# Üretici: Et pahalı değil, alım gücü düşük

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/uretici-et-pahali-degil-alim-gucu-dusuk-83283h/
- Yayımlanma: 2022-04-10T09:32:28+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Son dönemde hızla artan [enflasyon](https://www.borsatek.com/nebati-aralik-sonrasi-enflasyon-dususe-gececek-83272h)
vatandaşın alım gücünü de oldukça etkiliyor. Özellikle gıda grubundaki fiyat artışları
tüketiciyi zorluyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Mart 
ayı istatistiklerine göre yıllık enflasyon yüzde 61,14’e çıktı. Gıda enflasyonu 
ise yüzde 70’i aştı.

[Gıda](https://www.borsatek.com/kuresel-gida-fiyatlarinda-yeni-rekor-83220h) tarafında
tüketicinin dikkatle takip ettiği ürünlerin başında ise kırmızı et geliyor. Son 
zamlarla birlikte tezgahlarda etin kilogram fiyatı 100 lirayı aştı. Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip [Erdoğan](https://www.borsatek.com/atama-kararlari-resmi-gazetede-83249h)
da Ramazan ayı sonrasında et fiyatlarının düşürülmesi için yeni bir ithalat adımının
atılacağını belirtti.

### Peki et fiyatlarını bugünden yarına düşürmek mümkün mü?

[DW Türkçe](https://www.dw.com/tr/%C3%BCreticiler-et-pahal%C4%B1-de%C4%9Fil-al%C4%B1m-g%C3%BCc%C3%BC-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCk/a-61404672)‘
nin haberine göre Ulusal Kırmızı Et Konseyi’nin verilerine göre, bir kilogram kırmızı
etin üreticiden çıkış fiyatı şu an 86 lira 97 kuruş. Bu, geçtiğimiz yılın Mart ayına
göre 118’lik bir artışı ifade ederken geçen aya göre de yüzde 22,5 bir yükselişi
gösteriyor. Aynı istatistiklerine göre üç yıl önce bugün, kırmızı etin kilogram 
fiyatı 30 lira 39 kuruştu.

Üreticiler, bu artışta en büyük payın yem, gübre ve enerji gibi girdi maliyetlerinin
hızla yükselmesinde olduğunu belirtiyor.

### “Kırmızı etin fiyatı pahalı değil”

DW Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Kırmızı Et Üreticileri Birliği Merkez Başkanı
Bülent Tunç, bu maliyetlerle üretim yapmanın zorluğuna dikkat çekiyor. Tunç’a göre
girdi maliyetleri hesaplandığında etin fiyatı pahalı değil, tüketicinin alım gücü
düşük kaldığı için böyle hissediliyor.

Kısa süreli önlemlerin et fiyatlarını aşağı çekmeyeceğini belirten Tunç, “İthalat
da buna çare olamaz. Önce şunun altını çizmek istiyorum. Biz üreticiler olarak ithalata
da ihracata da karşı değiliz. Eğer faydası olacaksa yapmamız gerekir. Ancak gelinen
noktada fiyatları düşürmenin çaresi bu değil. Emin olun fiyatlar düşmeyecek. Kimse
fiyatların düşmesini beklemesin. Bu kararlar ancak fiyatların yükselmesini durdurabilir.
Belki tüketici için olumlu bir etki olur” yorumunda bulundu.

Adana Kasaplar Odası Başkanı Saruhan Yağmur da ithalatın uzun vadede bir çözüm olmayacağını
belirtiyor. Buna göre sürekli artan fiyatları düşürmek kısa vadede zor. Yapılacak
ithalatın bazı bölgelerde yerli üreticiye zarar verebileceğini anlatan Yağmur, girdi
fiyatlarının acilen düşürülmesi gerektiğini belirtiyor. Yağmur’un bu konuda vurguladığı
diğer bir başlık da yerli üreticinin uygulanan politikalar yüzünden küstürülmesi.

### Bir kilogramın maliyeti ne kadar?

Şu an bir kilogram etin üreticiye maliyetinin 85 lirayı bulduğuna dikkat çeken Bülent
Tunç, ithalat gibi günlük tedbirlerin yerine uzun vadeli programların uygulanması
gerektiğini dile getiriyor.

“Bu fiyat nasıl düşecek? 130 liraya aldığımız yem 325 liraya geldi. Yem fiyatı tekrar
130 liraya düşerse fiyatlar da geriler, yoksa fiyatların düşmesi imkansız” diyen
Tunç, sözlerini “Bizim 3 yıllık 5 yıllık stratejik planlara ihtiyacımız var. Üstelik
bu plan ve programlar devreye alındıktan sonra değiştirilmemesi gerekiyor. Her gelen
tarım bakanı bunu değiştirmemeli. Bakanlıktaki genel müdürler de bu konularda uzman
olmalı. Her yıl farklı bir program uygulanıyor. Üretici önünü göremiyor. Sonuç olarak
üretimi bırakıyor” diye sürdürdü.

### “Doğru politikayla üretim artar”

Girdi maliyetlerinde artış yüzünden et temin ettikleri çoğu üreticinin piyasadan
çekilmeye başladığını belirten kasaplar ise dişi kesiminin artmasına dikkat çekiyor.

Saruhan Yağmur, dişi hayvan kesiminin önüne geçilemediğini, sorunun kaynaklarının
birinin de bu olduğunu aktarıyor. Yağmur’a göre eğer 3-4 yıl boyunca dişi hayvan
kesimi hem büyükbaşlarda hem de küçükbaşlarda kısıtlanırsa Türkiye bu konuda kendi
iç tüketimini karşılayabilir hatta güçlü bir ihracat potansiyeline sahip olabilir.

Ancak üreticilere göre buradaki asıl sorun yanlış destek politikaları. Hayvancılığa
önemli oranda destek verildiğini ifade eden üreticiler bu desteklerin yanlış uygulandığını
belirtiyor. Buna göre meraların düzenlenmesi ve yem bitkilerine yeni destekler verilmesi
gerekiyor. 

### “Et ve süt üretimi ayrı değerlendirilmeli”

Bülent Tunç, üreticinin doğru şekilde desteklendiğinde ithalat ve ihracat programlarından
etkilenmeyeceğini belirtiyor. Tunç’a göre Türkiye kırmızı et ve süt üretiminde bazı
yanlış adımları atmaya devam ediyor. Tunç, bu durumu şöyle özetliyor:

“Süt üretimine yoğun destek vererek kırmızı et fiyatlarının düşmesini bekleyemezsiniz.
Bir dönem süt üretimi destekleniyor daha sonra bu destekler devam ettirilmiyor. 
Sonucunda üreticiler kovalarca sütü yollara döküyor. Bunun daha sağlıklı bir zeminde
yürütülmesi gerek. Et ve süt üretimini ayırmak gerekiyor. Hangisinin hangi desteğe
ihtiyacı olduğu iyi tespit edilip sürdürülebilir bir mekanizma kurulmalı. Yoksa 
ne üretici ne de tüketici memnun olabilir. Biz süt hayvanı yetiştirip ondan et bekleyemeyiz.
Bunların gelişim süreçleri de farklı. Süt hayvancılığını destekleyip ucuza kırmızı
et yediremeyiz.”

### Kurban Bayramı uyarısı

Yaklaşan Kurban Bayramı’na dikkat çeken Saruhan Yağmur da maliyetlerin bu şekilde
devam etmesi haline etin daha da pahalı hale geleceğini söylüyor.

Yağmur’a göre şu an piyasada et bulmak zor. Yağmur, “Biz bu konuda uzun süredir 
çağrı yapıyoruz. Önümüzdeki günlerde bakanlık ile görüşmelerimiz olacak. Geçmiş 
dönemde etin fiyatı 150 liraya gidiyor diye uyardığımızda bizi dinlemediler ancak
şu an o seviyelerdeyiz. Şimdi tekrar uyarıyorum. Acil önlem alınmazsa kırmızı et
için 250 liraları da konuşmaya başlarız. Etin fiyatı 250 lira olur. Önlem alınması
gerekiyor” diyor.

### “Etkisi iki yıl sonra görülüyor”

Kırmızı et üretimi hem yüksek maliyet hem de uzun bir süre gerektiriyor. Bu anlamda
atılan adımların da en az iki sene sonra karşılık bulabildiğini söyleyen Bülent 
Tunç, “Bugün doğan hayvan için 2 yıllık bir süreç söz konusu.  Evet biz yine ithalat
yapalım ama üreticimizi etkilemeyecek bir ortamda yapalım. Destekleri doğru uygulayalım.
Meralarımızı ona göre düzenleyelim. Yem üretimimizi ona göre planlayalım. Yem üreticisine
de destek verilmesi gerekiyor. Biz her şeyi düzgün yapsak bile iklimsel koşullardan
da etkileniyoruz. Yani bu çok zorlu bir süreç. Hemen her şeyin düzelmeyeceği bir
ortamda adımların da dikkatli atılması şart” şeklinde sözlerini sürdürüyor.
