# Vakıf Katılım şube hedefini açıkladı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/vakif-katilim-sube-hedefini-acikladi-14218h/
- Yayımlanma: 2016-08-16T19:56:24+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Bankacılık sektöründe yüzde 5 pazar payı bulunan katılım bankacılığı, yeni bankalarla
sektördeki payını 2025 yılında yüzde 15’e yükseltmeyi hedefliyor. Vakıf Katılım 
ve Ziraat Katılım Bankası ile birlikte bu alanda faaliyet gösteren banka sayısı 
altıya yükseldi. Önümüzdeki dönemde Halk Katılım Bankası’nın da faaliyete başlaması
bekleniyor. 2015 yılsonu itibariyle katılım bankalarının aktifleri yüzde 15,2 oranında
artarak 120,2 milyar TL’ye, özkaynakları ise yüzde 10 artışla 10,6 milyar TL’ye 
çıktı. Kamu bankalarının faaliyete geçmesiyle sektörde rekabetin arttığı görülüyor.

Şubat 2016’da faaliyete başlayan Vakıf Katılım Bankası’nın da mayıs sonu itibariyle
toplam mevduatı 555 milyon TL, kredileri de 1 milyar TL oldu. Şu anda 14 şube ile
faaliyet gösteren bankanın hedefi üç yılın sonunda 100 şube ve bin 200 personele
ulaşmak.

Vakıf Katılım Bankası’nın yüzde 99 hissesi Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne, yüzde 1’
lik hissesi ise eşit olarak Bayezid Han-ı Sani (II. Bayezid) Vakfı, Mahmut Han-ı
Evvel Bin Mustafa Han (I. Mah¬mut) Vakfı, Mahmut Han-ı Sani Bin Abdulhamit Han-Evvel(
II. Mahmut) Vakfı ve Murat Paşa Bin Abdusselam (Murat Paşa) Vakfı’na ait bulunuyor.

Ödenmiş 805 milyon TL sermaye ile 3 Mart 2015’te anonim bir şirket olarak kurulan
ve bu dönemde sermayesini katılım bankalarında mevduat olarak değerlendirerek daha
faaliyete geçmeden 31 Aralık 2015 itibariyle 52 milyon TL kâr eden banka, bunu sermayesine
eklemiş.

Vakıf Katılım, 17 Şubat 2016’da ise Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan
faaliyet izni alarak bankacılık faaliyetlerine başladı. Bankanın Mayıs 2016 sonu
itibariyle de 4-4,5 milyon TL gibi cüzi bir kârı bulunuyor. Vakıf Katılım Genel 
Müdürü İkram Göktaş, hızlı şubeleştiklerini belirterek, bunun da sermaye gerektirdiğini
söylüyor.

Katılım bankacılığında referans bir kurum olma vizyonu bulunan banka, kazancının
bir kısmını vakıf eserlerinin ihyasında kullanmayı planlıyor. Ayrıca, açtıkları 
şubelerin bulunduğu bölgelerdeki tarihi eserlerle ilgili de bir alan oluşturulması
düşünülüyor. Katılım bankalarının en büyük sorunlarından biri de yetişmiş eleman
bulmak. Bu konuda da çeşitli üniversitelerle işbirliği içinde olan Vakıf Katılım,
istihdam edeceği elemanların yüzde 50’sini bu üniversitelerin ilgili bölümlerinden
almayı planlıyor. “Katılım bankacılığı müşterilerini ihmal etmeden yeni müşterilere
ulaşmalıyız” diyen Vakıf Katılım Genel Müdürü İkram Göktaş, bunun için katılım bankacılığına
yeni ürün ve hizmetler kazandırma gayreti içinde olacaklarını söylüyor. Göktaş, 
Fortune Türkiye’den Ayfer Yıldız’ın sorularını yanıtladı.

-Şubat ayında faaliyete başladınız. Hedefleriniz nelerdir?

-31 Aralık’ta bir yılımızı tamamlamış olacağız. Şu anda 14 şube ile faaliyet gösteriyoruz.
Yılsonu itibariyle minimum 30 şubeye ve 300 personele ulaşırız. Son dönemde Rusya
ile atılan adımlar bizim gibi finans kuruluşları için de pozitif etki yarattı. Ayrıca,
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Vakıfbank’taki sermayesi ile ilgili gelişmeler var.
Bu bizim dışımızda gelişiyor. Ancak, oradaki gelişmeler rakamsal hedeflerimizi olumlu
etkileyebilir. Üç yılın sonunda ise konjonktür değişmezse 100 şube ve bin 200 personele
ulaşmayı hedefliyoruz. Rakamsal olmayan hedeflere gelirsek, katılım bankacılığına
yeni ürün ve hizmetler kazandırmak istiyoruz. Sektörde ağırlıklı olarak murabaha
yapılıyor. Vakıf Katılım olarak biz kâr/ zarar ortaklığı projelerine ağırlık vereceğiz.
Çünkü, kârlılık oranı daha yüksek bu ürünlerin. Ayrıca, farklı sektörlerde projeler
yapma şansımız var. Yüzde 50 murabaha, yüzde 50 kâr/zarar ortaklığı projelerinde
yer almak istiyoruz. 
Ayrıca, Vakıf Katılım kültürünü oluşturmak için kendi elemanlarımızı
yetiştirmek istiyoruz.

-Kâr/zarar projelerini biraz açabilir misiniz? Başladığınız bir proje var mı?

-İnşaat projelerinde çok yapılıyor. Farklı yöntemleri var; emek sermaye, sermaye/
sermaye gibi. Doğru projeye girdiğinizde kâr oranı yüksektir. O yüzden de dağıtılacak
kârlar yüksek olabilir. Küçük projelerle işin pratiğini yapacağız. Kamuyla yapmak
istediğimiz projeler var. Elde ettiğimiz kârla da yeni ortaklıklar kurmak istiyoruz.
Hükümetin Orta Vadeli Planı’na paralel bir strateji belirledik. Büyümeyi, üretimi,
ihracatı artırmak, enerjiyi desteklemek ve istihdam yaratıcı projeler oluşturmak
gibi…

-Bireysel müşteriden daha çok KOBİ’leri hedefliyorsunuz…

-Katılım bankacılığı aslında doğası gereği KOBİ bankacılığı yapıyor. KOBİ’ler ticaretin
orta direği. Ama bu bireysel müşterilere hizmet vermeyeceğimiz anlamına gelmiyor.
Yeni bir banka olduğumuz için bu konuda biraz daha seçiciyiz. Örneğin, bireysel 
müşteri 10 yıllık kredi istiyor. Bir aylık mevduatla 10 yıllık kredi kullandırmak
bu vade yapısıyla pek örtüşmüyor. Şu anda kitle satışı yapmıyoruz. Kredi kartımız
da yok.

-Kredi kartı çıkarmayacak mısınız?

-Kredi kartı için Katılım Bankaları Birliği’ni bekliyoruz. Bilindiği gibi birlik
bünyesinde ortak kredi kartı için bir çalışma var. Biz bu kartın doğru olduğunu 
düşünüyoruz. Ama bu kart çıkmazsa, biz de müşteriye “Bu ürün yok” dememek için kendimiz
çıkarırız. Şu anda sadece banka kartımız var. Ayrıca, bireysel müşterilerimize hitap
eden sigorta ve bireysel emeklilik ürünleri sunuyoruz. Bireysel emeklilikte Vakıf
Emeklilik ile işbirliğimiz var. Diğer sigorta ürünleri için de Güneş Sigorta ile
sigorta acenteliğimiz bulunuyor.

-Katılım Bankaları Birliği bünyesinde bir üst danışma kurulunun kurulması gündemde.
Ama her kurumun da danışma kurulu var. Üst Danışma Kurulu ne yapacak?

-Bu konudaki çalışmalar sürüyor. Üst kurulda iktisatçı, hukukçu ve bankacıların 
yanı sıra fıkıhçılar olacak. Sadece fıkıha uygun bir ürün çıkarıldığında hukuka 
veya bankacılığa uymayabiliyor. Her kurumun kendi danışma kurulu yine olacak. Kurumlardan
bağımsız üst kurul ürünlerin standartlarını, çerçevesini oluşturacak. Kendi ürünlerimizi
çıkardığımızda bizim danışma kurulumuz onay verecek.

-Dünyada İslami finansın büyüklüğü 2 trilyon doları buluyor. Bildiğiniz gibi İstanbul
Finans Merkezi Projesi var… Katılım bankaları bu projede nasıl bir konumda yer alır?

-Katılım bankacılığı İstanbul Finans Merkezi Projesi’nin en önemli ayaklarından 
biri. Şu anda İslami finansın merkezini Londra oluşturuyor. Ancak, İngiltere’nin
son gelişmelerle durumu bizim için bir artı değer oluşturabilir. İstanbul’u İslami
finans merkezi haline getirebiliriz. Ancak, Türkiye’nin bu fırsatı değerlendirebilmesi
için yeni ürünler gerekiyor. Bu konuda da çok hızlı olmamız gerekiyor. Körfez sermayesinin
de ABD ve İngiltere’ye alternatif arayışı var. Bildiğiniz gibi yeni havalimanı, 
üçüncü köprü, şehir hastaneleri gibi projeler var. Altyapı projeleri de devam edecek
gibi görünüyor. Bunları menkul kıymetleştirerek değerlendirebiliriz. Dünyayla entegre
olmak için uluslararası finans kurumlarını çekmemiz gerekiyor. Bunları yapmadan,
yani içini doldurmadan sadece bina yaparak finans merkezi yapamayız. Öte yandan,
Megabank projesi var. Bu bankanın merkezinin İstanbul olması çok önemli bir adım
olur.

-Yeni ürünler neler olur?

-Çok teknik konular bunlar. Örneğin, kâr/zarar ortaklığında birkaç çeşit var. Birinde
sermaye konuyor, diğerinde ise emek. Bir diğerinde ortak sermaye konuyor gibi. Bu
ürünlerin türevleri de çok fazla. Hem kredi hem mevduat tarafında 250’ye yakın ürün
ismi var. Ama bunların hepsinin Türkiye’de kullanılabileceği anlamına gelmiyor. 
Bilindiği gibi Üst Koordinasyon Kurulu’na bu ürünleri geliştirme görevi verildi.
15-20 çeşit sukuk var. Ama mevzuat kısıtlamaları nedeniyle ancak bir-iki tanesini
yapabiliyoruz. Örneğin, yurtiçinde yabancı para çıkaramıyoruz.

“İFLAS ERTELEMEYİ KÖTÜYE KULLANANLAR ÇIKTI”

-Bankacılık sektöründe son dönemde takibe alman kredilerde bir artış söz konusu…

-Aslında yıla iki seçimin arkasından gelen pembe bir tabloyla başladık. Sonra Rusya
krizi ve terör olayları yaşandı ve bunların piyasada oluşturduğu negatif algı nedeniyle
doğal olarak bankacılık sektörü de sıkıntılı bir dönem yaşadı. Sıkıntı daha çok 
NPL [takibe alınan krediler] oranlarında görülüyor. Bu söz ettiğimiz kriz bizim 
dışımızda gelişti. Özellikle KOBİ’lerde bu olumsuzlukların etkileri görüldü ve KOBİ’lerin
bir kısmı iflas erteleme istedi. Şunu belirtmek isterim ki; iflas erteleme müessesesini
kötüye kullananlar da çıktı.

Öyle ki biraz sıkıntıya düşen iflas erteleme başvurusunda bulunuyor ve bu piyasada
negatif algı oluşmasına neden oluyor. Ancak, bu konuda hükümet gerekli adımları 
atmaya başladı. Hukuki bir düzenleme yapılması bekleniyor.

Bu düzenlemeler yapıldığında piyasada kötü niyetli kişiler tarafından oluşturulan
negatif algının dağılacağını ve hızlı bir toparlanma olacağını düşünüyoruz.

-KOBİ’lere karşı daha seçici davranıyor musunuz?

-Şu an için bir risk görmüyoruz. Yeni bir bankayız. Önümüzdeki sene de böyle olur.
Ama sonraki sene herkes gibi riskli alana gireriz. Tahsilatlarla ilgili bir ekip
oluşturduk. Müşterileri yakın takip etmeye çalışıyoruz. Ekiplerimize satışın tahsilatla
biteceği kültürünü de yerleştirme gayretindeyiz.
