bir milyon kişi başına BİT alanındaki patent başvurusu sayısı 2,75. 
Bu istatistikle Türkiye, gelişmekte ve gelişen ülkeler arasında sondan yedinci konumda.
Türkiye’nin patent başvurularının sadece yüzde 13’ü BİT alanında yapılıyor. Oysa
Güney Kore’de bu oran yüzde 50’den, Singapur ve Finlandiya’da ise yüzde 40’dan fazla.
