# Ulaştırma Bakanlığı’ndan sürpriz teklif

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/ulastirma-bakanligindan-surpriz-teklif-21201h/
- Yayımlanma: 2017-03-23T08:28:05+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

ABD’nin Ulaştırma Güvenlik Dairesi (TSA) kanalıyla, Türkiye dahil 8 Müslüman ülke
havalimanından, Amerika ve İngiltere’ye yapılan direkt uçuşlarda, yolcuların, cep
telefonlarından büyük elektronik cihazlarını kabine almalarını yasaklayan kararın
kaldırılması için dün Ankara’da yoğun bir trafik yaşandı. Ama henüz bir netice yok.

Gazete Habertürk Yazarı Güntay Şimşek’in köşe yazısına göre, öte yandan ABD’nin 
yasağıyla ilgili olarak uluslararası prosedürler açısından sıkıntılar var. Mesela
Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) varken, Amerika’nın ikili görüşmelerle
belli ülkelere yasak getirmesi en önemli handikaplardan biri. Eğer uluslararası 
sivil hava trafiğini tehdit eden bir sorun varsa, ICAO neden devreye girmiyor? İstanbul’dan
Amerika’ya direkt uçan Türk Hava Yolları (THY) yolcularıyla, aynı havalimanından,
aynı güvenlik zincirinden geçerek ancak Avrupa aktarmalı uçan yolcular arasında 
nasıl bir fark olduğuna cevap verilmemesi yasağı tartışmalı hale getiriyor.

Ankara’da bulunan ABD’li TSA uzmanları, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden (SHGM)
yetkililerle, 25 Mart’ta uygulamaya sokulacak elektronik eşya yasağının yöntemlerini
tartışırken, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı da Amerikan Büyükelçiliği’nde yasağın
kaldırılması için görüşmelerde bulundu.

Türkiye’nin yasağın kaldırılması için tezi, “İstenilen tarama cihazlarını temin 
edelim, yasak uygulamaya konmasın” şeklinde özetlenebilir. Ama biraz geç kalınmış
olabilir. Çünkü daha önce benzer endişeler sebebiyle, ABD’nin talebi doğrultusunda
uçak altı bagajları 360 derece tarayan sistem kullanılmaya başlanmıştı. Bu cihazların
hizmete sokulmasıyla birlikte de ABD’nin uçak altı bagajların güvenliği konusunda
duyduğu endişeler ortadan kalkmıştı.

Şu an Atatürk Havalimanı’nda, Amerika seferi yapan uçakların altına yüklenen bagajlar,
hastanelerdeki “tomografi” cihazına benzer bir sistemle taranarak yükleniyor. Öğrendiğim
kadarıyla, Ulaştırma Bakanlığı yetkilileri, “Bagajları 360 dereceyle tarayan bu 
tomografi cihazlarını, uçak içine alınan bagajların kontrolünde de kullanalım; yasağı
kaldırın” teklifini götürmüşler. Bakalım ABD, bu teklife nasıl bir cevap verecek?

Ayrıca yaklaşık 3 ay önce Somali’de uçakta yaşanan hadise sonrası ABD’den Ulaştırma
Bakanlığı’na uçak içine alınan bagajların güvenlik sorunuyla ilgili uyarı geldiğinin
de altını çizeyim. İşte bu uyarı sonrasında, Atatürk Havalimanı’nda yolcu beraberindeki
bilgisayar, iPad vb. cep telefonundan büyük elektronik cihazların, görevliler tarafından
yolcuya açtırılıp çalıştırılarak kontrolü yapılmaya başlandı. Yine ICAO kuralları
çerçevesinde, yolcuların % 60’ından ve beraberindeki eşyasından toz alınarak “patlayıcı
iz dedektörü” olarak isimlendirilen ETD (explosive trace detection) cihazında teste
tabi tutulmaya başlandı. Ulaştırma Bakanlığı, yasağın kaldırılması için yolcunun%
60’ını değil, % 100’ünü ETD’den geçirebileceğini de ABD’li yetkililere iletmiş.

Ulaştırma Bakanlığı’nın kabin içine alınan bagajların, uçak altında olduğu gibi “
tomografi”den geçirilme teklifine ABD yetkilileri “evet” dese dahi bu cihazların
3 aydan önce Atatürk Havalimanı’na getirilip kurulması zor. Yolcuların tamamının
ETD’den geçirilme teklifi en pratik çözüm gibi görünüyor, ama ABD bunu çözüm olarak
görseydi, kendisi teklif ederdi.

Belki de ABD, aldığı yasak kararıyla, ilgili ülkelerin ve bundan etkilenecek şirketlerin
belli bir süre sıkıntı yaşamasını istiyor. Ne zamana kadar? Yeni tarayıcı sistemler
geliştirilip hizmete hazır hale getirilinceye dek. Yani asgari 6 ay.

Eğer ABD yetkilileri ve hassaten TSA, bazı ülkelerden yapılacak direkt uçuşlara 
getirdikleri elektronik cihaz yasağını, “güçlü terör tehditlerinin ticari uçaklara
sızacağı tehlikesi” endişesine dayandırıyorsa, tüm havayolları için ICAO kanalıyla
yeni güvenlik paketlerinin devreye girmesi için çaba göstermesi gerekmez miydi?

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, yasak için şu cümleyi kuruyor: “Belirtilen
havaalanlarından güçlü terör tehditlerinin ticari uçaklara sızacağı tehlikesi nedeniyle
bu karar alınmıştır.” Eğer terör tehdidi kapsamına ABD’ye direkt sefer yapan havayollarının
yolcuları giriyorsa, aynı meydandan başka havayollarıyla ABD’ye transit yolculuk
yapanlar da girer. Bunun direkti, endirekti olur mu? Ayrımı kim, neye göre yapacak?
Ya da buradaki çifte standardın amacı nedir?
