# WSJ: Liradaki çalkantı uzun süre devam edebilir

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/wsj-liradaki-calkanti-uzun-sure-devam-edebilir-61235h/
- Yayımlanma: 2021-03-23T11:58:14+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, Türkiye’nin faizleri aşağı çekerek enflasyonu
düşürmek yönündeki sıradışı politikasının başarılı olma şansının çok düşük olduğunu
ve Türk lirasının daha uzun bir süre çalkantılı bir dönemden geçebileceğini yazdı.

WSJ muhabiri Jon Sindreu’nun yazdığı “Türkiye’nin Merkez Bankası yanlış sıradışı
politikayı uyguluyor” başlıklı analizde, faizleri düşürerek enflasyonun aşağı çekilmesi
yönündeki görüşün Türkiye açısından ne kadar uygulanabilir bir politika olduğu mercek
altına alındı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cuma akşamı sürpriz bir kararla Naci Ağbal’ı
Merkez Bankası Başkanlığı görevinden alarak, yerine Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu’nu
atadı. Bu karar, Türk varlıklarına satış getirdi ve lira, dolar karşısında yüzde
8’in üzerinde değer kaybetti.

Analistler, Ağbal’ın görev yaptığı sürede faizlerin yüzde 10,25’ten yüzde 19’a kadar
yükseltildiği sıkı para politikasında değişikliğe gidileceğine dair kaygıların lira
üzerinde baskı oluşturduğunu söylüyor. Erdoğan, ekonomi dünyasında genel kabul gören
görüşün aksine, enflasyonun aşağı çekilmesi için faizlerin düşürülmesi gerektiğini
savunuyor.

WSJ’deki analizde, dünya genelinde büyümenin yavaş, enflasyonun yüksek olduğu durumlarda
etkisiz kaldığı görülen para politikası bağımsızlığının öneminin “olduğundan fazla
abartıldığı” ve son dönemde yatırımcıların hükümetler ile merkez bankaları arasında
koordinasyon sağlanmasının avantajlarını görmeye başladıkları belirtildi.

**‘Faiz indirimleri olasılık dahilinde’**

Ancak bu durumun Türkiye açısından çok da geçerli olmayabileceği yorumu yapıldı 
ve şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye’nin sorunu, Merkez Bankası’nın (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan’ın 
kontrolü altında olmasından çok, Erdoğan’ın bu kontrolü kötüye kullanmasından kaynaklanıyor.

“Faizlerin artırılmasının enflasyonu dizginleyeceği yönündeki genel görüş birliğinin
aksine Erdoğan, faizlerin artırılmasının şirketlerin borçlanma maliyetlerini artıracağına
inanıyor.

Muhtemelen Ağbal’ı da bu yüzden görevden aldı. Kavcıoğlu’nun yazdığı köşe yazılarında
Erdoğan ile aynı görüşte olduğu görülüyor ve faizleri indirmeye başlaması olasılık
dahilinde.”

Analizde, Batılı ülkelerde faizlerle enflasyon arasında teoride kurulan bağın pratikte
çok da güçlü olmayabileceği ancak kur şoklarının görüldüğü gelişmekte olan ülkeler
için durumun farklı olduğu öne sürüldü.

Sindreu, gelişmekte olan ülkelerde para biriminin değer kaybetmesinin ithal malların
maliyetini artırdığını ve bu nedenle de merkez bankalarının odaklandığı konunun 
da para biriminin değeri olduğunu yazdı.

**‘Rezervler eksi 20 milyar dolarda’**

Sindreu, “Para birimini güçlendirmek için de en önemli araç faizlerin artırılması.
Ekonomistlerin de yeniden değerlendirmeye başladığı gibi kur çıpası ve sermaye kontrolleri
gibi daha az geleneksel politikalar da yardımcı olabilir. Ancak bunun için bu politikaların
tutarlı bir şekilde uygulanması gerekiyor. Türkiye, bu tarz politikaları uzun vadeli
bir kur stratejisinin parçasından ziyade, piyasalardaki paniği bastırmak için kaotik
bir şekilde kullandı” dedi.

Analizde, Türkiye’nin döviz rezervlerinin eksiye düştüğü değerlendirmesine de yer
verildi.

Merkez Bankası’nın Kasım ayında faiz artırımlarına başlamadan önce rezervlerden 
ayda ortalama 4 milyar dolarlık döviz satışı yapıldığını yazan Sindreu, Türkiye’nin
swap işlemleri çıkartıldığında net rezervlerinin eksi 20 milyar dolar düzeyinde 
olduğunu aktardı.

Ekonomistler ve muhalefet, 2018 yılındaki kur krizinden bu yana Türkiye’nin döviz
kurunu aşağıda tutmak için rezervlerinden satış gerçekleştirdiğini öne sürüyor. 
Son olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin rezervlerinin eski 47 milyar dolara
gerilediği öne sürüldü.

Erdoğan ise bu iddiaları reddetti ve rezervlerin 95 milyar dolar seviyesinde olduğunu
söyledi.

Ancak Erdoğan, eldeki rezervlerin önemli bir bölümünün “ekonomik tuzaklarla mücadele
ederken salgın bahanesiyle yeni bir finansal dalgalanma oluşturmak isteyenlere” 
karşı kullanıldığını belirtti.
