# Yerel seçimde siber saldırı olabilir mi?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/yerel-secimde-siber-saldiri-olabilir-mi-107144h/
- Yayımlanma: 2024-03-21T09:58:42+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Dünya genelinde yaklaşık iki milyar seçmen bu yıl tercih ettikleri temsilcilerine
oy verecek. Aralarında Türkiye, ABD, İngiltere ve Hindistan’ın da bulunduğu çok 
sayıda ülkede hatta Avrupa Parlamentosu’nda seçimler yapılacak.

Gerçek insanların sahte görüntüleri, ses ve video klipleri yaygınlaştıkça yapay 
zeka destekli bir dezenformasyon ihtimali giderek artan bir endişeye neden oluyor.
Dijital güvenlik şirketi ESET, artık oldukça sık karşılaştığımız Deepfake’in yanı
sıra hangi siber tehditlerle karşı karşıya olabileceğimizi inceledi. Oylama sistemlerinin
bütünlüğünü sağlamak için ne tür önlemler var ve seçmenler olarak ne kadar endişelenmeliyiz
sorularına cevap aradı.  

Kâğıt üzerinde, ulus devletler, hacktivistler ve hatta finansal olarak motive olmuş
suçlular, oyları değiştirmek için çevrimiçi seçim altyapısını hedef alabilir veya
bireylerin haklarını toplu olarak ellerinden almak için seçmen kayıt veri tabanlarına
müdahale edebilirler. Çevrimiçi makineleri veya insanların dışarı çıkıp oy kullanmasını
zorlaştırabilecek diğer altyapı gereçlerini hedef alarak seçim günü faaliyetleri
aksatmaya çalışabilirler. Bir diğer senaryo ise sonuçlara şüphe düşürmek amacıyla
sonuçların raporlanmasını hedef alan saldırılar olabilir.  Dış güçlerin istedikleri
adayın seçilmesini sağlamak için seçim sonuçlarını değiştirme ya da etkileme potansiyeli
açısından tehlikede olan çok şey var. Ancak iyi haberler de var. 

ABD’de 2020 seçimlerinin çalındığı yönündeki bazı iddialara rağmen bunu destekleyecek
hiçbir kanıt bulunmuyor. ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA) seçimlere
müdahaleyle ilgili en yaygın söylentilerden bazılarını çürüten uzun bir liste yayımladı.
Bu iddialar arasında şunlar yer alıyor: 

 * Seçim yetkilileri, seçmen kayıt listelerinin mümkün olduğunca doğru ve güncel
   olmasını sağlamak için düzenli olarak günceller. 
 * Postayla gönderilen oy pusulalarının bütünlüğünü korumak için seçmen kimlik kontrolleri
   de dahil olmak üzere çeşitli güvenlik önlemleri mevcuttur. 
 * Kurcalamaya karşı sağlam önlemler alınmış olup, oy pusulaları posta kutusu aracılığıyla
   iade edilmektedir. 
 * Federal, eyalet ve/veya yerel seçim yetkilileri oylama makinelerini ve ekipmanlarını
   güvenlik açıklarına karşı titizlikle test eder ve onaylar.
 * İmza eşleştirme, bilgi kontrolleri ve diğer önlemler, seçmen kimliğine bürünme
   ve uygun olmayan seçmenlerin oy kullanmasına karşı koruma sağlamak üzere tasarlanmıştır.

Seçimlerin dürüstlüğünden emin olmak için başka bir neden daha var: ABD gibi ülkelerde
farklı türde oylama makineleri ve kayıt teknolojileri mevcut. Bunlar, seçim döngüsünün
tüm aşamalarındaki faaliyetleri ele alıyor: 

 * Seçim öncesi faaliyetler: Seçmen kaydı ve devamsız oyların işlenmesi. 
 * Seçim günü: Doğrudan Kayıt Elektronik (DRE) oylama makinelerini (kullanıcıların
   doğrudan oy kullandığı) ve kâğıt oy pusulalarının tarandığı ve oyların sayıldığı
   Optik Tarama Oylamasını içerir. Sonuçlar daha sonra elektronik olarak sunulur
   ve merkezileştirilir. 
 * Seçim sonrası faaliyetler: Seçim sonrası denetimler ve resmi olmayan seçim gecesi
   sonuçlarının halka açık web sayfalarında yayımlanması gibi. 

DRE makinelerinin uzaktan tehlikeye atılabileceği konusunda bazı endişeler bulunmaktadır.
Öte yandan diğer pek çok ülkede olduğu gibi ABD’de de oyların kullanılmasının ana
yolu bu değildir. Genel olarak teknoloji kullanımı ülke genelinde o kadar merkezi
olmayan ve çeşitlilik arz eden bir yapıdadır ki, tek bir kuruluşun bir seçimi etkileyecek
kadar sonuçları hacklemesi ve değiştirmesi son derece zor olacaktır.  

### Ana tehditler nerede? 

Bununla birlikte kötü niyetli aktörlerin birkaç kararsız eyalette bir bölgeyi ya
da şehri tek başına seçebileceğine dair hala geçerli endişeler var. Sonuçları değiştiremeseler
bile, bireylerin oy kullanmalarını zorlaştırarak veya sonuçların raporlanmasına 
müdahale ederek teorik olarak sonuçlara olan güveni sarsabilirler.  CISA üç temel
siber tehdit tanımlamaktadır: 

**Fidye yazılımı:** Seçmen kayıt verilerini çalmak ve sızdırmak veya hassas seçmen
ve seçim sonuçları bilgilerine erişimi engellemek için kullanılabilir. Ayrıca kayıt
ve aday dosyalama gibi temel operasyonel süreçleri aksatmak için de kullanılabilir.

**Kimlik Avı:** Günlük işleri sırasında e-posta eklerini açmaları gereken seçim 
görevlileri için özel bir tehdittir. Tehdit aktörleri, seçim temalarından yararlanan
sosyal mühendislik yemleriyle kötü amaçlı yükleri kolayca gizleyebilir. Sonuç, fidye
yazılımı, bilgi çalan kötü amaçlı yazılım veya diğer kötü amaçlı kodların gizli 
bir şekilde indirilmesi olabilir. 

**Hizmet Reddi (DoS):** Dağıtık Hizmet Engelleme (DDoS) saldırıları, seçmenlerin
kendilerine en yakın oy verme merkezinin yeri veya başlıca adaylar hakkındaki bilgiler
gibi oy kullanmalarına yardımcı olacak kilit bilgilere erişimini engelleyebilir.
Endonezya Genel Seçim Komisyonu, yakın zamanda ulusal seçimler sırasında kendi sitelerine
ve diğer sitelere yönelik “olağanüstü” sayıda bu tür saldırılar yaşadığını söyledi.

### Seçimler nasıl güvende tutulur? 

Seçim güvenliği konusu geniş kitlelerce önemseniyor. CISA seçim kurumlarına diğer
ülkelerdeki yöneticilerin de faydalanabileceği çok sayıda kaynak sunuyor. Oy kullanmanın
en güvenli şekli elbette kâğıt kullanmaktır. Birleşik Krallık, AB ve ABD de dahil
olmak üzere pek çok ülkede oyların çoğu bu şekilde kullanılmaktadır. Ancak seçmen
kayıtları ve seçim altyapısı hedef alındığı sürece endişeler devam edecektir. 

Kimlik avı, fidye yazılımı ve DoS tehdidini azaltmaya yönelik en iyi uygulamalar
bu bağlamda hala geçerli olacaktır. Bunlar arasında düzenli sızma testi ve güvenlik
açığı, yama yönetimi programları, çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) ve ağ segmentasyonu
yer almaktadır. Neyse ki piyasada bulut tabanlı DDoS azaltma, kimlik avı tespiti
ve fidye yazılımlarına hızlı müdahale sunan çok sayıda sağlayıcı da bulunmaktadır.
Birçok açıdan seçim dürüstlüğüne yönelik en büyük tehdit, deepfake’ler de dahil 
olmak üzere dezenformasyon kampanyalarından kaynaklanacaktır.

Bir de 2016 ABD başkanlık seçimleri öncesinde olduğu gibi oy verme günü öncesinde
kamuoyunu etkilemeye yönelik “hack-and-leak” girişimleri. 
