# Türkiye’nin enerji planı: Güneş hedefte ama kömüre devam

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/turkiyenin-enerji-plani-gunes-hedefte-ama-komure-devam-94413h/
- Yayımlanma: 2023-01-21T13:54:38+03:00
- Yazar: Selim Soydan

[Enerji](https://www.borsatek.com/ruzgar-turbini-pahaliya-patladi-siemens-511-milyon-dolar-zarar-yazdi-94361h)
ve Tabii Kaynaklar Bakanı [Fatih Dönmez](https://www.borsatek.com/turkiye-bulgaristana-dogal-gaz-satisi-yapacak-93691h),
önceki gün düzenlediği basın toplantısında Türkiye Ulusal Enerji Planı ve Hidrojen
Teknolojileri Stratejisi ve Yol Haritası’nı açıkladı.

Dönmez, “Türkiye Yüzyılı ile birlikte enerjide yeni bir döneme girildiğini” söyleyerek
2053 net sıfır emisyon hedefi çerçevesinde hazırlanan Ulusal Enerji Planı’nın hem
ekonomik büyümeyi destekleyeceğini, hem de yeşil enerji dönüşümünü “bir üst merhaleye”
taşıyacağını belirtti.

Bu yönde planın ayrıntılarını veren Dönmez, önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin enerji
üretim ve tüketiminde artış olacağını, bunun büyük kısmının yenilenebilir kaynaklardan
geleceğini söyledi.

Dönmez, 2035 yılına kadar enerji tüketiminde yaklaşık yüzde 39,5’lik artış öngörüldüğünü,
2020 yılında birincil enerji tüketimi içerisinde yüzde 16,7’lik paya sahip olan 
yenilenebilir enerji kaynaklarının ise 2035 yılında yüzde 23,7 bandına yükseleceğini
belirtti.

Yenilenebilir enerji dönüşümünü detaylandıran Dönmez, “2035 yılında güneş kurulu
gücümüzü 52 bin 900, rüzgar kurulu gücümüzü 29 bin 600, hidroelektrik kurulu gücümüzü
35 bin 100, jeotermal ve biyokütle kurulu gücümüzü 5 bin 100 megavata çıkaracağız”
dedi.

Dönmez, elektrik depolayan bataryalar üzerinde de çalışmalar yapılacağını söyledi.

Açıklamada iklim uzmanlarının bir süredir talep ettiği kömür ve fosil gazdan tam
çıkış yönünde bir karar olmaması dikkat çekti.

Avrupa’da kömüre yeniden dönüşün söz konusu olduğunu söyleyen Dönmez, Türkiye’de“
mevcut kömür santrallerinin piyasadaki rekabet kurallarına göre teknik ve ekonomik
ömrünü tamamlayana kadar üretimlerine devam edeceğini” söyledi, kömür santrallerinin
enerji üretim oranlarının azalmasının ise temiz enerji ve elektrik depolama teknolojileri
ile belirleneceğini ifade etti.

Aynı zamanda Türkiye’nin “doğal gaz merkezi olma yolunda önemli adımlar attığı” 
ifade edildi.

Öne çıkan bir diğer konu ise nükleer enerji kullanımı oldu.

Dönmez, Türkiye’de 2030 yılına kadar nükleerden üretilecek elektriğin, toplam üretimin
yüzde 11,1 seviyesine ulaşacağını bildirdi.

Nükleer santrallerin yanı sıra SMR adıyla bilinen küçük ve orta boylu modüler reaktör
kullanımının da gündemde olacağı belirtildi.

### COP27 iklim hedefinden daha olumlu bakılıyor

İklim politikalarını takip eden uzmanlar ve kampanyacılar yeni planın 2053 net sıfır
patikasıyla uyumlu olmadığını söylese de plana Kasım ayında Çevre, Şehircilik ve
İklim Değişikliği Bakanlığı’nın açıkladığı güncellenmiş iklim hedefinden daha olumlu
yaklaşıyor.

Bu iklim hedefi Türkiye için 2030’a kadar emisyonlarda yüzde 33 civarında artış 
ve ancak 2038’den itibaren net düşüş öngörüyordu.

Uzmanlar öte yandan sürdürmesi oldukça maliyetli olan kömür enerjisinden henüz tam
anlamıyla çıkılmamasının, özellikle ekonomisi fosil yakıtlara bağlı olan, enerji
dönüşümünden etkilenecek sektörlerin mağdur olmasını engellemek yerine “kaderlerini
son dakikaya bıraktığını” ifade ediyor.

BBC Türkçe’ye görüş veren Kömürün Ötesinde Avrupa Kampanyacısı Duygu Kutluay, “2053
yılına kadar karbon emisyonlarını sıfırlamayı düşünen Türkiye’nin hala yeni fosil
yakıt yatırımları planlaması, ülkenin karbonsuzlaşma niyetiyle enerji planlaması
arasında bir kopukluk olduğunu gösteriyor” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:

“Türkiye, planlamalarında hala kömüre yer varmış gibi yaparak, yenilenebilir enerjiye
geçişin yaratacağı ekonomik, istihdam ve teknolojik faydaların toplumun geneline
yayılmasını engelliyor, kamu kaynaklarının bu atıl yatırımları ayakta tutabilmek
için israf edilmesinin önünü açıyor.

“Planda, 2035’e kadar elektrik sistemini karbonsuzlaştırmak ve elektrifikasyonu 
hızlandırmaya odaklanmak yerine, karbonsuzlaşmayı henüz mevcut olmayan ama 2035 
sonrasında mucizevi şekilde hızla devreye gireceği düşünülen karbon yakalama teknolojilerine
ve riskli nükleer santrallere bırakılıyor.”

Türkiye’nin güncellenmiş iklim hedefini Kasım ayında Mısır’ın Şarm El Şeyh kentinde
düzenlenen COP27 iklim zirvesinde açıklayan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği
Bakanı Murat Kurum, Türkiye’nin 2053 net sıfır yolunda, 2030 için belirlediği yüzde
21 emisyon azaltım hedefinin yüzde 41’e yükseltildiğini, en geç 2038’de emisyonların
zirveye ulaşacağını ve 2030 yılına kadar 700 MtCO2e (milyon ton karbondioksit eşdeğeri)
olmasının hedeflendiğini bildirmişti.

Ancak uzmanlar, bu hesaplamanın hiç önlem alınmadığı takdirde meydana gelecek karbon
emisyonu miktarından yola çıktığı için yanıltıcı olduğunu, azaltım değil “artıştan
azaltım” sözü verildiğini kaydetmişti.  

Uzmanlar, Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefine ulaşabilmesi için 2030’a kadar en 
az yüzde 35 mutlak emisyon azaltımı hedeflemesi ve emisyonların 340 mtCO2e’e inmesi
gerektiğini söylemişti.

### Güçlü güneş hedefi ama karbondan çıkış yok

BBC Türkçe için Ulusal Enerji Planı’nı değerlendiren Avrupa İklim Eylem Ağı, İklim
ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz, planın “zayıf da olsa karbonsuzlaşma
sinyali verdiğini, ancak yeni kurulacak kömür ve gaz santrallerinin piyasaya yanlış
mesaj gönderdiğini” düşünüyor.

Katısöz, “Plan güçlü bir güneş hedefi sunarken yetersiz bir rüzgar ve batarya hedefi
vererek yenilenebilir kaynaklara dayalı enerji dönüşümü perspektifini zayıflatmış.
Planın 2035-53 dönemi için öngördüğü nükleer santral kapasitesi ise maliyet, risk
ve dışa bağımlılık dışında bir şey önermiyor” diyor.

Açık bir şekilde ifade etmemekle birlikte planın “2053’e kadar 35-40 gigawatt, yani
7-8 yeni nükleer santral kurmayı öngördüğünü” söyleyen Katısöz, “elektrik sektörünü
karbonsuzlaştırma hedefini nükleerle çözmeye çalışmanın çevre ve güvenlik risklerini
de göz ardı ettiğini, diğer taraftan rüzgar ve güneş gibi kaynakların sisteme girişini
zorlaştırdığını ve maliyeti artırdığını” düşünüyor.

Katısöz, “Hesaplamalarımıza göre sadece Akkuyu Nükleer Santrali bile elektrik üretim
maliyetini yüzde 9 oranında artırıyor” diyor.

Öte yandan dünyada kömürlü termik santrali finansmanının neredeyse tamamen sona 
erdiğini söyleyen Katısöz, açıklanan planda hala 3,2 gigawatt değerinde termik santrali,
10 gigawat değerinde ise yeni gaz santrali kurulmasının teklif edildiğini belirtiyor.

Planda paylaşılan verilerden hesaplama yaptığını belirten Katısöz, “Kömür ve gaz
santrallerinin kapasite kullanımının 2035’te yüzde 30’lara kadar indiğini” aktarıyor,“
Bu durumda ya santrallerden bazıları kapanacak ya da piyasa şartlarında ayakta durmaları
için kamu kaynakları ile desteklenecek. İkisi de ciddi riskler içeriyor. Eğer bir
politika kararı verilmeden santraller piyasa mekanizmaları ile devre dışı kalırsa,
santral çalışanları güvencesiz ve plansız şekilde istihdam dışı kalacak ve yöre 
ekonomileri plansız çıkıştan olumsuz etkilenecek” diyor.

İklim alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının 2021 yılı Kasım ayında
yayımladığı “Kömürden Çıkış 2030” adlı çalışmada ‘net sıfır’ emisyon vizyonuna uygun
olarak 2035 kadar yüzde 80 civarında bir emisyon azaltımının mümkün olduğu hesaplanmıştı.

Uzmanlar ufak bir ilerleme kat edilse de henüz gerekli adımların atılmadığı konusunda
hemfikir.
