# TÜSİAD yeni düzenlemeleri eleştirdi

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/tusiad-yeni-duzenlemeleri-elestirdi-891h/
- Yayımlanma: 2014-01-14T19:13:00+02:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem
Yılmaz, “Son günlerde sıklıkla duyduğumuz bir kavram olan ‘paralel devlet’ ibaresini
ve etrafındaki tartışmaları kaygıyla izliyoruz. Paralel yapıların konuşulduğu, devletin
temel kurumlarının sorgulandığı bir duruma düşmüş olmaktan da büyük bir üzüntü duyuyoruz,
kabullenemiyoruz, benimsemiyoruz” dedi.

Yılmaz, TÜSİAD’ın demokratikleşme ve hukuk devleti konularındaki faaliyetleri çerçevesinde
düzenlediği “Demokrasinin İşleyişi ve Hukuk Devleti” konferansında, demokrasi ve
hukuk devleti ilişkisinin demokratik standartların en önemli belirleyicisi olduğunu
belirtti. Hukuk devletinin kalitesinin, demokrasinin sürdürülebilmesi ve içselleştirilmesi
sürecinde önemli rol oynadığını ifade eden Yılmaz, son dönemlerde başlattıkları 
programlarla, yaptıkları çalışmalarla, bu alandaki tartışmalara yardımcı olmaya 
ve ışık tutmaya çalıştıklarını kaydetti.

Kasım ayı sonunda düzenledikleri “Demokrasinin Kurumsallaşması ve Sürdürülebilirliği”
konferansında “demokrasinin kurumsal yapısının ancak hukuk devleti üzerine inşa 
edilebileceğine” işaret ettiklerini ve demokrasiye anlamını kazandıran prensibin
hukuk devleti olduğunu vurguladıklarını anımsatan Yılmaz, şunları söyledi:

“Hukuk devleti, insan haklarına dayanan, insan haklarını koruyan, güçlendiren ve
en önemlisi kendisi de koyduğu kurallarla bağlı olan devlettir. Kendi kuralına uymayan
devlete ise hukuk devleti dememiz mümkün değil, bu yapıya kanun devleti de denemez.
Literatür böyle bir yapıya ancak ‘polis devleti’ tanımı yapmaktadır. Hukuk devletini
niteleyen en önemli unsur, devletin tüm işlem ve eylemlerinin yargının denetimine
tabi olmasıdır. Dolayısıyla, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı tartışılamaz 
ve vazgeçilemez ilkeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı
ilkesinin de yani denge ve kontrol mekanizmasının da zeminini oluşturmaktadır. Hukuk
devleti anlayışında ne yasama ne de yürütme erki denetimsiz ve sınırsızdır. Yasama
da yürütme de hukukla bağlıdır ve denetime tabidir.”

TÜSİAD Başkanı Yılmaz, yargının da çağdaş yargı etiği ilkelerine tabi olması, tarafsızlığını
asla yitirmemesi ve evrensel hukuk standartlarına uygun işlemesi gerektiğini belirtti.
Yılmaz, “Bu alana ışık tutacak ‘Yargıda Etik’ raporumuzu geçtiğimiz yıl yayınlayarak,
yargı mensupları için geçerli olması gereken etik davranış kurallarına ve kurumsal
altyapıya ilişkin önerilerimizi ayrıntılı olarak ilgili tüm kesimlerle paylaştık”
dedi.

Kaygılarımız her geçen gün artıyor

TÜSİAD Başkanı Yılmaz, anayasal hukuk düzeninin hüküm sürdüğü bir ülkede hukuk devleti
nosyonunu tartışıyor olmanın veya tanımlamaya çalışmanın ilginç algılanabileceğini
aktararak, “Ancak bir de yaşadığımız dönemin gerçekleri var ki bunlara bakınca hukuk
devleti nosyonunun ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin henüz arzu ettiğimiz ölçüde
içselleştirildiğinden emin olamıyoruz ve hatta bu konuda kaygılarımız her geçen 
gün artıyor” diye konuştu.

Muharrem Yılmaz, 1996 yılından beri Dünya Bankası öncülüğünde 210 ülke için gerçekleştirilen“
Dünya İyi Yönetişim Endeksinin” 6 temel unsuruna değinerek, “Hukuk devleti olgusu
da bunlardan biri, mesela bir diğeri ise yolsuzluk ve rüşvet ile mücadeledir. Hesap
verebilirlik, siyasi istikrar ve şiddetsizlik ortamı, devletin etkililiği ve denetim
kalitesi de diğer unsurlardır. İyi yönetişimin gerektirdiği tüm boyutlar aslında
burada sıralanmış. Dolayısıyla işimiz çok. Bunları tekrar tekrar hatırlamakta, hatırlatmakta
fayda var” şeklinde konuştu.

Bu konular üzerinde düzenli olarak çalışmaya devam etmek gerektiğini, zaten bu konuların
TÜSİAD’ın çalışma alanının çok önemli bir kısmını işaret ettiğini belirten Yılmaz,
şunları kaydetti: “Bugün burada, özellikle hukuk devleti göstergesi üzerinde durmak
istiyoruz. Büyük bir bölümü demokrasiyle idare edildiğini iddia eden yaklaşık bu
200 ülkenin karşılaştırılması yapılan bahse konu endekste; hukuk devleti olgusu 
mahkemelere güven, kolluk güçlerine güven, sözleşmelerin icrasına ilişkin güven,
suç ve şiddet göstergeleri çerçevesinde ölçülmeye çalışılmaktadır. Endeks incelendiğinde,
ülkemizin durumu bu endeksin genelinde de hukuk devleti özelinde de vasati düzeylerde
yer alıyor. Demokrasinin içselleştirilmesinin ve piyasa ekonomisinin işleyebilmesinin
olmazsa olmaz şartı olan hukuk devleti alanında Türkiye’nin maalesef dönem boyunca
önemli bir mesafe kat edemediği görülüyor. 2013 yılı gelişmelerinin de bu endeksi
nasıl değiştireceğini hep birlikte göreceğiz.”

**Yargı güç mücadelesi alanı oldu**

Yılmaz, TÜSİAD’ın maalesef uzun zamandır hukuk devletinin Türkiye’deki uygulama 
sorunlarını, özellikle hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve adil yargılanma 
hakkı açısından aksaklıkları çeşitli çalışmalarla dile getirdiğini ifade ederek,
sözlerini şöyle sürdürdü:

“Maalesef diyorum, çünkü geriye doğru bakınca ve bugünkü tartışmaları da dikkate
alınca, ancak bir arpa boyu yol aldığımızı görmekten üzüntü duyuyorum. Örnekler 
vermek, eski dosyaları açmak istemem, ancak bir örnek var ki değinmeden geçmem mümkün
değil. Size, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın’ın tutukluluğu ve 
Üniversite Genel Sekreter Yardımcısı merhum Enver Arparlı’nın tutuklu olduğu dönemde
cezaevinde canına kıyması olayını hatırlatmak istiyorum. Bu dramatik olayda TÜSİAD
olarak adil yargılanma ilkelerini savunduğumuzda yargıya müdahale gerekçesiyle Anayasaya
aykırı davrandığımız iddia edilmişti. Ne ilginçtir ki bugün uzun tutukluluğun, temel
hak ve özgürlükleri nasıl kısıtladığı, neredeyse on yıl sonra yine Anayasa Mahkemesi
tarafından tescil edildi. Geç de olsa, küçük de olsa, hukukun üstünlüğü adına somut
bir adım.”

**Paralel devlet olgusu**

Bugün yine merkezinde yargının olduğu sert bir tartışma ve cepheleşmeye şahit olunduğuna
dikkati çeken Yılmaz, “Yargının bir güç mücadelesi alanı haline geldiği, hukukun,
siyasi mücadelenin bir aracı haline getirildiği, ağır bir gündem ile karşı karşıyayız”
diye konuştu. Tartışmanın çeşitli boyutlarının bulunduğunu vurgulayan Yılmaz, şunları
kaydetti:

“Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı, rüşvet ve yolsuzluk iddiaları ve ilk defa 
duyduğumuz bir ‘paralel devlet’ olgusu. Derin devlet olgusunu uzunca bir süredir
duyuyorduk, şimdi bir de paralel devletin varlığını tartışmaya başladık. Son günlerde
sıklıkla duyduğumuz bir kavram olan ‘paralel devlet’ ibaresini ve etrafındaki tartışmaları
kaygıyla izliyoruz. Paralel yapıların konuşulduğu, devletin temel kurumlarının sorgulandığı
bir duruma düşmüş olmaktan da büyük bir üzüntü duyuyoruz, kabullenemiyoruz, benimsemiyoruz.
İçinde bulunduğumuz tartışma alanında yeni hiçbir konu yok. Bugün yargı bağımsızlığından,
adil yargılanma ilkelerine, hukuk devleti gerekliliklerinden yolsuzluk ve rüşvet
konularına kadar tüm alanlardaki eksiklerimiz, üyesi olmayı planladığımız AB’nin
her sene Türkiye için hazırladığı ilerleme raporlarında yer alan eleştirilerdir.

TÜSİAD olarak, bize ‘kendi işine bak’ uyarısı yapılırken bile bu temel uyarıları
yapmaktan biz hiç geri durmadık. Adil yargılanma ilkelerini savunurken ‘kurunun 
yanında yaş da yanar’ gibi utanılması gereken söylemleri hiç dikkate almadık. Ne
ilginçtir ki adil yargılanma ile ilgili uyarılarımız, bugün garip tesadüflerle ve
gecikmiş olarak vicdanları yaralamaya başladı. Çeşitli vesilelerle gündeme getirdiğimiz
ve bu dönemde programımızın önemli başlıklarından biri olarak ele aldığımız yolsuzluk
ve rüşvet konusu da ağır bir itibar kaybı ile karşımıza çıktı.”

**HSYK kanun teklifi yeni sorunlar yaratıyor**

Yılmaz, bugün aslında temel olarak demokrasi ve hukuk devleti alanındaki eksiklerin
sıkıntısının yaşandığını ifade ederek, “Sıkıntı, erkler arasında önemli bir çatışma
ve çekişmeye dönüşmüş durumdadır. Bir erkin diğer erk üzerinde hali hazırda sahip
olduğu ve olmaması gerektiğini düşündüğümüz etkisini biraz daha artırarak çözmeye
çalışmak, gelecekteki yeni sorunların sebebi olabilir” dedi.

Hem 1982 Anayasasına ilişkin hem de 2010 Anayasa değişikliğinde sakıncalarına işaret
ettikleri HSYK modelini bir kez daha değiştiren gündemdeki kanun teklifinin, söz
konusu çatışmayı yürütmenin yargı üzerindeki etkisini biraz daha artırarak aşmaya
çalıştığını belirterek, “Böylelikle, kanun teklifi, bağımsızlığı zaten tartışmalı
olan HSYK yapısına yeni sorunlar ilave etmektedir. Çözüm, yargı bağımsızlığı ve 
tarafsızlığını gerçekten sağlayacak bir anayasal reformda yatmaktadır” şeklinde 
konuştu.

YIlmaz, bu bağlamda ‘Yargıda Etik’ raporundaki önerileri hatırlatarak, şunları kaydetti:“
Önerilerimiz; Adalet Bakanının ve özellikle bakanlık müsteşarının HSYK üyeliğinin
Anayasal düzenlemeden çıkarılması, Adalet Bakanının kalması durumunda, HSYK içindeki
yetkilerinin sembolik düzeye indirilmesi, HSYK üyelerinin ağırlıklı olarak yargı
mensupları tarafından seçilen yargı mensuplarından oluşması, yürütmenin HSYK üyesi
seçiminde rolünün olmaması, yasamanın ise yargı mensubu olmayan belirli sayıda üyeyi,
toplamın yüzde 50’sini aşmamak kaydıyla, nitelikli çoğunlukla seçmesi, mesleğe kabulün
ön aşaması olan adaylığa kabul aşamasında Adalet Bakanlığının rolüne son verilmesi,
yetkinin HSYK’ya verilmesi, HSYK personelinin tamamının HSYK tarafından belirlenmesi,
yargıçların uluslararası belgelerde kabul edilen istisnai koşullar haricinde kendi
özgür iradeleri hilafına görev yerlerinin değiştirilememesi, yargıç veya savcıların
yargısal faaliyet dışındaki herhangi bir göreve atanması sırasında yargısal bir 
makamın izni veya önerisinin alınması, HSYK’nın tüm işlemlerinin yargı denetimine
tabi olması, HSYK çalışmalarının saydamlığının sağlanması, yargı mensupları için
etik davranış kurallarının katılımcı bir süreçle hazırlanması ve bunların etkili
şekilde uygulanması, HSYK’nın Yargıçlar ve Savcılar Daireleri olarak ayrılması olarak
sıralanıyordu.”

**Temiz Türkiye geleceğinden şüphemiz yok**

Yılmaz, gerçek bir hukuk devleti yolunda çözümün, konjonktürel ve tepkisel adımlarla
değil, yapısal ve ilkesel bir yaklaşımla sağlanabileceğini aktararak, “Her durumda
Türkiye’nin içinde bulunduğu tartışma ortamını tüm toplum kesimlerinin de katılımıyla
olgunlukla yönetebileceğinden ve ülkemizin bu tartışmadan, ‘temiz toplum, temiz 
siyaset ve temiz Türkiye’ bilinciyle çıkacağından şüphemiz yoktur” diye konuştu.

Son günlerde, hukuk devleti bağlamında ve adil yargılanma tartışmasında önerileri
ile öncü rol oynayan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun geçirdiği
ameliyattan dolayı bugünkü konferansa katılamadığını belirten Yılmaz, “Kendisine
geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz, acil şifalar diliyoruz” dedi.
