# TUSİAD: OHAL ticareti olumsuz etkiliyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/tusiad-ohal-ticareti-olumsuz-etkiliyor-17312h/
- Yayımlanma: 2016-12-01T11:27:57+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran Symes, darbe girişiminde sonra ilan
edilen OHAL’le kapsamında devam eden yönetimi eleştirerek “Bazı OHAL uygulamaları
özellikle Anadolu’da ticari hayatı kötü etkiliyor. OHAL’in bir an önce kaldırılması,
KHK ile yönetimin sonuna gelinmesini bekliyoruz. Toplumsal mutabakkalanat zemininin
oluşturulması, birleştirici söylemlerin hayata geçirilmesini istiyoruz” dedi.

Toplantıya katılan Başbakan Binali Yıldırım’a seslenen Cansen Başaran Symes, “Batı’dan
kaynaklanan ancak hemen toplumlarda ideal veya gerekli değerler olarak kabul edilen
hukukun üstünlüğü, erkler arası güç dengesi, yargıın bireysel hak koruması, yargılamanın
insan onuruna uygun şekilde yapılması AB’nin ortak paydalarıdır. Türkiye’nin bu 
konularda yıllar önce verdiği kararından dönmemesi gerekir. İdam cezası tartışmalarını
bu bakımdan sakıncalı buluyoruz” diye konuştu.

Türkiye – Avrupa Birliği ilişkilerine de değinen Symes, “Muhataplarımızı duygusal
tepkilere itecek bir dille eleştiri yöneltmek, ülkemizin çıkarları doğrultusunda
değildir. AB ekonomi çerçevesinden çıkan bir Türkiye’nin kalkınma hedefleri sekteye
uğrayabilir” dedi.

Symes, “Kurdaki hızlı yükseliş elbette yalnızca Türkiye’den kaynaklanmıyor, ancak
en fazla değer kaybeden para biriminin TL olması üzerinde düşünmeliyiz. Ekonomimiz
borçlarını ödeyebiliyor ama devamlılığı bize güç gözüküyor. Vatandaş ortak hafızasında
ekonomik dalgalanmalar hep derin krizlerle örtüşüyor” görüşünü dile getirdi.

“Terörle mücadeleyi toplumsal bütünlüğümüzü, ülkemizi ilgilendiren Kürt meselesinden
ayırmalıyız” görüşünü savunan TÜSİAD Başkanı Symes, “Yaşanan çatışmalar, toplumda
huzursuzluklara neden olmaktadır. Teröre başvuranları tecrit edici bir söylem geliştirmesiyiz”
dedi.

Orta Doğu’da devam eden çatışmalara da değinen Symes, çatışmaların uzun süre devam
edeceğini belirterek “Orta Doğu uzun süre yaralarını saramayacak durumdadır, bunun
panzehiri bellidir, o da laikliktir. 90 yıl önce kazandığımız bu önemli avantajımızı
yitirmemiz, tersine üzerine titrememiz gerektiğini düşünüyorum” görüşünü savundu.

Yüksek İstişare Konseyi toplantısında konuşan Başaran Symes’ın açıklamalarından 
satır başları şöyle: 

Elbette dolar karşısında son iki ay karşısında yüzde 10 değer kaybeden paramızdan
bahsetmek zorundayım. Ülkemizin çağdaş dünyada ön sıralarda yer alması için çalışan
bir firma olmamızın bize bu sorumluluğu yüklediğini düşünüyoruz. Vergilerin önemli
bir bölümünü ödüyoruz, kayıtlı sigortalı çalışanların yarısını istihdam ediyoruz.
Çıkarlarımız ülkemizin gelişmesiyle birebir örtüştüğünden yapıcı eleştirilerimizde
devlete yardımcı olmak istiyoruz. İş dünyası ile tesis edilen istişare ve diyalog
ortamını faydalı buluyoruz. Sayın Başbakanım, ekonomi konusundaki yatıştırıcı beyanlarınızı
dikkatle izliyoruz ancak zamanıon giderek daha kısıtlı hale geldiğini görmemiz gerekiyor.
Ekonomimiz potansiyelin çok altında ilerliyor, yatırım ilerlemiyor, veriler ekonomide
daralmayı işaret ediyordu. Sanayi üretimi gerilerken, ABD’den esen rüzgar Kurdaki
hızlı yükseliş elbette yalnızca Türkiye’den kaynaklanmıyor, ancak en fazla değer
kaybeden para biriminin TL olması üzerinde düşünmeliyiz. Ekonomimiz borçlarını ödeyebiliyor
ama devamlılığı bize güç gözüküyor. Vatandaş ortak hafızasında ekonomik dalgalanmalar
hep derin krizlerle örtüşüyor.

**“Parası en fazla değer kaybeden ülkelerin başındayız; bunun üzerinde durulmalı”**

Ekonomik aktörler arasında ciddi bir güven bunalımı var. Terörle mücadele ve darbecilere
son verme konusunda güvenlik kaygılarımız arttı. Bazı OHAL uygulamaları özellikle
Anadolu’da ticari hayatı kötü etkiliyor. OHAL’in bir an önce kaldırılması, KHK ile
yönetimin sonuna gelinmesini bekliyoruz. Toplumsal mutabakat zemininin oluşturulması,
birleştirici söylemlerin hayata geçirilmesini istiyoruz.

Ülkemizde yargıya güvensizliğin son seviyede yüksek seyretmesinde ve bu bağlamda
üzerine giderilmesi gereken bir soruna işaret ediyor. Özgürlük ve mülkiyet güvenceleri
korunmadan, adil bir düzen kurulmadan piyasa ekonomisini hakkıyla işletmek mümkün
değildir. Acilen toplumun tü kesimlerini içine katacak bir yapıyı oluşturmamız lazım.
Her ne kadar dünyada esen bu dalga, siyasete anti küreselleşme döneminin başladığına
işaret ediyorsa da küreselleşme durmayacak. Bugünkü krizden çıkarılabilecek dersler
çıkarılırsa, raya oturtmak güç olsa da imkansız değildir. 

**“İdam tartışmasını sakıncalı buluyoruz”**

ABD seçimleri tüm dünyada hem derin bir şok yarattı hem de bu konular üzerinde ciddi
bir şekilde düşünülmesi gerektiğini gösterdi. Bizim açımızdan bu seçimin sonuçlarını
doğrudan hissettiğimiz ilk alan dolar Ticaret anlaşmalarının patlaması halinde başlayacak
korumacılık savaşlarından çekinmemiz gerek. Batı ittifakının bir tarafı ABD ise 
diğer tarafı da ciddi bir kimlik krizi yaşadığımız AB’dir. Karar vermede zorluklarının
olması, içindeki dayanışmanın kırılması, AB’nin dünya ekonomisinden silinip atılacak
bir unsur olduğu anlamına gelmez. AB ile müzakere sürecinin uzun sürmesinden dolayı
Türkiye’nin yıpranması doğaldır. Muhataplarımızı duygusal tepkilere itecek bir dille
eleştiri yöneltmek, ülkemizin çıkarları doğrultusunda değildir. AB ekonomi çerçevesinden
çıkan bir Türkiye’nin kalkınma hedefleri sekteye uğrayabilir. Batı’dan kaynaklanan
ancak hemen toplumlarda ideal veya gerekli değerler olarak kabul edilen hukukun 
üstünlüğü, erkler arası güç dengesi, yargıın bireysel hak koruması, yargılamanın
insan onuruna uygun şekilde yapılması AB’nin ortak paydalarıdır. Türkiye’nin bu 
konularda yıllar önce verdiği kararından dönmemesi gerekir.

**“Orta Doğu uzun süre yaralarını saramayacak durumdadır; bunun panzehiri laikliktir”**

Orta Doğu uzun süre yaralarını saramayacak durumdadır, bunun panzehiri bellidir,
o da laikliktir. 90 yıl önce kazandığımız bu önemli avantajımızı yitirmemiz, tersine
üzerine titrememiz gerektiğini düşünüyorum

İdam cezası tartışmalarını bu bakımdan sakıncalı buluyoruz. AP tavsiye kararı toplumumuzda
sert bir tepkiyle karşılandı, bizce de amacının tersi sonuçlar verecek bir tutumdu.
Bu söylediklerimiz ışığında iki hafta sonra toplanacak AP’de ilişkilerdeki krizi
aşması yönünde çağrıda bulunuyoruz. Sayın Başbakanım, değerli üyeler, Türkiye 2011
yılındaki Arap başkaldırısına ciddi destek verdi.

**“Terörle mücadeleyi Kürt meselesinden ayırmalıyız”**

Terörle mücadeleyi toplumsal bütünlüğümüzü, ülkemizi ilgilendiren Kürt meselesinden
ayırmalıyız. Yaşanan çatışmalar, toplumda huzursuzluklara neden olmaktadır. Teröre
başvuranları tecrit edici bir söylem geliştirmesiyiz. Bu kapsayıcı siyaset anlayışını
canlandırmak gerekir. Mensuplarından biat talep eden FETÖ’nün devlete sızmanın bedelini
çok ağır bir şekilde ödüyorduk. Ancak, FETÖ ile mücadelenin çok ötesine geçen tutuklamaların
da ülkemiz için kötü bir örnek teşkil ettiğini düşünüyoruz.

Güvenlik önlemlerinin de toplumsal güveni zedeleyici boyuta ulaşmamasını arzu ediyoruz.
