# TÜSİAD Başkanı’ndan ciddi uyarılar

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/tusiad-baskanindan-ciddi-uyarilar-46233h/
- Yayımlanma: 2019-07-08T16:09:07+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Simona
Kaslowski, finansal istikrardan yapısal reformalar Merkez Bankası yönetiminden ekonomideki
tıkanıklığa kadar bir çok konuda ciddi uyarılarda bulundu

Kaslowski, iş dünyası için zorlu koşullar ve risklerin devam ettiğini ancak geleceğe
dair daha ümitli olmak için de her zaman nedenlerin olduğunu belirterek, “Türkiye’de
iş dünyası çok girişken ve dinamik. Krizlerde panik olmayan, mücadeleci bir iş dünyamız
var. Altyapımız da sağlam.” dedi.

Türkiye’nin önünde 4 yıllık seçimsiz sürecin bulunduğuna işaret eden Kaslowski, 
bu döneme dair en büyük beklentilerinin finansal istikrar ve yapısal reformlar olduğunu
söyledi.

Kaslowski, kurumların güçlendirilmesi, yönetim şekilleri ve sahip oldukları itibar
ile ekonomiye daha fazla katkı yapacak hale gelmesi gerektiğini vurgulayarak, yakın
zamanda Türkiye’de anayasa ve bununla beraber yönetim sistemi değişikliği yapıldığını
anımsattı. Erken seçim vesilesiyle yeni sistemin umulandan çok daha hızlı bir şekilde
devreye girdiğine değinen Kaslowski, “Belki bir anlamda çok da iyi hazırlanmamıştık,
belki bazı sakıncaları da uygulamada fark ettik diyebiliriz ama bu sistemde bazı
sorunlar olduğu hepimizin malumu. Bu sakıncaları gidermeye odaklı anayasal değişikliklerin
yapılacağı yönünde çalışmalar olduğunu duyuyoruz. Bunların hem süratle hazırlanmasını
bekliyor, hem de sistemi yeni denge ve kontrol mekanizmalarıyla destekleyecek değişiklikler
görmeyi umuyoruz.” diye konuştu.

 Kaslowski, finansal istikrarın ilk koşulunun enflasyonun kalıcı şekilde düşürülmesi
olduğunu aktararak, şunları kaydetti:

“Bunun da koşulu sıkı para ve mali politikalardır. Bugün bütçenin geldiği nokta 
Türkiye’nin geçmiş mali disiplin karnesiyle örtüşmüyor. Bütçedeki sorun artık bir
kerelik gelirlerle idare etme boyutunu aşmış durumda. Harcama tarafında önemli değişikliklere,
tasarruflara ihtiyaç olacak. Ekonomide bugün bir tıkanıklık var. Öncelikle bu tıkanıklığın
açılması gerekiyor. Şirket bilançoları döviz cinsinden yüksek borçluluk nedeniyle
sıkışmış durumda. Yeniden yapılandırmalarla kredilerdeki sorunlar ertelendi, bugüne
gelindi. Daha fazla uzatalım ve sorun yokmuş gibi davranalım diyemeyiz. Artık ödenemeyecek
sorunlu kredilerin sistemden temizlenmesi gerekiyor ki verimli alanlara taze kaynak
akışı sağlansın.”

**“HATALI İŞ YAPANLARIN CEZASINI, İHTİYATLI KESİM ÖDEMEMELİ”**

Simone Kaslowski, geçen yıl kurda yaşanan aşırı oynaklığın ardından bankaların belli
bir yük altına girdiğini, dolayısıyla takipteki kredi oranlarının tartışma konusu
olduğunu ifade etti.

Bu kapsamda bankaların daha sağlıklı sektörleri destekleyebilmeleri adına takipteki
kredilerle nasıl mücadele edeceğine yönelik bazı aksiyonların tartışıldığına dikkati
çeken Kaslowski, “Burada batan bir gemi varsa, belki de batması gerek” dedi.

Kaslowski, Avrupa’nın, sorunlu kredilerini bankacılık sisteminden Amerika gibi hızlı
bir şekilde temizleyemediği için krizden bir türlü tam anlamıyla çıkamadığını dile
getirdi.

Türkiye’nin benzer bir döngüye girmemesi için bu sorunu çözmesi gerektiğini vurgulayan
Kaslowski, “Bu yapılırken en çok dikkat edilmesi gereken konu, ‘Moral Hazard’ diye
tabir edilen ahlaki çöküşten korunmak. Hatalı iş yapan, hesapsız yatırım kararları
alanların cezasını, ihtiyatlı iş yapan, kararlarını doğru veren, vergisini düzgün
ödeyen kesimler ödememeli. Tedbirini almış, ona göre işini ihtiyatlı büyütmüş, harcamalarında
aşırıya kaçmamış olanlar cezalandırılmamalı.” şeklinde konuştu.

Kaslowski, jeopolitik risklerin önemini koruduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

“Bu riskler devam ederken; stratejik hedefimiz AB üyeliği konusunda ilerleme sağlanması
bize ekonomi alanında ciddi ivmelenme ve kredibilite sağlayacaktır. Ülkemizdeki 
yatırım ortamına çok pozitif etkileri olacaktır. Dünyada faizlerin düşmesi ile birleştirebilirsek,
çok büyük kalıcı yatırımları çekebiliriz. İçeride talep koşulları fevkalade zayıf.
İş dünyası için zorlu koşullar ve riskler devam ediyor ama geleceğe dair daha ümitli
olmak için de her zaman nedenlerimiz var. Türkiye’de iş dünyası çok girişken ve 
dinamik. Krizlerde panik olmayan, mücadeleci bir iş dünyamız var. Altyapımız da 
sağlam. Biz tekrar güven ortamını oluşturursak, bunlar zor konular değil.”

**“YURT DIŞINDA GEVŞEMEYE GİDİLMESİ, TL ÜZERİNDEKİ BASKIYI AZALTIR”**

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaslowski, dünyadaki ticaret savaşları konusunda Japonya’da
gerçekleştirilen G20 Liderler Zirvesi’nde olumlu bir yol alındığını, hem Türkiye
hem de dünya ekonomisi için zirvenin başarılı geçtiğini söyledi.

Makul, düşük bir faiz ile para bulma olanağının bir süre daha oluştuğunu anlatan
Kaslowski, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Biz yapısal reformlarımızı tamamlayarak ve kurumlarımızı güçlendirerek bu süreçten
kalıcı şekilde faydalanmalıyız. Yurt dışında bir miktar gevşemeye gidilmesi TL üzerindeki
baskıyı azaltacaktır. Bu da bize döviz borcu sorununu çözmek için zaman kazandırır
ama bu genişleme büyüme tarafına çok büyük bir destek vermeyecek çünkü bizim borç
azaltma döneminde olmamız gerekiyor. Dışarıdan daha fazla borçlanmak değil, mevcut
borcumuzun maliyetini düşürmek ve geri ödemeyi kolaylaştırması açısından faydalı
olacak diye düşünüyorum.”

Kaslowski, rekabete dayalı serbest piyasa ekonomisine sadık kalınması gerektiğini
belirterek, “AB üyelik sürecini yeniden canlandırmalıyız. Hukuk sistemimizdeki sorunları
biran önce çözmeli ve uluslararası standartta işlerliği olan, öngörülebilir bir 
hukuk düzenine kavuşmalıyız. 4 senelik seçimsiz süreç, bunların hepsini başaracak
bir zaman olanağı sunuyor.” dedi. 

**“MERKEZ BANKASI BAĞIMSIZLIĞI MAKRO EKONOMİK İSTİKRAR İÇİN ŞARTTIR”**

“Merkez Bankası Başkanı görev değişikliğini de değerlendiren Kaslowski şunları kaydetti:

“Merkez Bankası bağımsızlığı makro ekonomik istikrar için şarttır. Kanunlarımıza
göre, Merkez Bankası, hükümetle birlikte karar verilen hedeflere ulaşmak amacıyla
araç kullanma bağımsızlığına sahip… Faiz, rezerv, karşılık oranı, çeşitli opsiyon
mekanizmaları dahil olmak üzere pek çok aracı kullanabilir. Faiz indirip indirmeyeceğine
Merkez Bankası yönetimi karar verir. Dünyada bize benzer ülkeler arasında en yüksek
enflasyona sahip ülke olarak Merkez Bankası bağımsızlığına fazlasıyla özen göstermeliyiz.
Finansal istikrarı sağlamak için enflasyon hedeflemesi yapan bağımsız bir Merkez
Bankası’na ihtiyacımız var. Bu çok net.”
