# TÜSİAD: Önümüzdeki 2 yıl en ufak bir seçim hazırlığı dönemi olmasın

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/tusiad-onumuzdeki-2-yil-en-ufak-bir-secim-hazirligi-donemi-olmasin-23026h/
- Yayımlanma: 2017-05-11T13:38:29+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik,“
İş dünyasının en büyük beklentisi, önümüzdeki 2 yılın en ufak bir seçim hazırlığı
dönemi olmadan, hiçbir seçim sohbetini bile yapmadan, ekonomik potansiyelimizi artıracak
önemli reformların yapıldığı bir icraat dönemi olması.” dedi.
      Bilecik, bir
etkinlikte yaptığı konuşmada, son günlerde Mustafa Kemal Atatürk hakkında birtakım
yerlerde mesnetsiz iddiaların dolaştığını kaydederek, Atatürk’ün bu ülkenin ortak
ve birleştirici değeri olduğunu söyledi.               Atatürk’e yapılan hakaretleri
esefle bir kez daha kınadığını dile getiren Bilecik, bu konuda hassasiyet sahibi
olanlara teşekkür etti.               CFO’ların şirketlerdeki işlerinin zorluğuna
değinen Bilecik, gelişmekte olan ekonomilerin gelişmişlere göre çoğu zaman dalgalı
sularda seyrettiğini, CFO’ların finansal veya finansal olmayan riskleri aynı anda
yönetmek zorunda kaldığını aktardı.               Bilecik, Türkiye’de operasyonları
yürüten CFO’ların yüksek tecrübeli olduklarını kaydederek, değişen koşullara kolay
adapte olmak noktasında bir problemleri olmadığını vurguladı.               Başkan
Bilecik, “Hatta Türk CFO’ları son 25-30-40 yılda yaşanan dalgalı ekonomi yapılanmadan
dolayı edindiği muazzam ve farklı tecrübelerle dünyanın hangi ülkesine giderse gitsin
dört dörtlük bir CFO olarak hemen pozisyonuna başlar.” diye konuştu.            **“
Ekonominin krize sürüklenmemesi önemli bir başarı”  **                   Bilecik,
Türkiye’nin son 3 yılı seçimler, Cumhuriyet tarihinde hatta neredeyse dünyada olmayan
hain bir darbe girişimi ve referandum süreci ile geçirdiğini belirterek, şöyle devam
etti:             “Bu olağanüstü dönemde ekonomimizin önemli ölçüde direnç göstererek
bir krize sürüklenmemiş olması fevkalade sevindirici olduğu kadar önemli bir başarıdır.
Bunda şüphesiz 2002 yılı itibarıyla yapılan reformlar, bankacılık sisteminin güçlendirilmiş,
mali disiplinini sağlanmış olması çok önemli kaldıraçlardan oldu. Elbette kurallı
bir ekonomiye geçiş adımlarının atılması gelinen pozitif noktadaki önemli etkenlerden.
Bu sayede oluşan mali alan, üçüncü çeyrekte daralan ekonominin talep ve istihdam
üzerindeki olumsuzluklarının bertaraf edilmesi için özellikle son dönemde, yılın
ilk çeyreğinde genişlemeci yönde kullanılabildi.”               Bilecik, kısa vadede
düşen talep ve artan işsizliğe karşı alınan bu tedbirleri makro istikrarı bozmaması
kaydıyla hep desteklediklerini bildirdi.               Büyümenin sürdürülebilir 
bir şekilde artırılmasının bu tür politikalarla sağlanamayacağını dile getiren Bilecik,
artık referandumun geride kaldığını, bu konuların tamamıyla geride kalmasını temenni
ettiklerini bildirdi.                     **“Ekonomik reformlara ve programlara 
odaklanılmalı”**                     Bilecik, bugünlerde iş dünyasının en çok “yatırım
ortamını iyileştirecek ekonomik reformlara ve programlara odaklanmaya” ihtiyaç duyduğunu
belirterek, 2 yıl boyunca seçim olmayacağını hatırlattı.               Başkan Bilecik,
şu değerlendirmelerde bulundu:               “Her ne kadar 2019 yılında seçimler
olsa da artık bir nevi seçim yorgunu olan özellikle iş dünyasının en büyük beklentisi
önümüzdeki 2 yılın en ufak bir seçim hazırlığı dönemi olmadan, hiçbir seçim sohbetini
bile yapmadan, ekonomik potansiyelimizi artıracak önemli reformların yapıldığı bir
icraat dönemi olması. Bunu arzu ediyoruz. Bir yandan ABD bir yandan AB ekonomisine
baktığımızda buradaki noktaların toparlanmaya başlaması, IMF’nin küresel büyüme 
tahminlerini yukarıya doğru revize etmesi, büyümenin dünyada yeniden hız kazanacağı
konusunda yeni bir dönem işaretini bize veriyor.”             Bilecik, bu dönemde
içe kapanmamaları ve dışa açılmaları gerektiğinin altını çizerek, ekonomilerine 
mümkün olduğunca yatırım çekmek için hızlı hareket etmeleri gerektiğini vurguladı.
Kısa vadeli genişlemeci politikalar yerine kalıcı, verimlilik artırıcı politikalara
daha fazla ihtiyaçları olduğunu dile getiren Bilecik, son dönemde sürecin zorluklara
rağmen Türkiye’de yapısal reformlar tarafında olumlu adımlar atıldığını aktardı.**“
OHAL uygulaması artık geride kalmalı”                     Bilecik, hukuk, demokrasi
ve özgürlükler toplumu olmadan katma değerli istihdamın, nitelikli yatırım çekmenin,
etkin girişimlerin yeşermesinin gerçekleşemeyeceğini belirterek, bu alanda yapılacak
her iyileşmenin hem yurt içinde hem de yurt dışındaki yatırımcılar tarafından olumlu
karşılanacağını söyledi.      

Bilecik, sözlerini şöyle sürdürdü:      
         “Bu bağlamda ilk atılması gereken
adım olarak OHAL uygulamasının artık geride bırakılmasını gerekli görüyoruz. Önümüzde
hemen yola koyulursak 18 aylık bir reform aralığı bulunmakta. Normal şartlarda siyasette
belki muazzam derecede bir uzun süre ama yapılacak yatırımlar, alınacak kararlar,
uygulanacak olan reformlar için kötü, az bir aralık değil. Hükümetimiz tarafından
bugüne kadar hazırlanan birçok eylem planı ve strateji belgesi var. Bu konuda hiçbir
eksiğimiz yok. Artık reformları tespit etmek değil ihtiyacımız olan reform atmosferini
yakalamaktır.”               Bilecik, analitik, özgür ve yaratıcı düşünme kapsamlı
bir eğitim reformunun hayata geçirilmesi geretiğinin altını çizerek, bugüne kadar
ülke yöneticileri ile yaptıkları görüşmelerde üzerinde en çok durduğu konulardan
birinin eğitim reformu olduğunu bildirdi.               Fen, teknoloji, mühendislik,
matematik ve İngilizcenin etkin olduğu bir eğitim reformunun öneminden bahseden 
Bilecik, Sanayi 4.0 konusuna değindi.               Toplumsal cinsiyet eşitliği,
hayatın her alanında kadınlara pozitif ayrıcalık sağlamak adına reformist gelişmelerin
sağlanması gerektiğini dile getiren Bilecik, Türkiye’nin uluslararası saygınlığını,
çekim gücünü, marka değerini yükseltecek bir iletişim stratejisine daha fazla ihtiyaçları
olduğunu söyledi.                     **“AB üyelik sürecini elden bırakmamalıyız”**
Bilecik, AB üyelik sürecinin Türkiye açısından temel öncelik olduğunu belirterek,
TÜSİAD’ın da temel gündem maddesi olduğunu aktardı.               Geçen dönemde 
hem Türkiye’den hem de AB’den kaynaklan nedenlerle geleceğe yönelik karşılıklı bir
güvensizlik oıluştuğunu dile getiren Bilecik, “Ancak Türkiye’nin AB’ye üyelik süreci
küresel ölçekte rekabetçi bir ülke adına olmazsa olmazdır. Müzakere, üyelik sürecini
kati bir suretle elden bırakmamalıyız.” diye konuştu.               Bilecik, bir
Asyalı dinamizmini elden bırakmadan Avrupa yolculuğuna devam edilmesi gerektiğini
sözlerine ekledi.    
