Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti'nin seçim manifestosunu açıkladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan AK Parti İstanbul 6. Olağan İl Kongresi’nde AK Parti’nin 24 Haziran seçim manifestosunu açıkladı.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:

1071 Malazgirt zaferinden beri bu topraklar bize yurt oldu, vatan oldu. Bizi biz yaptı. Bizim devletimiz Söğüt'te yörük çadırlarında kuruldu. Dedem Osmangazi’nin rüyası hakikat oldu. Devletimiz adalet sevdasıyla büyüdü.

Bursa ve Edirne’de zamana kök saldı. İstanbul’da yeni bir çağın kapısını açan müjdelenmiş ordu bizim ordumuzdu. Sultan Fatih bizim ceddimizdi. Süleymaniye’nin kubbelerinde bizim tekbirlerimiz yankılandı.

Kudüs’ü alan Selahaddin Eyyubi bizdik. Kan ile alınan toprak parayla satılmaz diyen Abdülhamid bizdik. Çanakkale’de 7 düvele meydan okuyan, canını veren ama düşmana geçit vermeyen bizdik. Sırtladığı top mermisiyle kahramanlık destanı yazan Seyit Onbaşı bizdik. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘size ölmeyi emrediyorum’ dediğinde ok gibi siperlerinden fırlayan aslanlar bizdik.

Maraş’ta Sütçü İmam, İzmir’de Hasan Tahsin, Erzurum’da Nene Hatun, Antep’te Şahin Bey bizdik. Bu yurdun namusunu işgalcilere çiğnetmeyen bizdik. 1920’de Meclisimizi açarken dua dua yakaran bizim ellerimiz, bizim kalbimizdi.

1923’te Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde devletimizin yönetim şeklini cumhuriyet olarak ilan eden bizim irademizdi.

"HER DARBEDE HAPSE DÜŞEN, ZULÜM GÖREN ACI ÇEKEN BİZ OLDUK"

27 Mayıs darbesi bize yapıldı. Dar ağacına çekilen de bizim irademizi. 12 Mart muhtırası bize verildi. 12 Eylül darbesi bizi hedef aldı. 28 Şubat’ta milletin inancını boğmaya kalkıştılar. Her darbede hapse düşen, zulüm gören acı çeken biz olduk. Varlığımıza birliğimize dirliğimize refahımıza huzurumuza kast ettiler. Yılmadık, yıkılmadık. Mücadeleden bir adım geri durmadık. Erdem, irade ve cesaretle Türkiye’yi şahlandırdık.

Hep birlikte büyüdük, hep birlikte özgürleştik. Biz durmadık, onlar da durmadı. Bir gece 27 Nisan 2007’de bu kez bir e-muhtıra ile karşımıza çıktılar. Milli iradeye, sivil siyasete gölge düşürülmesine fırsat vermedik. Biz ülkemizi güçlendirdikçe, milletin emanetine sahip çıktıkça onlar daha da öfkelendi.

"DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR DİYE HAYKIRDIK"

Milli iradesine pranga vurmak isteyenlerle mücadele ederken, onların küresel efendilerine eyvallah etmedik. Küresel düzenin haksızlıklarına karşı ‘dünya 5’ten büyüdük’ diye haykırdık. Gazze’deki Arakan’daki Suriye’deki Somali’deki Bosna’daki katliamlara karşı hem gür bir ses verdik, hem taşın altına elimizi koyduk. Katliamları sadece gündeme getirmekle kalmadık. Hesabının sorulmasını sağlayacak mekanizmaları da harekete geçirdik. Kendi imkanlarımızla vicdanın sesi, mazlum coğrafyaların umudu olduk. Bugün dünyanın en çok insani yardım yapan ülkesi biziz.

Milli davamız KKTC konusunda her zaman yüksek hassasiyetimizi koruduk. Mazlum Filistin halkının davasını her platformda savunduk. Davos’ta işgalcilere karşı ‘one minute’ dedik. ‘One minute’ önemli bir istasyondu. Milyonlarca muhacire hiç tereddüt etmeden kapılarımızı açtık. Evimizi ekmeğimizi paylaştık. Milletimiz ve tüm kardeşlerimiz için doğru bildiğimiz yoldan şaşmadan mücadelemize devam ettik.

"ŞER CEPHESİ YENİDEN HAREKETE GEÇTİ"

Türkiye ekonomisini büyüttükçe IMF’den borç alan değil borç veren haline geldikçe, köprüler, tüneller, barajlar, havalimanları, yollar, hızlı tren hatları, eğitim, sağlık, enerji yatırımlarıyla ülkemiz sınıf atladıkça bize olan öfke ve tahammülsüzlük daha da kabardı.

2013 yılında ekonominin her alanında en yüksek rakamları yakaladığımız dönemde şer cephesi yeniden harekete geçti.

“MERKEZ BANKAMIZIN DÖVİZ REZERVİ ŞU ANDA 114 MİLYAR DOLAR”

Şimdi benden duyuyorsunuz, bilmeyenlere söyleyin. Göreve geldiğimizde IMF’ye borcumuz 23,5 milyar dolardı. Merkez Bankası döviz rezervi 27,5 milyar dolardı. 2013’te IMF’ye olan bu borcu sıfırladık. Şu anda IMF’ye borcumuz yok. Ve merkez bankamızın döviz rezervi şu anda 114 milyar dolar. Buraya çıktık.

“MİLLETİMİZİN ENGİN FERASETİNE GÜVENDİK”

Gezi kalkışmasıyla istikrarımıza kast ettiler. Şehirlerimizi talan ettiler. Demokrasimizi hedef aldılar. 17-25 Aralık’ta devletimize sızmış ihanet şebekesiyle irademizi teslim almaya kalktılar. Ne yaptılarsa teslim olmadık. Milletin emanetini çiğnetmedik. Her zaman hakkın gücüne inandık. Milletimizin engin ferasetine güvendik. Cumhurbaşkanı seçilişimiz hemen ardından bölücü terör örgütlerinin düğmesine basıldı. 6-8 Ekim olaylarında 50 canımızı şehit verdik. Ömürlerinin baharında kalleşçe şehit edilen Yasinler bizdik.

“251 KARDEŞİMİZİ ŞEHİT ETTİLER”

Takvimlerin 15 Temmuz’u gösterdiği gece bu sefer tanklarla, toplarla, savaş uçaklarıyla üzerimize geldiler. Devletimizin silahlarıyla milletimizin canına kast ettiler. Türk milleti tek vücut olup kendilerine karşı geldiğinde de 251 kardeşimizi şehit ettiler. 2193 kardeşimizi yaraladılar. Bu ülkenin gördüğü en büyük ihaneti, en cesur direnişle milletimizle birlikte başarısızlığa uğrattık. Biz 15 Temmuz gecesi çıplak elleriyle tankları durduranlarız. Sizleri kutluyorum. Siz o gece ölümü öldürdünüz. Biz 15 asırdır okçular tepesini bekleyenleriz. Biz o al sancağın bekçileriyiz. Bu toprakları kanlarıyla yoğurarak vatan kılanlarız. Şehitler tepesini boş bırakmadık, boş bırakmayacağız.

Ülkemizi içeride çökertemeyince sınırlarımızı terör koridoruyla kuşatmaya kalktılar. Kiralık katillerin başını inlerinde ezdik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla terör koridorunu paramparça ettik. Sadece ülkemizin güvenliği değil, komşularımızın, dostlarımızın huzuru selameti bizim meselemizdir. Ülkemizi hedef alan tüm planları nasıl bozduysak, bundan sonra da aynı kararlılıkla bozacağız.

Cudi’de biz vardık, Gabar’da biz vardık, Tendürek’te biz vardık. Gerektiğinde Kandil’de biz vardık. İnlerine girdik ve bu teröristleri etkisiz hale getirdik.

“HEP BU AŞK VE SEVDA İLE ÇALIŞTIK”

AK Parti’yi kurarken biz ne dedik? Biz Türkiye’nin dünü bugünü yarınıyız dedik. Türkiye’nin Kızılırmak’ı Harran’ı Sakarya’sıyız. Yunus’u Mevlana’sı Pir Sultan’ıyız. Biz Türkiye’yiz. İşte bu sözle ve biz millete efendi değil hizmetkar olacağız diyerek yola çıktık. Hep bu aşk ve sevda ile çalıştık. 16 yıllık yolculuğumuzda bu sözümüze sadık kaldık. Yıllar önce tahliye olduktan sonra bize karşılamaya gelenlere şöyle seslenmiştik. “Ülkemizin yüz yüze olduğu iç sorunlarla, uluslararası sorunlarla başa çıkabilmenin en önemli şartı milletin desteğine sahip milli politikalar geliştirmektir. Yerli duruşa, milli duruşa şiddetle ihtiyaç var” demiştim. Evet, bu sözlerimin üzerinden tam 19 yıl geçti. Bu yolda milletimizle birlikte yürüdüğümüz için bahtiyarım.