# Yatırımcıya yine parasının peşinden koşmak düştü

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/yatirimciya-yine-parasinin-pesinden-kosmak-dustu/
- Yayımlanma: 2026-09-20T18:26:07+03:00
- Yazar: Emel YİĞİT

Bir arkadaşım aradı birkaç gün önce… Bütün birikimi para piyasası fonundaymış. Üstelik
büyük bir bankanın para piyasası fonunda. Konuştuğumuzda henüz fonlarla ilgili tasfiye
kararı açıklanmamıştı.
“Normalde günlük 1.300 lira civarında getiri elde ediyordum.
Önceki gün 500 liraya kadar düştü” dedi.

“İyi ki her gün takip ediyorum. Yoksa ortalamaya bakıp fark etmeyebilirdim.” 
Hemen
portföy yönetimini aramış. Aldığı cevap ise daha da ilginç: “Artık fonların bir 
cazibesi kalmadı.”Bu yoruma doğrusu inanamadım. Çünkü ortada sadece fonların cazibesinin
azalması gibi sıradan bir durum yoktu. Üstelik kendisine getirideki sert düşüşün
nedeni de doğru dürüst açıklanamamış.Bir gün sonra, 7 portföy yönetim şirketinin
kurucusu olduğu 131 yatırım fonu için tasfiye kararı çıktı.Yani demem o ki, daha
tasfiye kararı kamuya duyurulmadan önce fon piyasasındaki kaos büyük kurumların 
fonlarına dahi yansımıştı.

**Yatırımcılar ne çok kriz yaşadı **

Kastelli’den Banker Bako’ya İmar Bankası’ndan Jetpa’ya, banka iflaslarından batan
borsa şirketlerine, saadet zincirlerinden türlü türlü yatırım skandallarına kadar
çok şey gördüm.
Ortak noktaları hep aynıydı: Önce güven vardı, sonra bir şeylerin
ters gittiği anlaşıldı. Ardından panik başladı. Ve en sonunda faturanın önemli bir
bölümü küçük yatırımcıya çıktı.

Şirketler battı, insanlar birikimlerini, evlerini, barklarını kaybetti. Binlerce
insan mağdur oldu. Geleceklerini kaybetti. Bazı süreçler kısa sürdü, bazıları yıllarca
devam etti. Ama sonuçta paralar buharlaştı, servetler el değiştirdi.
Kamu bir şekilde
bu krizleri toparlamaya çalıştı. Fakat küçük yatırımcının çoğu zaman öncelikli taraf
olmadığını da her seferinde gördük.Bu kez en azından bir teselli var: Tasfiye için
önceden belirlenmiş bir takvim bulunuyor.

SPK’nın kararına göre 131 fonun tasfiye işlemleri en fazla üç ay içerisinde tamamlanacak.
Tera Portföy’ün fonlarının tasfiye sürecini İş Bankası, diğer altı portföy yönetim
şirketinin fonlarını ise Ziraat Bankası yürütecek. Fon varlıkları piyasa koşulları
ve yatırımcıların menfaati gözetilerek nakde çevrilecek ve elde edilen tutarlar 
yatırımcıların payları oranında hesaplarına aktarılacak.

**Tasfiyeyi yapacak bankaların sorumluluğu büyük**

Şimdi gözler İş Bankası ve Ziraat Bankası’nda. Bu iki bankanın önünde kolay bir 
iş yok. Çünkü mesele yalnızca ellerindeki menkul kıymetleri satıp parayı dağıtmak
değil. Asıl mesele, bu satışların nasıl ve hangi fiyatlardan yapılacağı.
Fon portföyündeki
varlıkların bir anda piyasaya sürülmesi fiyatları daha da aşağı çekebilir. Bu nedenle
SPK’nın belirlediği esaslarda da piyasa derinliği, likidite koşulları ve yatırımcı
menfaatinin dikkate alınması öngörülüyor.İş Bankası’nın da Ziraat Bankası’nın da
zararın en düşük, mümkünse tasfiyeden elde edilecek tutarın en yüksek olması için
çalışacağını düşünüyorum. Çünkü bu aynı zamanda onlar açısından bir prestij meselesi.“
Bu fonları şu şekilde tasfiye ettik, yatırımcının kaybını mümkün olduğunca sınırladık”
diyebilmek, önümüzdeki dönemde ciddi bir referans olacak.

**Bu fonların içinde ne vardı? **

Parayı yönetmek güç. Özellikle böyle enflasyonist bir ortamda. Mevduat mı, döviz
mi, hisse senedi mi altın mı diye düşünen yatırımcı ne yapsa birikimini artırabilir?

Böyle zamanlarda her zaman “işi uzmanına bırakın, kendiniz yönetemediğiniz parayı
uzmanı daha iyi yönetir” dendi. Yatırımcı her zaman yatırım fonlarına yönlendirildi.
Yatırımcıların önemli bölümü de parasını bu profesyonel yapılara emanet etti. Kimisi
para piyasası fonu aldı, kimisi serbest fon, kimisi başka bir yatırım fonu.Akıllara
takılan pek çok soru var. Bu fonların içinde tam olarak ne vardı? Hangi varlıklar
ne fiyattan değerleniyordu? Fonların birbirleriyle, ilişkili şirketlerle veya başka
taraflarla yaptığı işlemler nelerdi? Hangi varlıkların likiditesi ne kadardı?

Bunlar aylık olarak açıklanıyor. Ancak bir yatırımcı parasını profesyonel bir portföy
yöneticisine emanet ettiyse her ay açıklanan portföy dağılım raporlarını tek tek
takip etmesi de kolay değil.
Sonuçta bu fonların özellikle de hisse fonlarının içeriğinde
kendi grup şirketlerinin hisselerinin bulunduğu, bu hisselerde zaman zaman trend
dışı dikkat çekici hareketler olduğu gibi bir gerçek de var. Ancak tabii bu da küçük
yatırımcının takip edebileceği bir konu değil.Bir de çok fazla ilgi görmeyen bazı
halka arzlarda yatırım fonlarının önemli bir talep kaynağı olup olmadığı konusu 
var ki o da mutlaka konuşulması gereken başka bir konu.

**Fonlarda denetim neden daha önce çalışmadı? **

SPK’nın 18 Eylül tarihli açıklaması aslında bu soruların önemini artırıyor. Kurul,
2025’in son çeyreğinden itibaren bazı serbest yatırım fonları ve para piyasası fonları
aracılığıyla, fiili dolaşımı düşük hisselerde ekonomik gerçeklik ve şirketlerin 
temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketleri gözlendiği belirtiliyor.

Peki denetim, kontrol ve uyarı mekanizmaları neden daha önce devreye girmedi? Devreye
girdiyse neden sorun büyüdü?

Bir şirkette en basit olayda bile zarar hesabı çıkarılır. Sorumlu personel bulunur.
Gerekirse işten çıkarılır, disiplin süreci uygulanır. Ama o personelin yöneticisine
de “Sen neredeydin?” diye sorulur.
İşte fon meselesinde de sorulması gereken soru
tam olarak bu.Bir fonun içinde işler bu noktaya gelene kadar kim neyi gördü, kim
neyi denetledi, kim ne zaman uyardı? Ve eğer birileri uyardıysa, o uyarı neden zamanında
dikkate alınmadı?

**Fon sahipleri ne yapacak? **

Şimdi yüz binlerce yatırımcı parasının akıbetini bekliyor. Haberlerde 131 fonun 
560 bin yatırımcıyı doğrudan ilgilendirdiği, toplam büyüklüğün ise 940 milyar liranın
üzerinde olduğu belirtiliyor.
Bu insanların önemli bir bölümü profesyonel yatırımcı
değil. Parasını yıllarca biriktirmiş, “Param boşta durmasın, fon alayım” demiş insanlar.
Şimdi ise karşılarında üç aylık bir tasfiye süreci var. Bu kesimin beklemekten başka
yapacak bir şeyi yok şu anda. Umuyorum zarara uğramadan birikimlerini kurtarabilirler
ve yine umuyorum ki sermaye piyasaları bir daha böyle bir kriz yaşamaz.Bir not daha
düşeyim; bu fon krizinin kamuya zararı ve kamunun hedefleri üzerinde ne kadar etkili
olacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz.
