# Yargıtay’dan çok önemli kıdem tazminatı kararı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/yargitaydan-cok-onemli-kidem-tazminati-karari-61948h/
- Yayımlanma: 2021-04-07T19:51:50+03:00
- Yazar: Selim Soydan

1475 Sayılı Eski İş Kanunu’nun yürürlükteki 14. maddesine göre, yaş dışındaki emeklilik
koşullarını yerine getiren işçiler çalıştıkları işyerinden kıdem tazminatını alarak
ayrılabilirler. Bu haktan yararlanabilmek için, 8 Eylül 1999 tarihinden önce çalışmaya
başlayanların 15 yıl sigortalılık 3600 prim gününü, bu tarihten sonra çalışmaya 
başlayanların ise 25 yıl sigortalılık 4500 prim gününü veya 7000 günü tamamlamaları
gerekiyor. Bu koşulları yerine getiren işçiler Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK)“
kıdem tazminatı yazısı” alarak işverene başvurmak suretiyle tazminatlarını isteyebilirler.
Burada işçi açısından dikkat edilmesi gereken en önemli husus, iş akdini feshetmeden
önce SGK’dan yazıyı alıp, bu yazıyla birlikte işverenden kıdem tazminatı talebinde
bulunmaktır. SGK’dan yazıyı iş akdini feshettikten sonra alıp işverene başvuranlar
kıdem tazminatı hakkını kaybediyorlar.

Habertürk’ün haberine göre sistem böyle işlemekle birlikte 15 yıl sigortalılık 3600
prim gününü doldurduğuna dair yazıyla kıdem tazminatı almak isteyen işçiler işverenin
itirazıyla karşı karşıya kalıyorlar. Bazı işverenler, kanunun, yaş dışındaki koşulları
dolduran işçilerin artık çalışmayı bırakıp emekliliği beklemeleri halinde tazminat
alabileceklerini öngördüğünü savunuyor. Yargıtay daha önce verdiği muhtelif kararlarda,
kıdem tazminatını bu yolla alarak işten ayrılan işçinin yeni bir işte çalışmasının
önünde engel bulunmadığına hükmetti. Ancak yine de bazı işverenler çeşitli gerekçelerle
kıdem tazminatı ödemekten kaçınabiliyor.

**İŞVEREN “KANUNA KARŞI HİLE” İDDİASINDA BULUNDU**

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 5 Kasım 2020 tarihli (Esas No: 2016/29768, Karar No:
2020/14937) kararına konu dosyaya göre, bir şirkette 2008-2015 yılları arasında 
yönetici olarak çalışan işçi, 4 Eylül 2015 tarihinde 15 yıllık sigortalılık süresi
ve 3600 prim gününü tamamladığına dair SGK’dan yazı alarak işverene sunduğu halde
kıdem tazminatını alamadığı için dava açtı. İşveren, işçinin iş akdini haksız bir
şekilde tek yanlı iradesi ile sona erdirdiğini, kanundaki haktan yararlanmak için
iş akdini feshetse de asıl amacının başka bir işyerinde çalışmak olduğunu, kanuna
karşı hile yapmak suretiyle hak etmediği halde kıdem tazminatı talep ettiğini belirterek
talebe itiraz etti. İşveren işçinin talebinin ayrıca Türk Medeni Kanunu’nda tanımlanan
hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu savundu.

**İş MAHKEMESİ İŞÇİNİN TALEBİNİ REDDETTİ**

İş mahkemesi, işçinin iş akdinin sona erdiği 4 Eylül 2015 tarihinden önce farklı
bir şirkete iş başvurusunda bulunduğunu, 14 Eylül’de yeni işyerine başladığını, 
dava açtığı işverenin işyerinde çalışmaya devam ederken yeni işyerine verilmek üzere
evrak topladığını, dolayısıyla yasanın tanıdığı hakkı kötüye kullandığını gerekçe
göstererek kıdem tazminatı talebini reddetti.

**“ÇALIŞMA ÖZGÜRLÜĞÜ ANAYASAL GÜVENCE ALTINDA”**

İşçinin temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay’a geldi. Yargıtay kararında, 1475
Sayılı Kanunu ile işçiye yaş hariç diğer emeklilik kriterlerini yerine getirmesi
halinde kendi isteği ile işten ayrılma imkânı tanındığı belirtildi. Başka bir anlatımla,
sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayan işçinin, yaş koşulu 
sebebiyle emeklilik hakkını kazanmamış olsa da işyerinden ayrılabileceği ve kıdem
tazminatına hak kazanacağı vurgulandı.

İşçinin yasadan doğan bir hakkı bulunduğuna dikkat çekilen kararda, daha sonra başka
bir işverene ait işyerinde çalışmaya başlaması, ayrılmadan önce diğer işyeri ile
görüşmesi ve hatta sözleşme yapmasının kanuna karşı hile olarak değerlendirilemeyeceği
kaydedildi. Yargıtay kararında şu ifadelere yer verildi:

“Dosya içeriğine göre, davacı işçi, fesih tarihinde yaş hariç diğer emeklilik koşullarını
sağlamış, bu tarih itibari ile kıdem tazminatına hak kazanmıştır. Ayrıca davacının
iş sözleşmesini feshettikten sonra başka bir işyerinde çalışmaya başlaması, Anayasal
güvence altında olan çalışma özgürlüğü kapsamında olup, yasanın kendisine verdiği
hakkı kullanan davacı işçinin kötü niyetli davrandığından söz edilmesi mümkün değildir.
Kanunda tanınan bu hakkın amacı, işyerinde çalışarak yıpranan ve bu arada sigortalılık
yılı ile prim ödeme süresine ait yükümlülükleri tamamlayan işçinin, emeklilik için
yaşı beklemesine gerek olmadan iş sözleşmesini aktif sonlandırabilmesine imkan tanımaktadır.
Davacının kıdem tazminatı talebinin kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalı
olup, bozmayı gerektirmiştir.”
