# Yönetim kurullarının hisse fiyatlarına etkisi

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/yonetim-kurullarinin-hisse-fiyatlarina-etkisi-464yy/
- Yayımlanma: 2014-12-25T23:22:03+02:00
- Yazar: Dr. Ceyhun KIR

Türkiye’de yaklaşık 400 şirketin hisse senetleri Borsa İstanbul’da işlem görmektedir.
Bu şirketlerin piyasa değerleri hesaplanırken işlem fiyatları temel alınmakta ve
bu piyasa değeri de şirketler açısından bir başarı kıstası olarak öne çıkarılmaktadır.
Tüm hisse senedi piyasalarında, belirli bir dönemde piyasa değerini en fazla arttıran
şirket hem mevcut ortaklarının refahını yükseltmekte hem de potansiyel yatırımcıların
dikkatini çekmektedir.

 Hisse senedi yatırımcılarının duyarlı olduğu bu piyasa değeri hangi faktörler tarafından
belirlenmektedir? Bir başka ifade ile borsadaki hisse fiyatlarındaki değişikliklerin
dinamiği nedir? Elbette ilk akla gelen cevap, fiyatın belirleyicisinin hisseye gelen
arz ve talep olduğudur. Ancak arz ve talebin aslında bir sonuç olduğunu, asıl belirleyicilerin
arz ve talebi etkileyen faktörler olduğu belirtmeliyiz.

 Şirketin defter değeri, aktiflerin kalitesi, kaynakların vadesi ve maliyeti, insan
kaynağı kalitesi, yönetim kültürü, vizyonu, temel stratejileri, ana faaliyetlerin
etkili ve verimli yürütülmesi, gelecek öngörüleri ve yatırımları etkin piyasalarda
fiyatın temel belirleyicileri olarak öne çıkmaktadır.

 Konunun en can alıcı yönü belki de şirketin piyasa değerini belirleyen yukarıdaki
faktörlerin nasıl olumlu hale getirileceğidir. Bu faktörlerle ilgili kararların 
isabetli oluşu başarının temelinde yatmaktadır. Şirket organizasyonunun her kademesinde
doğru ve zamanında alınan kararların hepsi belirli oranlarda piyasa değerinin artmasında
etkili olduğu söylenebilir.

 Ancak en önemli payın, sorumluluğu yönetim kurulunda olan stratejik kararlardadır.
Bu nedenle, bir şirkette en önemli karar organının Yönetim Kurulu olduğun söylemek
yanlış olmayacaktır. Daha da ileri bir ifade ile bu karar organının, uygun nitelikte
oluşturulması ve etkili çalıştırılması hayati önem taşımaktadır diyebiliriz.

 Yönetim kurullarının anılan önemine atfen, çeşitli hukuki düzenlemelerde de bu 
karar organının oluşumu ve işleyişi ile ilgili hükümler yer almaktadır. Örneğin,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 375. maddesi, anonim şirketlerinin yönetim kurullarına
devredilmeyen görev ve sorumluluklar yüklemiştir.

 Bu devredilmez görev ve sorumluluklara baktığımızda da şirketlerin sürekliliği 
için liderlik etme ve gözetim gibi iki ciddi işlevin sorumluluğunun yönetim kurulunda
olduğu görmekteyiz. Diğer taraftan anılan Kanun’un 530. maddesi, yönetim kurulunu
oluşturamayan şirketlerin belirli bir mahkeme sürecinden sonra tasfiye edilebileceğini
hükme bağlaması, bu yönetim organını daha da önemli hale getirmektedir.

 Oluşturulması zorunlu olan böyle önemli bir kurulun; büyüklüğünün ne kadar olması,
kim tarafından nasıl oluşturulması ve yapısının ne olması gerektiği ise üzerinde
düşünmemiz gereken diğer bir konudur. Türkiye’de ticari hayatı ve şirket yapılarını
düzenleyen temel kanun olan Türk Ticaret Kanunu’nun 359. maddesinin birinci fıkrasında
yer alan “anonim şirketin bir ya da daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulu
bulunur” ifadesi, 1 kişiden oluşan yönetim kurullarına dahi olanak sağlamaktadır.

 Bununla beraber, sektörlere yönelik bazı özel kanun ve düzenlemelerle Yönetim kurulu
üye sayısına alt sınır getirilmiştir. Örneğin, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun
23. maddesi, bankalarının yönetim kurullarının “genel müdür dâhil 5 kişiden az olamayacağı”
hüküm altına almış, benzer şekilde Sigortacılık Kanunu’nun 4. maddesinin 1 fıkrası
da sigorta şirketlerinin yönetim kurullarında, genel müdür dâhil en az 5 üyenin 
bulunmasını zorunlu kılmıştır.

 Borsa İstanbul şirketlerin yönetim kurulları ile ilgili düzenleme sermaye piyasası
mevzuatında bulunmaktadır. Sermaye Piyasası Kurulu II-17.1 sayılı “Kurumsal Yönetim
Tebliği” 4.3.1 standardı borsa şirketlerinin yönetim kurullarında en az 5 üyenin
bulunması zorunluluğu getirmiştir.

 Hukuki zorunlulukların ötesinde, uygun büyüklükte ve etkili bir yönetim kurulunun
oluşturulmasının, piyasa değerinde istikrarlı bir artışı da beraberinde getirdiği
gerçeğini akademik çalışmalar da desteklemektedir. Ayrıca bu çalışmalarda her şirkete
uyan bir büyüklüğün olmadığı ve her şirket için uygun büyüklüğün şirketin öznel 
koşullarına bağlı olduğu tespit edilmiştir.

 Bir başka ifade ile optimal üye sayısı ölçek, sektör, şirket yaşı, piyasa koşuları
gibi değişkenlere göre değişiklik göstermektedir. Bu durumda, sürdürülebilir başarı
için her şirket, kendi koşullarına göre, faaliyetlerini etkili yürütebilecek üye
sayısına sahip bir yönetim kurulu oluşturmalıdır.

 Liderlik ve gözetim gibi faaliyetlerin etkili yerine getirilmesi ise şüphesiz kuruldaki
üye sayısının yanı sıra üyelerin nitelikleri ile de yakından ilgilidir. Eğitim, 
tecrübe ve ahlaki değerler bakımından iyi niteliklere sahip üyelerden oluşan bir
kurulun daha isabetli kararlar alacağı, daha gerçekçi hedefler belirleyeceği ve 
gözetim-denetim işlevini daha etkili yerine getireceği yeterince açıktır.

 Piyasa değerini istikrarlı olarak yükseltmek isteyen bir şirketin yönetim kurulunu,
hem üye sayısı bakımından uygun bir büyüklükte oluşturması hem de yüksek nitelikli
üyelerin kurulda yer almasını sağlaması gereklidir.

 Sonuç olarak hisse senedi yatırımcısı, yatırım kararı alırken sadece teknik ve 
temel analizle yetinmemeli, şirketin hayati kararlarını alan yönetim kurulunu da
analiz etmelidir. Yüksek niteliklere sahip üyelerden oluşan uygun büyüklükteki yönetim
kuruluna sahip şirketlerin hisselerine yatırım yapan yatırımcıların, orta ve uzun
vadede risklerinin daha düşük olduğunu gönül rahatlığıyla söylemek mümkün.

 Zira böyle bir kurulun aldığı kararların, şirketin piyasa değerini istikrarlı bir
şekilde yükseltme olasılığı daha yüksektir.
  
