# TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Aras hakkında savcılık soruşturma başlattı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/tusiad-yik-baskani-omer-aras-hakkinda-sorusturma/
- Yayımlanma: 2025-02-14T18:30:05+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK)
Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras hakkında, dernek genel kurulundaki konuşmasında kullandığı
ifadelere ilişkin, “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” ve “gerçeğe aykırı bilgiyi
alenen yayma” suçlarından resen soruşturma başlatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, [TÜSİAD ](https://www.tusiad.org/tr/)YİK Başkanı
Ömer Aras’ın 13 Şubat’taki dernek genel kurulunda yaptığı konuşmada bazı soruşturma
ve kovuşturmalar hakkında yargıyı telkin ve yönlendirme içerikli ifadeler kullandığını
tespit etti.

Başsavcılık, Ömer Aras’ın ifadelerinin, gerçeğe aykırı ve kamu barışını bozmaya 
elverişli nitelikte olduğunu değerlendirerek “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs”
ve “gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yayma” suçlarından resen soruşturma başlattı.

ÖMER ARAS NE DEMİŞTİ?

[TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras](https://www.borsatek.com/tusiad-toplumun-yarisini-geride-birakarak-krizden-cikamayiz-95864h/),
dün gerçekleştirilen TÜSİAD Genel Kurulu’ndaki açılış konuşmasına “Ülke olarak moralimiz
bozuk. Güven bunalımı yaşıyoruz” sözleriyle başladı. Kartalkaya’daki yangın faciasında
78 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Ömer Aras “Yangın çıkabilir ama 78 kişi
ölmez. Ölüyorsa nedeni usulüne uygun yapılmayan binalar ve denetimsizliktir. Çöken
bir sistemdir” dedi.

Bu ve benzeri olaylarda Türkiye’deki ölümlerin nedeninin maliyet odaklı kural tanımazlık
ve denetimsizlik olduğunu belirten Ömer Aras sözlerine şöyle devam etti:

“Kurallarımız vardır ama uymayan çoktur, yeterli denetim yoktur. Bu ölümlerin ana
nedeni sistem bozukluğudur. Maliyeti güvenliğin önüne koyan iş sahipleri, hak etmediği
koltuğa oturan özel sektör iş insanları ve kamu yöneticileridir. Onların yarattığı
ve uyguladığı sistemdir. Bu sistemin nasıl düzeleceği çok net bellidir. Sistemin
kendi kendini düzeltme mekanizması olmalıdır. Sorumlular görevden ayrılmalı, hesap
vermeli ve yerlerine yetkin kişiler gelmelidir.

Son haftalarda politik hayatta da olağanüstü olaylar yaşıyoruz. Seçilmiş belediye
başkanları görevden alınıyor yerlerine kayyum atanıyor. Bir siyasi parti lideri 
hakkında önce soruşturma başlatılıyor sonra farklı bir nedenle tutuklanıyor.

![TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Aras hakkında savcılık soruşturma başlattı Borsatek](https://
i1.wp.com/www.borsatek.com/app/uploads/2025/02/omer_aras.webp)

Birçok sanatçının menajerliğini yapan bir iş kadını hakkında önce soruşturma başlatılıyor
sonra farklı bir nedenle tutuklanıyor.

Bir büyükşehir belediye başkanı hakkında, yaptığı konuşmalar nedeniyle basın toplantısından
dakikalar sonra soruşturmalar açılıyor.

Bilir kişi görüşmesini yayınlayan gazeteciler göz altına alınıyor, genel yayın yönetmeni
tutuklanıyor.

Yeni mezun teğmenler ordudan ihraç ediliyor.

Bu olaylarda suç vardır yoktur diyemeyiz. Ancak çok kısa sürede arka arkaya gelen
bu olayların toplumda endişe yarattığını ve güveni sarstığını söyleyebiliriz.”

“ENFLASYONLA MÜCADELE KARARLILIĞI 2025’TE DE DEVAM ETMELİ”

2024 yılında ekonomi yönetiminin uyguladığı programın olumlu sonuçlar vermeye başladığını
söyleyen Ömer Aras “Enflasyon beklenen hızda olmasa da geriliyor, cari açık sürdürülebilir
seviyelerde, Merkez Bankası rezervleri güçleniyor, CDS ülke risk primi düşüyor. 
Uluslararası derecelendirme şirketleri de bu olumlu gelişimi görüp ülke kredi notumuzu
yükseltti. Ancak, doğrudan yabancı sermaye girişleri sınırlı. Yatırımcılar için 
güven ortamını henüz oluşturamadık. Enflasyonla mücadele kararlılığı 2025 yılında
da devam etmeli” diye konuştu.

Ömer Aras enflasyonla mücadele için 2025 yılında kamuda yapılacak tasarrufun daha
etkin olmasını beklediklerini belirtti.

YAPISAL REFORM VURGUSU

Devletin bütçe disiplinine uyması, kamu harcamalarını kontrol etmesi ve kamuda tasarrufu
arttırmasının şart olduğunu belirten Ömer Aras şunları söyledi:

“Ayrıca vergi gelirlerinin arttırılması için kayıt dışı ile ciddi şekilde mücadele
edilmesi gerekiyor.

Para ve maliye politikaları, faiz, vergi, bütçe gibi somut rakamlarla ifade edilen
ve takip edilebilen politikalar olduğu için anlaşılması ve değerlendirmesi nispeten
kolay kavramlar.

Enflasyonla mücadelede üçüncü politika enstrümanı olan yapısal reformlar ise çok
geniş bir kavram.

Ülkemizde yaşadığımız bu inatçı enflasyonu bir daha çift haneli seviyelerde görmemek
üzere kalıcı olarak indirmek, orta gelir tuzağından çıkmak, kişi başı geliri 20 
bin doların üstüne yükseltmek ve dünyada sayılı ekonomiler arasına girebilmek için
mutlaka yüksek teknoloji ile verimliliği arttırmalı, mal ve hizmet ihracatına dayalı
ekonomik büyüme modeline geçmeliyiz.

Yapısal reformları gerçekleştirmeden bu değişimleri yapamayız.”

BAKAN TUNÇ’TAN TEPKİ

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, TÜSİAD Olağan Genel Kurulu’nda TÜSİAD Başkanı Orhan Turan
ve Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras’ın açıklamaları üzerine sosyal medya
hesabından bir paylaşımda bulunmuştu.

Bakan Tunç isim vermeden açıklamalara ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hiçbir kurum, kuruluş veya çıkar grubu,
milli iradenin üzerinde değildir. Demokratik sistemimizin temel taşlarından biri,
kuvvetler ayrılığı ve yargının bağımsızlığıdır. Yargı süreçleri üzerinde hiçbir 
baskıyı kabul etmediğimiz gibi yargıyı etkilemeye yönelik her türlü girişime karşı
olduğumuzu herkesin çok iyi bilmesi gerekir.

Sivil toplum kuruluşlarının görüş açıklaması elbette demokratik bir hak olmakla 
birlikte, yargıyı ve siyaseti yönlendirme çabaları, demokrasinin ruhuna ve hukukun
üstünlüğü ilkesine aykırıdır. Demokrasi sadece belli çevrelerin değil, topyekûn 
milletin ve devletin ortak emanetidir.
Türkiye eski Türkiye değildir.

Ayrıcalıklı kesimlerin yön verdiği Türkiye’nin artık geride kaldığını anlamayanlar
şunu bilmelidir ki; Hiç kimse veya hiçbir kuruluş, kendisini milletin iradesinin
ve hukukun üstünde göremez. Hukuk düzenine yönelik her türlü müdahale girişimine
karşı, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hukuk çerçevesinde en güçlü şekilde
karşılık vereceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın.”

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI YILMAZ: SEÇİLMİŞ HÜKÜMETLER VE BAĞIMSIZ YARGI ÜZERİNDE 
VESAYET DÖNEMİ KAPANMIŞTIR

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda,
demokrasilerde sivil toplum örgütlerinin görüş, öneri ve eleştirilerini ifade ettiğini,
ancak mensupları arasında farklı siyasi görüşten insanların olduğu sivil toplum 
örgütlerinin siyasi bir parti üslubu ile açıklama yapmasının en hafifinden yersiz,
nezaketten yoksun, yapıcı olmaktan uzak bir tutum olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şunları kaydetti:

“Bugün TÜSİAD toplantısında maalesef bu olumsuz dil ve yaklaşım sergilenmiştir. 
İş dünyamızın genelini temsil etmediğine inandığımız bu dili ve üslubu tasvip etmek
mümkün değildir. Sürekli bir şekilde topluma karamsarlık yayarak, felaket tellallığı
yaparak olumlu bir gelecek inşa edilemez. Bir iş insanları örgütünün öncelikle katma
değeri yüksek, teknolojik seviyesi gelişmiş, nitelikli istihdam üreten bir ekonomi
oluşturma sürecinde kendi sorumluluklarını hatırlaması ve elini taşın altına koyması
beklenir. Demokrasi ve hukuktan bahseden büyük sermaye gruplarının öncelikle kendi
şirketlerinde ayrımcı uygulamaları, rekabetçi olmayan yapılanmaları, farklı fikirlere
yönelik tutumları sorgulamaları ve geçmiş sicillerine yönelik özeleştiri yapmaları
sosyal fayda üretir.

Dünyanın ve bölgemizin zorlu bir döneminde, tarihimizin en büyük afetinin yaraları
başarıyla sarılırken ve ekonomimizin temellerini sağlamlaştıran bir program kararlılıkla
uygulanırken, iş dünyamızdan beklenen yapıcı öneriler ve geleceğe yönelik umut veren
mesajlardır. Seçilmiş hükümetler ve bağımsız yargı üzerinde vesayet dönemi kapanmıştır.
Buna heveslenmek yerine, arzu eden herkesin demokratik kurallar içinde adını koyarak
şeffaf bir şekilde siyaset yapması en doğrusudur.”

ÇELİK: BAZI SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ SİCİLİ SORUNLU

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise konuya ilişkin şunları söyledi:

“Demokrasilerde sivil toplum kuruluşlarının ülke gündemine dair açıklama yapmaları
ve değerlendirmede bulunmaları en doğal haklarıdır.

Ancak ülke gündemine dair değerlendirme yapma hakkı ile siyaseti şekillendirme ve
yargıya talimat verme girişimleri birbirinden ayrı hususlardır. Aradaki farkı oluşturan,
demokrasiye bağlılık ve hukuka saygıdır.

Maalesef Türkiye’de bazı sivil toplum kuruluşlarının bu konudaki sicilleri sorunludur;
geçmişlerinde askeri vesayete ve yargı vesayetine verdikleri destek hafızalardan
silinmemiştir. Ayrıca kendi geçmişlerinde alenen meşru hükümeti hedef alma ve görevden
gönderme faaliyetleri manşetlerde yer bulmuştur.

Bu nedenlerle TÜSİAD yönetimi, bu ülkede demokrasi mücadelesi verenlerin “güven 
bunalımı” deyince ilk aklına gelenlerden birinin neden TÜSİAD’ın yaklaşımları olduğu
ile yüzleşmelidir. TÜSİAD, demokrasi konusundaki kötü sicilini geride bırakmak için
çaba göstermelidir.

AK Parti olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kendisini siyasetin üzerinde
gören hiçbir girişime izin vermeyiz.

Siyasetin demokratik alanını korumak için eskisinden daha kararlıyız.”

ÖMER ARAS KİMDİR?

QNB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ömer Aras, 1987 yılında kurulan Finansbank’ın kurucu
yöneticisi. 1989 yılına kadar Banka’da Genel Müdür Yardımcısı, 1989-1995 yılları
arasında Genel Müdür (CEO), 1995-2006 yılları arasında Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi
görevlerini üstlendi.

Ömer Aras aynı dönemde Fiba Holding’de Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Finansbank’ın
İsviçre, Fransa, Hollanda, Romanya ve Rusya’daki iştiraklerinde Yönetim Kurulu Üyesi,
Marks&Spencer Türkiye’de Yönetim Kurulu Başkanı ve Gima’da Yönetim Kurulu Üyesi 
olarak görev aldı.

Ömer Aras, Finansbank’ın 2006 yılında National Bank of Greece (NBG) tarafından satın
alınmasıyla birlikte Banka’nın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Grup CEO’su olarak
atanmıştır. 2008 yılında ise NBG’nin İcra Kurulu’nda Uluslararası İştiraklerden (
Sırbistan, Romanya, Arnavutluk, Bulgaristan, Makedonya) Sorumlu Üye görevini üstlendi.
2010 yılında Finansbank Yönetim Kurulu Başkanı olarak atanan Dr. Ömer Aras, 2007
yılından itibaren bugünkü unvanıyla QNB Sağlık Hayat ve Emeklilik A.Ş.’de Yönetim
Kurulu Başkanlığı yapmaktadır. 2016 yılında Qatar National Bank’ın Finansbank’ı 
satın almasından bu yana, Banka’da Yönetim Kurulu Başkanı görevini sürdürmektedir.
Citibank Türkiye’de (1984-1987) ve Yapı Kredi Bankası’nda (1987) çalıştı.

![TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Aras hakkında savcılık soruşturma başlattı Borsatek](https://
i1.wp.com/www.borsatek.com/app/uploads/2025/02/omer_aras_tusiad-1024x477.webp)

2003-2007 yılları arasında, TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyeliği yapan Ömer Aras, halen
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi’nin Başkanı , GBA Melek Yatırımcı Ağı Üyesi, Darüşşafaka
Cemiyeti Danışma Kurulu Üyesi ve Boğaziçi Üniversitesi Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi,
Boğaziçi Üniversitesi Econfin Onur Kurulu Üyesi ve Yönetim Kurulunda Kadın Derneği
Mentorudur. MBA (1978) ve PhD (1981) derecelerini Syracuse Üniversitesi’nde alan
Dr. Aras, Ohio State Üniversitesi’nin İşletme Fakültesi’nde 3 yıl boyunca (1981-
1984) öğretim üyeliği yaptı.

TÜSİAD BAŞKANI TURAN’DAN HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VURGUSU

Bu arada Genel Kurul’da TÜSİAD Başkanı Orhan Turan’ın yaptığı konuşmada dün gündemin
en önemli maddeleri arasında yer aldı.

Konuşmasında enflasyonla mücadelenin hızlanması gerektiğini vurgulayan Turan “Artık
daha hızlı netice almalıyız. Yoksa stres birikiyor. Enflasyonla mücadelenin maliyetine
katlanmak zorlaşıyor. Hem girişimciler için hem çalışanlar için” dedi.

Artık hiçbir şeyin zamana bırakılmaması gerektiğini söyleyen TÜSİAD Başkanı sözlerine
şöyle devam etti:

“Bunun için zamanımız kalmadı. Bir an önce enflasyonla mücadelede kalıcı başarıyı
sağlayalım. Para politikasını maliye politikasıyla ve yapısal reformlarla destekleyelim.
Sanayiye mutlaka nefes aldırılması lazım. Yatırım, üretim ve ihracat desteklenmeli.”

Konuşmasında Türkiye’de gündemin çok ağır olduğuna dikkat çeken Turan şu gündem 
maddelerini sıraladı:

 * Depremlerde, yangınlarda, iş kazalarında çok sayıda vatandaşımızı kaybediyoruz.
   Demek ki, hata, suistimal ve kayırmacılık çok yaygın.
 * Eleştirel ifadelere ve habercilik faaliyetlerine açılan soruşturma haberleri,
   çok sıklaştı.
 * 10 küsur sene önceki olaylara, şimdi yeni soruşturmalar açılıyor.
 * Tutuklu milletvekillerine, siyasi parti liderlerine ve belediye başkanlarına 
   sürekli yenileri ekleniyor.
 * Disiplinsizlik suçuyla teğmenler hakkında ihraç kararı alınıyor. Fakat, deprem,
   yangın taciz, kadın cinayeti, iş kazası, gibi kamuoyunda infial yaratan nice 
   olayda, ya suçlular bulunmuyor ya da kısa sürede serbest kalıyorlar. Kamuoyu 
   vicdanında suç ve ceza arasında orantısızlık kanaati oluşuyor.
 * İster seçimle, ister atamayla gelen kamu görevlilerinin görevlerinden alınmasının,
   yeni örneklerine şahit oluyoruz.
 * Üstelik, yeni yasal düzenlemelerle, kamu görevlilerinin Devlet Denetleme Kurulu
   tarafından görevden alınması ve TMSF’nin şirketlere kayyum olarak atanması mümkün
   oluyor.
 * Yolsuzluk, dolandırıcılık, karaborsa haberlerinin ardı arkası kesilmiyor.
 * Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, galiba artık şirket kurmaktan daha kolay.
 * Kadın cinayetlerinin de, çocuk tacizlerinin de sonu gelmiyor.”(Habertürk)
