# Tüyo’yu geç, teknik ve temel de yetmez bazen!

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/tuyoyu-gec-teknik-ve-temel-de-yetmez-bazen-598yy/
- Yayımlanma: 2023-09-05T21:05:00+03:00
- Yazar: Dr. Ceyhun KIR

“Homoeconomicus”… İnsanı tanımlayan bir sürü kelimeden biri. Basitçe; “aklını kullanan,
yeri geldiğinde sonsuz olan ihtiyaçlarını göreceli olarak kıt kaynaklarla gidermeye
çalışan ve bundan en yüksek faydayı sağlamaya çalışan insan”.

Klasik ekonomi teorisinin ve özellikle ilk aşamasında kapitalist sistemin temeli
insanın bu tanımına dayanıyor diyebiliriz. İnsanın aklını kullanarak rasyonel davranacağı
ve yaşadığı toplumda elde edeceği faydayı/refahı en yükseğe çıkaracağı, böylece 
içinde yaşadığı toplumun da refahının yükseleceği varsayılıyor.

Kapitalist ülkelerdeki göreceli refah artışı- emperyal sömürü sisteminin katkısı
gibi önemli diğer faktörleri göz ardı edersek- varsayımı doğruluyor gibi. Peki bitmek
tükenmek bilmeyen krizler, refahın kısa sürede el değiştirebilmesi, en gelişmiş 
ülkeler de dahil toplum içi gelir/refah uçurumları, toplumsal karışıklıklar, ülkeler
arası savaşlar neyin nesi.

Bütün bunlar   insanın aklını her zaman iyi kullanmadığını gösteren en bariz kanıtlar.
Elbette rasyonel davranan insanlar olabilir ama bunu tüm insanlara ve her koşula
genellemek zor. Yani baştaki varsayımımızın artık doğru olmadığını iddia etmek mümkün.

Peki bu durumda insanın ekonomik davranışın ardındaki dinamikler neler? Akademide
bu konu ile ilgilenen   disiplin “Davranışsal Ekonomi”. Dünya’da ve ülkemizde bireysel
olarak insanın ve genel olarak ekonomiyi bir şekilde etkileyen aktörlerin bilişsel
ve duygusal motivasyonlarını inceleyen devasa bir akademik literatür bulunmaktadır.

Keza bizim konumuz finans ve yatırım alanında da insanın pek akılcı davranmadığı,
yatırım kararı verirken, adeta göz göre göre, somut gerçekleri göz ardı ettiği, 
duygularının ve önyargılarının esiri olduğu sık sık gözlenmektedir. Akademide bu
gözlem, inceleme ve araştırmalar “Davranışsal Finans” alt disiplini altında sınıflanmaktadır.
Yatırım kararını verirken neler etkilidir sorusuna cevap bulmaya çalışan araştırmalar
ülkemizde de gün geçtikçe artmaktadır.

Elbette aklı başında bir yatırımcı parasını bağlayacağı yatırım aracını seçerken
ekonominin genel durumunu, piyasa verilerini, vazgeçtiği yatırım araçlarından kaynaklanan
alternatif maliyeti göz önünde bulundurur, temel ve teknik analizlerini yapar ve
yatırım kararını verir. Ancak bu karar yatırımcının kişilik özelliklerinden, içinde
bulunduğu duygu durumlarından ve sahip olduğu önyargılardan etkilenmektedir. Ayrıca
yatırımcı bu faktörlerin bilincinde de olmayabiliyor bazı durumlarda. Hem Dünya’da
hem de Türkiye’de burada yazılanları destekleyen çok sayıda akademik makaleye, basit
bir aramada dahi kolayca ulaşmak mümkün.

Dışa dönük/içine kapanık olmak, açık fikirli olmak, sorumluluk sahibi olmak, uysal
olmak, dengeli olmak, risk almaya meyilli olmak vb. birçok kişilik özelliği yatırım
kararını ve yatırım performansını etkileme potansiyeline sahiptir. Ayrıca karar 
anında içinde bulunulan duygu durumunu da gözden ırak tutmamak lazım.

Depresif, neşeli, öfkeli, sakin, karamsar, iyimser, kaygılı, korkulu, umutlu ve 
daha birçok duygu durumunun da yatırım kararlarını etkileme gücü vardır. Son olarak
birçok kimsenin bilincinde dahi olmadan sahip olduğu önyargılar: aşırı güven, sürü
davranışı, kontrol yanılgısı gibi üzerinde çok sayıda bilimsel araştırmalar yapılmış
popüler önyargılar. Bunlar genellikle içinde yaşadığımız toplumdan bize miras kalan
ya da deneyimlerimiz sonucu sahip olduğumuz ve çoğunlukla farkında olmadığımız anomalilerdir.
Yatırım kararlarını etkileyen bilişsel ve duygusal bu faktörler yukarıda yazdıklarımızla
sınırlı değil elbette. Akademik dünyada üzerinde çalışılan çok daha fazla sayıda
kişilik özelliği, duygu durumu ve önyargı mevcuttur.

Peki tüm bu yazdıklarımız bir yatırımcı olarak ne işimize yarayabilir? Öncelikle
Dünya’da ve Türkiye’de yatırım kararlarını etkileme güçleri ortaya konulmuş bu dinamiklerin
dikkate alınmaması yatırım performansını olumsuz etkileyecektir. Hele ki kullanımı
gittikçe artan yapay zekâ sistemleri/uygulamalarının bu dinamiklerden önemli oranda
yararlanıyor olması bir fikir verebilir.

Bu yazı ile bizim de muradımız, yatırımcı üzerinde az da olsa bir farkındalık yaratmak.
Kişilik özelliklerini, duygularını ve önyargılarını objektif olarak fark eden biri,
bu dinamiklerin yatırım kararları üzerindeki olumsuz etkilerini de en aza indirebilecektir.
Bu nedenle, yatırım araçlarının akıbeti konusunda tüyo peşinde koşan veya temel 
ve teknik analizden başını kaldıramayan sevgili yatırımcı, davranışsal finans konusuna
biraz olsun eğilip, kendini tanıma konusunda biraz mesafe almanda fayda var. Yine
de sen bilirsin.
