# Yargıtay’dan emsal haftalık izin kararı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/yargitaydan-emsal-haftalik-izin-karari-53384h/
- Yayımlanma: 2020-05-25T15:34:23+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Milyonlarca işçiyi ilgilendiren haftalık izin konusunda içtihat metni özelliğinde
karara imza atan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, haftalık iznin 24 saatten az olamayacağına,
bölünemeyeceğine ve biriktirip izinle telafi edilemeyeceğine hükmetti.

Özel sektörde çalışanların en büyük sorunlarından biri haftalık izin meselesi. Bazı
işverenlerin işçilere yarımşar gün haftalık izin vermesine yönelik tartışmalar sürerken,
Yargıtay’dan konuyla alakalı emsal nitelikte bir karar geldi.

Bir ilaç firmasında çalışan işçi, 8 sene çalıştığı iş yerinden kovuldu. 2. İş Mahkemesi’nin
yolunu tutan işçi, fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti, gece çalışması ücreti,
hafta tatili ücretinin ödenmesini talep etti. İşçinin haftada 7 gün çalıştığını 
gerekçe göstererek mahkeme davanın kısmen kabulüne hükmetti. Kararı davalı işveren
temyiz etti.

**“Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz”**

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, haftalık izinle alakalı emsal nitelikte bir karara imza
attı. Kararda 4857 sayılı İş Kanunu’nun 46’ncı maddesinde haftalık iznin 24 saat
olarak belirlendiği hatırlatıldı.

Kararda şöyle denildi: “Hafta tatili izni kesintisiz en az 24 saattir. Bunun altında
bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni
kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta
tatilinin 24 saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış
sayılır.

Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesi incelendiğinde davacı işçinin hafta tatilinde
çalışma şekline ilişkin herhangi bir açıklamada bulunulmadığı gibi, dilekçede normal
mesainin haftanın 6 günü olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Dava dilekçesindeki bu açıklama ve tüm dosya kapsamından davacı işçinin davalıya
ait iş yerinde haftanın 7 günü çalışmadığı anlaşılmakla, hafta tatili ücreti talebinin
reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne hükmedilmesi de hatalı olup, bozmayı
gerektirmiştir. Kararın bozulmasına oy birliği ile hükmedilmiştir.”
