# Türkiye’nin ham çelik üretimi nisanda arttı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/turkiyenin-ham-celik-uretimi-nisanda-artti-85594h/
- Yayımlanma: 2022-06-02T15:44:06+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Türkiye [Çelik](https://www.borsatek.com/turkiyenin-ham-celik-uretimi-martta-azaldi-84581h)
Üreticileri Derneği ([TÇÜD](https://celik.org.tr/tr/)), nisan ayına ilişkin üretim,
tüketim ve dış ticaret verilerini açıkladı.

Buna göre, nisan ayında Türkiye’nin ham çelik üretimi, geçen yılın aynı ayına göre
yüzde 1,6 artarak 3,4 milyon tona ulaştı. Ham çelik üretimi, yılın ilk 4 ayında 
yüzde 3,2 düşüşle 12,8 milyon ton seviyesinde gerçekleşti.

Nihai mamul çelik tüketimi, nisanda yıllık bazda yüzde 1,2 azalışla 3 milyon ton,
ocak-nisan döneminde yüzde 5,1 gerileyerek 11,5 milyon ton oldu.

### Çelik ürünleri ihracatı ve ithalatı

Nisanda çelik ürünleri ihracatı, miktar yönünden yıllık bazda yüzde 12,1 azalışla
1,4 milyon ton, değer yönünden yüzde 18,1 yükselişle 1,4 milyar dolar olarak kayıtlara
geçti.

Ocak-nisan döneminde, geçen yılın aynı dönemine kıyasla ihracat miktar olarak yüzde
0,5 azalışla 5,7 milyon ton, değer olarak yüzde 39,3 artışla 5,4 milyar dolar oldu.

Nisan ayında çelik ürünleri ithalatı, geçen yılının aynı ayına göre miktar yönünden
yüzde 17,9 azalışla 1,3 milyon ton, değer yönünden yüzde 11,2 artışla 1,4 milyar
dolar olarak gerçekleşti.

Bu yılın ilk dört ayında ithalat, geçen yılın aynı dönemine göre, miktar yönünden
yüzde 4,7 azalışla 5,3 milyon ton, değer yönünden ise yüzde 35,7 yükselişle 5,7 
milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

### İthalattaki düşüşte Rusya-Ukrayna Savaşı etkili

Açıklamada görüşlerine yer verilen TÇÜD Genel Sekreteri Veysel Yayan, dünya ham 
çelik üretimindeki düşüşün, nisanda da devam ettiğini belirterek, “Nisanda dünyanın
en büyük 15 ham çelik üreticisi ülke listesinde Hindistan, Rusya, İtalya ve Türkiye
haricindeki ülkelerin üretimlerinde düşüş gözlenmiştir.” ifadesini kullandı.

Yayan, son dönemde hurda ihracatına yeni birtakım engeller getirilmeye çalışıldığına
işaret ederek, şunları kaydetti:

“Şimdiye kadar engeller daha çok piyasa dışı ekonomiler tarafından getirilmiş iken,
son zamanlarda Avrupa Birliğinde (AB) de benzeri eğilimler ortaya çıkmıştır. AB 
hurda ihracatını doğrudan kısıtlamak yerine, iklim değişikliği ve yeşil mutabakat
ile ilgili çalışmalara atıfta bulunarak engellemeye çalışmaktadır. AB’nin, Yeşil
Mutabakatı ileri sürerek kendi çelik sektörlerine ilave destek olmak için, hurda
ihracatını engellemeye çalışmasının, AB ile aramızdaki Serbest Ticaret ve Gümrük
Birliği Anlaşmalarına tamamıyla aykırı ve kabul edilemez olduğu, söz konusu uygulamanın
hayata geçirilmemesi gerektiği, aksi takdirde Türk çelik sektörünün Yeşil Mutabakata
ilişkin çalışmalarının da olumsuz yönde etkileneceği değerlendirilmektedir.”

### “Yoğun korumacı politikalar uygulamak AB’ye yakışmıyor”

AB Komisyonu’nun gerek koruma tedbirleri ve gerekse damping soruşturmalarıyla kendi
çelik üreticilerini korumaya yönelik subjektif bir tavır sergilediğinin açık bir
şekilde görüldüğünü vurgulayan Yayan, “Hurda ihracatının engellenmesi, bir taraftan
AB çelik üreticilerine daha düşük fiyatlarla hurda tedarik etme imkanı sağlayarak,
haksız rekabete yol açacak, diğer taraftan da düşen fiyatlar sebebiyle gelirleri
azalacak olan AB’deki hurda üreticilerinin yatırımlarını, hurda toplama faaliyetlerini
ve iklim değişikliğine yönelik çalışmalarını, iddia edildiğinin aksine olumsuz yönde
etkileyecektir.” görüşünü paylaştı.

Yayan, şimdiye kadar Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kararlarında da ifade edildiği üzere,
AB’nin uluslararası hukuka aykırı koruma tedbiri uygulamalarıyla, damping vergisi
konusundaki tek taraflı kararlarında olduğu gibi hurda ihracatını da koruma tedbiri
kapsamında engellemeye çalıştığı değerlendirmesinde bulundu.

Böylesi bir uygulamanın, muhatap ülkelerdeki üreticilerin Yeşil Mutabakat hedeflerine
uyum çalışmalarını olumsuz yönde etkileyeceğini belirten Yayan, şöyle devam etti:

“Yalnızca işine geldiği durumlarda serbest ticaret ilkelerini gündeme getirip, diğer
her durumda yoğun korumacı politikalar uygulamak AB’ye yakışmamaktadır. Bugün geldiğimiz
noktada, AB’den, doğrudan ve dolaylı yeni koruma tedbirlerini uygulamaya aktarma
çalışmalarına son vererek, mevcut koruma tedbiri uygulamalarını DTÖ kararları istikametinde
revize etmesi, serbest ve adil ticaret şartlarını oluşturmaya öncelik vermesi beklenmektedir.”
