# Türkiye’ye neden düşük not verilir

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/turkiyeye-neden-dusuk-not-verilir-527yy/
- Yayımlanma: 2016-08-01T16:29:00+03:00
- Yazar: Dr. Ceyhun KIR

“Başarısız darbe girişiminden sonra” 15 Temmuz’dan itibaren en çok duyulan veya 
okunan cümle herhalde budur. Doğal olarak bu girişim birçok alanı ciddi şekilde 
etkiliyor ve bu etki uzun süre devam edecek gibi duruyor. Ülke derecelendirmesi 
de bu etkiye mazur kalan konulardan biri. Aslında başarısız darbe girişimi olmasaydı
da bu yazımın konusu yine ülke derecelendirmesi olacaktı.

Malum olayın hemen ertesinde, uluslararası derecelendirme kuruluşu S&P Türkiye’nin
BB+ olan notunu bir kademe indirdi ve görünümünü negatif belirledi. Bu görünüm kötü,
çünkü önemli bir iyileşme olmaz ise önümüzdeki dönemde tekrar bir not düşürme gündeme
gelebilir.

Diğer büyük derecelendirme kuruluşları; Moody’s, Fitch ve JCR, her üçünün de Türkiye’ye
verdikleri not aslında iyi, yatırım yapılabilir seviye olan BBB-. Ancak bu kuruluşlardan
Moody’s görünümü negatif olarak belirlemiş ve gelişmelere göre önümüzdeki aylarda
notu düşürme olasılığı bulunuyor.

Öteden beri Türkiye’ye verilen notlar hep tartışmalı. Not artış olduğunda doğru 
mu yanlış mı diye çok bakılmaz, memnuniyetle karşılanır. Tartışma daha çok not düşüşlerinde
ya da görünümün negatif olarak belirlenmesinde alevleniyor. Başta siyasiler olmak
üzere Türkiye’de yaygın kanı, notun kasıtlı olarak olması gerekenden daha düşük 
seviyede tutulduğu. Aslına bakarsanız bu kanıyı destekleyen akademik çalışmalar 
da var. Bu çalışmalardan birinde en kırılgan gelişmekte olan ülkeler Endonezya, 
Güney Afrika, Brezilya ve Türkiye ile ilgili istatistiki modeller oluşturulmuş. 
Bu modellere göre elde edilen ülke notları ile derecelendirme kuruluşlarının verdiği
notlar karşılaştırıldığında, sadece Türkiye’ye verilen notların istatistiki modelden
elde edilen nota göre düşük olduğu tespit edilmiş. Bir başka ifade ile diğer ülkelerin
notları ile modelden elde edilen not örtüşürken, Türkiye’nin derecelendirme kuruluşlarından
aldığı notlar modelin ürettiği nota göre daha düşük kalıyor.

Neresinden bakarsanız çok tartışma götürür bir alan, bu ülke derecelendirmesi. Tartışmayı
iyi yapmak içinde bunun ne olduğunu iyi bilmek gerekiyor doğal olarak. Önce tanımına
bakalım, nedir ülke derecelendirmesi? Genel kabul görmüş bir tanım olarak şöyle 
denebilir: “Bir ülkenin hazinesinin ihraç ettiği tahvillerin geri ödenmeme olasılığının
veya ülkenin tahvillerini faiz ve anapara olarak zamanında ödeyebilme kapasitesi
ve ödeme isteğinin değerlendirilmesidir.” Ancak bu tanımı daha da genişletenler 
var. Onlara görede ülke derecelendirmesi; “ülkenin şu andaki ve gelecekteki tüm 
yükümlülüklerini yerine getirebilme kapasitelerinin ve istekliliğinin değerlendirilmesidir.”

Peki, bu değerlendirmeyi kim yapıyor? Derecelendirme kuruluşları. Verdikleri notlar
uluslararası kabul gören 10 tane derecelendirme kuruluşu var Dünya’da.

_**1) A.M. Best Company(A.M. Best), Inc.**_

_**2) Dominion Bond Rating Service (DBRS)Ltd.**_

_**3) Egan-JonesRatingsCompany (EJR)**_

_**4) FitchRatings (Fitch) Inc.**_

_**5) HR Ratings de México, S.A. (HR Ratings)**_

_**6) Japan CreditRatingAgency (JCR) Ltd.**_

_**7) Kroll Bond RatingAgency(KBRA) Inc.**_

_**8) Moody’s Investor Service (Moody’s) Inc.**_

_**9) MorningstarCreditRatings (Morningstar), LLC.**_

_**10) Standard &Poor’sRatings Services (S&P)**_

Bunlar, NRSRO [Ulusal Kabul Görmüş İstatistiki Derecelendirme Kuruluşları (Nationally
Recognized Statistical Rating Organizations)] statüsünde olan kuruluşlar. Bunlardan
isimleri Türkiye’de çok bilinen dört tanesi de ülkemize not veriyor.

Derecelendirme kuruluşlarının notu belirlerken kullandıkları metodolojiler konusunda
pek de şeffaf oldukları söylenemez. Her kuruluş internet sitesinden notu etkileyen
faktörlerin neler olduğunu açıklıyor. Genelde hepsinin dikkate aldıkları faktörler;
kişi başına düşen milli gelir, cari denge, ülkenin borç stoku, ülkenin siyasi istikrarı,
yönetim uygulamaları vb. şeklinde sıralanabilir. Ancak bu faktörleri nasıl sayısal
hale getirdikleri, her faktörün notu ne ölçüde etkilediği gibi konuları açıklamıyorlar.
Yani bu faktörleri nasıl işledikleri derecelendirme kuruluşlarının kara kutusu, 
bu bilgileri kamuya açıklamıyorlar. Derecelendirme kuruluşlarına karşı en önemli
eleştirilerden bir bu şeffaf olmayan durum diyebiliriz.

Bir ülkenin notu, uluslararası piyasalardan borçlanırken ve ülkeye yabancı yatırımcı
davet ederken önemli bir kıstas konumunda bulunuyor. Çünkü bu notlar, borçların 
geri ödenmeme olasılığından daha çok ülkenin risk göstergesi olarak algılanıyor.
Notları düşük olan ülkeler zor borç buluyorlar ve borçlanırken risk primleri yüksek
olduğu için maliyetleri yüksek oluyor. Örneğin uzun vadeli yatırım yapan büyük emeklilik
fonları bir ülkenin tahvillerine yatırım yapmak için o ülkenin notunun yatırım yapılabilir
seviye olan BBB- üzerinde olması şartını arıyorlar. Yukarıda anılan 10 derecelendirme
kuruluşundan iki tanesinden bu seviyenin altında notu olan ülkeler büyük emeklilik
fonlarının yatırımlarından pay alamıyorlar.

Bu anlattıklarımız küresel finansal piyasalarda göz ardı edilemeyecek gerçekler.
Bir de Türkiye’nin gerçekleri var. Bu gerçeklerden en önemlisi de kronik bir tasarruf
açığının bulunması. Ve bu açığı uluslararası piyasalarda borçlanarak kapatmak durumundayız.
Finansal sistemin işlemesi ve ekonominin çarklarının dönebilmesi için yabancı sermaye
girişinde aksama olmaması ve var olan yabancı sermayenin de sistemde kalması gerekiyor.
Bu açıdan bakınca, S&P’den sonra diğer üç büyük derecelendirme kuruluşunun Türkiye
notunu BBB- yatırım yapılabilir seviyede tutması önemli hale geldi.

Aslında derecelendirme kuruluşları darbe girişimi sonra yayınladıkları raporlarda,
girişimin ekonomi üzerindeki ilk etkilerinin sınırlı kaldığı, ancak orta ve uzun
vadedeki etkilerini yakından takip edeceklerini ifade ettiler. Altını önemle çizdikleri
nokta ise “toplumsal uzlaşma”. Makul bir çoğunluğun desteğini alan sivil siyasi 
iradenin,bu uzlaşmayı sağlayarak,  en kısa sürede ülke genelinde siyasi ve ekonomik
bir istikrar ortamını oluşturması gerekiyor. Eğer böyle bir istikrar ortamı yaratılmaz
ise not düşüşleri bir tarafa, ekonomide zor zamanları yaşamamız kaçınılmaz gibi 
duruyor.
