# Küresel ekonominin “Aort Damarı” sıkışıyor: Hürmüz çıkmazı ve domino etkisi

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/zeliha-sarac-kuresel-ekonominin-aort-damari-sikisiyor/
- Yayımlanma: 2026-03-06T16:00:03+03:00
- Yazar: Zeliha SARAÇ

Dünya ekonomisi, pandemiden bu yana bitmek bilmeyen bir dayanıklılık testinden geçiyor.
Ancak 6 Mart 2026 sabahına uyandığımızda karşımıza çıkan tablo, sadece bir arz güvenliği
sorunu değil; modern ticaretin üzerine kurulu olduğu ana kolonlardan birinin sarsılmasıdır.

ABD-İsrail ekseni ile İran arasındaki gerilimin sıcak çatışmaya evrilmesi, korkulan
o senaryoyu gerçek kıldı: Hürmüz Boğazı kilitlendi.

Ortak Deniz Bilgi Merkezi’nin  paylaştığı veriler, durumun vahametini rakamlarla
tokat gibi yüzümüze çarpıyor.** **

Günlük 20 milyon varilden fazla petrolün geçtiği bir su yolunda, son 24 saatte sadece
iki genel kargo gemisinin geçiş yapmış olması, ticaretin durma noktasına” gelmesi
değil, kalbinin durması demektir.

**Enerji Piyasalarında “Karanlık” Fiyatlama**

Enerji piyasaları belirsizliği sevmez, ama bu sefer karşı karşıya olduğumuz şey 
belirsizlikten ziyade somut bir yokluk riski. Hürmüz Boğazı’nın devre dışı kalması,
küresel petrol arzının yaklaşık %20’sinin piyasadan çekilmesi anlamına geliyor. 
Bu durumun fiyatlar üzerindeki etkisi lineer değil, logaritmik olacaktır.

Piyasalar şu an sadece fiziksel petrolün eksikliğini değil, bu durumun ne kadar 
süreceğini fiyatlıyor. Brent petrolün üç haneli rakamlara yerleşmesi kaçınılmaz 
görünürken, doğalgaz ve gübre fiyatlarındaki artışın gıda enflasyonu olarak mutfaklara
yansıması çok sürmeyecektir. Gübre sevkiyatının durması, önümüzdeki iki çeyrekte
küresel tarım rejimini de felç etme potansiyeline sahip.

**Tedarik Zincirlerinde Yeni Bir Kırılma**

Hatırlarsınız, Süveyş Kanalı’nda karaya oturan bir gemi haftalarca dünyayı meşgul
etmişti. Hürmüz’deki durum çok daha derin. Burası bir kaza bölgesi değil, bir savaş
alanı. Gemilerin sigorta primleri astronomik seviyelere çıkarken, armatörler rotalarını
Ümit Burnu’na çevirmeyi tartışıyor. Ancak bu, lojistik maliyetlerin iki katına çıkması
ve teslimat sürelerinin 15-20 gün uzaması demek.

Şu an dünya ekonomisi, tam da enflasyonun belini kırdığımızı düşündüğümüz bir dönemde,
arz yönlü bir şok dalgasıyla yeniden karşı karşıya. Tedarik zincirindeki bu tıkanıklık,
sadece enerji değil; otomotivden elektroniğe kadar her sektörde ara malı krizini
tetikleyecektir.

**IMF’nin Sahneye Çıkışı: Yangın Var, Su Yetecek mi?**

IMF Başkanı Kristalina Georgieva’nın açıklamaları tam da bu noktada kritik bir önem
taşıyor. Georgieva, dış ödemeler dengesi bozulan ülkeler için devreye girmeye hazır
olduklarını belirtti. Peki, bu ne anlama geliyor?

Özellikle petrol ithalatına bağımlı gelişmekte olan ülkeler, enerji faturalarının
kabarmasıyla ciddi bir döviz açığı riskiyle karşı karşıya. Döviz rezervleri erirken,
yerel para birimleri üzerindeki baskı artacaktır. IMF’nin hazırız mesajı, aslında
küresel bir finansal erimenin önüne geçmek için atılmış proaktif bir adımdır. Ancak,
IMF kredileri bir pansumandır; asıl tedavi ticaret yollarının güvenliğinin sağlanmasıdır.

**Dünya Piyasalarını Ne Bekliyor?**

*Güvenli Limanlara Kaçış: Yatırımcılar riskli varlıklardan (hisse senetleri, kripto
paralar) uzaklaşıp altın ve ABD Doları gibi güvenli limanlara yönelecektir. Altın
fiyatlarında yeni tarihi zirveler görme ihtimali olabilir.

*Enflasyon ve Faiz Çıkmazı: Merkez bankaları zor bir kararın eşiğinde. Bir yanda
durma noktasına gelen büyüme , diğer yanda fırlayan enerji fiyatları. Yani Stagflasyon
hayaleti geri dönebilir.

* Jeopolitik Enerji Haritası: Hürmüz’ün kapanması, alternatif boru hatlarının (Doğu-
Batı hattı gibi) önemini artırırken, enerjide bağımsızlığın bir tercih değil, bir
milli güvenlik meselesi olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Hürmüz Boğazı’ndaki bu tek haneli geçişler , küresel ekonominin ne kadar ince bir
ipliğe bağlı olduğunun sembolü. Eğer diplomasi masası, savaş sahasının gerisinde
kalmaya devam ederse; 2026 yılı dünya ekonomi tarihinde “Büyük Tıkanma” olarak anılacaktır.

Yatırımcıların ve reel sektör temsilcilerinin, önümüzdeki haftalarda likiditeyi 
koruma ve risk yönetimine odaklanması hayati önem taşıyor.

Görünen o ki, ekonomi yönetimi artık sadece faiz ve enflasyon sepetinden ibaret 
değil; boğazdaki gemilerin sayısını takip etmek, bütçe raporlarını okumaktan daha
elzem hale geldi.
