# Yılmaz: Vatanseverliğimi sorgulatmam

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/yilmaz-vatanseverligimi-sorgulatmam-1056h/
- Yayımlanma: 2014-01-25T14:30:00+02:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Muharrem Yılmaz, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan’ın eleştirilerine yanıt verirken “Vatanseverliğimi kimseye 
sorgulatmam” dedi. Yılmaz, TÜSİAD Başkanı olarak, vazifesini yerine getirmeye çalıştığını
söyledi. Türkiye’deki yabancı sermayeli şirketlerin hepsinin TÜSİAD’ın üyesi olduğunu
belirten Yılmaz, “Niye uyarmadın diye bana sorarlar” şeklinde konuştu.

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz dün CNNTÜRK’te yayınlanan “Eğrisi 
Doğrusu” programında gazeteci Taha Akyol ve Emin Çapa’nın sorularını yanıtladı. 
Muharrem Yılmaz, Başbakan Erdoğan’ın TÜSİAD Genel Kurulu’nda dile getirilen konulara
ilişkin eleştirisine yanıt verdi. Yılmaz şu ifadeleri kullandı:
Genel Kurul konuşmasında
olması gerektiği gibi bir dünya analizi yaptığının altını çizen Yılmaz, şu ifadeleri
kullandı:“Ülkemizin ekonomisiyle ilgili, dünyadaki gelişmelerden nasıl etkileneceğinin
analizini yaptım. Dünyada artık sermaye azalıyor. Sermayenin azaldığı bu ortamda,
kalkınmasını finanse edebilmek için tüm kalkınmaya çalışan ülkeler dünyadan sermaye
çekmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla bizim dikkat etmemiz lazım. Dünyadaki azalan sermayenin
Türkiye’yi tercih etmesi için bizim de evimizin içini iyi süpürmemiz lazım. Evimizi,
yatırım ortamımızı iyi hazırlamamız lazım. Tam dünyada bu gelişmeler devam ederken,
aksine herkesi ürkütecek tedirgin edecek, ‘Türkiye nerede? Nereye doğru yöneldi?’
dedirtecek bir ortam yarattık. Bunu ben yaratmadım. Bu bir vakadır. Bu vakayı tespit
edip gerekli uyarıda bulunmak, TÜSİAD Başkanı’nın görevidir. Ben bunu yaptım. Dolayısıyla,
biz bu şartları sağlamazsak dünya sermayesi gelmez, ülkemizdeki sermaye de gelmez.
Var olanlar da gider.”

**Niye uyarmadın diye sorarlar**

“Bu konuda biri bir söz söyleyecekse benden başka kim söyleyecek?” diyen Yılmaz,
Türkiye’deki yabancı sermayeli şirketlerin hepsinin Tüsiad’ın üyesi olduğunu vurguladı.
Yılmaz, “Niye uyarmadın diye bana sorarlar. Ben TÜSİAD’ın Başkanı’yım ve Türkiye
ekonomisinin yarısını üretiyorum… Eğer yabancı sermayenin nasıl hareket edeceğini
Türkiye’de birisi söyleyecekse ben söylemek zorundayım. Onlarla ben çalışıyorum.
Dünyadaki muadil örgütlerle ben çalışıyorum. ‘Türkiye’ye gelin, yatırım yapın!’ 
diye dolaşıyorum, anlatıyorum…” diye konuştu.

**Çözüm sürecinin ekonomik ayağını üstlendik**

Türkiye’de çözüm sürecinin ekonomik ayağını üstlendiklerini söyleyen Yılmaz, “Sorumluluğunu
biz üstlendik. İçeride ve dışarıda herkesi Doğu, Güneydoğu’ya götürüp, ‘Arkadaşlar
yatırım ortamımız iyileşiyor, gelin yatırım yapın’ demeye çalışıyorum. Cizre’ye 
gittim, Batman’a gittim. Yanımda yabancı misyon temsilcilerini götürüyorum. Elimden
geleni yapıyorum. Mektuplar yazdım, Avrupa’daki iş dünyası örgütleriyle birlikte
çalıştık. Bütün bu çabalarım memlekette ihtiyacımız olan refahın, ihtiyacımız olan
zenginliğin yaratılabilmesi için, istihdamın oluşabilmesi için, genç nüfusumuza 
iş temin etmek için, aş temin etmek için, yatırım yapılması lazım. Bunun gayreti
içerisindeyim.

**Vatanseverliğimi sorgulatmam**

Tüsiad Başkanı Yılmaz, “Ben doğrusu vatanseverliğimi kimseye sorgulatmam. İşimi 
gücümü bırakmışım, uğraşıyorum. TÜSİAD Başkanı olarak, vazifemi, TÜSİAD’ın bana 
yüklediği sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyorum. Vatan hainliği gibi bir şey 
kabul edilemez. Bu kadar kolay vatan hainliğinden bahsedilemez…” dedi.

Bu sözlerin çok sık kolay kullanılmasını yakıştıramadığını vurgulayan Yılmaz, bunun
doğru bir yaklaşım olmadığını vurguladı. Bu tür yaklaşımlardan artık uzaklaşılması
gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Ayrıca bu kurum 43 senelik, memleketin hayrına çalışmış
bir kurum. Bu kurumun başındaki başkan olarak bunu kabul edemem, Muharrem Yılmaz
olarak da kabul edemem. Nasıl hepimiz çoluğumuza, çocuğumuza şerefli, haysiyetli
bir isim bırakmaya çalışıyorsak, -Sayın Başbakan da öyle değil mi? Çoluk çocuğuna
bir leke gelmesin diye uğraşmıyor mu? – ben de bırakamam çocuklarıma, vatanseverliği
sorgulanan biri olarak hatırlanamam, böyle bir şey bırakamam. Ben bu sözlerin inşallah
en kısa zamanda telafi edilip geri alınmasını diliyorum. Çünkü biz birbirimizi tanıma
fırsatı bulduk, benim samimiyetimi, vatanseverliğimi, ülkemi ne kadar sevdiğimi 
anlamış olmasını dilerim” ifadelerini kullandı.

Vatan hainliği söylemini reddettiğini söyleyen Yılmaz, “Budur esas olan. Diğerleri
benim ve kurumumun çalışmaları ve görüşleridir. Kurumumun birikimidir. Bunlardan
hareketle ekonomiyle ilgili, Türkiye’de refahın artmasıyla ilgili neler yapmak lazım
bunları söyledim. Şu konuda da uyardım: ‘Çok yıkıcı bir kavgada, kazananı olmayacak
bir kavgada enerjimizi tüketiyoruz’ dedim. Yapmayalım bunu. Dünya büyük bir yarış
içerisinde biz ülkemizi bu yarışta kuvvetlendirecek önlemleri nasıl alırız, ona 
uğraşalım…” diye konuştu.

**Muz cumhuriyeti de istemiyoruz ananas cumhuriyeti de**

Bugüne kadar kadar hep yapıcı yaklaştığının altın çizen Yılmaz, bütün söylediklerinin
de yapıcı olarak anlaşılmasını tercih ettiğini belirtti. “Yapıcı anlarsanız bunlardan
bir sonuç çıkartabilirsiniz” diyen Yılmaz, yapıcı anlanmaması halinde Türkiye’deki
kavga ortamının devam edeceğini dile getirdi. Yılmaz şöyle devam etti:
“Ben etmesini
tercih etmem doğrusu. Türkiye’nin de bunu tercih etmemesi lazım. Ben aynen şöyle
söyledim: Gözleri kör eden bu kavganın temelinde hukuk devleti, güçler ayrımı, temiz
siyaset gibi vazgeçilmez demokratik kavramlar konusundaki zaaflarımızın yattığı 
açıkken, bu meseleye sistemi, kurumları, alt üst ederek çözüm bulmaya çalışmanın
doğru olmadığını düşünüyoruz. Diğer yandan devletin güvenlikle ilgili kurumlarında
yaşananlardan sonra bu kurumların daha önce nasıl işlediğini bundan böyle nasıl 
işleyeceğini sorgulamadan da edemiyoruz. Emniyet güçleri ve yargı içerisindeki varlığı
ortaya çıkan gruplaşmaları ve bu gruplaşmaların örgütlü niteliğini devletin kurumsallığı
açısından kabul edilemez buluyoruz. Siyaset dışı örgütlenmelerin devlet kurumları
aracılığıyla siyaseti etkilemeye çalışması hepimizi tedirgin ediyor. Bunlar bence
ne anlama geliyor: Muz cumhuriyeti de istemiyoruz, ananas cumhuriyeti de istemiyoruz,
çağdaş, demokratik, hukukun üstünlüğünün hakim olduğu bir Türkiye istiyoruz. 
