# ‘Yeni ekonomi modeli’nden kimler kazançlı çıktı?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/yeni-ekonomi-modelinden-kimler-kazancli-cikti-83902h/
- Yayımlanma: 2022-04-22T18:53:25+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Geçen yılın eylül ayında başlatılan faiz operasyonu ve sonrasında atılan adımlar,
Türkiye ekonomisini ve vatandaşları derinden etkiledi.

Merkez Bankası’nın ([TCMB](https://www.tcmb.gov.tr/)) faiz indirimleri sonrasında
döviz kurları ve enflasyon patlarken, halkın büyük bölümünün alım gücünde dramatik
düşüşler yaşandı.

Sözcü’nün haberine göre Cumhurbaşkanı [Erdoğan](https://www.borsatek.com/erdogandan-rusya-ve-ukrayna-ile-ilgili-yeni-aciklama-83686h),
söz konusu operasyonu önce “faiz sebep enflasyon netice”, “nas ortada” gibi ifadelerle
savunurken, döviz kurlarındaki sert artışların ardından söylem değişmiş ve “yeni
ekonomi modeline geçiş” ilan edilmişti.

Söz konusu modele göre, TL’deki değer kaybı ile birlikte artan rekabet gücüyle ihracat
artacak, ithalat azalacak ve Türkiye cari fazla vermeye başlayacaktı.

Birçok ekonomist ortada model denebilecek bir politika çerçevesi olmadığını vurgularken,
vaat edilen cari fazla da gelmedi.

TCMB politika faizini yüzde 19’dan yüzde 14’e indirirken, resmi enflasyon yüzde 
19’dan yüzde 61’e sıçradı ve 20 yılın zirvesini gördü.

Dolar/TL kuru 8,30’dan 18,30’a kadar yükseldikten sonra, kur korumalı TL mevduat
adlı riskli ürünle bugün bulunduğu 14,70 seviyelerine çekilebildi.

Dünyada dolar bazlı enerji ve gıda fiyatlarının hızla yükseldiği, Ukrayna’daki savaşın
küresel ekonomiyi sarstığı ve ABD başta olmak üzere gelişmiş ülke merkez bankalarının
faiz artırmaya başladığı bir dönemde hükümetin geri adım atmadığı faiz operasyonunun
Türkiye için faturası giderek ağırlaşıyor.

Bu operasyondan geniş kesimler zararlı çıkarken, dar bir kesim ise kârlı çıktı. 
İşte kazananlar…

### 1. Bankalar

Cumhurbaşkanı’nın faizler nedeniyle sık sık hedef aldığı bankalar, faiz operasyonundan
en kârlı çıkanlar arasında yer aldı.

Bankaların net dönem kârı yılın ilk iki ayında yüzde 323’lük olağan dışı artışla
9,2 milyar TL’den 39 milyar TL’ye yükselirken, bu artışta yüksek faiz marjları ve
enflasyona endeksli tahviller öne çıktı.

Enflasyondaki artışla birlikte bankaların son dönemde ağırlık verdiği enflasyona
endeksli tahvillerin getirileri artıyor. Nitekim, bankaların menkul değerlerden 
aldığı faiz geçen senenin ilk iki ayında 15,6 milyar TL iken, bu sene aynı dönemde
41,4 milyar TL’ye yükseldi.

### 2. Türkiye’ye yüksek faizle borç verenler

Yabancı banka ve fonlar da Türkiye’ye yüksek faizli borç vererek bu dönemde kârlı
çıktı.

Örneğin, Hazine, geçen ay yüzde 8,625’lik yüksek faizle 2 milyar dolarlık borçlanmaya
gitti. Bu oran, 5 yıllık vadede dolar cinsi olarak Şubat 2003 sonrasındaki en yüksek
faiz oldu. Hazine, 2 milyar dolarlık borç için 948,7 milyon dolar faiz ödeyecek.

ABD’nin 5 yıllık hazine tahvili, geçen ayki borçlanma sırasında yüzde 2,15 seviyesinde
bulunuyordu. Türkiye, bu oranın yaklaşık 6,5 puan üzerinde faizle borçlanmış oldu.

### 3. Gayrimenkul yatırımcılar ve emlakçılar

Enflasyon yüzde 61 iken konut faizleri ortalama yüzde 18 civarında bulunuyor. İnşaat
maliyetlerindeki artış, göçmen politikası ve yabancılara konut satışıyla birlikte
aşırı düşük reel faizler, konut fiyatlarını şişiriyor.

Merkez Bankası verilerine göre, konut fiyatları şubat ayında yıllık yüzde 96,4 artışla
ile rekor tazeledi. Artış oranı İstanbul’da yüzde 106,3’ü buldu.

İstanbul’da konut ortalama metrekare fiyatı 13 bin 836 lira olurken 120 metrekare
bir evin ortalama fiyatı 1 milyon 660 bin lira oldu.

Betam’a göre, Türkiye genelinde ortalama satılık konut ilan metrekare cari fiyatı,
martta yıllık bazda yüzde 134,3 arttı. İstanbul’da artış oranı yüzde 159,3’e ulaştı.
Yine Betam’a göre, Türkiye genelinde ortalama kiralık konut ilan metrekare fiyatındaki
yıllık artış oranı şubatta yüzde 84,2 olurken, İstanbul’da oran yüzde 112,3’e ulaştı.

Bu sayede gayrimenkule yatırım yapanlar yerliler ve yabancılar ile bu sektörde faaliyet
gösteren emlakçılar kazandı.

İyi Parti Kalkınma Politikaları Başkanı Prof. Dr. Ümit Özlale’nin aktardığı rakamlara
göre, Türkiye’de kişi başına gelire göre en zengin yüzde 10’luk grupta yaşayan 8
milyon kişi gayrimenkul gelirinin yüzde 59’una sahip. Bu da gayrimenkul rantından
dar bir kesimin faydalandığını gösteriyor. Yüzde 14’lük kesim ise tüm gayrimenkul
gelirini elinde tutuyor.

### 4. Yap işlet devret müteahhitleri

Faiz operasyonuyla birlikte kur artışı, döviz cinsi yüksek gelir garantisi verilen
yap işlet devret projelerinin müteahhitlerine yaradı. Hükümete yakın ilişkileri 
sayesinde ihaleleri toplayan az sayıdaki müteahhidin kazancı, kur artışıyla birlikte
artıyor.

Söz konusu müteahhitler, projeler için kullandıkları kredilerin de döviz cinsi olduğunu
belirtseler de, yüksek gelir garantileri, kredi riskini aşıyor.

Prof. Dr. Uğur Emek’in hesaplamalarına göre, şehir hastaneleri, otoyollar, köprüler,
havalimanları ve Akkuyu Nükleer Santrali’ne verilen gelir garantilerinin toplamı,
2020 sonu itibarıyla 152,8 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

### 5. Ucuz krediye erişebilenler

Enflasyon yüzde 61 iken, ticari kredi faizleri ortalamada yüzde 20 seviyesinde bulunuyor.
Maliyetleri ve işletme sermayesi ihtiyaçları artan şirketler, ucuz kredi ile üretimi
sürdürebiliyor.

İşçi ücretlerindeki artışın döviz kurlarındaki artışın çok altında kalması da özellikle
ihracat yapan firmalar için avantaj yaratıyor.

Yüzde 18 civarında olan konut kredisine de geniş kesimler ulaşamıyor. İstanbul’da
120 metrekare bir evin ortalama fiyatı 1 milyon 660 bin liraya ulaşırken, bu fiyatta
bir ev için 1 milyon 328 bin liralık konut kredisi çeken birinin aylık en az 21 
bin 817 TL kredi taksiti ödemesi gerekiyor. Bunun için de, kredi isteyenin gelirinin
bu taksit miktarının en az iki katı olması gerekiyor.

### 6. Döviz ve dövize endeksli mevduat sahipleri

Bankalar TL mevduat faizine ortalamada yüzde 18 faiz veriyor. Bu oran enflasyona
göre oldukça düşük ve bu durum birikim sahiplerini döviz ve gayrimenkul başta olmak
üzere yüksek getiri beklenen başka araçlara yönlendiriyor.

15 Nisan itibarıyla bankalardaki 6,1 trilyon TL’lik mevduatın yüzde 57,2’si döviz
ve altında, yüzde 12,4’ü kur korumalı mevduatta bulunuyor. Bu da mevduatların yüzde
70’inin kur korumasında olduğunu gösteriyor.

Şubat sonu itibarıyla bankalarda yurt içi yerleşiklere ait 5,2 trilyon TL’lik mevduatın
yüzde 63’ünün 1 milyon TL üzerinde mevduata sahip 493 bin mudiye ait olduğu düşünüldüğünde,
zengin kesimin birikimlerini kur korumasına aldığı görülebilir.

Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Cengiz Yavilioğlu, 8 Nisan 2022 tarihine kadar
vadesi dolan hesaplara Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 13,2 milyar TL, Merkez
Bankası tarafından 1,6 milyar TL’lik kur farkı ödemesi gerçekleştirildiği açıklamıştı.
Dövizdeki artışla birlikte bu rakamın katlanması bekleniyor.

Yurt dışı yerleşik kişi ve şirketler de kur korumalı sisteme dahil edilmişti. Nitekim,
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yurt dışında Yerleşik Vatandaşlar Mevduat ve Katılım (YUVAM)
hesabının döviz cinsi yüzde 4 getiri garantisi verdiğini söylemiş ve yüksek faizle
övünmüştü.
