# Tüketici Neden Tedirgin?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/zeliha-sarac-tuketici-neden-tedirgin/
- Yayımlanma: 2026-03-16T15:42:36+03:00
- Yazar: Zeliha SARAÇ

Ekonomi dediğimiz yapı, aslında bizlerin yani tüketicilerin kararlarından oluşur.
Markete gittiğimizde ne kadar harcadığımız, yeni bir araba alıp almayacağımız veya
geleceğe dair ne hissettiğimiz ekonominin gidişatını belirler. Ancak son açıklanan
veriler, bu gidişatın pek de iç açıcı olmadığını gösteriyor. Bloomberg HT Tüketici
Güven Ön Endeksi’nin Mart ayının ilk yarısında yüzde 10,46 gibi sert bir düşüşle
68,03 seviyesine gerilemesi, ciddiye alınması gereken bir sinyaldir.

Bu rakamlar bize şunu söylüyor: İnsanlar artık önünü göremiyor, harcama yapmaktan
korkuyor ve cebindeki parayı koruma derdine düşmüş durumda. Peki, ne oldu da tüketicinin
güveni bu kadar kısa sürede bu denli sarsıldı?

**Belirsizliğin Kaynağı: Savaş ve Bölgesel Gerilimler**

Ekonomik verilerdeki bu sert düşüşün en temel sebebi, yanı başımızda, Orta Doğu’da
ve özellikle İran ekseninde yaşanan savaş ortamıdır. Savaş, sadece askeri bir çatışma
değildir; aynı zamanda ekonomik bir depremdir. Sınırlarımızda bir çatışma yaşandığında,
bu durum doğrudan insanların psikolojisini etkiler. Yarın ne olacak sorusu, ekonomik
kararların önüne geçer.

Savaş ortamı demek, enerji fiyatlarının artması, tedarik zincirlerinin bozulması
ve dolayısıyla enflasyonun yükselmesi demektir. Mart ayının ilk yarısında tüketicilerin
enflasyon beklentilerinde görülen güçlü artış tam da bu korkudan kaynaklanıyor. 
İnsanlar, bölgedeki gerilimin fiyatlara zam olarak yansıyacağını çok iyi biliyor.
Bu beklenti oluştuğu andan itibaren de tüketici, kendini geri çekmeye başlıyor.

**Tüketim Eğilimindeki Sert Fren**

Verilerdeki en dikkat çekici kısımlardan biri, Tüketim Eğilimi Ön Endeksi’ndeki 
yüzde 17,24’lük devasa düşüştür. Bu endeks, insanların şu an otomobil, konut veya
dayanıklı tüketim malı (buzdolabı, televizyon gibi) almak için uygun bir zaman olup
olmadığını ölçer. Bu kadar büyük bir düşüş, vatandaşın Şu an hiçbir şey almanın 
zamanı değil dediğini gösteriyor.

Konut ve otomobil gibi büyük harcamalar, güvenin en yüksek olduğu zamanlarda yapılır.
Eğer bir kişi işini kaybetmekten korkuyorsa veya fiyatların nereye gideceğini kestiremiyorsa,
büyük borçların altına girmekten kaçınır. İşsizlik beklentilerindeki artış da bu
tabloyu tamamlıyor. İnsanlar hem fiyatların artacağından korkuyor hem de gelirlerinin
tehlikede olduğunu düşünüyor. Bu iki korku birleştiğinde, iç talep bıçak gibi kesiliyor.

**İç Talepte Yavaşlama Kapıda mı?**

Tüketici güvenindeki bu gerileme devam ederse, ekonomide “iç talepte yavaşlama” 
dediğimiz durum kaçınılmaz hale gelecektir. İç talep, bir ülkenin kendi vatandaşlarının
yaptığı harcamalardır. Eğer bizler alışverişi kesersek, mağazalar satış yapamaz;
mağazalar satış yapamazsa fabrikalar üretimi azaltır; fabrikalar üretimi azaltırsa
işsizlik artar. Bu, birbirini tetikleyen bir zincirdir.

Şu anki veriler, Mart ayının geri kalanında da bu eğilimin sürebileceğini işaret
ediyor. 68,03 seviyesine inen tüketici güveni, halkın genelinin ekonomik gidişata
dair karamsar bir ruh hali içinde olduğunu kanıtlıyor. Beklenti endeksinin de yüzde
11,32 azalarak 67,11’e düşmesi, insanların sadece bugünden değil, gelecek aylardan
da umutlu olmadığını gösteriyor.

**Çözüm Nerede?**

Ekonomide güveni yeniden inşa etmek, bozmaktan çok daha zordur. Güvenin geri gelmesi
için öncelikle dış dünyadaki belirsizliklerin, yani savaş riskinin azalması gerekir.
Ancak sadece dış etkenlere odaklanmak da yeterli değildir. İçeride de enflasyonla
mücadelede kararlılık gösterilmesi ve işsizlik korkusunu azaltacak politikaların
uygulanması şarttır.

Vatandaş, parasının değerinin korunacağını bilmek ister. Fiyat istikrarı sağlanmadan
tüketici güveninin kalıcı olarak artması mümkün değildir. Ayrıca, piyasalarda öngörülebilirliğin
artması gerekir.

Bu veriler  ekonomik aktivitenin yavaşlayacağına dair somut bir kanıt. Savaşın yarattığı
tedirginlik, tüketicinin elini kolunu bağlamış durumda.

Önümüzdeki haftalarda yaşanacak gelişmeler dünya ekonomisi açısından da oldukça 
kritik..

Özellikle petrol fiyatlarının etkisinin  enflasyona nasıl yansıyacağını görmeli 
ve Merkez bankalarının sinyallerini yakından takip etmeli.. Merkez bankalarının 
faiz konusundaki tutumu 2026 ikinci yarısında bize daha net bir tablo sunacaktır.
