# Yapay zeka küresel ekonomiye 16 trilyon dolar katkı sağlayacak

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/yapay-zeka-kuresel-ekonomiye-16-trilyon-dolar-katki-saglayacak-24700h/
- Yayımlanma: 2017-06-29T11:47:24+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

PricewaterhouseCoopers (PwC) tarafından hazırlanan araştırmaya göre, küresel gayri
safi milli hasıla 2030’da yapay zekaya dayalı teknolojiler sayesinde yüzde 14 artacak.
Yapay zeka teknolojileri küresel ekonomiye Çin ve Hindistan’ın şu anki toplam ekonomik
büyüklüğünden (yaklaşık 13,3 trilyon dolar) daha fazla katkı sağlayacak.

Yapay zekanın, ekonomiler için en büyük ticari fırsat oluşturabileceğine işaret 
edilen araştırmaya göre, 2030’a kadar yapay zekadan elde edilecek tüm ekonomik kazançların
yarısından fazlasının verimlilik artışından, kalanının da yapay zekaya dayalı ürünlere
tüketici talebinin yükselmesinden kaynaklanacak.
Konuya ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde
bulunan Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. H. Levent
Akın, söz konusu uygulamaların benzer ülkelere göre Türkiye’de oldukça az olduğunu
söyledi.

Akın, Türkiye’de akıllı otomasyon uygulamalarının yapay zeka uygulamalarına göre
daha fazla sayıda olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:

“Özellikle robotik süreç uygulamaları birçok sektörde kullanılıyor. Uluslararası
Robotik Federasyonu (IFR) tarafından yayınlanan 2016 yılına ait rapora göre Türkiye,
dünyada robot kullanımında 17. sırada yer almasına rağmen üretimde çalışan 10 bin
işçi başına düşen robot sayısı oldukça düşük. Dünya
ortalaması 70 iken Türkiye’de
19. Robotlar en çok taşımada, kaynak işlerinde ve otomotiv sektöründe kullanılıyor.
Türkiye’de yaklaşık 7 bin 900 robot olduğu tahmin ediliyor. Otomasyonunun yaygınlaşması
halinde üretimde de ciddi artışlar ve bugüne kadar yapılamayan stratejik, katma 
değeri çok yüksek ürünlerin de yapılabileceği öngörülüyor. “

Türkiye’deki yapay zeka uygulamalarının ise şu anda genellikle prototip halinde 
olduğunu ifade eden Akın, “Çok sayıda yeni kurulan şirket ürün
geliştirme çalışmaları
yapıyor. Henüz bunlardan yaygın olarak kullanılanlar oldukça az. Yurt dışında geliştirilen
uygulamaların ise özellikle yerelleştirilmesindeki güçlükler yaygın kullanılmasının
önündeki temel engel. Bunların kısa zamanda aşılması halinde özellikle hizmet sektöründe
mevcut uygulamaların çok daha verimli yapılması ve yeni uygulamalara geçilmesi doğrultusunda
büyük bir potansiyel var. Bu potansiyeli değerlendirebilmek için Türkiye’nin yapay
zeka alanında çalışacak insan kaynağını hızla artırması gerekiyor.” değerlendirmesinde
bulundu.

**“Türkiye yapay zeka stratejilerini zaman geçirmeden geliştirmeli”**

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Elektrik Elektronik Bölümü Öğretim Üyesi Prof.
Dr. Uğur Halıcı ise insan beyninden esinlenilerek geliştirilen ve derin sinir ağı
denilen yapıların, kapasiteli bilgisayarlar kullanılarak büyük veri üzerinden derin
öğrenme yöntemleriyle eğitildiğinde bilgisayarla görme, nesne tanıma, karar verme,
bir dilden diğer dile tercüme gibi bazı uygulama alanlarında insan performansıyla
yarışan, hatta daha başarılı sonuçlar üretebildiğini söyledi.

Derin ağların yüksek kapasiteli paralel işlemcilere sahip bilgisayarlarda eğitildikten
sonra normal bilgisayarlarda veya mobil cihazlar gibi düşük kapasiteli ortamlarda
ya da bulut ortamlarında uygulamaya konulabildiğini kaydeden Halıcı, “Bu gelişmeler
ile yapay zeka ve derin öğrenme günümüzde bazı iş alanlarında kullanılmaya başlandı.
Bu tür akıllı yaklaşımların önümüzdeki yıllarda birçok iş alanına otomasyon getirmesi
bekleniyor. Bunun
sonucunda yeni tür iş alanlarının ortaya çıkacağı ve ekonomiyi
etkileyeceği öngörülmektedir. Akıllı yaklaşımların dünya genelinde Endüstri 4.0 
içinde yer almasıyla bu teknolojileri kullanan fabrikalar, işletmeler ya da siber
kuruluşlar gelişim gösterirken, bu teknolojilere ayak uyduramayanların yok olması
kaçınılmazdır.” diye konuştu.

Halıcı, Türkiye’nin bu durumun farkında olarak ilgili stratejileri zaman geçirmeden
geliştirmesi ve uygulamaya koyması gerektiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:

“Bu konuda, sanayideki geliştirme faaliyetleri ile üniversitelerdeki araştırma ve
eğitim faaliyetlerinin birlikte ele alınması ve gerekli yatırımların yapılması zorunluluk
taşıyor. Endüstri 4.0 için sanayi kuruluşlarına fırsatlar tanınırken, konunun yeşerdiği
yer olan, araştırmaların yapıldığı ve endüstriye yetişmiş insan gücünü sağlayan 
üniversitelere hak ettiği önemin verilmesi gerekiyor. Masa üstü bilgisayarla hesaplama
devrinin bittiğinin farkında olarak, üniversitelerdeki konunun uzmanlarına ve yetişmekte
olan öğrencilere gerekli veri saklama ortamlarının ve hesaplama gücünün bir lüks
olarak algılanmadan sağlanması, yetişmiş beyin gücünün beyin göçüne dönüşmeden, 
Türkiye için ülkede kullanılmasına olanak sağlayacak pozitif ortamların oluşturulması
acilen gerekmektedir. Bu tür stratejilerin bugünden uygulamaya konulması, önümüzdeki
yılların uluslararası pazarında Türkiye’nin yer edinmesi için önemli fırsatlar yaratacaktır.”
