# Venezuela buğdayı Türkiye için çare olur mu?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/venezuela-bugdayi-turkiye-icin-care-olur-mu-86262h/
- Yayımlanma: 2022-06-16T15:20:05+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Önce pandemi sonra [Ukrayna](https://www.borsatek.com/dunya-bankasindan-ukraynaya-yeni-finansman-85820h)‘
daki savaş, küresel tedarik zincirine büyük bir darbe vurdu. Şüphesiz bu iki olaydan
en fazla etkilenen sektörlerin başında ise gıda geldi. [Gıda](https://www.borsatek.com/turkiye-gida-krizinde-en-riskli-ulkelerden-biri-86261h)
sektörünün en önemli hammaddesi olan buğdaydaki gelişmeler de tüm ülkeler tarafından
dikkatle izleniyor. Tedarik sorunları nedeniyle buğday bulmak zorlaşırken bulunan
buğdayı eskisi kadar ucuz almak da mümkün olmuyor.

Peki geçen yıl kuraklık nedeniyle buğdayda ciddi bir rekolte kaybı yaşayan Türkiye,
bu konuda önümüzdeki yılları nasıl planlıyor? İlk olarak Türkiye’nin buğday istatistiklerine
bakalım. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2016 ile 2020 yılları 
arasında ortalama 20 milyon tonluk bir üretim gerçekleştirirken bu 2021’de kuraklık
nedeniyle 17,7 milyon tona geriledi. Son yılların en yüksek üretimi ise 2015 yılında
22,6 milyon ton olarak kayda geçti. 

DW Türkçe’nin haberine göre bu yıl 2021’e göre oldukça iyi ama 2015’in de altında
bir rekolte bekleniyor. Ancak Türkiye’nin bu üretimi kendi ihtiyacının tamamına 
yakınını karşılamaya yetse de ihracat yapmak için gerçekleştirilen buğday ithalatı
da önemli bir yer tutuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’na göre Türkiye’nin buğdayda
kendine yeterlilik oranı yüzde 89. Bunun dışında yurt dışından ithal edilen yıllık
6 milyon ton civarındaki buğday da Türkiye’de işlenip makarna ve bisküvi gibi ürünler
haline dönüştürülerek ihraç ediliyor.

İşte bu noktada Türkiye’nin ciddi bir buğday ithalatına ihtiyacı var. Şimdiye kadar
Rusya ve Ukrayna bu ithalat için iki büyük pazardı. Ancak savaş hem sevkiyat sorunu
yarattı hem de fiyatları yukarı çekti. Tüm ülkeler gibi Türkiye de bu konuda alternatif
arayışına girdi. Son olarak Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişçi bu konuda
Venezuela’yı adres gösterdi. Buna göre Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 
Türkiye’yi buğday üretimi için ülkelerine davet etmiş ve üretilen buğdayın yüzde
70’ini Türkiye’ye bırakma teklifinde bulunmuştu. Yani Türkiye, detayları henüz açıklanmasa
da yaklaşık 10 bin kilometre uzaklıktaki topraklarda buğday üretmeyi planladığını
duyurdu. 

### Buğday açığı Venezuela ile kapatılır mı?

DW Türkçe olarak Türkiye’deki buğday üreticilerine, tedarikçilerine ve buğdayı işleyen
sanayicilere buğday açığının nasıl kapatılması gerektiğini sorduk. 

Türkiye’deki hububat ticareti gerçekleştiren firmaların oluşturduğu Hububat Tedarikçileri
Derneği (HUBUDER) Başkanı Gülfem Eren’e göre Türkiye, önümüzdeki günlerde arz tarafında
bir sıkıntı yaşamayacak ancak fiyat artışlarından ciddi şekilde etkilenecek. 

Eren, buğday üretiminin Ukrayna, Avustralya, Arjantin, Pakistan, Çin, Avrupa Birliği
ve Hindistan’da azalması beklenirken; Kanada, Türkiye, Rusya’da artacağının tahmin
edildiğini söylüyor. 

Durumu Amerikan Tarım Bakanlığı verileri ile anlatan Eren, “Bu istatistiklere göre
2021 yılında dünyada 779,3 milyon ton buğday üretimi gerçekleşti. 2022 yılında ise
5,9 milyon tonluk bir kayıp tahmin ediliyor. Ayrıca 2022 yılında dünyanın buğday
üretimi tüketimine göre 12 milyon ton daha az olacak. Bu arz açığı önceki yıldan
devir stokları ile kapanacaktır. Dolayısıyla dünya genelinde büyük bir arz sıkıntısı
olmasa da navlun fiyatlarındaki artış ve Ukrayna ile Rusya arasındaki savaş ülkelerin
stok oluşturma çabalarını güçlendirecek ve tedarik önceki yıllara göre zorlaşacak”
ifadelerini kullanıyor.

Türkiye’nin bu yıl 19,5 milyon tonluk bir buğday rekoltesine sahip olmasının beklendiğini
hatırlatan Eren, sertifikalı tohum ve gübre kullanımının azalmasından dolayı bunun
18 milyon tona kadar gerileyebileceğini dile getiriyor. 

### Tedarikçiler: Venezuela’da maliyet ve kalite sorunu var

Dahilde İşleme Rejimi kapsamında mamul madde ihracatı amaçlı olarak Rusya, Ukrayna
gibi ülkelerden ithalat yapıldığının da altını çizen Eren, Venezuela’da buğday üretme
planının ise bu noktada başarıya ulaşamayacağını ifade ediyor.

Eren’in bu konudaki değerlendirmesi şöyle: “Venezuela, bir Güney Amerika ülkesi 
olup tropikal bir iklime sahip. Bu nedenle buğday üretilse bile ortaya çıkacak hastalık
ve zararlılar nedeniyle Türkiye’deki uncuların kullandığı kalitede buğday üretiminin
mümkün olmadığını düşünüyoruz. Ayrıca bu ülkeden Türkiye’ye buğday taşıma maliyetlerinin
yüksek olması dezavantaj oluşturmaktadır. Bunun yerine buğdayın anavatanı olan Türkiye’de
ekilmeyen alanların buğday üretimine kazandırılması, sulanan alanların artırılarak
verimliliğin ve ülke içerisinde arzın artırılmasının daha düşük maliyetli ve kolay
olduğunu düşünüyoruz.”

### Un sanayicileri: Alternatif arayışı olumlu

Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Türkiye’nin kendi ürettiği buğdayın yüzde
80’ini gıda sektöründe yüzde 11’ini yem sanayisinde, yüzde 6’sını ise tohumluk olarak
kullanıyor. Ayrıca makarna gibi ürünlere dönüştürülen ürünlerin üretimi için de 
yıllık 4,5-6 milyon ton buğday ithal ediyor. 

DW Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF)
Başkanı Haluk Tezcan’a göre buğdayda alternatif üretim alanlarının oluşturulması
önümüzdeki yıllar için önem taşıyor. Türkiye’de sanayicilerin ihtiyaçlarını karşılama
noktasında Bulgaristan ve Romanya gibi ülkelerde buğday üretimi yaptığını da paylaşan
Tezcan, Venezuela’da buğday üretimi konusunu kendilerinin de haberlerden öğrendiğini
belirtiyor. Türkiye’nin ikili ilişkilerinin iyi olduğu ülkelerle bu şekilde iş birlikleri
yapmasının oldukça değerli olduğunu anlatan Tezcan, “Özellikle kurak geçen dönemlerin
ardından sanayiciler buğday bulmakta çok zorlandı. Bu anlamda yeni ve değişik pazarların
oluşturulması Türkiye’nin rekabet gücünü arttıracaktır. Ancak biz bunun yanında 
yerli üreticiye sağlanan desteklerin daha fazla arttırılmasını da önemli buluyoruz”
şeklinde konuştu.

### Sudan ve Nijer’de de kiralanan arazileri hatırlattı

HUBUDER Başkanı Gülfem Eren, bu konudaki açığın kapatılması için yerli üretim vurgusu
yaparken geçmişte Sudan ve Nijer’den kiralanan büyük miktardaki tarım arazisinden
de bir sonuç alınamadığını hatırlatıyor. Eren bu konuda Türkiye’nin buğday üretiminin
artırılmasına yönelik politikaların yeni duruma göre güncellenmesini elzem gördüklerini
aktarıyor.

Türkiye, son yıllarda Sudan’dan yaklaşık 800 bin hektar, Nijer’de ise 1 milyon hektar
büyüklüğündeki tarım arazilerini 99 yıllığına kiralamıştı. Planlara göre Türkiye
bu topraklarda özellikle yem sanayisi ve iklime uygun bitkiler yetiştirecekti ancak
şimdiye kadar bu yolda ciddi bir mesafe alınamadı.

### Yem sanayicileri: Yerli üretime destekle açık kapanabilir

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Tarım Meclisi Başkanı ve aynı zamanda 
Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı olan Ülkü Karakuş ise DW Türkçe’ye yaptığı
değerlendirmede bu konuda tek ve en önemli çözümün yerli üretim olduğunu söyledi.“
Çanakta bal olsun arı Bağdat’tan gelir” atasözü ile konuya giriş yapan Karakuş, 
şöyle devam etti: “Sudan ve Nijer’de araziler kiralandı. Yıllardır bir sonuç göremedik.
Burada zaten özel sektörden ziyade kamunun yol alması gerekiyor. Özel sektör sadece
tecrübesi ile projelere dahil olabilir. Ama bir sanayici oraya gidip üretim yapar
mı? Şu şartlarda çok zor. Zaten henüz bir sonuç da yok. Venezuela planı için de 
pek detay bilmiyoruz ama iklimi ne, hangi tür buğday üretiliyor, kalitesi ne bunların
cevaplarının da olması gerekiyor. Ukrayna’da da üreticilerimiz buğday üretiyordu.
Ama savaş çıktı ve ekipmanlarını bile bırakıp geldiler. Oysa buğdayda ilk olarak
yerli üretici daha fazla düşünülse 5-6 yılda çok iyi noktaya gelebiliriz. Bu yıl
verilen fiyat gibi önümüzdeki yıllarda da fiyatlar verilsin işte siz o zaman görün
çiftçi üretim yapıyor mu yapmıyor mu. Bu yıl yüksek fiyat verildiği için bile gelecek
sezon çok sayıda çiftçi buğday üretimini arttıracaktır.”

### “Fiyat dalgalanmalarından etkileniyoruz”

Buğday ve diğer hububatlarda dönem dönem problemlerin yaşandığını belirten Karakuş,
son aylarda yaşanan fiyat artışları karşısında Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO)
daha önce benzeri görülmemiş bir sübvansiyon uygulamak zorunda kaldığını anlatıyor.
Bu noktada sorunun çözümünden uzaklaşılıp hep sorunun yönetilmesi konusunda mesai
harcandığını anımsatan Karakuş, “Türkiye’nin geleneksel olarak yaklaşık 19 milyon
ton buğday, 7 milyon ton arpa ve 7 milyon ton mısır üretimi var. Yani bu alanda 
35 milyon tonluk üretimden bahsedebiliriz. Bir de ihracat yapmak için bazı hammaddeleri
ithal ediyoruz. Burada da 5-6 milyon ton buğday, 2,5 milyon ton mısır ve 500 bin
tonluk soya ürünü ithalatımız var. Bu ithal ettiğimiz ürünleri işleyip satarak ciddi
kâr elde ediyoruz ama fiyatlardaki dalgalanma yüzünden artık tonuna 300 dolar ödediğimiz
ürüne 400 dolardan fazla vermek zorunda kalıyoruz. Yani fiyat artışlarından etkilenerek
büyük bir bedel de ödüyoruz. Zira TMO sıkıntılı dönemlerde iç tüketim için bile 
dışarıdan yüksek fiyata ithal ettiği ürünü iç piyasaya çok ucuza vermek zorunda 
kalıyor. Yoksa ekmek çok pahalı olur. Tabii bunlar genel olarak sorunları çözemiyor.
Çözüm dışarıdan ziyade kendi üreticilerimizde” diye konuşuyor.

### Üreticiler: Önce buradaki boş arazileri değerlendirin

Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de 2020-2021 sezonunda toplam 
69,2 milyon dekar alana buğday ekimi gerçekleşmişti. Bu alanda Konya yüzde 9’luk
payla lider. Buğday üretiminde ilk 10’daki diğer illerin payı ise şöyle: Şanlıurfa
yüzde 5,8, Ankara yüzde 5,2, Diyarbakır yüzde 3,9, Yozgat yüzde 3,8, Sivas yüzde
3,5, Tekirdağ yüzde 2,8, Çorum yüzde 2,7, Kayseri yüzde 2,7 ve Mardin yüzde 2,5.

DW Türkçe’ye kendi bölgelerindeki son durumu değerlendiren Şanlıurfa Ziraat Mühendisleri
Odası (ZMO) Başkanı Abdullah Melik, yerli üreticiyi desteklemek yerine Venezuela
gibi ülkelerde buğday üretme girişimlerinin yerli üretimi bitireceğini söylüyor.

Sürekli artan maliyetler yüzünden çiftçilerin üretimden koptuğuna değinen Abdullah
Melik, önce Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) çiftçiler için daha uygun hale getirilmesi
gerektiğini anlatıyor. Özellikle Şanlıurfa’daki 2,5 milyon dönüm buğday ekili arazinin
2,2 milyon dönümünün sulu tarımla işlendiğinin altını çizen Melik, “Sulama için 
elektrik kullanmak zorundayız. Ancak çiftçiye memur gözüyle bakılıyor. Çiftçi aylık
para kazanmıyor, tarladan mahsulünü alıp sattığı zaman para kazanıyor. Buna rağmen
çiftçinin elektrikleri kesiliyor. Çiftçi sulama yapamazsa, gübre kullanamazsa nasıl
ürününden verim alacak? Bu girdi maliyetleri ile üretimde kalmak gerçekten çok zor.
Önce bunların çözülmesi gerekiyor. Ardından da kullanılmayan, boş durumdaki tarım
arazilerinin bir şekilde üretime kazandırılması lazım. Bunun çözümünü dışarıda aramak
yanlış. GAP’tan tam anlamıyla faydalanamazsak elimizdeki toprağı iyi kullanamazsak
istediğimiz sonuca ulaşamayız” diyor.

Buğday üretiminin toplumun her kesimini ilgilendirdiğini hatırlatan Melik, şöyle
devam ediyor: “Asgari ücretli için de toplumun en üst gelir grubunda bulunanlar 
için de buğday stratejik bir ürün. Tüm üretim zincirini etkiliyor. Buğday üretiminin
bu yüzden çok daha güçlü şekilde desteklenmesi gerekiyor. Çiftçi için alım garantisi
verilmesi gerekiyor. Çiftçi eğer buğdayını üretirken nereye satacağını bilirse işte
o zaman sürdürülebilir bir üretim süreci gerçekleşir.”
