# Yatırımcının tek parametresi not değil

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/yatirimcinin-tek-parametresi-not-degil-19519h/
- Yayımlanma: 2017-02-05T18:18:16+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Maliye Bakanı Naci Ağbal, kredi derecelendirme kuruluşları Fitch ve Standard and
Poors’un (S&P) Türkiye’ye yönelik değerlendirmelerine ilişkin, “Kredi derecelendirme
şirketlerinin raporları unutulur gider ama Türkiye’nin bu ileriye dönük başarı hikayesi
artarak devam eder.” ifadelerini kullandı. 

Ağbal yaptığı açıklamada, kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’ye dair son
dönemlerde yayımladığı raporlar ile özelleştirme politikalarına yönelik değerlendirmelerde
bulundu. Ağbal ayrıca özelleştirmelere ilişkin açıklamalar yaptı.

Fitch veya S&P’nin “yatırım yapılabilir” notu vermediği dönemlerin Türkiye’ye en
fazla yabancı sermayenin geldiği dönemler olduğunu dile getiren Ağbal, kredi derecelendirme
şirketlerinin Türkiye ile ilgili değerlendirmelerinin her şeyi belirlemediğini ve
yatırımcıların karar verirken baktığı tek parametrenin bu olmadığını ifade etti.

**‘Yabancı yatırımcının müthiş bir ilgisi var’**

Ağbal, “Bugün Türkiye ile ilgili yabancı yatırımcının müthiş bir ilgisi var. Türkiye,
orta ve uzun vadede, sahip olduğu genç nüfusla ve bölgede sahip olduğu ticaret ve
yatırım fırsatlarıyla bir çekim merkezi.” diye konuştu.

Avrupalılar başta olmak üzere birçok yatırımcının Türkiye’de yatırım yapmak istediğinin
altını çizen Ağbal, Türkiye’ye yatırım yapma arzusunda herhangi bir azalma yaşanmadığına
işaret etti.

Ağbal, yatırımcıların, ilgili ülkenin orta ve uzun vadede barındırdığı fırsatlara
baktığını belirterek, şöyle devam etti:

“Bu kredi derecelendirme şirketlerinin notları önemsizdir anlamına gelmiyor. Mutlaka
kendi içinde bir değerlendirmedir. Ekonomide karar alıcıların kararlarını etkileyen
faktörlerden bir tanesidir fakat gerek Fitch’in gerekse beklenmedik bir şekilde 
S&P’nin yapmış olduğu değerlendirmelerin haklı değerlendirmeler olmadığını da söylemeliyiz.
Gerek ekonomiye ilişkin gerekse daha fazla anlamda siyasi değerlendirmeler içeren
birtakım haksız ve yersiz değerlendirmeler olduğunu görüyoruz.”

**‘Önyargılara dayalı değerlendirmeler’**

Normalde söz konusu şirketlerin değerlendirmelerinde, ekonominin orta ve uzun vadeli
görünümünü kısa vadeli beklentilerle değerlendirip fırsatları gözardı etmemeleri
gerektiğini kaydeden Ağbal, “Halbuki iki değerlendirmeye de baktığımız zaman hiçbir
değerlendirme raporunda görmek istemediğimiz şekilde, belirli önyargıya dayalı siyasi
değerlendirmeler görüyoruz. Aslında kredi derecelendirme şirketleri de kendi güvenirliklerini
bu raporlar üzerinden ortaya koyuyorlar.” dedi.

Ağbal, raporların içeriğine bakıldığında ise raporlarda bulunması normal olmayan
değerlendirmelerin yazıldığının altını çizdi.

Söz konusu kuruluşların Türkiye’deki siyasi gelişmelerin bir tarafıymış gibi değerlendirmeler
yaptıklarına işaret eden Ağbal, bu değerlendirmelerin raporlara olan inancı ve güveni
azalttığını kaydetti.

**‘Raporlar unutulur gider ama başarı hikayesi devam eder’**

Her iki derecelendirme kuruluşunun açıklamalarının piyasalar üzerinde fazla etkide
bulunmadığını belirten Ağbal, şunları kaydetti:

“Çünkü piyasalarda, kanaatimce, 2017’ye ilişkin olarak olumlu tarafta beklentiler
daha fazla. 2017, ekonomide de siyasette de belirsizliklerin azaldığı, olumlu beklentilerin
güçlendiği, yatırım, üretim ve ihracat kararlarının daha olumluya gideceği bir yıl
olacak. Bunu böyle görmek gerekiyor. Türkiye, reformlardan, demokrasinin güçlendirilmesinden
asla vazgeçmeyecek. Gerek iç politikada gerek dış politikada uluslararası iş birliklerinin
artırılması ve Türkiye’nin güçlü konumunun pekiştirilmesi noktasında, hükümet olarak,
kararlı bir şekilde çalışmalarımıza devam edeceğiz. Kredi derecelendirme şirketlerinin
raporları unutulur gider ama Türkiye’nin bu ileriye dönük başarı hikayesi artarak
devam eder.”

Ağbal, farklı ülkelerden Türkiye’de yatırım kararı alan yatırımcıların Türkiye ile
ilgili yaklaşımlarının pozitif olduğunu belirterek, Türkiye’nin, bölgede hem siyasi
hem de ekonomik olarak istikrarın sağlandığı, hukuk sisteminin yerleştirildiği, 
yatırım ortamı bakımından da yatırımcıya güvenin en fazla olduğu ülke konumunda 
bulunduğunun altını çizdi.

Gelecek dönemde gerek Avrupa’dan gerek bölge içindeki ülkelerden daha fazla yabancı
kaynak olacağına dikkati çeken Ağbal, Türkiye’nin başarı hikayesinin de daha fazla
olacağını söyledi.

**‘Özelleştirme geliri hedefimizin bir kısmını gerçekleştirdik’**

Özelleştirmelere de değinen Ağbal, bu yıl için öngördükleri özelleştirme gelirinin
13 milyar lira olduğunu hatırlattı.

Bütçeye, ocak ayında, özelleştirme fonundan 4 milyar liralık kaynak aktarıldığını
belirten Ağbal, “Dolayısıyla özelleştirme gelirine ilişkin hedefimizin bir kısmını
gerçekleştirmiş bulunuyoruz.” ifadesini kullandı.

Daha önce ihalesi gerçekleştirilerek sözleşmesi yapılan özelleştirmeler de bulunduğunu
anlatan Ağbal, bunlardan da gelecek taksit ödemeleri olduğunu, bu kapsamda özelleştirme
hedefini sağlayacak taksit ödemelerinin yıl içinde sisteme gireceğini bildirdi.

Ağbal, liman ve enerji şirketi özelleştirmeleri ile gayrimenkul satışlarının da 
özelleştirme programında yer aldığına işaret ederek, özellikle gayrimenkul tarafında
Özelleştirme İdaresi Başkanlığının gayrimenkul geliştirme fonksiyonunu bir miktar
büyütüp, ekonomiye kazandırılabilecek taşınmazları İdare üzerinden satmak istediklerini
belirtti. Ağbal, 13 milyar liralık özelleştirme geliri hedefinin gerçekçi olduğunun
da altını çizdi.

**Şans oyunları ve at yarışlarının lisans hakkı**

Şans oyunları ile at yarışları lisansını da Türkiye Varlık Fonu’na devrettiklerini
anımsatan Ağbal, “Türkiye Varlık Fonu, her iki lisansa ilişkin olarak bunların yönetilmesi
ve değerlendirilmesi konusunda ilgili kurumlarla çalışmalarına devam ediyor. Çalışmaların
sonucuna göre Fon, bu lisansların değerlendirmesini yapacak. Fon’un bütün faaliyetlerinin
eksenini belirleyecek ana döküman Stratejik Yatırım Planı’dır. Bu da Bakanlar Kurulu
tarafından belirlenecek.” dedi.

Önümüzdeki günlerde Türkiye Varlık Fonu’nun varlıklarının artacağını, daha fazla
şirket ve varlığın Fon’a devredileceğini bildiren Ağbal, söz konusu devirler kapsamında,
Fon’un 3 yıllık Stratejik Planı’nın Bakanlar Kurulundan geçeceğini ve sonrasında
Fon’un faaliyetlerini artırarak devam ettireceğini söyledi.

Birçok ülkede varlık fonu bulunduğuna işaret eden Ağbal, ekonomik anlamda istikrar
sağlanması, finansal piyasalarda oynaklıkların giderilmesi ve stratejik alanlardaki
yatırımlara kaynak yaratılması noktasında bu fonların son derece önemli fonksiyonları
bulunduğunu belirtti.

Ağbal, Türkiye Varlık Fonu’nun da uluslararası anlamda iyi örneklere uygun olarak
yapılanacağını, Bakanlar Kurulunun belirlediği stratejik plan çerçevesinde faaliyetlerini
sürdüreceğini ve ülke ekonomisine çok önemli katkılar vereceğini sözlerine ekledi.
