# Yeni e-Ticaret Kanunu büyük sıkıntılar doğuracak

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/yeni-e-ticaret-kanunu-buyuk-sikintilar-doguracak-90926h/
- Yayımlanma: 2022-10-09T08:54:01+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Bloomberg HT’nin haberine göre kanunda bazı şirketlerin önünü kesmek, bazılarının
ise büyümesine destek vermek için özel düzenlemeler yapıldığı dikkat çekiyor. Rekabet
Kurumu’na paralel biri yapı oluşturuyor. Piyasada rekabeti ortadan kaldıracak düzenlemeler
içeriyor. Eğer ‘E-Ticaret Kanunu’ bu haliyle 2023’te yürürlüğe girerse toparlanmaya
çalışan ekonomimize bir darbe de buradan gelecek ve enflasyon daha da yukarı gidecektir.

[Ticaret Bakanlığı](https://ticaret.gov.tr/)’nın sektör paydaşlarıyla görüşüp, tartışmadan
ve ilgili taraflara haber vermeden E-Ticaret Kanunu’nda değişiklikler yapması yabancı
yatırımcıyı ürkütecek, elektronik veya internet üzerinden pazaryerlerinden satış
yapan, ürün pazarlayanlara ve tüketicilere telafisi mümkün olmayan zararlar verecek.

7 Temmuz 2022 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun bu haliyle 2023’te yürürlüğe 
girmesi halinde rekabeti ortadan kaldıracağı için başta tüketici olmak üzere iş 
hayatında yer alan herkes bu gelişmeden etkilenecek. Peki kim kazanacak? Ticaret
Bakanlığı yetkilileri kazananları ve kaybedenleri herkesten iyi biliyordur. Rekabet
Kurumu da piyasanın nasıl bozulacağını görüyordur. Ülke olarak, tüketici olarak,
iş hayatında yer alanlar olarak hepimiz kaybeden tarafta kalacağız. Bu kadar net.

E-Ticaret Kanunu’ndaki yeni düzenlemeler Türkiye’ye vereceği zararları bir iki maddeyle
sıralamak mümkün değil. Elektronik ticaret sektöründe Rekabet Kurumu’nun yetkisinde
olan rekabet hukuku uygulamalarına sıkıntılar doğuracak düzenlemeler getiriyor. 
Bir defa sektörde rekabet hukuku problemi doğurmakla kalmayacak, Rekabet Kurumu 
ile Ticaret Bakanlığı arasında yetki çatışmasına da sebep olacak. Hem sektörün gelişmesini
engelleyecek hem de birtakım belirsizlikleri beraberinde getirecek.

Sadece Türkiye’de değil, her yerde, başta ABD ve Avrupa Birliği’nde (AB) olmak üzere
e-ticaret düzenlemeleri tartışılıyor. Pazaryerlerinin de aralarında yer aldığı platformlarla
ilgili bir takım yeni kamusal düzenlemeler için çalışmalar yapılıyor. Türkiye’de
ise Ticaret Bakanlığı “E-Ticaret Kanunu” düzenlemesiyle dünyadaki uygulamalardan
tamamen ayrılıyor. Çünkü bakanlık, ABD ve AB’de olduğu gibi sektöre destek olacak,
gelişmesine katkı sunacak değişiklikler yapmak yerine, fırsat eline geçmişken bazı
şirketlerin önünü açmak için yasal düzenlemeler yapmayı tercih etmiş. Türk iş hayatı
dünyası, tüketiciler ve üreticiler dikkate bile alınmamış!

Ticaret Bakanlığı, dijital alanda yapılması gereken tartışmaları, düzenlemeleri 
sadece e-ticaret özeline indirgemiş.

Bu gelişmelerin en dikkat çeken tarafı ise Ticaret Bakanlığı’nın başka kurumların
yetki alanına girerek, ‘E-Ticaret Kanunu’nu düzenlerken arkasına saklandığı tuhaf
gerekçeler.

Bakanlığın iddiası şöyle; “Etkin ve adil rekabet şartlarını korumak, elektronik 
ticaret hizmet sağlayıcıların, elektronik ticaret pazar yerlerine bağımlılığını 
azaltmak ve elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcıların faaliyetlerinin takibini
sağlamak.”

Fakat aşırı müdahaleci yaklaşımla hazırlanan, birtakım yasaklar içeren kanun, piyasadaki
oyuncu sayısını ve rekabeti azaltacak kesin düzenlemeler içeriyor. Başta Rekabet
Kurumu olmak üzere birçok kamu kuruluşunun da yetkilerine müdahale ediyor. Söz konusu‘
E-Ticaret Kanunu’ yeni haliyle piyasaları bozacak, üretim ile tüketimde tarafların
dengelerini değiştirecek, elektronik platformlar aracılığıyla satış yapanları da
belirsizliğe sürükleyecektir.

Şimdi biraz da kanundan detaylar vereyim.

Mesela e-ticarete getirilen lisans ücreti ve para cezalarını anlamak ve izahını 
yapmak imkânsız. Bu düzenlemeyle sektörde rekabet ortadan kalkacağı gibi elektronik
ticaretin etrafında oluşan ekosistem de bozulacak, ilgili taraflar telafisi olmayan
zararlar görecek.

Tablo şöyle; Türkiye’de tam mükellef olarak faaliyetlerine devam eden ve kurumlar
vergisi mükellefi olan pazaryerlerinin bir bölümü, satış gelirlerinin yüzde 7.5’
ini Dijital Hizmet Vergisi (DHV) olarak ödüyor. Dijital ticaretin üzerindeki bir
diğer önemli yük de dijital reklam harcamalarının yüzde 15’i oranında ödenen reklam
stopajı. Uluslararası anlaşmalar uyarınca 2023’te kaldırılacağı açıklanan DHV’yi
dünyadaki en yüksek oranla uygulayan ülke Türkiye oldu. Ayrıca Türkiye, DHV ile 
birlikte dijital reklam stopajı tahsil eden nadir ülkelerden de birisi.

Fakat asıl önemli husus Ticaret Bakanlığı’nın ‘E-Ticaret Kanunu’nda, e-ticaret pazaryerlerinde
gerçeklesen ticaret hacmi üzerinden lisans ücreti tahsil edilmesine dair düzenlemesi.
Lisans ücreti ile platformların büyümesine sınır getiriliyor. Fakat böyle bir sınırın
hiçbir açıdan ekonomik mantığı yok. Rekabetin sağlanması amacıyla da böyle bir sınır
konamaz. Çünkü böyle bir sınır rekabete engel olur. Haksız rekabetin önlenmesi için
her açıdan denetlenen sektörde böyle bir sınır tüketicilere zarar verir.

Öte yandan kanun ile e-ticarete getirilecek ilave yükler, esnaf ve KOBİ’leri dijitalleştiren
ve milyonlarca kişinin hayatını kolaylaştıran pazaryerlerinin işlem maliyetlerini
direkt arttıracak. Bu artışlar da satıcılara ve müşterilere ilave külfet olacak.

Şimdi hükümet, ekonomi bürokrasisi bir yandan enflasyon ile mücadele için KDV indirimleri
yaparken, diğer taraftan Ticaret Bakanlığı e-ticaret üzerine ilave vergi yükü getiren
lisans ücreti gibi tuhaf düzenlemelere imza atıyor. Bu bir çelişki değil mi?

Ticaret Bakanlığı öyle bir lisans ücreti düzenlemesi yapmış gibi, bazı şirketlerin
direkt zarar etmesini sağlıyor. Mesela yıllık işlem hacmi net 100 milyara ulaşan
bir pazaryerinin, e-ticaret şirketinin ödeyeceği lisans ücreti net gelirinden fazla
olmaktadır. Zira net işlem hacmi 10 ila 65 milyar TL arasındaki e-ticaret şirketleri
binde 3 ile yüzde 25 arasında değişen oranlarda lisans ücreti ödeyecek. Diğer ifadeyle
100 milyarlık sınıra ulaşmış bir e-ticaret şirketine Ticaret Bakanlığı yaşam hakkı
tanımayacak. Gelirinin çok üzerinde lisans ücreti ödemek durumunda bırakarak zarara
sokacak. Küçülmesini isteyecek. Rekabeti engelleyerek, tüketicinin zarar görmesine
sebep olacak.

Şimdi kanunda dikkat çeken bazı değişiklikleri ve getirilmiş olan yeniliklerin hukuki,
mali ve ekonomik açıdan sebep olacağı problemlerinin bazılarına özetleyeyim.

### E-ticarete lisans ücreti;

Fiilen Vergi Usul Kanun’a paralel (mükerrer) ve fahiş bir vergi sistemi yürürlüğe
sokuldu. Yetmezmiş gibi kademeli bir sistem benimsenerek serbest piyasa koşullarında
serbestçe ve eşit şartlarda rekabet etmesi gereken şirketler arasında rekabeti engelleyici
boyutta fahiş maliyet farkları oluşturuldu.

### Fahiş idari para cezaları;

Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’a alternatif bir müeyyide sistemi getirilerek
Rekabet Kurumu’nun yetkileri Ticaret Bakanlığı bünyesinde kurulan alternatif “paralel”
bir yapı ile devre dışı bırakıldı.

### Pazaryerlerine reklam sınırı;

Reklam bütçesi ile istihdam sağlayan ajans gibi yan kuruluşların gelirleri ve dolayısıyla
istihdam hacimleri küçültülüyor. Bu reklam bütçeleriyle hizmet veren kuruluşlara,
medyaya da darbe vuruluyor.

### e-para ve ödeme hizmeti yasağı;

Pazaryerlerine, e-ticaret şirketlerine e-para ve ödeme hizmeti sunma yasağı getirilmesinin
mantığı anlamak mümkün değil. Hızlı ve kolay e-ticaret engelleniyor. Özellikle ürün
iadesi vb. konularda tüketiciler, bankaların uyguladığı uzun para iadesi sürelerine
mahkûm ediliyor.

### Devlet eliyle rekabet ihlali;

Bazı pazaryeri şirketleri kanundan muaf tutularak, devlet eliyle rekabet ihlali 
oluşturuluyor. Meraklıları bu şirketlerin kimler olduğunu bulabilir. GSM operatörü
de var, havayolu da, posta şirketi de…

Halka açık şirketlere bir bakanlık “ben yaptım” oldu mantığıyla arka çıkabilir mi?
Böyle bir kanun düzenlemesi olabilir mi? Her tarafı bir yasayla, mevzuatla çelişiyor.
Gelişmelerin bu haliyle kalmaması ve ülkeye zarar vermemesi için Ticaret Bakanlığı’nın
E-Ticaret Kanunu düzenlemesini değerlendirmeye devam edeceğim.

Konu CHP’nin iptal başvurusuyla Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. En azından kanunun
özellikle medya reklam sınırlanması ve lisans ücretindeki eşitsiz düzenlemelerinin
Anayasa’nın eşitlik ilkesini ihlal edip etmediği Yüksek Mahkeme’ce değerlendirilecek.
CHP’nin kanuna Meclis görüşmelerinde itiraz etmeyip sonradan dava açması dikkat 
çekici. Bu kadar önemli bir konunun Anayasa Mahkemesi’nin denetiminden geçme imkanının
yaratılması açısından faydalı oldu.
