# Varlık Fonu nedir, nasıl çalışır

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/varlik-fonu-nedir-nasil-calisir-19527h/
- Yayımlanma: 2017-02-06T04:38:20+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

_Son KHK ile önemli kamu iktisadi kuruluşlarının devredildiği Varlık Fonu nedir,
nasıl çalışır. Ekonomist ve Hazine Eski Müsteşarı Mahfi Eğilmez’in 25 Ağustos 2016’
da kişisel bloğunda yayınladığı yazısı:_

Ulusal Varlık Fonları, çeşitli finansal varlıklara yatırım yaparak gelirini artırmayı
hedefleyen, devletin sahipliği ve yönetimi altında çalışan fonlardır. Bu fonun geliri
genellikle bütçe fazlalarından oluşur. Bir ülke eğer bütçe fazlası veriyorsa bu 
fazlayı 4 şekilde kullanabilir: (1) Harcamalarını artırır. (2) Mevcut vergi yükünü
düşürür. (3) Borçlarını erken ödemeye tabi tutabilir. (4) Bir varlık fonu kurarak
bütçe fazlalarını buraya aktarır ve bu fonla ulusal ya da yabancı bazı finansal 
varlıkları satın alıp gelirlerini artırmaya çalışarak gelecek kuşaklara refahı aktarma
yoluna gidebilir.

Bu tür fon yönetimlerinde temel hareket noktası varlıkları risk ve getiri dengesini
gözeterek kazanç amaçlı kullanmaktır. Bu işlemleri, bütçe kısıtlamaları ve parlamentonun
sıkı denetimi altında yürütmek kolay değildir. Varlık fonu kuruluşunun bir nedeni
de bu kısıtlamalardan kurtulmaktır.

**Varlık fonunun amacı nedir, nerede kurulur?**

Bir varlık fonu kurulmasının genel olarak iki temel amacı vardır: (1) Ülke ekonomisinin,
konjonktürel etkilerden kurtarılarak istikrarlı biçimde işlemesini sağlamak. (2)
Gelecek kuşaklara refah aktarabilmek. Bu çerçeveden bakınca fonun varlıkları ve 
getirilerinin karşılaşacağı risklerden yüksek olması gereklidir.  

Varlık fonlarının kuruluş yeri olarak iki farklı uygulama söz konusudur: (1) Varlık
Fonları, Merkez Bankası nezdinde kurulabilmektedir. Merkez Bankaları, rezervlerini
değerlendirirken benzer işlemler yaptıkları için belirli bir deneyime sahiptirler.
Ayrıca Merkez Bankalarının bağımsız yapısı bu tür fonların yönetimini siyasal etkilerden
uzak yürütebileceği izlenimi vermekte, dolayısıyla kamuoyu nezdinde güven yaratmaktadır.(
2) Varlık Fonları, ayrı bir şirket ya da idare olarak kurulabilmektedir. Bu tür 
bir kuruluşun, kendisini kanıtlayana kadar güven sorunuyla ve eleştirilerle karşılaşması
olasılığı yüksektir.

**Varlık fonunun temel dayanağı nedir? **

Bir varlık fonu kurulabilmesi için her şeyden önce bir varlık ya da kamu elinde 
oluşmuş bir gelir fazlalığı olması gerekir. Buna göre varlık fonları iki şekilde
kurulabilmektedir: (1) Bir veya birden fazla emtiaya dayalı fonlar: Bunlar genellikle
ihraç edilen emtianın gelirleri nedeniyle oluşan bütçe fazlalarından oluşur. Tipik
örnekleri körfez ülkelerinin kurdukları fonlardır. Bu fonların çoğu ihraç edilen
petrolden sağlanan gelirlerle oluşturulmuştur. Norveç’in kurduğu emeklilik fonu 
da benzer şekilde Kuzey Denizinden elde edilen petrol gelirlerinin yarattığı bütçe
fazlasını gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlamaktadır. (2) Bir emtiaya dayalı olmayan
fonlar: Bunlar ya Dış ticaret fazlaları ile ya da emeklilik fonlarında biriken paralarla
oluşturulmaktadır. Bu tür fonların tipik örnekleri Çin, Kore ve Hong Kong gibi ülkelerin
kurdukları varlık fonlarıdır. ABD’nin her iki örneğe de giren birden fazla varlık
fonu bulunmaktadır. 

**Varlık fonu nereye yatırım yapar?**

Varlık fonları, ağırlıklı olarak, devlet tahvillerine, hisse senetlerine, yatırım
fonlarına, çeşitli projelere geçici ya da kalıcı ortaklıklar yoluyla girip yatırım
yaparlar. Bazı ülkeler varlık fonlarının yatırımlarıyla ilgili bazı kısıtlamalar
ve standartlar getirmişlerdir. Örneğin birçok ülkede varlık fonları için S&P ve 
Fitch’in BBB – ve Moodys’in Baa3 kredi notları yatırım yapılabilir en düşük not 
olarak kabul edilmekte, bu notun altında kredi notu olan ülke tahvillerine yatırım
yapılamamaktadır.

2006 yılında yaşanan subprime mortgage ve 2008 yılında yaşanan Lehman Brothers krizlerinin
ardından ABD başta olmak üzere bu fonların bir bölümünün finansal sektör kuruluşlarını
kurtarmakta kullanılması bunların uluslararası tartışma ve eleştirilerin hedefi 
haline gelmelerine neden olmuştur. 

**Türkiye Varlık Fonu’nun temel nitelikleri**

Türkiye Varlık Fonu kurulmasına ilişkin yasanın genel gerekçesi ve başlıca maddelerindeki
hükümlerden hareketle bu fonun niteliklerini ve amaçlarını özetleyebiliriz.

(1) Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş. adı altında 50 milyon TL sermayeli bir anonim
şirket kuruluyor. Başbakanlığa bağlı olarak çalışacak olan şirketin sermayesi, Özelleştirme
İdaresi Başkanlığı tarafından konulacak. Şirketin yönetim kurulu en az 5 kişiden
oluşacak ve başkan ve üyeleriyle şirket genel müdürü Başbakan tarafından atanacak.
Bu anonim şirket özel hukuk hükümlerine tabi olacak. Şirket Türkiye Varlık Fonu 
İçtüzüğünü hazırlayacak ve bu iç tüzüğün tescili ile Türkiye Varlık Fonukurulacak.
Ayrıca gerek görülmesi halinde Türkiye Varlık Fonuna bağlı alt fonlar kurulabilecek.

(2) Şirket tarafından Türkiye Varlık Fonu adına gerçekleştirilebilecek işlemler 
şöyle sıralanıyor: Yerli ve yabancı şirketlerin hisse senetleri, özelleştirme kapsam
ve programına alınanlar dâhil olmak üzere Türkiye’de kurulan ihraççılara ait payların
alınıp satılması. Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar hükümleri
çerçevesinde alım satımı yapılabilen yabancı kamu, özel sektör ve kamu borçlanma
araçları ve ihraççı paylarının alınıp satılması. Vadeli mevduat ve katılma hesabı
işlemlerinin yapılması. Hazine taşınmazları ve mevduat sertifikaları, altın ve diğer
kıymetli madenler ile bu madenlere dayalı olarak ihraç edilen sermaye piyasası araçlarının
alım satım işlemlerinin yapılması. Fon katılma payları, repo ve ters repo işlemleri,
kira sertifikaları, gayrimenkul sertifikaları, varantlar ve sertifikalar, Takasbank
para piyasası işlemleri, türev araç işlemlerinin nakit teminatları ve primleri, 
özel tasarlanmış yabancı yatırım araçları ve ikraz iştirak senetleriyle ilgili işlemlerin
yapılması. Ulusal yatırımlar ile uluslararası alanlarda diğer devletler ve/veya 
yabancı şirketler tarafından yapılacak yatırımlara iştirak ve bunlarla sınırlı olmamak
üzere diğer yatırım araçları işlemlerine girilmesi.

(3) Türkiye Varlık Fonunun kaynakları şu şekilde sayılıyor: a) Özelleştirme Yüksek
Kurulu tarafından; özelleştirme kapsam ve programında bulunan ve Türkiye Varlık 
Fonuna devrine karar verilen kuruluş ve varlıklar ile Özelleştirme Fonundan Türkiye
Varlık Fonuna aktarılmasına karar verilen nakit fazlası. (b) Kamu kurum ve kuruluşlarının
tasarrufu altında bulunan ihtiyaç fazlası gelir, kaynak ve varlıklardan; Bakanlar
Kurulu tarafından Türkiye Varlık Fonuna aktarılmasına veya Şirket tarafından yönetilmesine
karar verilenler. (c) Türkiye Varlık Fonu tarafından yurtiçi ve yurtdışı sermaye
ve para piyasalarından ilgili mevzuat kapsamında yer alan izin ve onaylar aranmaksızın
sağlanan finansman ve kaynaklar. (d) Para ve sermaye piyasaları dışında diğer yöntemlerle
sağlanan finansman ve kaynaklar.

(4) Şirket, Şirket tarafından kurulacak diğer şirketler, Türkiye Varlık Fonu ve 
Türkiye Varlık Fonu bünyesinde kurulacak alt fonlar Sayıştay denetimine tabi olmayacak.
Şirket ve fonlar bağımsız denetime tabi olacaklar. Türkiye Varlık Fonu bünyesinde
kurulacak fonlar, Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında bağımsız denetime tabi olacak.

(5) Şirket, varlık Fonu ve bu yasaya göre kurulan şirketler, alt fonlar gelir ve
kurumlar vergisinden muaf tutuluyor, ayrıca yapacağı işlemlerin bir bölümü de KDV
gibi vergilerden istisna ediliyor.

Türkiye Varlık Fonundan beklentiler

Türkiye Varlık Fonundan beklentiler yasanın genel gerekçesinde sıralanmış bulunuyor.
Buna göre;

(a) Türkiye Varlık Fonunun kurulmasıyla büyüme oranında artış sağlanacak.

(b) Sermaye piyasalarında büyüme ve derinleşme hızlanacak.

(c) İslami finansman varlıklarının kullanılması yaygınlaşacak.

(d) Yapılacak yatırımlarla yüzbinlerce kişiye istihdam olanakları sağlanacak.

(e) Savunma, havacılık, yazılım gibi alanlardaki yerli şirketlerin sermaye ve proje
bazında desteklenmesiyle küresel oyuncu konumuna geçmeleri sağlanacak.

(f) Otoyollar, Kanal İstanbul, Üçüncü Köprü ve Havalimanı, Nükleer Santral gibi 
büyük altyapı projelerine kamu kesimi borcu artırılmadan finansman bulunacak.

(g) Katılım finansmanı sektör payı artırılacak.

(h) Arz güvenliğini sağlamak üzere, Türkiye için önem taşıyan petrol, doğalgaz gibi
yurtdışındaki stratejik sektörlere bürokratik kısıtlamalara bağlı olmadan doğrudan
yatırım yapılabilmesi gerçekleştirilecek.

(i) Bu Fon, ekonominin yapısal sorunlarını aşmakta katkı sağlamanın yanı sıra dış
politikanın önemli bir enstrümanı olarak Türkiye’nin uluslararası arenada daha fazla
söz sahibi olmasına katkı sağlayacak.

**Türkiye Varlık Fonu’na ilişkin eleştirilerim**

(1) Türkiye Varlık Fonu, yukarıda ana çizgilerini özetlediğimiz şekliyle herhangi
bir emtiaya ya da bir gelir fazlalığına dayanmamaktadır. Türkiye’nin petrol, doğalgaz
gibi bir emtiayı ihraç ederek elde ettiği gelirleriyle yaratabildiği bir bütçe fazlası
olmadığı gibi cari fazlası veya fazla veren bir kamu emeklilik sistemi de yoktur.
Tam tersine Türkiye, son dönemlerde azaltmış olsa da bütçe açığı ve cari açık veren,
kamu emeklilik sisteminin açığını da bütçeden karşılayan bir sisteme sahiptir. Gelir
fazlası olan tek kamu fonu İşsizlik Sigortasıdır. O da bu amaç için kullanılamayacak
bir fondur. Özetle Türkiye’nin bir varlık fonu kurmak için gerekli emtiası da gelir
fazlası da yoktur.  

(2) Fon’un gelirleri sıralanmış olduğu halde giderlerinin hangi alanlara yöneleceği
konusunda yasada hiçbir açıklama bulunmamaktadır. Hangi giderlere yöneleceğini kanun
metninden değil genel gerekçedeki açıklamalardan anlıyoruz. Bu durumda bu yasaya
göre yapılacak gider denetiminin neye dayanarak yapılacağını çıkarmak mümkün görünmemektedir.

(3) Varlık Fonu için yeni bir gelir tanımlanmamakta, sadece bütçeye gidecek gelirlerin
bir bölümü bu Fon’a aktarılmış olmaktadır. Normal olarak bütçeye aktarılan özelleştirme
gelirlerinin Fon’a yönlendirilmesi ve bütçe gelirlerinden Fon’a pay verilmesi, bütçe
gelirlerinin azalmasına ve dolayısıyla bütçe açıklarının artmasına yol açacak bir
gelişmedir.

(4) Bankaların finans sektöründeki egemenliğinin azaltılması, İslami finans uygulamasının
artırılması gibi bir Varlık Fonu’ndan beklenmeyen bir takım amaçların bu çerçeveye
yüklenmesi zaten sıkıntılı olan düzenlemeyi iyice sıkıntıya sokmuş görünmektedir.

(5) 1996 – 97 yıllarında Erbakan’ın koalisyon hükümeti sırasında bir uygulama popülerlik
kazanmıştı: Kamu kaynak havuzu. Bütçe dışındaki kamu kesimine ait kaynaklar bu havuzda
toplanmaya ve buradan harcanmaya çalışılıyordu. Bu havuza her gün yeni bir kaynak
aktarılıyor, bir süre sonra bu aktarımların başka bir alandaki dengeyi bozduğu görülünce
yeni kaynak arayışları gündeme geliyordu. Türkiye Varlık Fonunun kaynaklarına bakınca
aklıma Erbakan’ın Kamu Kaynak Havuzu uygulaması geldi.

(6) 1940’ların sonunda ve 1950’lerde Amerikalı ünlü karikatürist ve çizgi romancı
Al Capp’ın yarattığı ve Shmoo adını verdiği bowling oyunundaki kukalara benzer hayali
bir hayvan vardı. Müthiş sevimli bir tipti Shmoo. Siz ne hayal ederseniz o oluyordu.
Örneğin tavuk olarak yemek isteseniz tavuk, et olarak yemek isteseniz et oluyordu.
Kendi kendine çoğalabiliyordu. Türkiye Varlık Fonundan beklentileri okuyunca da 
aklıma Shmoo geldi.

(7) Başka ülkeleri bilemem ama Türk tarihi bu tür mali buluşlarla doludur. III. 
Selim’in padişahlığı sırasında 1793 yılında İrad‑ı Cedid Hazinesi kurulmuş ve böylece
Osmanlı İmparatorluğu’nda tek ve merkezi Hazine düşüncesinden ilk sapma ortaya çıkmıştır.
Bunu Tersane Hazinesi ve Zahire Hazinesi izlemiştir. Sonraki dönemlerde Hazine sayısı
artmaya devam etmiştir. Mukataat Hazinesi, Mansure Hazinesi, Redif Hazinesi, Darphane
Hazinesi ve Maliye Hazinesi bunların en önemlileridir. Hazinelerin çoğalması Osmanlı
mali sistemini rahatlatmamış, tam tersine mali disiplini alt üst etmiştir. Hazine
sayısının artmasının Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünde özel bir yeri vardır. 1839
yılında tek ve merkezi Hazine sistemine geri dönülmüştür.

1980’li yıllar, bütçe dışı fonların yarattığı çoklu hazine sistemine geri dönüş 
yılları olmuştur. Çoklu hazine sisteminin en zararlı yönü, merkezi hazinenin gelirlerinin
dağılması, gider önceliklerinin kaybolması, belirli gelirlerin belirli giderlere
ayrılması nedeniyle zorunlu olan bir takım giderlerin yapılamaması ve bütün bunların
sonucunda kamu yönetiminde mali disiplinin ortadan kaybolmasıdır. 1994 ve 2001 krizlerini
hazırlayan altyapıda bu fonların olumsuz katkısı önemli yer tutmaktadır. 

2000’li yıllarda yapılan yapısal reformların en önemlilerinden birisi bu çoklu mali
yapının giderilmesi olmuştu.  

 
