# YASED Başkanından doğrudan yatırım uyarısı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/yased-baskanindan-dogrudan-yatirim-uyarisi-66911h/
- Yayımlanma: 2021-07-13T07:49:21+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

**YASED Başkanı Sargın’dan uyarı: Küreselden negatif ayrışan Türkiye’nin doğrudan
yatırımlardan aldığı pay %1’in altına indi. Girişlerin çoğu mevcutlardan.**

Küresel ölçekteki doğrudan yatırımları ve Türkiye’deki tabloyu DÜNYA’ya değerlendiren
Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Başkanı Ayşem Sargın, ülke risk algısının
doğrudan yeni yatırımlarda önemli bir rol oynadığına dikkati çekti. Uluslararası
ilişkilerde “milli güvenlik” üzerinden söylem geliştiğine işaret eden Sargın,

“Artık devir değişti. Ekonomi de milli güvenliğin bir konusu. Bunu öne çıkaracak
uluslararası adımlar atmalıyız” dedi. Sargın, dünyada uluslararası yatırımlara yönelik
özel nitelikte teşviklerin öne çıktığını vurgulayarak, dijitalleşmenin hızlandığı
bu dönemde, teşviklerin de yeniden tanımlanması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin
küresel doğrudan yatırımlar pastasından aldığı pay yüzde 1’in altına düşerken, bu
düşüşte yabancının öngörülebilirlik arayışı etkili oldu. Uluslararası Yatırımcılar
Derneği (YASED) Başkanı Ayşem Sargın, yeni nesil teşviklerle Türkiye’nin daha fazla
yabancı yatırım çekeceğini söylerken, startup ekosisteminin doğru desteklenmeye 
devam etmesi halinde Türkiye’nin birleşme ve satın almalarda güçlü bir performans
sergileyeceğini belirtti. Uluslararası ilişkilerde hep milli güvenlik üzerinden 
söylem geliştiğine dikkat çeken Sargın, “Artık devir değişti. Ekonomi de milli güvenliğin
bir konusu. Bunu öne çıkaracak uluslararası adımlar atmalıyız” dedi.

Ayşem Sargın, Türkiye’deki ve dünyadaki uluslararası doğrudan yatırımların (UDY)
gelişimini DÜNYA’ya değerlendirdi. UNCTAD raporunda, küresel doğrudan yatırımlarda
yaşanan yüzde 35’lik daralmanın tarihi bir gerileme olduğuna dikkat çeken Sargın,
ancak pandemi öncesi dönemde halihazırda bir düşüşün gözlemlendiğini dile getirdi.
Küresel uluslararası doğrudan yatırımlar, 2019 yılında yüzde 6’lık artışla sınırlı
bir büyüme performansı sergilemişti. Sargın’a göre, ‘ticaret savaşları’ nedeniyle
bir süredir uzun vadeli yatırımcılar, yatırımlarını azaltıyor ve daha çekingen davranıyor.

Yatırımcı kabuğuna çekildi

Türkiye’ye UDY girişlerinin 2020’de yüzde 15 daraldığını ancak asıl endişelenilmesi
gereken konunun 2019’daki yüzde 35’lik daralma olduğunu söyleyen Sargın, özellikle
2019’da küreselden farklı olarak ayrışan Türkiye’nin pozisyonunu değerlendirdi. 
Türkiye’nin uzun yıllar boyunca küresel UDY pastasından aldığı payın yüzde 1’ler
civarında olduğunu, ancak şu an payının yüzde 0,8’e düştüğünü söyleyen Sargın, Türkiye’nin
uluslararası yatırım rekabetçiliğinin incelendiği araştırmanın çıktılarıyla bu düşüşün
nedenlerini açıkladı. Sargın, “Araştırmada mevcut yatırımcılarımız ve ülkemize ilk
defa yatırım yapacaklar arasında farklı Türkiye için farklı risk algısı olduğu görüldü.
Güvenli liman arayan yatırımcı, yatırımlarını çok dikkatli yapıyor. Dünya çapında
çok korumacı politikaların olduğu dönemde yatırımcılar kabuğuna çekildi. O dönemde
yatırımcılar Türkiye’de öngörülebilirlik konusunda aradıklarını çok bulamadılar.
Rapora göre, sıfırdan yatırıma gelecekler için risk algısı önemli rol oynadı. Ama
mevcut yatırımcılar için durum farklı oldu. UDY girişlerinin çoğu da mevcutların
yatırımlarını büyütmesiyle oldu” diye konuştu. Kısa süre önce yayınlanan Uluslararası
Doğrudan Yatırım Strateji Belgesi’nin bu anlamda çok değerli olduğunu dile getiren
Sargın, buna göre Türkiye’nin küresel UDY pastasındaki payının 2023’te yüzde 1,5’
e çıkarılması hedefinin çok önemli olduğuna dikkat çekti. “Demek ki biz burada daha
farklı şeylerle yarışmalıyız” diyen Sargın, Türkiye’nin güçlü yanlarını anlatmak
için bu dönemde bir fırsat olduğunu kaydetti.

Paris Anlaşması’na taraf olmalıyız

Yeni dönemde yatırımcıların gündeminde dijitalleşme ve iş gücü dönüşümü konularının
olduğunu belirten Sargın, “Türkiye’nin dijitalleşmeyi sağlayarak, buradan kaynaklanan
verim artışını yatırımcıya fırsat olarak sunabilmesi lazım ki, yatırımcılar Türkiye’yi
tercih etsin. Sürdürülebilirlik konusu hep gündemdeydi, ancak COVID sonrası dönem
için en hızlı çıkış yapan tema oldu” dedi. Sürdürülebilirlik konusundaki adımların
bütüncül bir yaklaşımla atılması gerektiğine değinen Sargın, Paris İklim Anlaşması
konusunda Türkiye’nin kendi adına haklı olduğu birtakım noktalar olduğunu, ancak
bu anlaşmaya taraf olmamanın Türkiye’nin kesinlikle aleyhinde olacağını, bundan 
çekindiklerini ifade etti.

Yatırımcıların yeni nesil teşviklere daha açık bir ortam aradığına dikkat çeken 
Sargın, “Her teşvik her yatırımcıya hitap etmiyor. Bir ülke için uluslararası doğrudan
yatırımlar o kadar kıymetli ki, o nedenle yeni nesil teşvikleri takip etmek, yatırımcıya
özel teşvikler sunmak çok önemli. Artık büyük büyük fabrikalardan ziyade varlıkta
hafif yatırımlar çok önemli. Daha fazla dijitale gittiğimiz bir ortamdayız. Teşvikleri
de yeniden tanımlamamız lazım” dedi. Türkiye’nin AB’ye uyum sürecinin önemine dikkat
çeken Sargın, Gümrük Birliği’nin AB ile Türkiye arasında önemli bir bağ olduğunu
hatırlattı. Yabancı birçok firmanın Avrupa’ya Türkiye’den mal göndermek istediğini,
daha kolay olduğu için yakın ülkelerle Türkiye’den iş yapmak istediğini hatırlatan
Sargın, şu ifadeleri kullandı: “Yani Türkiye bir merkez oluyor. Resme biraz da yukarıdan
baktığımızda konu küresel tedarik zincirlerine geliyor. Küresel tedarik zincirleri
konusu Türkiye için önemli bir fırsat. Ama uzun yıllar sürecek bir süreç. Şimdi 
buna başlandı. Bu konuda Paris Anlaşması ve Yeşil Mutabakat önemli adımlar olacak.
Gümrük Birliği, bizim stratejik avantajımız. Bu nedenle Türkiye, olası tedarik zinciri
kaymalarında çeşitli endüstrilerden ciddi pay alabilir. Satranç oyunu gibi bunu 
çok iyi planlayarak yapmalıyız.”
