# Yapı Kredi CEO’su 2017’den umutlu

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/yapi-kredi-ceosu-2017den-umutlu-18474h/
- Yayımlanma: 2017-01-08T15:05:44+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Yapı Kredi Üst Yöneticisi (CEO) Faik Açıkalın, 2017’nin, bankacılık dahil olmak 
üzere tüm sektörler için volatilitenin azalacağı daha verimli bir yıl olmasını ümit
ettiklerini bildirdi.

Faik Açıkalın, 2016 gerçekleşmeleri ile 2017 beklentilerine ilişkin yaptığı açıklamada,
geçen yıl gelişmiş ülke merkez bankalarının uyguladığı genişleyici para politikaları
sonucu oluşan düşük faiz ortamı ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 2016’da gerçekleştirmeyi
planladığı faiz artışı konusunda agresif davranmamasının Türkiye’nin de içinde bulunduğu
gelişmekte olan ülkelere nakit akışını desteklediğini söyledi.

Yılın son çeyreğinde küresel anlamda artan belirsizlikler ve Fed’in faiz artış beklentilerindeki
yükselişin gelişmekte olan ülke piyasalarından nakit çıkışına neden olarak ülke 
para birimlerinde volatiliteyi tetiklediğini belirten Açıkalın, bütün bu hareketli
ortama karşın bankacılık sektörünün 2016’da da büyümeye ve ekonomiye olan desteğini
artırmaya devam ettiğini bildirdi.

Açıkalın, bankaların verimlilik artışına verdiği önemin artması, Bankacılık Düzenleme
ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) gerçekleştirdiği
makroihtiyati tedbirlerdeki rahatlamanın etkisiyle sektör karlılığının Ekim 2016
itibarıyla bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 49 seviyesinde güçlü bir
artış gösterdiğini kaydetti.

Sektörde şirket kredilerinin 2017 yılında da lokomotif segment olacağını belirten
Açıkalın, şöyle devam etti:

“Ayrıca, bu segmentin büyüme potansiyelinin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini
öngörüyoruz. Şirket kredilerinde şu an yaklaşık yüzde 54 olan kredi penetrasyon 
oranının önümüzdeki 2-3 yıl içinde yüzde 58 seviyesine yükselebileceğini düşünüyoruz.
Bireysel bankacılıkta ise 2016’ya göre bir miktar toparlanma bekliyoruz.

Karlılık oranları ve maliyet tarafında ise fonlama maliyetlerinin gidişatını küresel
belirsizlik ortamındaki gelişmeler, Fed faiz kararları, bu gelişmelerin TL’ye yansımaları
ve bunlara karşılık TCMB’nin alacağı faiz aksiyonları belirleyecek. TCMB ve BDDK,
yıl içerisinde sektörü destekleyici adımlar attı. Bu yönde destekleyici ek adımların
devamı halinde bankaların karlılığı olumlu etkilenecek. Bu da Türk ekonomisinin 
büyümesine katkı anlamında bankaların desteğini güçlendirecektir. Diğer taraftan,
verimlilik artışı yolu ile gider yönetimi 2017 yılında da bankaların en çok odaklandığı
noktalardan biri olacak. “

“OLABİLECEK RİSKLERİN ETKİSİNİN SINIRLI KALMASINI BEKLİYORUZ”

Faik Açıkalın, 2017’de, ABD başkanlık seçimi sonrasında meydana gelebilecek politika
değişiklikleri, Fed’in faiz artırım kararları, Avrupa’da İngiltere kaynaklı yükselen
siyasi belirsizlikler ve hareketli jeopolitik ortamın temel riskler olacağını, tüm
bunların yanında Basel 3 ile gelen sermaye kısıtları ve bankacılık sektörünün likidite,
penetrasyon seviyeleri düşünüldüğünde 2017’de bankacılık sektöründe kredi büyümesinin
2016’ya paralel gerçekleşeceğini, ayrıca, TCMB ve BDDK’nın bankacılık sektörünü 
destekleyici uygulamaları sayesinde olabilecek risklerin etkisinin sınırlı kalmasını
beklediklerini kaydetti.

2017’nin bankacılık dahil olmak üzere tüm sektörler için volatilitenin azalacağı
daha verimli bir yıl olmasını ümit ettiğini belirten Açıkalın, son yıllarda uygulanan
ve sektör karlılığı üzerinde baskı yaratan makroihtiyati politikaların etkisinin
geçen yıl hafiflemesi ve bankaların gider yönetimine ağırlık vermesi ile sektör 
karlılığının geçen yılın 10 ayında 2015’in aynı dönemine göre yüzde 49 artış gösterdiğini,
aynı dönemde sektörün öz sermaye karlılık oranının ise 2015’e kıyasla 335 baz puan
artışla yüzde 14,6 seviyesinde gerçekleştiğini bildirdi.

Açıkalın, sermayenin etkin kullanımının önemini korumaya devam ettiğini vurgulayarak,“
Bankalar sürdürülebilir karlılık ve verimliliklerini artırabilmek için önümüzdeki
dönemde etkin aktif kalitesi ve gider yönetimine daha da ağırlık vermeliler. Ayrıca,
2016’da bankaların gelir tablolarında görülen başarılı performansın sürdürülebilmesi
için muhakkak banka bilançolarında sağlıklı kredi büyümesi, aktif kalitesinin korunabilmesi
ve fonlama kaynaklarının fiyat ve nitelik açısından çeşitlendirilebilmesi gibi faktörlerle
desteklenmesi gerekiyor.” diye konuştu.

“UYGULAMALAR BELİRSİZLİK VE RİSKLERİN ETKİSİNİ SINIRLAYACAK”

Yapı Kredi CEO’su Açıkalın, “Kredi faiz oranlarının düşürülmesi ve bankaların fon
maliyetlerinin azaltılması için ekonomi yönetiminden beklentiniz nedir?” sorusu 
üzerine, Merkez Bankasının Mart 2016’dan itibaren gerçekleştirdiği faiz indirimleri
sayesinde sektörde fonlama maliyetleri ve TL mevduat maliyetinin ikinci çeyrek itibarıyla
kademeli bir düşüş gösterdiğini kaydetti.

Bunu takiben sektörde başta konut kredisi olmak üzere tüketici kredisi faizlerinde
aşağı yönlü bir yeniden fiyatlama gerçekleştiğini ancak yılın son çeyreğinde artan
küresel belirsizlikler ve artan jeopolitik riskler nedeniyle TL’nin değerinde önemli
derecede düşüş yaşandığını ifade eden Açıkalın, Merkez Bankasının TL’deki değer 
kaybı ve bunun gelecek dönemde enflasyon üzerinde yapacağı baskının önüne geçebilmek
için Kasım 2016’da faiz artışına gittiğini hatırlattı.

Merkez Bankasının yaptığı faiz artışının fonlama maliyetlerinde ve bunu takiben 
kredi faizlerinde bir miktar yükselişe neden olduğuna işaret eden Açıkalın, gelecek
dönemde kredi faizlerindeki gidişatın belirlenmesinde küresel belirsizliklerdeki
gelişmeler, Fed faiz kararları ve TCMB’nin bu gelişmeler karşısında alacağı para
politikası kararlarının belirleyici olacağını vurguladı.

Açıkalın, 2016 yılında dünyanın birçok yerinde siyasi ve ekonomik çalkantılar yaşandığını,
ABD ekonomisinde iyileşmenin devam etmekle birlikte toparlanmanın beklenenden düşük
kaldığını, bunun sonucunda Fed’in 2016 yılında yapmayı planladığı faiz artışları
konusunda agresif davranmadığını ancak son dönemde güçlenen ekonomik veriler ile
başkanlık seçim sonuçları nedeniyle geleceğe yönelik beklentilerdeki değişimler 
sonucu Fed’in aralık ayında ikinci kez faiz artırımı gerçekleştirdiğini hatırlattı.

Avrupa Merkez Bankası’nın ise (ECB) ekonomik aktivitedeki durgunlukla mücadele etmek
için uyguladığı genişleyici para politikasını yıl içinde yaptığı açıklamalarla önce
Mart 2017’ye, daha sonra Aralık 2017’ye uzattığını anımsatan Açıkalın, dünya genelinde
Avrupa ve Japonya gibi gelişmiş ülke merkez bankalarının genişlemeci tutumunun gelişmekte
olan ülkelere nakit akışını desteklediğini kaydetti.

Bu durumun yurt içinde Merkez Bankasının faiz indirimi yapmak için elini güçlendirdiğini
belirten Açıkalın, “Diğer taraftan, İngiltere’nin AB’den çıkma kararı, ABD başkanlık
seçiminden çıkan sonuç ve artan jeopolitik riskler dünya genelinde belirsizliği 
arttırdı. Bu belirsizlik ortamında TCMB ve BDDK sektörü destekleyici adımlar attı.
TCMB’nin faiz indirimlerine ek olarak BDDK’nın yıl içinde makroihtiyati tedbirlerde
attığı rahatlatıcı adımlar sektör karlılığını destekledi. TCMB ve BDDK’nın destekleyici
uygulamalarının 2017 yılında da belirsizlikler ve risklerin etkisini sınırlamasını
bekliyoruz.” şeklinde konuştu.

“2017’DE BÜYÜME 2016’NIN BİR MİKTAR ÜZERİNDE GERÇEKLEŞECEK”

Faik Açıkalın, 2016’nın özellikle ikinci yarısında artan küresel belirsizlik ve 
yıl sonuna yaklaşırken Fed’in faiz artışı yapacağına dair artan beklentilerin yerel
para birimlerinin değerinde oynaklığa neden olduğunu söyledi.

Gelecek dönemde döviz kurundaki seviyenin küresel belirsizliklerdeki gelişmeler,
Merkez Bankasının attığı adımlar ve uygulanan yapısal reformlara göre şekilleneceğini
ifade eden Açıkalın, “Küresel belirsizliklerin devam etmesi ve Fed’in bundan sonraki
adımlarında beklenenden daha agresif davranması gibi nedenlerin etkisi ile TL’deki
değer kaybının artması ve TCMB’nin faiz artışına devam etmesi halinde ise önümüzdeki
dönemde fonlama maliyetlerinin ve dolayısıyla faizlerin bir miktar yükseldiğini 
görebiliriz.” dedi.

Bu etkilerin enflasyon üzerinde de yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini düşündüklerini
kaydeden Açıkalın, büyümenin 2017 yılında, 2016’nın bir miktar üzerinde gerçekleşeceğini
tahmin ettiklerini, bu yıl cari açık üzerinde petrol fiyatlarında görülen yükseliş,
turizm gelirleri ve sermaye akımlarının seyrinin etkili olacağını vurguladı.

Tüm bu gelişmelere karşın Yapı Kredi olarak Türkiye’ye katma değer yaratmaya, ekonomisine
destek vermeye devam edeceklerini belirten Açıkalın, “Ülkemize güveniyor, ülkemizden
ve müşterilerimizden güç alıyoruz.” dedi. Açıkalın, bu güvenin olumlu gelişmelerle
ileriye yönelik olarak daha da pekiştiğini söyledi.

Bu olumlu gelişmelere ilişkin en son örneğin, yakın zamanda Avrupa Komisyonu’nun
Türk bankacılık sektörünün düzenleyici ve denetleyici çerçevesinin Avrupa Birliği(
AB) mevzuatı ile eş değer olduğunu kabul ettiği açıklaması olduğunu ifade eden Açıkalın,
bu gelişmenin, Türkiye bankacılık sektörü için çok önemli olduğunu vurguladı.

Açıkalın, “Bu açıklama, sektörümüzde gerek düzenleme ve denetlemenin kalitesi gerekse
de sektörümüzün oranlarının ve sistemlerinin sıhhatini teyit etmesi ve uluslararası
standartlarda çalıştığını belgelemesi açısından büyük önem arz ediyor.” dedi.

“HEDEFİMİZ DENGELİ BÜYÜMEK”

Faik Açıkalın, 2017’deki hedeflerinin dengeli büyümeye devam etmek olacağını, büyük
projelere her zaman destek vermeyi, Türkiye ekonomisine katkı sağlamayı sürdüreceklerini,
aynı zamanda aktif kalitelerini, sermaye ve likidite tabanlarını koruyarak karlılıklarını
artırmayı hedeflediklerini bildirdi.

Açıkalın, bundan sonraki süreçte de enerji, altyapı, ticari gayrimenkul ile birleşme
ve satın alma alanlarında kamu ve özel sektör tarafından planlanan her projeyi takip
etmeye devam edeceklerini söyledi.

Faik Açıkalın, 2016 gerçekleşmeleri ile 2017 beklentilerine ilişkin AA muhabirine
yaptığı açıklamada, geçen yılın kendileri için bir anlamda “hasat zamanı” olduğunu
ifade ederek, geride bıraktıkları son birkaç yılda banka için stratejik öneme sahip
alanlara odaklandıklarını ve büyüme odaklı yatırım stratejileri kapsamında bu alanlara
yatırımlar yaptıklarını, dünyada büyük dalgalanmaların yaşandığı 2016’da ülke ekonomisini
ve müşterileri desteklemeye devam ettiklerini söyledi.

Geçen yılın 9 ayında nakdi ve gayrinakdi kredilerinin 224,8 milyar TL’ye ulaştığını,
böylece toplam kredi hacminde Türkiye’nin 3’üncü büyük özel bankası olduklarını 
belirten Açıkalın, bireysel ve ticari kredilerin yanı sıra proje finansmanı gibi
hedef olarak belirledikleri alanlarda da beklentilerinin üzerinde bir performans
gösterdiklerini kaydetti.

Açıkalın, “Bu dönemde konsolide net karımız 2 milyar 363 milyon TL olarak gerçekleşti.
Karlılığımızı artırırken aynı zamanda aktif kalitemizi de koruduk. İlk 9 ayda mevduat
artışında da istikrarlı bir performans ortaya koyduk. Toplam mevduatımız yılın ilk
9 ayında yüzde 7 büyüdü ve 138,6 milyar TL’ye ulaştı. Diğer yandan güçlü bilanço
ve ortaklık yapımız sayesinde yurt dışı piyasalardan finansman sağlamaya ve ülkemize
kaynak getirmeye devam ettik. Bu yıl yurt dışı piyasalardan toplam 3 milyar 100 
milyon dolarlık finansman sağladık.” şeklinde konuştu.

Worldcard ile kredi kartı pazarında yıllardır devam eden lider konumlarını sürdürdüklerini
ve kredi kartı alacak bakiyesinde pazar paylarını yüzde 21,9’a yükselttiklerini 
bildiren Açıkalın, Worldcard’ın son 6 yılda olduğu gibi 6,8 milyar dolarlık hacimle
Türkiye ve kıta Avrupası’nda yine lider konumda bulunduğunu, bir Türk bankası olarak,
kredi kartları konusundaki liderliklerini Avrupa’ya taşımanın kendileri için gurur
verici olduğunu söyledi.

Açıkalın, Gebze-İzmir Otoyolu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Galataport ve Avrasya
Tüneli gibi Türkiye’nin çok önemli projelerine yüksek montanlı finansmanlar sağladıklarını
ve sadece proje finansmanı kredilerindeki 9 aylık artışın yüzde 13 olduğunu söyledi.

“DİJİTALDE YENİ DÖNEM BAŞLATTIK”

Faik Açıkalın, 2016’nın, dijital bankacılıkta da öncülüklerini pekiştirdikleri bir
yıl olduğunu belirterek, Türkiye’de ilk olan “göz tarama teknolojisi” ile bir ilke
daha imza attıklarını, bu yenilik sayesinde artık akıllı telefonlar üzerinden, şifre
kullanmadan daha hızlı, daha kolay ve daha güvenli giriş yapılabileceğini anlattı.

QR kod ile ATM’ye dokunmadan çok hızlı para çekme işlemi ve çağrı merkezine direkt
bağlanma gibi özelliklerle de Yapı Kredi Mobil’in sektörde farkını konuşturduğunu
ifade eden Açıkalın, 4.0 Sanayi devriminin dünyada çokça konuşulan bir konu olduğunu,
üretim, karar ve çalışma süreçlerinin web üzerine taşındığı bu sürecin tüm sektörleri
olduğu gibi bankacılığı da etkilediğini, bu anlamda müşteri memnuniyetini en üst
seviyede sağlamak isteyen kurumlar için de dijitali yakalamanın vazgeçilmez bir 
unsur olduğunu vurguladı.

Dijitali müşteri ilişkisine entegre edemeyen, yeteri kadar önem vermeyen ya da adapte
olamayan kurumların gelecek 10 yıl içinde ayakta kalmalarının olası görünmediğini
savunan Açıkalın, bu doğrultuda 2016 yılında dijital bankacılığın, odaklandıkları
alanların başında geldiğini söyledi. Açıkalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin dijital bankası olarak devrim niteliğinde teknolojik uygulamalara imza
atarak bankacılıkta yeni bir dönem başlattık. Buradaki temel hedefimiz ise müşterilerimizin
hayatını kolaylaştırırken onların ihtiyaçlarına daha hızlı çözüm sunabilen ürünler,
hizmetler oluşturmaktı. Ayrıca, dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmekle kalmayıp,
başarıyla uygulayabilmek için var gücümüzle çalışmayı sürdürdük ve buna devam edeceğiz.
Göz ID ve buna bağlı olarak ATM’ye dokunmadan QR kodla para çekme, çağrı merkezine
doğrudan bağlanma gibi bu yıla damga vuran devrim niteliğindeki dijital uygulamalarımıza
yenilerini ekleyeceğiz. Bugünden sektöre kattığımız ilkler bir anlamda önümüzdeki
yılların da habercisi niteliğinde. Yenilikçilik, inovasyon ve dijitalleşme alanlarında
müşterilerimizi odağa koyarak sektördeki öncü rolümüzü sürdürmek öncelik verdiğimiz
konuların başında geliyor.”

“2017’DE SEKTÖRDE FARK YARACAĞIZ”

Yapı Kredi CEO’su Açıkalın, Türkiye’de dijital bankacılığın gelişimine baktıklarında
ilk 6 milyon internet bankacılığı müşterisinin 13 yılda elde edildiğini, ikinci 
6 milyon müşteriye 3 yılda, üçüncü 6 milyona ise 2,5 yılda ulaşıldığını belirterek,
ilk 6 milyon müşterinin kazanıldığı sürenin yarısında 12 milyon müşterinin dijital
kanalları tercih ettiğini, sadece mobil alanı incelediklerinde de “inanılmaz” bir
büyüme gözlemlediklerini söyledi.

Mobil bankacılıkta ilk 5 milyon müşterinin 4,5 yılda kazanılırken, sonraki 10 milyon
müşteriye ise sadece 2,5 yılda ulaşıldığını bildiren Açıkalın, tüm bu rakamların
mobil ile birlikte dijitalin, öneminin yanı sıra ne derece büyük bir potansiyeli
olduğunu gösterdiğini kaydetti.

Türkiye’nin dijital bankası Yapı Kredi olarak geçen yıl dijital bankacılık alanında
da akıllı yatırımların karşılığını almayı sürdürdüklerini ifade eden Açıkalın, “
Son dönemdeki yatırımlarımızın yüzde 70’ine yakınını dijital üzerine gerçekleştirdik.
Bunun da karşılığını fazlasıyla alıyoruz.

Son bir yılda mobil bankacılık hizmetlerimizi aktif olarak kullanan müşteri sayımız
yüzde 65 artarak 2,6 milyona, internet bankacılığında ise yüzde 30 artarak 3,5 milyona
ulaştı.” dedi.

Açıkalın, bu yıl da dijital bankacılığın en çok önem verdikleri alanlardan biri 
olmaya devam edeceğini, bu alandaki trendleri yakından takip ederek, gelişmeleri
öngörerek öncü konumları ile sektörde fark yaratacak uygulamalara 2017’de de imza
atmaya devam edeceklerini, ortaya koydukları yeniliklerle sektörde dijital dönüşüme
öncü olmayı sürdüreceklerini söyledi.

“KİLİT OYUNCULARDAN BİRİ OLACAĞIZ”

Faik Açıkalın, Yapı Kredi olarak 2017’deki hedeflerinin dengeli büyümeye devam etmek
olduğunu belirtirken, büyük projelere her zaman destek vermeyi ve ülke ekonomisine
katkı sağlamayı sürdüreceklerini, aynı zamanda aktif kalitesini, sermaye ve likidite
tabanını koruyarak karlılıklarını artırmayı hedeflediklerini kaydetti.

İtalya’daki referandumun sonuçlarının UniCredit’e yansımasının Yapı Kredi’yi nasıl
etkileyeceği şeklindeki soru üzerine Açıkalın, “UniCredit, 13 Aralık’ta Londra’da
düzenlediği kapsamlı toplantıda yeni stratejisini ve ticari planını yatırımcılarla
paylaştı ve çok olumlu tepkiler aldı. Siyasi gelişmelerin bu stratejik ve ticari
plan üzerinde etkisi olmayacağını, dolayısıyla Yapı Kredi üzerinde herhangi bir 
olumsuz etki yaratmayacağını düşünüyoruz.” dedi.

Proje finansmanının hedef olarak belirledikleri alanların başında geldiğini, Türkiye’nin
kalkınması için kritik öneme sahip bütün projeleri dikkatle takip ettiklerini ve
pek çoğunun finansmanında yer aldıklarını belirten Açıkalın, Gebze İzmir Otoyolu,
Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Galataport ve 20 Aralık 2016’da açılışı yapılan Avrasya
Tüneli gibi Türkiye’nin önemli projelerine yüksek montanlı finansman sağladıklarını,
bu alandaki yüksek performansları neticesinde ulusal ve uluslararası alanda pek 
çok ödüle layık görüldüklerini

Açıkalın, “Bundan sonraki süreçte de enerji, altyapı, ticari gayrimenkul ile birleşme
ve satın alma alanlarında kamu ve özel sektör tarafından planlanan her projeyi takip
etmeye devam edeceğiz. Yapı Kredi olarak, bugüne kadar olduğu gibi, 2017 yılında
da uzmanlık gerektiren önemli projelerin kilit oyuncularından biri olacağız.” dedi.
