# Vatandaş borçla yaşıyor, borsa şirketleri borçla büyüyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/vatandas-borcla-yasiyor-borsa-sirketleri-borcla-buyuyor-88681h/
- Yayımlanma: 2022-08-13T08:16:36+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Düşük faiz, yüksek [enflasyon](https://www.borsatek.com/enflasyon-tasarisi-abd-temsilciler-meclisinden-gecti-88676h)
döneminin etkilerini son iki yıldır net bir şekilde görüyoruz. Sadece günlük hayatımızda
değil, aynı zamanda yatırım piyasalarında da.

Bu denklem sadece [faiz](https://www.borsatek.com/abdde-beklentilerin-altinda-kalan-enflasyon-risk-istahini-artirdi-88539h)
li bir enstrümanın getirisini etkilemiyor. Örneğin bir hisse senedine de yatırım
yapmak isteseniz burada da karşınıza çıkıyor bir şekilde. En azından bilanço kalemlerine
yansımasıyla.

Dünya’nın haberine göre şu ana kadar bilanço ve gelir tablolarını KAP’a gönderen
195 şirketin toplam bilanço ve gelir tablosu verilerini aynı dönemin geçmiş 5 yılıyla
dolar bazında kıyasladığımızda bu etkinin ne kadar net olduğunu da fark etmemek 
mümkün değil. Dolar bazında son 5 yılın en yüksek esas faaliyet kârlılığına ulaşan
borsa şirketleri, toplam kârlılıkta da iki yıl öncesinin 4 katına yakın bir karlılık
düzeyinde. Esas faaliyet kar marjı yüzde 4.78’lerden yüzde 10’lara, net kar marjı
yüzde 6.53’ten yüzde 17.47’lere, özsermaye karlılığı ise yüzde 3.97’lerden yüzde
16.45’lere yükselmiş durumda.

Öte yandan borç/özsermaye oranı (yani özsermaye yerine borçla büyüme oranı da diyebiliriz)
yüzde 76.62’lerden yüzde 100’lere ulaşmış durumda. Bu ne demek oluyor? Yani artık
şirketler eskiden her 100 TL’lik özsermayesine karşılık 77 TL’lik dış kaynakla faaliyetlerini
finanse ederken artık her 100 TL’lik özsermayesine karşılık 100.25 TL dış kaynakla
finanse ediyor.

Eğer faiz-enflasyon modelinin şirketler tarafında yaptığı etkiyi görmek istiyorsak
işte en güzel örnek. Çünkü 2018/06 dönemi Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde
17.75’te belirlediği, buna karşılık resmi TÜFE rakamının ise yıllık yüzde 15.39 
olarak açıklandığı bir dönemdi. Yıllar içerisinde TÜFE yüzde 12.62’lere düşerken
diğer yandan faiz beklentilerin de üzerinde indirimlerle yüzde 8.25’lere çekildi.
İşte tam anlamıyla şirketler cephesinde dengelerin değişmeye başladığı dönem de 
bu dönem oldu. 2020 yılının ikinci yarısı ile 2021 yılının ilk aylarında sert faiz
artışlarının gerçekleştiği bir dönem ve yeniden pozitif reel faize geçildiği bir
dönem yaşansa da ardından gelen ardı ardında faiz indirimleriyle astronomik şekilde
artan enflasyon arasında bağlantı koptu. Bu da şirketler açısından dış kaynak kullanmayı
çok daha cazip hale getiren, elindeki malın ise durdukça değerlendiği bir dönem 
ortaya çıkardı. Bu nedenle şirketlerin giderek büyümelerini çok ucuz maliyetli dış
kaynakla yani borçla finanse ettiği bir dönem yarattı.

Borsa şirketleri açısından karlılığı yüksek, maliyetleri ise düşük dönem halen devam
ediyor. Bu nedenle de ilerleyen dönemlerde de çok yüksek karlılıkların devam edeceği
beklentisi analistler cephesinde de dile getiriliyor. Bu da Borsa İstanbul’u her
yeni bilanço döneminde daha da ucuzlatacak bir sebep. Yani BIST’te sağlam, karlı,
ciro ve varlık büyümesini artıran ve spekülatif tahtalarsa sahip olmayan şirketlerde
şu sıralar gördüğümüz hiçbir fiyat pahalı olmayabilir.
