# Yabancı yatırımcının yeni endişesi: Erken seçim

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/yabanci-yatirimcinin-yeni-endisesi-erken-secim-45104h/
- Yayımlanma: 2019-05-11T13:58:37+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararı, kırılgan olan Türkiye piyasalarında yeni
bir dalgalanmaya neden oluyor. Merkez Bankası dün 6,2 TL seviyesini aşan dolar kuruna
karşı örtülü bir faiz artışına giderken, kamu bankaları da 1 milyar doları aşan 
döviz satışı ile kurdaki ateşi soğutmaya çalıştı. Ancak alınan önlemlerin kurlara
etkisi beklenen düzeyde olmadı.

Aram Ekin Duran imzasıyla yayımlanan haberde DW Türkçe’ye konuşan uzmanlara göre,
Merkez Bankası’nın aldığı önlemler Türk Lirası’ndaki değer kaybını geriye çevirmeye
yetmeyecek. Çünkü Türkiye’de ekonomik ve siyasi belirsizliklerin sürüyor olması,
uluslararası yatırımcılarda “23 Haziran’dan sonra erken genel seçim olur mu?” sorusunu
gündeme getirdi. Yaz ortasına kadar seçim sürecinden çıkamayacak olan, sonrasında
ise siyasi belirsizliklerin artacağı öngörülen Türkiye’de ekonomik krizin derinleşmesinden
endişe ediliyor. 

**Dolar 7 ayın zirvesinde**

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin
yenilenmesine karar vermesi sonrasında, Türk Lirası (TL) 1 günde yüzde 2 değer kaybetti.
Dolar kuru 11 Ekim 2018’den bu yana ilk kez 6 TL sınırını aşarak, hızla piyasalar
açısından kritik seviye olarak belirlenen 6,2 TL seviyesini gördü. Türkiye’nin kredi
risk primi ise (CDS) 487 baz puan ile Eylül 2018’den beri en yüksek seviyesine ulaştı.
Yurtiçindeki riskler ile birlikte, ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşlarının tekrar
alevleneceğine dönük beklentiler de piyasalara olumsuz yansıdı.

Bu gelişmeler üzerine Perşembe günü harekete geçen Merkez Bankası (TCMB), 1 hafta
vadeli repo ihalelerine bir süreliğine ara vererek üstü kapalı faiz artışı yapmış
oldu. TL zorunlu karşılıkların döviz tesis imkanında azami oranını yüzde 40’tan 
yüzde 30’a indirdiğini de açıklayan Merkez, yabancı para zorunlu karşılıkları ise
tüm vadelerde 100 baz puan artırdı.

Peki Merkez Bankası’nın hamleleri, YSK’nın 23 Haziran kararı ile panikleyen uluslararası
yatırımcının Türkiye’ye bakışını yumuşatabilir mi?

**“TL’deki değer kaybı kalıcı hale geliyor”**

DW Türkçe’ye konuşan İstanbul Kültür Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof.
Dr. Sinan Alçın, “Yatırımcılar Nisan 2018’den beri Türkiye yatırımlarını beklemeye
aldı ve bu süre giderek uzuyor” diyor. 24 Haziran 2018’deki Cumhurbaşkanı ve milletvekili
seçimi sonrasında gözlerin 31 Mart 2019 yerel seçimlerine kilitlendiğini hatırlatan
Prof. Alçın, “31 Mart’tan sonra artık seçim sürecinin tamamen sona ereceği beklentisi
vardı. Ancak yatırımcıların beklentileri, 23 Haziran kararı ile ağır biçimde bozuldu.
Şimdi artık 23 Haziran’dan sonra bir erken seçim olur mu ihtimali tartışılıyor” 
değerlendirmesinde bulunuyor.

Geçtiğimiz süre zarfında Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklanan
Yeni Ekonomik Program’ın (YEP) da piyasalarda tatmin edici bulunmadığına işaret 
eden Alçın, “Geldiğimiz noktada, İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararı Türkiye’de
4,5 yıl seçim olmayacak inancını zedeledi. Bunun da etkisiyle 2018’in son çeyreğindeki
küçülmenin 2019’a da yansıyacağını söyleyebiliriz” diye konuşuyor.

Türk Lirası’nın kademeli olarak değer kaybettiğine de dikkat çeken Prof. Alçın’a
göre, TL’deki değer kaybı bir “sızıntı”ya dönüşmüş durumda. Alçın, bu durumu şu 
sözlerle açıklıyor: “TL’de bugün yaşanan değer kayıpları, Ağustos 2018’deki Brunson
krizi gibi değil. Artık bir sızıntı gibi azar azar ama sürekli ve kalıcı bir değer
kaybı yaşanıyor. Merkez Bankası’nın attığı adımlar da bu sızıntıyı önlemekte başarılı
olamıyor, sadece bir miktar yavaşlatıyor.”

**“Türk borsası ilk kez Rusya’dan bile ucuz”**

Türkiye piyasalarındaki kırılganlık, artık piyasa oyuncuları tarafından daha yüksek
sesle dile getirilmeye başlıyor. Alnus Yatırım tarafından yatırımcılar için hazırlanan
bilgi notunda, “YSK özelinde değil de geniş anlamda yargı konusu Türkiye için ciddi
sorun haline gelmektedir” değerlendirmesinde bulunulurken, Dünya Adalet Projesi’nin
Hukukun Üstünlüğü Endeksi’ne göre Türkiye’nin 2014’deki 59’uncu sıradan 2018’de 
109’uncu sıraya gerilediğine dikkat çekildi.

Bu dönemde TL’nin sürekli değer kaybettiği hatırlatılan bilgi notunda, “Türk borsası,
Rus borsasının da altında bir değerleme ile işlem görmeye başladı, ki bu hayal bile
edilemezdi. Yani çok ucuzuz ama bizim borsaya yatırıma gelmiyorlar” değerlendirmesi
yapıldı.

**Borsa 87 binin altını görürse ne olur?**

DW Türkçe’ye konuşan Alnus Yatırım Araştırma Müdürü Yunus Kaya, Türkiye’de borsanın
88 bin seviyelerinde olduğuna dikkat çekerek, “Son 20 yıla bakıldığında 87 bin seviyesinin
çok kritik bir eşik olduğu görülüyor. En son 2008 krizi döneminde bu kadar alt eşikler
görüldü. Borsada 87 binin altı görülürse piyasa çok ciddi bir krizi fiyatlıyor demektir”
diyor.

Şu anda Türk piyasalarında fırtınanın devam ettiğini, dolayısıyla henüz bir “hasar
tespit” yapmanın mümkün olmadığını kaydeden Yunus Kaya, “Biz şu an müşterilerimize‘
borsa seviyesini takip edin, 87 binin altı görülürse kendinizi koruyun’ diyoruz”
şeklinde konuşuyor.

**“Türkiye 2019’u da kaybetti”**

Türkiye’de faaliyet gösteren uluslararası bir bankanın ekonomisti, adının kullanılmaması
kaydıyla DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, “Türkiye ekonomisi 2019 yılını da kaybetti
gibi gözüküyor” yorumu yaptı.

Kısa vadeli yatırım yapan uluslararası yatırımcılar açısından Türkiye’ye ilişkin
asıl beklentinin “demokratik işleyiş”ten ziyade “ekonomik ve siyasi istikrar” olduğunu
vurgulayan ekonomist, “Kısa vadeli yatırımcı demokratik olmayan ülkelere de gider.
Rusya bunun en güzel örneği. Dolayısıyla şu anda Türkiye’ye bakan yatırımcı için
asıl sorun belirsizlik” diyor.

Uluslararası pek çok yatırımcının 31 Mart sonrasında kabinede önemli değişiklikler
beklediğine işaret eden ekonomist, şöyle konuşuyor: “Özellikle Hazine, Ticaret ve
Tarım bakanlıklarının değiştirilmesi bekleniyordu. Açıkçası bu kadrolarla ekonomide
mesafe kat edilemeyeceği düşünülüyor. Şimdi yeni bir erken genel seçim gündeme gelirse,
piyasalar nasıl tepki verir düşünmek istemiyorum.”
